Leyla İPEKCİ

Yeni Şafak GAZETESİ



Bookmark and Share

Kültür politikasında hedef altın nesil değil altın insan olmalı


6.12.2016 - Bu Yazı 1061 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Devletimizin kültür ve eğitim politikalarında mesafe katedemediğini söyleyerek özeleştiri yapması yine geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın diliyle oldu. Bizim de acizane gerek yurt içinde gerek yurt dışında yapılması gerekenlere sık sık 'canlı izle'yerek yazılarımızda değindiğimiz en kritik nokta bu! 


Özellikle kültür ve sanatın farklı alanlarında bizzat içeriden tecrübe ettiğimiz gibi; devlet nezdinde yetersizliklerin ve eksik uygulamaların iyileştirilmesi doğrultusunda yöntemler, yaklaşımlar önermeye devam ediyoruz. Ola ki işiten olur diyerek. 

Evet daha geçtiğimiz hafta deniz turizmiyle meşhur Antalya'ya ruh üfleyen 'maşukların nefesi'nden bahsetmiş ve Batı Torosların çok farklı meşrep ve silsileden gelen sayısız arif ve velisine dair bazı aktarımlarda bulunmuştum. Elmalı'daki uluslararası sempozyumlara Finike'de başlatılan Sufi yolu projesiyle gerçekleştirilen başarılı çalışmalara değinmiştim. 

Eğer kültür devrimini hedefliyorsak, medeniyetimizin değerlerini ihya etmekten dem vuruyorsak: Önce bu toprakları asırlar boyu kültür mahfiline dönüştürmüş büyük mutasavvıf sanatçıların bir çağa, bir topluluğa değil tüm zamanlara ve insanlığa hitap eden sesini işitmekle başlamalıyız. 

Çünkü varlığın mertebelerini kendinde cem eden kâmil insanın nefesini çekmeden medeniyetin yapı taşları döşenemiyor. Medeniyeti diriltecek hakikatin kaynağı kitaptan değil insandan çekiliyor. Her fırsatta zikrettiğimiz gibi satırları sadra geçiren ve Kuran'ı mushaf olarak okunmaktan öte tabiri caizse 'canlı izlettiren' insan-ı hakiki'den!

***

İmdi devletin içinde kadrolaşmaya çalışan ve kendi ideolojisini, cemaatini vs öne çıkararak 'yer tutmaya' çalışan çok geniş bir yelpazede gruplar, örgütler, cemaatler var. Sanıyorlar ki bürokrasinin üst düzey kadrolarına kendi elemanlarını yerleştirdiklerinde bir ülkenin gelecek nesillerini altına çevirecekler, ya da kültür ve sanat konunda kemale ermiş / erdirmiş olacaklar.

Bu yanılgı, büyük ölçüde cemaat sosyolojisiyle besleniyor aslında. Filan cemaate girdiğinizde sırf o aidiyetiniz ve itaatkarlığınız vesilesiyle kültürlü bir sanatçı, maneviyatı güçlü bir aydın olacak ve dindar nesiller yetiştireceksiniz gibi bir algıya muhatap oluyorsunuz. Böyle olur sanıyorsunuz. 

Oysa hayatın içinde, eşyaya ve insana hakkını vererek bakınca... Aşksız sanatçının eserlerinin asırlara dayanamadığını görürsünüz. Kalbin kara nurundan harelenen gerçek; sanatçının aşkıyla ifadeye bürünür. Okumakla değil, aşık olmakla başlıyor sanat. Yakinen bilmediğimiz gerçeğin emaneti bizim sanatsal ifadelerimize ne kadar bürünebilir ki zaman ve mekanları aşabilsin!

Gerçeği / maneviyatı kendi tekelindeymiş sanan her tür cemaatin soğuk nefesle aşk ve irfan medeniyetinin asla dirilmediğini kayda geçirmemize vesile olacak nice örnekler var. Nihayetinde kültür ve sanat politikalarında gerçek bir hamle, uyuyan insanın uyanmasıyla mümkün. İnsanlığın tekamülüne katkı sunacak, eşyanın hakikatini bilmeye aday, ilmini dönüştürerek kendi gönlünden bilgi üretir hale gelecek Altın İnsan'ı hedeflemeliyiz eğer kültür devrimi istiyorsak!

***

Bu toprağın mayasında binlerce hak aşığın sanatını ve yaşantısını 'tamamlanmış model' olarak ele alabiliriz. Ve görürüz ki tek bir kamil insanla bazen toplum dirilir. O kamil ki Resulullah hakikatinin noktası; Hakkın eli, ayağı, gözü, dili olmuştur ve artık bir şahıs değil, 'benliksiz makam'da bir mânâ eridir! Varlığın membaıdır. Tohumdur. Merkezdir. Bu sebeple muhiti de kendine dahil eder.

Kütahyalı Sunullah Gaybi ve Dönemi adlı eser tam bunları yazarken önüme geldi. Bilal Kemikli ve Ergin Ögcem'in hazırladığı / editörlüğünü yaptığı ve pek çok uzmanın metinleriyle katkı sağladığı bu çok kıymetli çalışmayı Dumlupınar Üniversitesi İlahiyat Fakültesi yayınlamış. 

Kütahyalı Gaybi hazretlerinin ve oğlu Çavdaroğlu Mufti Ahmed efendinin -ki Elmalı'da Sinan Ümmi'nin dervişlerindendir Mısri hazretleri ile birlikte- hayatına bakınca 16ıncı ve 17inci yüzyılların ruh iklimine ulaşabiliyoruz, Halveti şiir geleneği içerisinde Gaybi'nin sesini ve yankılarını izlemeye başlayabiliyoruz. 

Hangi mutasavvıf sanatçıyı alırsak alalım, neticesi böyle. Kesintisiz bir akış, devam ediş. Manevi şahsiyetlerin menakıplarına, divanlarına veya yaşantılarına baktığımızda, tarihi yorumlamaktan farklı bir bakış açısına bu sebeple ihtiyaç duyuyoruz. Onların bıraktığı sanat dönemi yorumlamaktan ibaret değil; çünkü geçmişi bugüne getiriyor, en çağdaş terkiplerin kaynağına ilham oluyor. 

***

Elmalı'nın büyük mutasavvıflarını canlı maşuklar eşliğinde anarken, Gaybi ve dönemine ait bu çalışma gibi bir de Elmalılı Vahip Ümmi'nin divanının yeni baskısı ulaştı önüme. (Elmalılı Vanib Ümmî Halvetî / Divan-ı İlahiyat. H yayınları. Haz: Mustafa Tatcı - Ahmet Ögke) Bir tefeül yaptım ve meramımı anlatacak şu dizeleri aktarmayı borç bildim: 

“Bir elif'den sor bana gel zâtının miracını / Mürşid olmaz kimseye bu yolda mimar olmayan / Adetullâh böyledir şekk eyleme bu tevhide / Mazhar olmaz zâtına maksûd-ı dizâr olmayan...”

Evet ruh medeniyetine bizi ulaştıracak olan bir aidiyet kimliğiyle toplu irşad değil, talibin gönlüne nasibi ölçüsünde düşen aşk ile dönüşmesi ve irfana ulaşmasıdır. Nesillerin kemali, altın nesli hedeflemekle değil, ferdin insan olmasıyla amacına ulaşır. Bunu da celal ve cemal eliyle yoğurarak yapacak olan mürşid-i hakikidir. 

Kültür ve sanat alanında devletin halka soyut somut imkanlar tanıması elbette çok gerekli. Fakat Hak ehli insan yetiştirmenin anlamı idrak edilmediği sürece Erdoğan'ın samimiyetle yaptığı gibi özeleştirilere devam ederiz. 

Facebook Yorumları

reklam
18.9.2018
Aile içi eğitimin maneviyatı (1)
15.9.2018
Kılıcın mızrağın okun acısında Müslüman’ın hüznü
4.9.2018
Dolar kuruyla oynamaktan daha etkilisi: İnsanın vehimleriyle oynamak
1.9.2018
Kültür Bakanı’na ve kültüre bakanlara sesleniş (2)
28.8.2018
Kültür Bakanı’na ve kültüre bakanlara sesleniş (1)
25.8.2018
Küresel kasabada vahdet denizi!
21.8.2018
Candaki kurban sırrımız
7.8.2018
Gezi’den mesire yerine; parkların bi/çim analojisi!
4.8.2018
Savaşımızın binbir yüzü!
31.7.2018
Toplumsal gerçekler bazen araştırılmaz, içinde yaşanır!
28.7.2018
ABD’nin çöküşü işgallerinin mânâsında gizli!
10.4.2018
Nefsini ümmet kılmaya niyet edenlerin yolu
13.2.2018
Bir kez daha cepheler alenileşti…
3.2.2018
Barışı kalem ile yazan el, zulme karşı kılıç da sallar!
30.1.2018
Barışı kanla yıkamaya doymayanlar
27.1.2018
Harekatın gerekçelerine ‘uzak’ kalan ‘mesafeli’ analizler
22.7.2017
Kudüs’te ilk kez...
17.6.2017
Yürüye yürüye kavuşacağın kendinsin!
4.2.2017
İslamcı terör örgütlerinden aşık gönüllere...
28.1.2017
‘Bize göre gelip geçen sultanlar’
21.1.2017
Cumhurbaşkanının yetkisi ‘benliksiz makam’ındır!
17.1.2017
2023 rüyasına gönülden bir tabir
14.1.2017
Türkiye’nin Ohal’inden hu halimize!
10.1.2017
Çocuklar için: Gerçek erlerin savaşı
7.1.2017
Kalbimizde yâre değen bir yara...
6.12.2016
Kültür politikasında hedef altın nesil değil altın insan olmalı
3.12.2016
Aşıklara ayna
29.11.2016
Antalya’nın dağına taşına ruh üfleyenler
26.11.2016
Yeni stratejik ittifakların ana teması
22.11.2016
‘Meçhul Asker’ anıtlarında bir kuş!
19.11.2016
‘Her aşık bir saraydır, içinde sultan gizli!’
15.11.2016
‘Özgür dünya’nın kendine tutsaklığı
12.11.2016
Kültürel havzaları uyandırmak
8.11.2016
Şiddete değil, demokratik siyasete mesafe!
1.11.2016
Kültür devrimi mi dediniz!
29.10.2016
‘Gönülliyet yönetimi’nin anayasası
26.10.2016
Gönlümüzdeki Batı vesayetinin çöküşü
25.10.2016
Yenikapı Ruhu veya Sevâdü’l-A’zam..
18.10.2016
Gerisi: Teori, analiz, anket, görüş, yorum, fikir, düşünce...
15.10.2016
“Gizli değil belliyiz şimdi, zaman içinde”
11.10.2016
Şehitlik mağduriyet değildir, hamaseti yapılamaz!
8.10.2016
Alıntıda değil yaşantıda Hu şiiri!
4.10.2016
Yenikapı ruhu kimlerin kıskacında!
2.10.2016
Savaşlar art niyetle başlıyor; hayatta da medyada da!
11.10.2014
Kobani'yle düşen değil, birleşen
02.09.2014
Kurumların ve duyguların restorasyonu
30.08.2014
Kadim medeniyetimize yeni bir şerh
26.08.2014
Tevhidî derinlik ve niyetler stratejisi
23.08.2014
Güzellik medeniyetinin izinde
19.08.2014
'En güzel sûret' ve medeniyet enstitüsü
16.08.2014
Güzel'in perdesi: Cehalet, gaflet, zulmet
12.08.2014
'Yeni Türkiye'nin sağlaması: Sivil anayasa
09.08.2014
'Nasıl bir Türkiye'nin cevabı oylarımızda
05.08.2014
'Söz kaderdir'
02.08.2014
Acıyı seyirlik kılmak da zulüm
29.07.2014
'Kim mânâ duyar ise...'
26.07.2014
Zalim ve mazluma dair...
22.07.2014
Senin tüm alemindir o çocuklarda kaybolan!
19.07.2014
Ramazan gecelerinin şahitliğinde
15.07.2014
Zulümle gelen zafer değil, yenilgi!
12.07.2014
Vizyon belgesi ve 'Yeni Türkiye'nin arzu sosyolojisi
08.07.2014
Geleceğin inşasında gönül ve devlet
01.07.2014
Ta derinlerde hiç değişmeyen...
28.06.2014
Balkanlar'ın 'yağmur öncesi' bulutları altında...
24.06.2014
Yüz yıllık parantezi kapatan simya
21.06.2014
'Bensiz bir ben' ve beşeri bilimler
17.06.2014
'Ulu benlik'lerle kurulamayan kalpler ittifakı
14.06.2014
Kalbin kemali ile toplumsal mutluluk arasındaki bağ
10.06.2014
İlahi benlik, toplumsal benlik ve 'biz'
07.06.2014
'Tevhid sosyolojisi' ve adalet algımız
03.06.2014
Şimdi ve burada bir 'biz' var mı?
31.05.2014
Yerliliğimizin 'çoğulcu ruhu'
27.05.2014
Kendine yabancı kalmışsan başkası da olamıyorsun!
24.05.2014
Benliğin lekeleri
20.05.2014
Gerçeğimizi esir alan şaibeler
17.05.2014
Peki içimizde süren faciayı kim sorgulayacak?
13.05.2014
Halis niyetlilerle kasıtlılar arasındaki uçurum
10.05.2014
Güzellik medeniyeti
06.05.2014
Çoğulcu hareket ve tek sesli seçkinci dil
03.05.2014
İçimizdeki kandillerin ışığında
29.04.2014
Adil hafıza ve 'hakkıyla unutmak'
26.04.2014
Sevemediklerin; nefsinden bir suret!
22.04.2014
Siyaset ve dostluk
19.04.2014
Kalbin mescitleri
15.04.2014
Ya Cumhurbaşkanını seçecek bizlerin ahvali?
12.04.2014
Twitter ırmağının derinliklerinde...
08.04.2014
AK Parti'ye oy verme gerekçeleri çeşitlenirken...
05.04.2014
Ya Rabbi samimiyetimizi arttır!
23.06.2012
Hep aynı elmayı uzatıyorum sana...
16.06.2012
Alevin miracı
10.06.2012
'Hiçlik' ve 'yeniden doğuş'
22.05.2012
Ateş; aşk ile değil öfke ile yaktığında...
16.05.2012
'Kötü' karakter ve 'güzel' roman!
12.05.2012
Kalemin ilhamları
08.05.2012
Işığın simyası
02.05.2012
İlahi aşk ve 'sanatçı'
24.04.2012
Paravon Dede'nin hikâyesi hepimizin
03.04.2012
Bir hayalim var
27.03.2012
Hem katlederken zevk alsın, hem mümin olsun!
20.03.2012
'Bu davanın tabii tarafıyız'
17.03.2012
Yalancı baharların yorgunluğu
13.03.2012
Anayasal sürecin çıkmazları
28.02.2012
Bugünlerin Çalışma Grubu
21.02.2012
Zorba da mazlum da, ipin aynı ucundaysa...
14.02.2012
Yorum suçluları, kanun suçluları
07.02.2012
Peki ya susan muhalefet?
24.01.2012
Yüz yıllık davalar düzeni
17.01.2012
12 Eylül'ün devamı: Hrant davası
10.01.2012
Güvenin bittiği yerde tazminat neye yarar!
03.01.2012
'Sessizliğin sesi'
31.12.2011
Birbirimiz için dua etsek biraz da!
27.12.2011
'Burada çok cevherler var!'
24.12.2011
Yılın en uzun gecesi Dersim'de...
20.12.2011
Evrensel zorbalık, göreceli suç
17.12.2011
Sıra, zulmedenlerin tanıklığında
13.12.2011
Ateş çocuklarına ağıt
10.12.2011
İstanbul'un yüzünde yeni gölgeler
29.11.2011
Yedikçe kadavralaşmamak için...
26.11.2011
Kavuşma arzusu
22.11.2011
Baasçılık ve Dersim nerede kesişiyor?
29.10.2011
Aynı duanın içinde
25.10.2011
Depremle sarsılıp kendimize dönmek
22.10.2011
Yarın yüzleşeceğimiz hakikatler için...
18.10.2011
'Hakikat, adalet, hafıza' hepimize lazım
15.10.2011
Dünyanın kâbusları ve rüyaları
11.10.2011
Erdoğan, Sarkozy ve hayatın sırlı alanları
08.10.2011
Başbakanlığının bittiği an(!)
04.10.2011
'Laiklik' ve 'ılımlı İslam' algıları hızla değişirken
30.09.2011
Yeni baharların tohumu
27.09.2011
Şiddete yeni gerekçe: AKP barış istemiyor!
23.09.2011
Demokratlar ve 'insanlıkmetre'
20.09.2011
Çoğulcu medeniyet, 'örnek' devlet
16.09.2011
Erdoğan'ı işitme biçimlerimiz (3)
13.09.2011
Tahrir meydanına açılan ara yollarda Kâbe (2)
09.09.2011
'Şimdi ve burada'nın anadilinde Kâbe (1)
06.09.2011
O halde artık kan dökmek meşru olsun(!)
03.09.2011
Çay kahve içip neyle savaşıyoruz?
30.08.2011
Bugünün ruhunda dirilen...
27.08.2011
Mogadişu'dan Medine'ye seher rüzgârı
23.08.2011
Merhametin İlahi yüzü
21.08.2011
İnsanlığın öteki yüzü hangimize bakıyor?
16.08.2011
'Uzun namlulu' dilin hedefindekiler
13.08.2011
Hama ile Tottenham arası kaç saniye?
09.08.2011
Keşke bir 'sivil barış örgütü'müz olsa
06.08.2011
Ömrümüzün dolunay gecesi
02.08.2011
Adaletin ironisi
30.07.2011
Zamanın belleğinde...
26.07.2011
Ölülerimizin özerkliği
24.06.2011
Meclis’e girmeyen barış umudu
17.06.2011
AKP’yi değerlendirme biçimleri!
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.