Leyla İPEKCİ

Yeni Şafak GAZETESİ



Bookmark and Share

Cumhurbaşkanının yetkisi ‘benliksiz makam’ındır!


21.1.2017 - Bu Yazı 858 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Anayasanın da nefs-i emmaresi var. Durmadan zaaflarını dayatıyor bize. Sorun şu ki biz de siyaset ve entrika adına mağlup oluyoruz ona. Bir türlü anayasal anların ruhuna giremiyoruz.


2000'li yılların çok büyük kısmını anayasa tartışmaları ve alternatif taslakları içinde geçirdik. Gerek resmi kuruluşların gerekse sivil toplumun önderliğinde madde madde insan haklarını, hukuku, vatandaşlık kriterlerini tartıştık.

Bireyi, insanı, vatandaşı, yurttaşı masaya yatırdık. Kimlikleri, aidiyeti, cemaatleri... tartışalım derken birbirimizle tanıştık, kaynaştık. Tartışmayı öğrendik.

Görünüşte kimse, hiçbir kesim askeri darbe döneminden kalan bir anayasayla yönetilmek istemiyordu. Ama nihayetinde herkes bir yerde geri çekiliyor, anayasal anların gidişatını kolluyordu.

***

Menfaatler işin içindeyken hak ve hukuk daima rafa kalktı bu ülkede. Anayasanın açıklarından kendine yeni hukuki söylemler devşirdi cingöz olanlar. Kimi de anayasanın zulme davetiye çıkaran maddelerinin kurbanı oldu, sistematik olarak ezildi, hakkı yendi.

Daha öncesi ise tam bir kabustu. 28 Şubat sürecinin en can alıcı anlarında yine anayasa vardı. Cumhurbaşkanı'nın Başbakan'a fırlattığı bir anayasa kitapçığı sonrasında ekonomik kriz çıkmış, faiz lobicileri köşeyi dönmüş, devlet bankalarının içi boşaltılmıştı.

İlkokula giderken, 70'li yıllarda Anayasa ve Hürriyet bayramı olarak kutlardık 27 Mayıs'ı. Yıllar içerisinde anladık ki, o darbe anayasası bile 80 anayasasından iyiymiş. İster istemez hep gündemimizde oldu diğerleri; 24 anayasası, Osmanlı dönemi, Tanzimat dönemi, ithal edip kendimize uyarladığımız laiklik mevzuatı, ilk meclis tutanakları vesaire.

İki gün önce meclisteki oylamalarda yine anayasa tartışmaları yüzünden bir siyasi hanım hastanelik oldu. Defalarca fitne girdi araya. Koskoca profesörler, milletvekili ve bakanlar, bürokratlar, Başbakan ve Cumhurbaşkanları birbirine girdi. Anayasanın bazı maddeleri değişse bile kendisi kaldı. Anayasanın özgürlükçü, çoğulcu, hak ve hukuku vatandaşın yararına gözeten maddeleri üzerinde mutabık kalabilmek için defalarca kavga çıktı kürsülerde.

Tek parti anayasası denilerek en acil maddelerde dahi uzlaşmaya yanaşmadı çoğu zaman muhalefet. Hatta son dönemde tüm meclisteki partilerin temsilcileri tarafından oluşturulmuş anayasa komisyonunun aylarca çalışıp mutabık kaldığı onlarca maddenin bile oylamaya sunulmaması için uğraştı durdu muhalefet.

Şimdi uzun zamandır halkın anayasası diyoruz. Hep birlikte, ortak bir akıl ile kendimize en uygun, en hakkaniyetli yasalarda buluşmak istiyoruz. Ama siyasetin kirli dili buna izin vermiyor. Artık yetmez mi sizce de!

Hangi siyasi şehvet, bu ülkedeki milyonlarca vatandaşın gasp edilmiş hukuku üzerinde durup haklılık iddia edebilir ki! Hak evrenseldir, hak ederseniz hakkınızı alırsınız. İster anayasayla, ister babayasayla!

***

Gelelim anayasa tartışmalarının içimize bakan yanına biraz da. Hukuk tahakkuk ettiğinde hakikate yaklaşmış oluyor muyuz? Mazlumların açısından bakınca evet. Vicdan için bu gerekli kuşkusuz.

Ama adaletin / Hakkın her an tecelli etmekte olduğunu bilenler için durum farklı. Zulmetin en karanlık anında bile her şeyin 'yerli yerince' olduğunu, zuhuratın böyle olması gerektiği için her şeyin tam da böyle seyrettiğini, Hakkın zatın sırrında gizli olduğunu bilenler için... Evet bu bilgiyi içselleştirmiş olanlar için, şer gibi görünenin de hayır olduğunu, zulmün de Adl'ine dahil olduğunu, mazlumun hakkını savunmanın da bazen haklı olmanın hududunu aşındırdığını bilenler için... Hakka karışarak benliğinden soyunmuş olanlar için... Hakkı hiçbir koşulda kendine izafe etmemek, adaletin evrenselliğine bir çağrıdır.

Yunus'un “bir ben var bende benden içeri” dediği o benliksiz / ilahi makama ulaşıp Hakkın eli, dili, gözü olabilenler, hayır ve şerri, kahır ve lütfu, celal ile cemali tevhid edenler için... Adaletin evrensel dili her an tahakkuk ediyor. Kesintisiz.

Haklı olduğumuzda, yani mazlum olduğumuzda diyelim, benliksiz makama ulaşmadığımız sürece nefsimizin sınırlı terimlerinde hakkı kendimize izafe etmiş olmuyor muyuz?

Sonra belalarla sınanmaya devam ettikçe Hakka küsüyor çoğumuz. Ya da ne yaptım da bunları hak ettim diye yine kendine izafe ediyor yenilen hakkını. Kısacası haklıyken de haksızken de hakkı benliğimizin eseri olduğunu sandığımız için aslında Hak yok demiş oluyoruz. Nefsimizin geldiği yerden görüyoruz hakkı. Oysa Mısri'nin dediği gibi, “Haktan başka bir şey yok, gözsüzlere pinhan imiş.”

***

İşte böyle benlik duygusunun çengel atmasıyla içimizdeki hakikate nasıl kör kalıyorsak, dışımızdaki benlik halkaları da hukuk kurallarını koyma konusunda bizi birbirimize engel olarak çıkarıyor.

Adalet bir bütündür. Şimdi siyasetin en sivri dilinde toplumsal barışımızın, özgürlük ve çoğulculuğumuzun teminatı olacak hukuksal çerçeve içinde nasıl yönetileceğimize karar vermeye çalışıyoruz. Nasılsak öyle yönetilmekte olduğumuzu hatırlamamızda fayda var.

Nefsimizin sınırlı terimlerinde genişlemedikçe, adalet ve hakkaniyetin tesis edilmesi için daha kuşatıcı bir ruha bürünmedikçe onlarca taslak yazıp duracağız. Buna izin vermeyelim artık. Adalet duygumuzun dilini, yasama yürütme ve yargının birliğinde anayasanın ruhuna bir an önce tahvil edelim. Cumhurbaşkanı'nın yetkisi nihayetinde hiç kimsenin tekelinde değil, bir şahsın otoritesinde hiç değildir. Mânâ dilinde Hakkın tecellisi ol benliksiz makamındır.

Facebook Yorumları

reklam
18.9.2018
Aile içi eğitimin maneviyatı (1)
15.9.2018
Kılıcın mızrağın okun acısında Müslüman’ın hüznü
4.9.2018
Dolar kuruyla oynamaktan daha etkilisi: İnsanın vehimleriyle oynamak
1.9.2018
Kültür Bakanı’na ve kültüre bakanlara sesleniş (2)
28.8.2018
Kültür Bakanı’na ve kültüre bakanlara sesleniş (1)
25.8.2018
Küresel kasabada vahdet denizi!
21.8.2018
Candaki kurban sırrımız
7.8.2018
Gezi’den mesire yerine; parkların bi/çim analojisi!
4.8.2018
Savaşımızın binbir yüzü!
31.7.2018
Toplumsal gerçekler bazen araştırılmaz, içinde yaşanır!
28.7.2018
ABD’nin çöküşü işgallerinin mânâsında gizli!
10.4.2018
Nefsini ümmet kılmaya niyet edenlerin yolu
13.2.2018
Bir kez daha cepheler alenileşti…
3.2.2018
Barışı kalem ile yazan el, zulme karşı kılıç da sallar!
30.1.2018
Barışı kanla yıkamaya doymayanlar
27.1.2018
Harekatın gerekçelerine ‘uzak’ kalan ‘mesafeli’ analizler
22.7.2017
Kudüs’te ilk kez...
17.6.2017
Yürüye yürüye kavuşacağın kendinsin!
4.2.2017
İslamcı terör örgütlerinden aşık gönüllere...
28.1.2017
‘Bize göre gelip geçen sultanlar’
21.1.2017
Cumhurbaşkanının yetkisi ‘benliksiz makam’ındır!
17.1.2017
2023 rüyasına gönülden bir tabir
14.1.2017
Türkiye’nin Ohal’inden hu halimize!
10.1.2017
Çocuklar için: Gerçek erlerin savaşı
7.1.2017
Kalbimizde yâre değen bir yara...
6.12.2016
Kültür politikasında hedef altın nesil değil altın insan olmalı
3.12.2016
Aşıklara ayna
29.11.2016
Antalya’nın dağına taşına ruh üfleyenler
26.11.2016
Yeni stratejik ittifakların ana teması
22.11.2016
‘Meçhul Asker’ anıtlarında bir kuş!
19.11.2016
‘Her aşık bir saraydır, içinde sultan gizli!’
15.11.2016
‘Özgür dünya’nın kendine tutsaklığı
12.11.2016
Kültürel havzaları uyandırmak
8.11.2016
Şiddete değil, demokratik siyasete mesafe!
1.11.2016
Kültür devrimi mi dediniz!
29.10.2016
‘Gönülliyet yönetimi’nin anayasası
26.10.2016
Gönlümüzdeki Batı vesayetinin çöküşü
25.10.2016
Yenikapı Ruhu veya Sevâdü’l-A’zam..
18.10.2016
Gerisi: Teori, analiz, anket, görüş, yorum, fikir, düşünce...
15.10.2016
“Gizli değil belliyiz şimdi, zaman içinde”
11.10.2016
Şehitlik mağduriyet değildir, hamaseti yapılamaz!
8.10.2016
Alıntıda değil yaşantıda Hu şiiri!
4.10.2016
Yenikapı ruhu kimlerin kıskacında!
2.10.2016
Savaşlar art niyetle başlıyor; hayatta da medyada da!
11.10.2014
Kobani'yle düşen değil, birleşen
02.09.2014
Kurumların ve duyguların restorasyonu
30.08.2014
Kadim medeniyetimize yeni bir şerh
26.08.2014
Tevhidî derinlik ve niyetler stratejisi
23.08.2014
Güzellik medeniyetinin izinde
19.08.2014
'En güzel sûret' ve medeniyet enstitüsü
16.08.2014
Güzel'in perdesi: Cehalet, gaflet, zulmet
12.08.2014
'Yeni Türkiye'nin sağlaması: Sivil anayasa
09.08.2014
'Nasıl bir Türkiye'nin cevabı oylarımızda
05.08.2014
'Söz kaderdir'
02.08.2014
Acıyı seyirlik kılmak da zulüm
29.07.2014
'Kim mânâ duyar ise...'
26.07.2014
Zalim ve mazluma dair...
22.07.2014
Senin tüm alemindir o çocuklarda kaybolan!
19.07.2014
Ramazan gecelerinin şahitliğinde
15.07.2014
Zulümle gelen zafer değil, yenilgi!
12.07.2014
Vizyon belgesi ve 'Yeni Türkiye'nin arzu sosyolojisi
08.07.2014
Geleceğin inşasında gönül ve devlet
01.07.2014
Ta derinlerde hiç değişmeyen...
28.06.2014
Balkanlar'ın 'yağmur öncesi' bulutları altında...
24.06.2014
Yüz yıllık parantezi kapatan simya
21.06.2014
'Bensiz bir ben' ve beşeri bilimler
17.06.2014
'Ulu benlik'lerle kurulamayan kalpler ittifakı
14.06.2014
Kalbin kemali ile toplumsal mutluluk arasındaki bağ
10.06.2014
İlahi benlik, toplumsal benlik ve 'biz'
07.06.2014
'Tevhid sosyolojisi' ve adalet algımız
03.06.2014
Şimdi ve burada bir 'biz' var mı?
31.05.2014
Yerliliğimizin 'çoğulcu ruhu'
27.05.2014
Kendine yabancı kalmışsan başkası da olamıyorsun!
24.05.2014
Benliğin lekeleri
20.05.2014
Gerçeğimizi esir alan şaibeler
17.05.2014
Peki içimizde süren faciayı kim sorgulayacak?
13.05.2014
Halis niyetlilerle kasıtlılar arasındaki uçurum
10.05.2014
Güzellik medeniyeti
06.05.2014
Çoğulcu hareket ve tek sesli seçkinci dil
03.05.2014
İçimizdeki kandillerin ışığında
29.04.2014
Adil hafıza ve 'hakkıyla unutmak'
26.04.2014
Sevemediklerin; nefsinden bir suret!
22.04.2014
Siyaset ve dostluk
19.04.2014
Kalbin mescitleri
15.04.2014
Ya Cumhurbaşkanını seçecek bizlerin ahvali?
12.04.2014
Twitter ırmağının derinliklerinde...
08.04.2014
AK Parti'ye oy verme gerekçeleri çeşitlenirken...
05.04.2014
Ya Rabbi samimiyetimizi arttır!
23.06.2012
Hep aynı elmayı uzatıyorum sana...
16.06.2012
Alevin miracı
10.06.2012
'Hiçlik' ve 'yeniden doğuş'
22.05.2012
Ateş; aşk ile değil öfke ile yaktığında...
16.05.2012
'Kötü' karakter ve 'güzel' roman!
12.05.2012
Kalemin ilhamları
08.05.2012
Işığın simyası
02.05.2012
İlahi aşk ve 'sanatçı'
24.04.2012
Paravon Dede'nin hikâyesi hepimizin
03.04.2012
Bir hayalim var
27.03.2012
Hem katlederken zevk alsın, hem mümin olsun!
20.03.2012
'Bu davanın tabii tarafıyız'
17.03.2012
Yalancı baharların yorgunluğu
13.03.2012
Anayasal sürecin çıkmazları
28.02.2012
Bugünlerin Çalışma Grubu
21.02.2012
Zorba da mazlum da, ipin aynı ucundaysa...
14.02.2012
Yorum suçluları, kanun suçluları
07.02.2012
Peki ya susan muhalefet?
24.01.2012
Yüz yıllık davalar düzeni
17.01.2012
12 Eylül'ün devamı: Hrant davası
10.01.2012
Güvenin bittiği yerde tazminat neye yarar!
03.01.2012
'Sessizliğin sesi'
31.12.2011
Birbirimiz için dua etsek biraz da!
27.12.2011
'Burada çok cevherler var!'
24.12.2011
Yılın en uzun gecesi Dersim'de...
20.12.2011
Evrensel zorbalık, göreceli suç
17.12.2011
Sıra, zulmedenlerin tanıklığında
13.12.2011
Ateş çocuklarına ağıt
10.12.2011
İstanbul'un yüzünde yeni gölgeler
29.11.2011
Yedikçe kadavralaşmamak için...
26.11.2011
Kavuşma arzusu
22.11.2011
Baasçılık ve Dersim nerede kesişiyor?
29.10.2011
Aynı duanın içinde
25.10.2011
Depremle sarsılıp kendimize dönmek
22.10.2011
Yarın yüzleşeceğimiz hakikatler için...
18.10.2011
'Hakikat, adalet, hafıza' hepimize lazım
15.10.2011
Dünyanın kâbusları ve rüyaları
11.10.2011
Erdoğan, Sarkozy ve hayatın sırlı alanları
08.10.2011
Başbakanlığının bittiği an(!)
04.10.2011
'Laiklik' ve 'ılımlı İslam' algıları hızla değişirken
30.09.2011
Yeni baharların tohumu
27.09.2011
Şiddete yeni gerekçe: AKP barış istemiyor!
23.09.2011
Demokratlar ve 'insanlıkmetre'
20.09.2011
Çoğulcu medeniyet, 'örnek' devlet
16.09.2011
Erdoğan'ı işitme biçimlerimiz (3)
13.09.2011
Tahrir meydanına açılan ara yollarda Kâbe (2)
09.09.2011
'Şimdi ve burada'nın anadilinde Kâbe (1)
06.09.2011
O halde artık kan dökmek meşru olsun(!)
03.09.2011
Çay kahve içip neyle savaşıyoruz?
30.08.2011
Bugünün ruhunda dirilen...
27.08.2011
Mogadişu'dan Medine'ye seher rüzgârı
23.08.2011
Merhametin İlahi yüzü
21.08.2011
İnsanlığın öteki yüzü hangimize bakıyor?
16.08.2011
'Uzun namlulu' dilin hedefindekiler
13.08.2011
Hama ile Tottenham arası kaç saniye?
09.08.2011
Keşke bir 'sivil barış örgütü'müz olsa
06.08.2011
Ömrümüzün dolunay gecesi
02.08.2011
Adaletin ironisi
30.07.2011
Zamanın belleğinde...
26.07.2011
Ölülerimizin özerkliği
24.06.2011
Meclis’e girmeyen barış umudu
17.06.2011
AKP’yi değerlendirme biçimleri!
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.