Mehmet Ocaktan

Karar



Bookmark and Share

Reformist AK Parti özlemi ihanet değildir


1.6.2018 - Bu Yazı 221 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 İnsan fikri ve zihni anlamda sürekli tekamül içinde olan bir varlık. Çünkü insan her gün yeni bilgilere ulaşarak eşyaya, tabiata ve insana ilişkin zihin dünyasını zenginleştirme kabiliyetine sahiptir. Ancak bu bilgi çeşitliliği ve de değişim, hiçbir zaman fikri savurulma anlamına gelmemektedir. Yani insanın yeni düşünce iklimleriyle buluşup kültürel müktesebatını zenginleştirmesi, fikri istikametinden sapması demek değildir.

***

Bu konunun daha anlaşılır hale gelmesi için somut örnekler üzerinden izah etmekte yarar var. Diyelim ki herhangi bir partinin geçmişteki duruşuyla halihazırdaki performansını kıyaslayan ve hatta eleştirel yaklaşım sergileyen siyasi bir analiz yaptınız. Hemen anında itirazlar yükselecektir: “Geçmişte bu partiyi ve liderini öven yazılar yazmıştınız, oysa şimdi eleştiriyorsunuz. Ne değişti de şimdi böyle bir tavır içine girdiniz.” Kuşkusuz bu cümlenin mantıki olduğunu söylemek mümkün değil. Bir kere insanlar da, kurumlar da her zaman hata yapabilirler, hatta belli bir dönem sonra yola çıkarken belirledikleri ilkelerin çok uzağına da savrulabilirler.

Dolayısıyla bir analizci, işin başında olumlu eleştirilerde bulunduğu, övdüğü bir siyasi partiyi ya da lideri hata yapsa da dünyanın sonuna kadar göklere çıkarmak zorunda değildir. Ayrıca hatalar üzerinden yapılan eleştiriler yıkıcı değil, tam aksine o partiyi ilkeler anlamına motive edici olacaktır. Burada önemli olan; eleştiriyi yapanın geçmişte olumladığı özellikler temelinde ilkesel bir tutarsızlığa düşmemesidir.

Konuyu biraz daha özelleştirerek ifade edeyim; ben bir AK Partiliyim ve 2011’e kadar AK Parti’nin uygulamalarını öven çok sayıda yazı yazdım. Hiç tereddütsüz şunu söyleyebilirim; evet AK Parti 2011 yılına kadar roformist bir partiydi, Türkiye bu dönemde ekonomik ve demokratik alanda büyük atılımlar gerçekleştirdi.

Geçenlerde bir okur eski yazılarımdan bu paragraf gönderdi, diyor ki “Geçmişte AK Parti’yi öven yazılar yazdın, Tayyip Erdoğan’ı ‘devrimci lider’ olarak tanımlayan yazılar kaleme aldın. Ama bugün başka türlü yazıyorsun, bu nasıl oluyor.” Evet o yazılarımın aynen arkasındayım, o günlerde Erdoğan kelimenin tam anlamıyla ‘devrimci’ bir liderdi. Dolayısıyla ilk dönemdeki reformist AK Parti’yi özlemek ve bu çerçevede uyarıcı eleştirilerde bulunmak kesinlikle bir ihanet değildir.

Bugünkü yazılarımı dikkatle okuyanlar, AK Parti’nin yola çıkarken demokratik değerleri ve hukukun üstünlüğünü önceleyen bir parti olduğunu özellikle vurguladığımı göreceklerdir. Ancak hemen belirtmek gerekiyor ki, bugün AK Parti kendi kuruluş ilkeleriyle buluşmakta sıkıntı çeken bir görüntü arzediyor. Benim esas itibariyle dikkat çekmek istediğim temel mesele budur. Kısacası ben, reformist AK Parti’yi geri istiyorum. Eğer her cümlenin altında bir fitne arayan varsa bilmeli ki, bugün de hukukun üstünlüğünü, evrensel demokratik değerleri güçlü bir şekilde savunan Tayyip Erdoğan’ı istemek AK Parti karşıtlığı olarak değerlendirilemez.

Kaldı ki bu demokratik talepleri, kendi beklentilerim olduğu için dillendiriyor da değilim. Bizzat AK Parti’nin kendisi daha yolun başında demokratik hedefleri partinin temel ilkeleri haline getirerek millete taahhütte bulunmuştur.

***

Eğer bu konuda bir tereddüdü olan varsa, AK Parti’nin 2002 seçim beyannamesindeki şu satırları bir kez daha okumasında sayısız faydalar olduğu kanaatindeyim:

-PARTİ̇MİZ, kalkınmayı, devletin tek yanlı iradesini yansıtan bir toplum mühendisliği olarak değil, toplumun çoğulcu yapısına saygılı demokratik bir arayış olarak görmektedir.

-PARTİ̇MİZ hukuku, korkutmanın ve cezalandırmanın değil, adaleti sağlamanın aracı olarak görmektedir.

-PARTİ̇MİZ hukukun üstünlüğüne dayalı yönetim anlayışının teminatı olacaktır.

-”Adalet mülkün temelidir” özdeyişinde ifade edildiği gibi, toplumda barışın, huzurun ve refahın sağlanması için öncelikle adaletin tesis edilmesi gerekmektedir. Ülkemizde yaşanan krizlerin temelinde, evrensel normlara uygun bir hukuk devleti ve adalet sisteminin eksikliği yatmaktadır.

Hemen belirtelim, maalesef AK Parti bugün bizzat kendi koyduğu ilkelerle aynı paralelde değil. Çünkü ‘hukukun üstünlüğü’ konusunda toplumun zihninde tereddütler var, adalete güven zayıflamıştır. Ve  daha da önemlisi, AK Parti özellikle özgürlükler ve insan hakları alanındaki pırıltısını kaybetmiştir.

Facebook Yorumları

reklam
17.8.2018
Müslüman aydınların zor sınavı
15.8.2018
Batı düşüncesindeki gelişmelere nasıl bakmalı?
13.8.2018
‘Her şeyin çözümü İslam’da var’ demek çözüm için yeterli mi?
10.8.2018
Diyelim ki ‘demokrasi masalı’nın sonu geldi...
8.8.2018
Yapay zeka çağında bile Esad kazanıyor
6.8.2018
Kolay dindarlık dinin ve ahlakın özüne galip gelirse…
3.8.2018
Eğitimdeki bu tabloyu değiştirmeliyiz
30.7.2018
Demokrasinin zaafları var, ama alternatifi...
27.7.2018
Din-hukuk-siyaset ve ahlâk arasında nasıl bir ilişki olmalı?
25.7.2018
Hayatın dışında bir ‘İslami yönetim’ olabilir mi?
23.7.2018
Demokrasi-İslam uzlaşması elzem midir?
22.7.2018
Keşke milli olmaya Türkçe’nin o derin ırmağından bakabilsek
18.7.2018
İslam siyaset düşüncesinde hilafet ve iktidarın kaynağı
16.7.2018
Batı dünyasının bakmayı hiç denemediği açı
15.7.2018
Esfeli safiline karşı sadece kalbi ile direnenler kazandı
13.7.2018
Kibrit kutusundaki din algısıyla nereye kadar
11.7.2018
Ve ben de tarihin değişimine tanıklık ettim
9.7.2018
Yeni dönemi Erdoğan’ın yeni söylemleri şekillendirecek
8.7.2018
Türk musikisiyle başka bir aleme uyanmak...
6.7.2018
Pozitif hukuk ilahi yasaya aykırı değildir
4.7.2018
Şark’ın irfanı sistemli tefekkürle buluşabilir mi?
2.7.2018
Neden İslam siyaset teorisi üretemedik?
29.6.2018
Demokrasiye ve millet iradesine küsülmez
27.6.2018
Yeni sistem sağlıklı kurulursa demokrasi kazanır
25.6.2018
Seçim bitti şimdi huzur ve istikrar zamanı
24.6.2018
Caz sizi çağırıyor eminim kalbinize iyi gelecek
22.6.2018
Siyaset için illa kavga etmek zorunda mıyız?
20.6.2018
İslam siyaset düşüncesindeki muhafazakarlık demokrasiye engel
18.6.2018
Bence de Türkiye MHP’siz yönetilemez!
15.6.2018
Bugün merhametle ve adaletle buluşma zamanı
13.6.2018
Abesle iştigali bırakıp 25 Haziran sabahını düşünelim
11.6.2018
Sayın Bahçeli seçime gidiyoruz savaşa değil
8.6.2018
Çözülemeyen sorunların tek müsebbibi dış düşmanlar...
6.6.2018
Bu vicdani perişanlığın çaresi yok mudur?
4.6.2018
Müslümanlar neden Halifeyi otoriterleştirdi?
3.6.2018
Kapitalizmin değerleri üzerinde tepinen anarşizmin asi çocukları
1.6.2018
Reformist AK Parti özlemi ihanet değildir
30.5.2018
Dolara kafa attık olmadı, sonunda Mehmet Şimşek nöbete
28.5.2018
Yeniden IMF’nin müşterisi olmayı hiç istemeyiz
27.5.2018
Seviyesizliği meşrulaştıran zihniyet iklimi
26.5.2018
Demek ki dolar kafa tutarak düşmüyormuş...
23.5.2018
Partilerin vekil tercihleri ve değişim arzusu
21.5.2018
Cezaevlerinde isyan çıkarsa Bahçeli ne yapar?
20.5.2018
Hep lanetliyoruz ve anlaşmalar imzalıyoruz
19.5.2018
Keşke orucumuza reytingci hocalar musallat olmasa...
14.5.2018
Cehaletin sanatı da siyaseti de olmaz
13.5.2018
Temel Bey’in siyasete getirdiği üslup nezaketi
11.5.2018
Küçük adam’ ve IŞİD pazarlamacısı arkadaşları
9.5.2018
Bu seçimde ‘huzur’ vaadi’ fark yaratabilir
7.5.2018
AK Parti reformcu kimliğine geri dönebilir mi?
6.5.2018
Bugün siyaseti unutun, durun ve müziği dinleyin
4.5.2018
İttifaklar Meclis’in önemini artırabilir
2.5.2018
Parti aidiyeti uzlaşma kültürünün önünü kapatırsa...
30.4.2018
Demek ki adaylık işlerine ‘üst akıl’ bakmıyormuş...
29.4.2018
Siyasetçiler için zorunlu caz ve rock dersleri
27.4.2018
Cemaat kültürüyle demokrasi inşası mümkün olmuyor
25.4.2018
Her şeyi mutlaka gerilim hattında mı tartışmalıyız?
23.4.2018
Endişeye gerek yok Türkiye’nin ekseni değişmez
20.4.2018
Siyasetin matematik profesörü Devlet Bahçeli
20.4.2018
Siyasetin matematik profesörü Devlet Bahçeli
18.4.2018
Bahçeli’nin erken seçim telaşının şifreleri
16.4.2018
Demek ki Suriye’de tek patron Rusya değilmiş
15.4.2018
Edebiyatsız bir dünya hayal edebilir misiniz?
13.4.2018
Trump dünya ile dalga mı geçiyor?
11.4.2018
Bu manyağı durduracak bir güç yok mu?
9.4.2018
Peygamber, iktidarı hiçbir zaman mutlaklaştırmadı
8.4.2018
Her şairin ölümüyle biraz daha yalnızlaşıyoruz
6.4.2018
İslam devleti hayalinin altından IŞİD karanlığı çıkar mı?
1.4.2018
Söyleyin bana nasıl bir dünya burası?
30.3.2018
Uçurumun kıyısındaki demokrasi
28.3.2018
Liberal demokrasiye kısa bir mola mı?
26.3.2018
Hz. Peygamberin ‘ümmet’ tanımını anlayabildik mi?
23.3.2018
Beyler ayağımızın altındaki toprak kayıyor!
21.3.2018
Keşke hocalarımız İmam-ı Azam’ı anlayabilse...
19.3.2018
Keyfiliğin tek çaresi hukukun üstünlüğü
16.3.2018
Nurettin Yıldız’dan özür dilemeyi çok isterdim
14.3.2018
Modernleşme maceramız ve Gökalp’in ülküsü
12.3.2018
Din değil yobaz zihniyet güncellenmeli
9.3.2018
Yapay zeka dijital diktatörler yaratır mı?
7.3.2018
Dindarların fanatizmle imtihanı
5.3.2018
Demokraside evrensel kalite çok yakındı ama...
4.3.2018
‘Tut yüreğimden anne’ diyebilmek ne güzel...
2.3.2018
28 Şubat darbesinin henüz kapanmayan defteri
28.2.2018
Herkesin kendine göre bir Abdülhamid’i var...
26.2.2018
Hukuk ve adalet tarihin en kadim arayışı...
23.2.2018
OHAL neslinin nasıl bir Türkiye hayali olur?
21.2.2018
Rusya’nın PKK-YPG’yi terörist ilan etmemesi boşuna değilmiş
19.2.2018
Batı ile normalleşme provasının anlamı
18.2.2018
Sezai Karakoç Mozart ve Mona Roza’lı bir gece...
16.2.2018
Hz. Peygamber adildi ve özgür bireyler yetiştirdi
14.2.2018
‘Yapay zeka’ ile demokrasinin de sonu gelir mi?
12.2.2018
İdeolojik nesiller yapay zekayı nasıl anlayacak?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.