Mehmet Ocaktan

Karar



Bookmark and Share

Caz sizi çağırıyor eminim kalbinize iyi gelecek


24.6.2018 - Bu Yazı 157 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 İstanbul yedi tepesiyle, surlarıyla, mimari şaheserleri ve kültürel zenginliği ile muhteşem bir şehir. Ama bu şehrin bir başka özelliği ve güzelliği daha var; o da İstanbul Caz Festivali... Müzikle örülmüş başka bir hikaye bu, Caz Festivali her sene kalbinizi hayatın en müstesna anlarına götürür ve sizi bu şehre aşık eder.

İstanbul Caz Festivali, bu sene 10 Temmuz’da Nick Cave and The Bad Seeds’i konuk ediyor. Siyasetin hayatımızın ritmini değiştirdiği şu günlerde, herhalde bundan daha güzel bir haber olamazdı. Tam 14 yıl önce yine İstanbul’daydı Nick Cave. Ve şimdi yeniden bu şehri aydınlatmaya, acılarla örülmüş müziğini paylaşmaya geliyor.

***

Şimdiden Nick Cave’in müziği ile başka bir aleme yolculuğa hazırlıyorum, yine gelecek ve her zaman olduğu gibi sözlerin üzerinde dans edecek. Hayatın ona hazırladığı acılarla yaşamayı başaran ve kendi gerçeklerinin peşinden giden Nick Cave diyor ki: “İnsanlar belki müziğimi sevebilirler fakat benim gibi olmak isteyeceklerini düşünmüyorum.”

Bilindiği gibi Nick Cave’in ilk grubu The Birthday Party, Avustralya’da anglo-sakson punk ruhu içinde doğdu. Yani başta eğitim ve aileye olmak üzere bütün kurumlara isyan edişin hikayesi bir bakıma punk ruhu... Ve bu ruh  80’lerde yerini daha yaratıcı sanatsal, ağırbaşlı, edebi, karmaşık, sofistike indie müziğe bırakır. Bu rüzgar tüm 80’ler ve 90’lı yılların başı boyunca etkisini devam ettirir.

İşte Nick Cave böyle bir ortamda Avustralya’da 70’lerin sonunda sahnede korku hikayeleri anlatarak ve kendini yerlere atarak yaptığı dikkat çekici gösterilerle adından bahsettirmeyi başardı. Ve tabii ki esas itibariyle Cave Birleşik Krallık yıllarında efsaneleşmiştir.

Dönemin müzikal eğilimlerinin içine doğan Nick Cave ve arkadaşları, zaman içinde evrilmeyi de birlikte yaşadılar.

Bu evrilmeye paralel olarak 1984’de The Birthday Party dağıldı ve aynı gruptaki elemanların çoğunluğunun da içinde olduğu Nick Cave And The Bad Seedsdoğmuş oldu.

1997’te The Boatman’s  Call albümü ile artık deneysel olanla bağını tümden kopararak geleneksel şarkı formunu kullanmaya başlar ve gelenekselle barışır. Ona göre asıl özgün olan, geleneksel form içinde kalarak söylemek istediğini söyleyebilmektir.

The Bad Seeds ile gerçekleştirdiği her albümde hikâyesinin yeni bir bölümünü tamamlayan Nick Cave, yeni bir evreye geçmek için önce içindeki hayaletleri gömmüş ve geride bıraktıklarıyla arasına duvar örmeyi başarmıştır.

“Let Love In” (1994), diğer tüm Nick Cave albümlerinden farklı bir özelliğe sahiptir. Bir kere bu albümün içinde “Red Right Hand” gibi bir başyapıt bulunmaktadır. Nick Cave bu albümde adeta bir cambaz gibi güzellikle çirkinliği, acımasızlıkla nezaketi mükemmel bir dengede buluşturarak müziğine yansıtmıştır.

Skeleton Tree albümü Nick Cave’in sanatsal kariyerinin zirvesi konumundadır adeta. Bu albümün yapım aşamasında Nick Cave, ikiz çocuklarından Dave’nin uçurumdan düşerek hayatını kaybetmesiyle birlikte hem bir trajediyi, hem de yeniden doğuşu yaşamıştır.

***

Skeleton Tree albümünü değerlendirirken belki de şunun altını özellikle çizmek gerekiyor; bu albüm Nick Cave’in yaşadığı çok zor acıların atlatılması açısından bir terapi özelliği taşımaktadır. Her ne kadar sözleri yaşanan elim olaydan önce yazılmış olsa da Cave’in sesi, yaşanan acılardan yansıyan trajedinin bir özeti gibidir adeta...Albümün giriş şarkısı Jesus Alone’deki şu nakarattaki ifadeleri duyduğunuzda kalbinizin yerinde olup olmadığını kontrol etme ihtiyacı hissedersiniz... “With my voice I am calling you.” Eminim bu şarkının sözlerinden bir bölümünü okumak kalbinize iyi gelecektir:

/Gökyüzünden düştün

Bir tarlaya çakıldın

Adur nehrinin yakınında

Yerden çiçekler fışkırıyor

Koyunlar fırlıyor annelerinin rahminden

Köprünün altındaki bir delikte

O iyileşiyor, kilden ve küçük dallardan maskeler yaptı

Sen damlayan ağaçların altında ağladın

Bir denizkızının boğazına hayalet şarkısı yerleşti

Sesimle seni çağırıyorum

Uyanan bir genç adamsın

Senin olmayan kanla örtülü

...............

Gözyaşı kanallarını hasat eden 
Afrikalı bir doktorsun

Tanrıya inanıyorsun ama şimdi bu inanç nedeniyle özel bir muafiyete sahip değilsin

Ateşin başında oturan yaşlı bir adamsın

Denizin üzerinde yiten bir sissin

Yaratıcının aklındaki uzak bir anısın, görmüyor musun?

Sesimle seni çağırıyorum

Sesimle seni çağırıyorum/

Facebook Yorumları

reklam
19.10.2018
İslam düşüncesinde muhalefet pek makbul değildir
17.10.2018
Özgürlük fukaralığını kendimize bile itiraf edemiyoruz
15.10.2018
Brunson için yazdığımız yerli ve milli hikaye
14.10.2018
Hz. Danyal’ın öğüdü ve Ömer Dinçer’in ahlâki ekseni
12.10.2018
Demokrasiyi boşverin Suud’ta yaşayın...
10.10.2018
İslam hem din hem devlettir ama...
8.10.2018
Keşke bu kadar çok ve gereksiz üniversitemiz olmasa
7.10.2018
Aşkına ihanet ettiğimiz şehir İstanbul...
5.10.2018
Keşke McKinsey’e mecbur kalmasaydık
3.10.2018
Din, devlete dokunulmazlık zırhı giydirme aracı olamaz
2.10.2018
McKinsey’le çalışmak yerli ve milli olmaya mani mi?
28.9.2018
‘Milliyetçilik hastalığı’nın ilacı AB projesiydi...
26.9.2018
Demokrasi herkesi hizaya sokma rejimi olamaz
24.9.2018
Neden yeniden bir başarı hikayesi yazılmasın ki...
21.9.2018
Huri kapmak için demokrasiye ihtiyaç yok
19.9.2018
Kültürel kodlarımız demokrasi için uygun mu?
16.9.2018
Yahya Kemal yetmezse biraz da David Bowie
14.9.2018
Gelecek nesiller bugünün dindarlarını nasıl görecek
12.9.2018
Hans ve George’un tasarrufu mu doğrudan yabancı yatırım mı?
10.9.2018
İslami ya da seküler demokrasi ayrımı olur mu?
7.9.2018
Putin-Esad el ele güzel günlere
5.9.2018
Mazoşist dindarlık’ içselleştirilmiş bir kölelik olabilir mi?
3.9.2018
Siyaset Tanrı adına mı, ümmetten alınan yetkiyle mi yapılmalı?
2.9.2018
Şimdi çok uzaklarda kalan eski resimlerdeki şiirler
31.8.2018
Türkiye’ye yeni bir başarı hikayesi lazım
29.8.2018
‘Gökler ve yer adalet üzerine duruyor’
27.8.2018
Döviz hutbesini ahali nasıl değerlendirir?
24.8.2018
Müslüman dünyanın Kur’an’ı anlama krizi
22.8.2018
Fetvalarla insan haklarını inşa edemeyiz
20.8.2018
Makul olan Trump ve Putin değil Avrupa basireti
17.8.2018
Müslüman aydınların zor sınavı
15.8.2018
Batı düşüncesindeki gelişmelere nasıl bakmalı?
13.8.2018
‘Her şeyin çözümü İslam’da var’ demek çözüm için yeterli mi?
10.8.2018
Diyelim ki ‘demokrasi masalı’nın sonu geldi...
8.8.2018
Yapay zeka çağında bile Esad kazanıyor
6.8.2018
Kolay dindarlık dinin ve ahlakın özüne galip gelirse…
3.8.2018
Eğitimdeki bu tabloyu değiştirmeliyiz
30.7.2018
Demokrasinin zaafları var, ama alternatifi...
27.7.2018
Din-hukuk-siyaset ve ahlâk arasında nasıl bir ilişki olmalı?
25.7.2018
Hayatın dışında bir ‘İslami yönetim’ olabilir mi?
23.7.2018
Demokrasi-İslam uzlaşması elzem midir?
22.7.2018
Keşke milli olmaya Türkçe’nin o derin ırmağından bakabilsek
18.7.2018
İslam siyaset düşüncesinde hilafet ve iktidarın kaynağı
16.7.2018
Batı dünyasının bakmayı hiç denemediği açı
15.7.2018
Esfeli safiline karşı sadece kalbi ile direnenler kazandı
13.7.2018
Kibrit kutusundaki din algısıyla nereye kadar
11.7.2018
Ve ben de tarihin değişimine tanıklık ettim
9.7.2018
Yeni dönemi Erdoğan’ın yeni söylemleri şekillendirecek
8.7.2018
Türk musikisiyle başka bir aleme uyanmak...
6.7.2018
Pozitif hukuk ilahi yasaya aykırı değildir
4.7.2018
Şark’ın irfanı sistemli tefekkürle buluşabilir mi?
2.7.2018
Neden İslam siyaset teorisi üretemedik?
29.6.2018
Demokrasiye ve millet iradesine küsülmez
27.6.2018
Yeni sistem sağlıklı kurulursa demokrasi kazanır
25.6.2018
Seçim bitti şimdi huzur ve istikrar zamanı
24.6.2018
Caz sizi çağırıyor eminim kalbinize iyi gelecek
22.6.2018
Siyaset için illa kavga etmek zorunda mıyız?
20.6.2018
İslam siyaset düşüncesindeki muhafazakarlık demokrasiye engel
18.6.2018
Bence de Türkiye MHP’siz yönetilemez!
15.6.2018
Bugün merhametle ve adaletle buluşma zamanı
13.6.2018
Abesle iştigali bırakıp 25 Haziran sabahını düşünelim
11.6.2018
Sayın Bahçeli seçime gidiyoruz savaşa değil
8.6.2018
Çözülemeyen sorunların tek müsebbibi dış düşmanlar...
6.6.2018
Bu vicdani perişanlığın çaresi yok mudur?
4.6.2018
Müslümanlar neden Halifeyi otoriterleştirdi?
3.6.2018
Kapitalizmin değerleri üzerinde tepinen anarşizmin asi çocukları
1.6.2018
Reformist AK Parti özlemi ihanet değildir
30.5.2018
Dolara kafa attık olmadı, sonunda Mehmet Şimşek nöbete
28.5.2018
Yeniden IMF’nin müşterisi olmayı hiç istemeyiz
27.5.2018
Seviyesizliği meşrulaştıran zihniyet iklimi
26.5.2018
Demek ki dolar kafa tutarak düşmüyormuş...
23.5.2018
Partilerin vekil tercihleri ve değişim arzusu
21.5.2018
Cezaevlerinde isyan çıkarsa Bahçeli ne yapar?
20.5.2018
Hep lanetliyoruz ve anlaşmalar imzalıyoruz
19.5.2018
Keşke orucumuza reytingci hocalar musallat olmasa...
14.5.2018
Cehaletin sanatı da siyaseti de olmaz
13.5.2018
Temel Bey’in siyasete getirdiği üslup nezaketi
11.5.2018
Küçük adam’ ve IŞİD pazarlamacısı arkadaşları
9.5.2018
Bu seçimde ‘huzur’ vaadi’ fark yaratabilir
7.5.2018
AK Parti reformcu kimliğine geri dönebilir mi?
6.5.2018
Bugün siyaseti unutun, durun ve müziği dinleyin
4.5.2018
İttifaklar Meclis’in önemini artırabilir
2.5.2018
Parti aidiyeti uzlaşma kültürünün önünü kapatırsa...
30.4.2018
Demek ki adaylık işlerine ‘üst akıl’ bakmıyormuş...
29.4.2018
Siyasetçiler için zorunlu caz ve rock dersleri
27.4.2018
Cemaat kültürüyle demokrasi inşası mümkün olmuyor
25.4.2018
Her şeyi mutlaka gerilim hattında mı tartışmalıyız?
23.4.2018
Endişeye gerek yok Türkiye’nin ekseni değişmez
20.4.2018
Siyasetin matematik profesörü Devlet Bahçeli
20.4.2018
Siyasetin matematik profesörü Devlet Bahçeli
18.4.2018
Bahçeli’nin erken seçim telaşının şifreleri
16.4.2018
Demek ki Suriye’de tek patron Rusya değilmiş
15.4.2018
Edebiyatsız bir dünya hayal edebilir misiniz?
13.4.2018
Trump dünya ile dalga mı geçiyor?
11.4.2018
Bu manyağı durduracak bir güç yok mu?
9.4.2018
Peygamber, iktidarı hiçbir zaman mutlaklaştırmadı
8.4.2018
Her şairin ölümüyle biraz daha yalnızlaşıyoruz
6.4.2018
İslam devleti hayalinin altından IŞİD karanlığı çıkar mı?
1.4.2018
Söyleyin bana nasıl bir dünya burası?
30.3.2018
Uçurumun kıyısındaki demokrasi
28.3.2018
Liberal demokrasiye kısa bir mola mı?
26.3.2018
Hz. Peygamberin ‘ümmet’ tanımını anlayabildik mi?
23.3.2018
Beyler ayağımızın altındaki toprak kayıyor!
21.3.2018
Keşke hocalarımız İmam-ı Azam’ı anlayabilse...
19.3.2018
Keyfiliğin tek çaresi hukukun üstünlüğü
16.3.2018
Nurettin Yıldız’dan özür dilemeyi çok isterdim
14.3.2018
Modernleşme maceramız ve Gökalp’in ülküsü
12.3.2018
Din değil yobaz zihniyet güncellenmeli
9.3.2018
Yapay zeka dijital diktatörler yaratır mı?
7.3.2018
Dindarların fanatizmle imtihanı
5.3.2018
Demokraside evrensel kalite çok yakındı ama...
4.3.2018
‘Tut yüreğimden anne’ diyebilmek ne güzel...
2.3.2018
28 Şubat darbesinin henüz kapanmayan defteri
28.2.2018
Herkesin kendine göre bir Abdülhamid’i var...
26.2.2018
Hukuk ve adalet tarihin en kadim arayışı...
23.2.2018
OHAL neslinin nasıl bir Türkiye hayali olur?
21.2.2018
Rusya’nın PKK-YPG’yi terörist ilan etmemesi boşuna değilmiş
19.2.2018
Batı ile normalleşme provasının anlamı
18.2.2018
Sezai Karakoç Mozart ve Mona Roza’lı bir gece...
16.2.2018
Hz. Peygamber adildi ve özgür bireyler yetiştirdi
14.2.2018
‘Yapay zeka’ ile demokrasinin de sonu gelir mi?
12.2.2018
İdeolojik nesiller yapay zekayı nasıl anlayacak?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.