Hemen belirteyim, Oğuzhan Asiltürk Milli Görüş’ün önemli simalarından birisidir ama artık aktif bir politikacı değil. Dolayısıyla Asiltürk’le ilgili yazı yazmanın çok da isabetli bir tutum olmadığının farkındayım. Hele de ülkenin insanları açlık ve sefaletle boğuşurken…

Ancak küçük de olsa böyle bir yazı yazmaya hakkım olduğu kanaatindeyim. Hikaye şöyle; yıl 1972 Bursa Yıldırım Beyazıt Lisesi orta sondayım, öğleye kadar okula gidiyorum sonra da MSP il binasını açıp hem ders çalışıyorum, hem de partiyi açık tutuyorum. Milli Nizam Partisi’nin kapatılmasıyla Necmettin Erbakan siyasi yasaklı duruma düştüğü için MSP’nin genel başkanlığını Süleyman Arif Emre yürütüyordu. Şimdi o günden bugüne kadar geçen zamanı bir film şeridi gibi seyredince görüyorum ki, hayatımda ilk ve son kez kez bir genel başkanın makam arabasına orta son öğrencisiyken binip onunla birlikte İnegöl’deki Erbakan konferansına gitmişim. Çok önemli değil elbette, sadece hayatımızın bir anını yansıtan küçük bir fotoğraf o kadar…

Kuşkusuz hatıralar denizinde gezinti için böyle bir yazı yazmaya girişmiş değilim. Ancak son günlerde Cumhur İttifakı ile flörtleşen Saadet Partisi YİK Başkanı Oğuzhan Asiltürk’ün şu sözlerini okuyunca doğrusu dayanamadım: “Şu anda bize hiçbir parti kötü davranmıyor. O da benim çalışmalarımdan dolayı.” Asiltürk’ün en can alıcı cümlesi bu belki ama, aslında konuşmanın tamamına bakıldığında, herkesin geçmişi unutması ve bugüne bakması gerektiği gibi daha manidar değerlendirmeleri olduğu da görülecektir.

Yani Asiltürk bütün Milli görüşçülere demek istiyor ki “28 Şubat’ı unutun”, dönemin Başbakan Yardımcısı olan Devlet Bahçeli’nin başörtüsü ve Fazilet Partisi ile ilgili hakaretlerini de unutun ve bugün iktidarın gerçek sahipleri olan Bahçeli ve Doğu Perinçek’e kalbinizi ısındırın…

İyi güzel de 31 Mart ve 23 Haziran seçimleri öncesinde Cumhur İttifakı koro halinde Saadet Partisi’ni “terör yandaşı” olarak suçlarken, bu Türk büyüğü Oğuzhan Asiltürk bir kez olsun “Milli Görüş’ü yok etmeye sizin gücünüz yetmez” diyemedi? Acaba neden korktu mu, yoksa arka odalarda Saadet Partisi’nin de bilmediği başka faaliyetler mi vardı?

Milli Gazete Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Kurdaş, TV5’te 28 Şubat ile ilgili değerlendirmelerde bulunurken Bahçeli konusunda ilginç arşiv bilgileri veriyor: “Devlet Bahçeli çok kritik zamanlarda çok kritik ve ilginç işler yapıyor. Bahçeli’nin Cumhur İttifakı içinde bulunarak devlet içinde etkin rolde olması dahi 28 Şubat sürecinin devam ettiğini gösterir. Çünkü 28 Şubat sürecinin aktörlerinden biri de Devlet Bahçeli’dir. Nitekim Devlet Bahçeli’nin çok kritik açıklamaları olmuştur. Başörtüsü ve sonraki süreçle ilgili çok ilginç açıklamaları olmuştur. Milli Gazete 2000 yılının Haziran ayındaki nüshası ‘Bahçeli Şaşırtmadı’ manşetiyle çıkmıştır. Başbakan yardımcısı olarak çağdaş olmayan kıyafete izin yok demiş ve başörtüsünü çağ dışı bir kıyafet olarak tanımlamıştır. ‘Fazilet Partisi nadasta kalsın’ açıklamasını yapan da Bahçeli’dir.”

İtiraf etmeliyim ki Bahçeli ferasetli bir siyasetçiymiş, daha o günlerden 2021 Türkiye’sinde halen hükmünü icra etmekte olan “28 Şubat’ın hayaleti”ni görmüş ve 28 Şubat’taki çizgisini hiç değiştirmeden AK Parti iktidarıyla omuz omuza durmayı başarabilmiş…

AK Parti iktidarının ne kadar zor günler yaşadığını ve bugün kimlerle kol kola yürüdüğünü iyi anlayabilmek için, sanırım bu fotoğraf karelerini yan yana koymak yeterli olacaktır. Bu fotoğraflar ve Oğuzhan Asiltürk’ün özel gayretleri AK Parti-Bahçeli-Doğu Perinçek ittifakını kurtarmaya yeter mi bilemem ama, ortaklar Asiltürk’e büyük bir ihtimam göstermeli, mümkünse seçim öncesi ortak mitingler yaparak bu eski ve artık türü tükenmekte olan siyasetçiyle birlikte kol kola kürsüye çıkmalıdırlar…