Mehmet Ocaktan

Karar



Bookmark and Share

Parti aidiyeti uzlaşma kültürünün önünü kapatırsa...


2.5.2018 - Bu Yazı 124 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Türkiye 24 Haziran’da seçime gidiyor, artık yeni dönemde Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile yönetileceğiz. Sistem tartışmalarını şimdilik geride bırakıyoruz ve hep birlikte yeni sistemin inşasına odaklanmış bulunuyoruz. Zaten millet iradesi tarafından onaylanan bir sistemi tartışmanın kimseye faydası da yok.

Erken seçim kararı alındığı günden buyana siyasi partiler, öncelikli olarak cumhurbaşkanı adaylığı konusuna odaklandılar, iktidar bloğu hazırlıklarına erken başladığı için bu konuyu başarıyla sonuçlandırdı, ancak muhalefet başaramadı. Bu konuda muhalefet partilerinin herbirinin farklı gerekçeleri olabilir, mazeretlerinden dolayı partiler elbette suçlanamazlar. Ama sonuç itibariyle ortada gizlenmesi mümkün olmayan da bir başarısızlık var.

Özellikle muhalefet partileri arasında yaşanan son ‘uzlaşma kaosu’ gösterdi ki Türkiye gibi sosyolojik anlamda ‘cemaat kültürü’nden demokratik kültüre evrilmeyi başaramamış toplumlarda, ne yazık ki uzlaşmaya giden yollar barikatlarla dolu. Her şeyden önce her partinin genetik kodları kendi kapalı cemaat yapılarının sınırları dışına çıkmaya izin vermiyor.

Mesela CHP’yi ele alalım; genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun bütün değişimci gayretlerine rağmen, CHP 1930’lardan kalma paradigmalarının dışına çıkmaya cesaret edemiyor. İşte sosyolojik manada ‘cemaatçilik’ dediğimiz zihniyet tam da budur. Duvarlarını rasyonel akla kapatıp, geleneksel CHP zihniyetinin dışına çıkamamak yani...

Diyelim ki, Türkiye ortalamasında kabul görecek bir ismin cumhurbaşkanı adaylığı tartışılıyor, uzlaşma kültürünün içselleştirildiği bir ortamda bu durum rasyonel bir şekilde tartışılır ve sonunda ortak bir paydada buluşulur. Ama Türkiye gibi cemaatçi gerçekliğin hakim olduğu bir siyasi atmosferde böylesi bir uzlaşma asla mümkün değildir.

Hemen herbirimizin CHP’ye yakın toplumsal iklimde sıkça karşılaştığı manzara şudur; “CHP Cumhuriyet’i kuran partidir, dindar gelenekten gelen bir ismin cumhurbaşkanlığına destek vermek bize yakışmaz.” Normalde bir partinin böylesine aidiyet çerçevesi çizmesinde yadırganacak bir durum yok. Ancak içinde bulunduğumuz olağanüstü şartların hassasiyeti ve demokratik imkanların önünü açmanın fevkalade önem arzettiği bir dönemde herkesin daha rasyonel bir pozisyon alması kaçınılmazdır.

Ama burası Türkiye, partilerdeki siyasal mekanizma daha çok cemaat mantığı ile işlediği için, partiler ideolojik aidiyetlerinin dışına çıkarak demokratik bir ortak paydada buluşma kabiliyetine sahip değildir. Galiba Türkiye demokrasisinin tek düşmanı, kendinden olmayana tahammülsüzlük...

Bu nakısaları sadece CHP bağlamında değerlendirmek mümkün değil elbette. Mesela İYİ Parti... Onlar da başka bir ideolojik aidiyet taassubuyla malul durumdalar. Cumhurbaşkanlığı yarışında neredeyse sıfır şansa sahip olmalarına rağmen, kendilerini konforlu bir hayale kaptırmış durumdalar. Kimbilir belki de bu kadar kapalı devre siyaset yapmalarının temelinde başka saikler vardır, şimdilik bunu bilemiyoruz. Muhtemelen 24 Haziran’da sandık gerçeği ile karşılaştığında kendi gücünü ve kabiliyetini daha da iyi anlayacaktır.

Bir hakkı teslim etmek gerekirse, bu sürecin en rasyonel tavır sergileyen lideri Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu olmuştur. Oysa dışarıdan bakıldığında ideolojik aidiyet bağlamında en keskin olması gereken Saadet lideri Karamollaoğlu, uzlaşma kültürünün en doğru örneğini sergilemiştir. Seçimlerde başarılı olur ya da olamaz, ama siyasi tarih bunu çok değerli bir örnek olarak kaydedecektir.

Facebook Yorumları

reklam
15.8.2018
Batı düşüncesindeki gelişmelere nasıl bakmalı?
13.8.2018
‘Her şeyin çözümü İslam’da var’ demek çözüm için yeterli mi?
10.8.2018
Diyelim ki ‘demokrasi masalı’nın sonu geldi...
8.8.2018
Yapay zeka çağında bile Esad kazanıyor
6.8.2018
Kolay dindarlık dinin ve ahlakın özüne galip gelirse…
3.8.2018
Eğitimdeki bu tabloyu değiştirmeliyiz
30.7.2018
Demokrasinin zaafları var, ama alternatifi...
27.7.2018
Din-hukuk-siyaset ve ahlâk arasında nasıl bir ilişki olmalı?
25.7.2018
Hayatın dışında bir ‘İslami yönetim’ olabilir mi?
23.7.2018
Demokrasi-İslam uzlaşması elzem midir?
22.7.2018
Keşke milli olmaya Türkçe’nin o derin ırmağından bakabilsek
18.7.2018
İslam siyaset düşüncesinde hilafet ve iktidarın kaynağı
16.7.2018
Batı dünyasının bakmayı hiç denemediği açı
15.7.2018
Esfeli safiline karşı sadece kalbi ile direnenler kazandı
13.7.2018
Kibrit kutusundaki din algısıyla nereye kadar
11.7.2018
Ve ben de tarihin değişimine tanıklık ettim
9.7.2018
Yeni dönemi Erdoğan’ın yeni söylemleri şekillendirecek
8.7.2018
Türk musikisiyle başka bir aleme uyanmak...
6.7.2018
Pozitif hukuk ilahi yasaya aykırı değildir
4.7.2018
Şark’ın irfanı sistemli tefekkürle buluşabilir mi?
2.7.2018
Neden İslam siyaset teorisi üretemedik?
29.6.2018
Demokrasiye ve millet iradesine küsülmez
27.6.2018
Yeni sistem sağlıklı kurulursa demokrasi kazanır
25.6.2018
Seçim bitti şimdi huzur ve istikrar zamanı
24.6.2018
Caz sizi çağırıyor eminim kalbinize iyi gelecek
22.6.2018
Siyaset için illa kavga etmek zorunda mıyız?
20.6.2018
İslam siyaset düşüncesindeki muhafazakarlık demokrasiye engel
18.6.2018
Bence de Türkiye MHP’siz yönetilemez!
15.6.2018
Bugün merhametle ve adaletle buluşma zamanı
13.6.2018
Abesle iştigali bırakıp 25 Haziran sabahını düşünelim
11.6.2018
Sayın Bahçeli seçime gidiyoruz savaşa değil
8.6.2018
Çözülemeyen sorunların tek müsebbibi dış düşmanlar...
6.6.2018
Bu vicdani perişanlığın çaresi yok mudur?
4.6.2018
Müslümanlar neden Halifeyi otoriterleştirdi?
3.6.2018
Kapitalizmin değerleri üzerinde tepinen anarşizmin asi çocukları
1.6.2018
Reformist AK Parti özlemi ihanet değildir
30.5.2018
Dolara kafa attık olmadı, sonunda Mehmet Şimşek nöbete
28.5.2018
Yeniden IMF’nin müşterisi olmayı hiç istemeyiz
27.5.2018
Seviyesizliği meşrulaştıran zihniyet iklimi
26.5.2018
Demek ki dolar kafa tutarak düşmüyormuş...
23.5.2018
Partilerin vekil tercihleri ve değişim arzusu
21.5.2018
Cezaevlerinde isyan çıkarsa Bahçeli ne yapar?
20.5.2018
Hep lanetliyoruz ve anlaşmalar imzalıyoruz
19.5.2018
Keşke orucumuza reytingci hocalar musallat olmasa...
14.5.2018
Cehaletin sanatı da siyaseti de olmaz
13.5.2018
Temel Bey’in siyasete getirdiği üslup nezaketi
11.5.2018
Küçük adam’ ve IŞİD pazarlamacısı arkadaşları
9.5.2018
Bu seçimde ‘huzur’ vaadi’ fark yaratabilir
7.5.2018
AK Parti reformcu kimliğine geri dönebilir mi?
6.5.2018
Bugün siyaseti unutun, durun ve müziği dinleyin
4.5.2018
İttifaklar Meclis’in önemini artırabilir
2.5.2018
Parti aidiyeti uzlaşma kültürünün önünü kapatırsa...
30.4.2018
Demek ki adaylık işlerine ‘üst akıl’ bakmıyormuş...
29.4.2018
Siyasetçiler için zorunlu caz ve rock dersleri
27.4.2018
Cemaat kültürüyle demokrasi inşası mümkün olmuyor
25.4.2018
Her şeyi mutlaka gerilim hattında mı tartışmalıyız?
23.4.2018
Endişeye gerek yok Türkiye’nin ekseni değişmez
20.4.2018
Siyasetin matematik profesörü Devlet Bahçeli
20.4.2018
Siyasetin matematik profesörü Devlet Bahçeli
18.4.2018
Bahçeli’nin erken seçim telaşının şifreleri
16.4.2018
Demek ki Suriye’de tek patron Rusya değilmiş
15.4.2018
Edebiyatsız bir dünya hayal edebilir misiniz?
13.4.2018
Trump dünya ile dalga mı geçiyor?
11.4.2018
Bu manyağı durduracak bir güç yok mu?
9.4.2018
Peygamber, iktidarı hiçbir zaman mutlaklaştırmadı
8.4.2018
Her şairin ölümüyle biraz daha yalnızlaşıyoruz
6.4.2018
İslam devleti hayalinin altından IŞİD karanlığı çıkar mı?
1.4.2018
Söyleyin bana nasıl bir dünya burası?
30.3.2018
Uçurumun kıyısındaki demokrasi
28.3.2018
Liberal demokrasiye kısa bir mola mı?
26.3.2018
Hz. Peygamberin ‘ümmet’ tanımını anlayabildik mi?
23.3.2018
Beyler ayağımızın altındaki toprak kayıyor!
21.3.2018
Keşke hocalarımız İmam-ı Azam’ı anlayabilse...
19.3.2018
Keyfiliğin tek çaresi hukukun üstünlüğü
16.3.2018
Nurettin Yıldız’dan özür dilemeyi çok isterdim
14.3.2018
Modernleşme maceramız ve Gökalp’in ülküsü
12.3.2018
Din değil yobaz zihniyet güncellenmeli
9.3.2018
Yapay zeka dijital diktatörler yaratır mı?
7.3.2018
Dindarların fanatizmle imtihanı
5.3.2018
Demokraside evrensel kalite çok yakındı ama...
4.3.2018
‘Tut yüreğimden anne’ diyebilmek ne güzel...
2.3.2018
28 Şubat darbesinin henüz kapanmayan defteri
28.2.2018
Herkesin kendine göre bir Abdülhamid’i var...
26.2.2018
Hukuk ve adalet tarihin en kadim arayışı...
23.2.2018
OHAL neslinin nasıl bir Türkiye hayali olur?
21.2.2018
Rusya’nın PKK-YPG’yi terörist ilan etmemesi boşuna değilmiş
19.2.2018
Batı ile normalleşme provasının anlamı
18.2.2018
Sezai Karakoç Mozart ve Mona Roza’lı bir gece...
16.2.2018
Hz. Peygamber adildi ve özgür bireyler yetiştirdi
14.2.2018
‘Yapay zeka’ ile demokrasinin de sonu gelir mi?
12.2.2018
İdeolojik nesiller yapay zekayı nasıl anlayacak?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.