Leyla İPEKCİ

Yeni Şafak GAZETESİ



Bookmark and Share

Yeni stratejik ittifakların ana teması


26.11.2016 - Bu Yazı 679 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Avrupa Parlamentosu'nda Türkiye'yle üyelik müzakerelerinin geçici olarak durdurulması kararı alındı. Tavsiye niteliğindeki bu karar siyasidir, sosyolojiktir, etkisi olur olmaz. Türkiye'deki vatandaş bırakın üzülmeyi veya kendisini eleştirmeyi, üzerindeki AB vesayetinden kurtulduğu için çok daha hafiflemiş durumda.


Bu algıyı düzgünce ölçmek için küresel şirketlerin araştırma ve anket yapması da boşuna maddi bir külfet olacaktır. Biz, şiddetin, terörün, işgal ve darbelerin, vesayetin, küresel fitne ağlarının, iç savaş provalarının on yıllardır içinde yaşayanların her anında, her zerresinde kayıtlı bu olgu.

Üstelik de bir anda oluşmadı. Kırk yıllık geçmişi bırakalım, tam üyelik müzakerelerinin başladığı 12 yılı da. Son beş yılımızı her tür çığlığımıza rağmen işitmeyen, işitmek istemeyen AB siyasetinin beceriksiz yaklaşımı, menfaat uğruna aleni terör destekçiliği ve çaresiz inadı devam ettiği sürece de değişen bir şey olmayacak. İşin en ironik tarafı şu ki; bu pozisyonu da devam edecek AB'nin. Çünkü başka bir varoluş senaryosu yok. Kalmadı.

***

Bizler ki kimi zaman içimizdeki vesayetçilerin türlü oyunlarına ve kanlı iktidar emellerine karşı demokrasi perspektifi açısından yoğun biçimde AB üyeliği müzakerelerimizi desteklemiş idik. Sonucunda girmemiz gerekmiyor ama bu perspektif sayesinde içimizdeki her tür saklı yapılanmanın, devlet içindeki devletçilerin, terörle işbirliği yapan çevrelerin, faiz lobicilerinin, kriz ve çatıştırma odaklarının; velhasıl her tür açık ve gizli vesayetçinin işini zorlaştırmak için şahane bir perspektifti. Epey de işe yaradı.

Hatta AK Parti ilk iktidara geldiğinde müzakerelerin en güçlü savunucusu olmuş ve içimizdeki AB destekçisi gibi görünen çeşitli vesayet odaklarının Kıbrıs meselesinden terörle mücadeleye dek hemen her konudaki ikiyüzlü tavrını her fırsatta açığa çıkarmıştı.

AB Parlamentosu başkanı ekonomik yaptırımların da uygulanabileceğini söylemiş. Sanırım, bu da burada ne devlet ne de sivil düzeyde büyük bir infialle karşılanmaz. Nereden baksanız, Avrupa ekonomisi hızla küçülüyor, durağanlaşıyor ve bize uygulayacakları her yaptırım, bizden önce kendi çıkarlarını tehlikeye atacaktır.

***

AB ve Amerika: Türkiye'de Gezi olaylarından itibaren gerilla sempatisi içindeki genç isyancıları veya muhalefet adı altında terörist işbirlikçilerini desteklemeye her devam ettiğinde büyük ve toplu bir kopuş yaşandı Avrupa ruhundan. Hele PKK'nın Avrupa ülkelerindeki faaliyetleri belki 30 yıldır biliniyor olmasına rağmen, özellikle Suriye sonrasında iyice açığa çıkan ve aleni bir biçimde zalim ittifakına dönüşen bu işbirliğine hiçbir katmanda tolerans kalmadı.

Milyonlarca mülteci korkunç bir iç savaş sebebiyle ülkemize gelmişken, Suriye'de veya Irak'ta yaşananların bizden ayrı olduğunu, bize gözdağı olacağını filan sananlar fena halde yanıldı. Bu bizim de savaşımızdı. Musul'da Halep'te olanlar bizden gayrı değildi.

Bunu söylemeye çalışanları faşistlikle, sömürgecilikle, imparatorluk emelleriyle filan itham etmeye kalkanlar, buradaki gerçek olguyu, iç içe ve bir arada kaynamakta olduğumuzu fark edemeyecek kadar kendi çıkarlarına dalıp gitmişlerdi. Fitne kampanyaları, kan, gözyaşı ve algı operasyonu ile burada giderek dirilen o mayayı bozmaya devam edeceklerine ikna olmuşlardı. Eskisi gibi.

Batı'nın PKK'nın uzantısı olan örgütleri desteklemesi bu sıcak savaş ortamında her şeyi bitirdi aslında. Geri dönülemez bir set çekti aramızda. Buna bir de durmadan patlayan Daiş, PKK gibi bombaların ve canlı bombaların sivil hayatımızda açtığı tahribatı ekleyin. Burada biz ölmeye devam edeceğiz ve siz orada bu ölümlerimizi meşrulaştırmaya, darbeleri, terörü filan haklı göstermeye devam edeceksiniz! Bu her şeyin sonu oldu işte.

Bugüne gelene dek, son beş yıldır, özellikle Gezi, Kobani olayları, 6-8 Ekim felaketi, 17, 25 Aralık girişimi, hendek savaşı, küresel bombaların patlaması gibi kalbimizi hedefleyen olaylarda AB'nin tutumu apaçıktır. Bir de 15 Temmuz'da bütün kurumlarımız patlatılırken, meclisimiz bombalanırken, Cumhurbaşkanı ve ailesi korkunç bir saldırıdan kıl payı kurtulmuşken, onlarca şehidimiz varken zalimlerle aleni işbirliği yapmaları eklenince: Avrupa ruhu Türkiye vatandaşları algısında silinmiş gitmiştir. AB ruhundan geriye hiçbir şey kalmamıştı uzun zamandır. Külleri dahi savruldu gitti rüzgarla.

***

Türkiye Yazarlar Birliği'nin düzenlediği 8. İstanbul Edebiyat Festivali'nin bu yılki teması Edebiyat ve Darbeler idi. Acizane konuşmacı olarak katıldığım bölümde sanat açısından 15 Temmuz'u ele aldık. Neden bir darbenin çok ötesinde bir küresel işgal girişimi olan 15 Temmuz? Neden illa bir sanatsal ifadeye bürünmeli mi? Bürünebilir mi?

Aradan dört aydan fazla bir sure geçti, henüz çok yeni. Ama dört asır da geçse bu değişmeyecek. Milli iradesi, demokrasisi, geleceği, kısacası sevdiği her şeyin toplamı olan vatanı için bir gece koltuklarından kalkıp can feda edip şehit oldular. Vatan biziz dediler. Bu müthiş bir tanıklıktı bizler için.

AB'ye de bizlerden bir tavsiye kararı versek; bunu söylerdim işte. Eğer yeniden bir siyasi değişiklik yapmak ve Türkiye'yle diplomatik stratejik vesaire ilişkileri düzeltmek isterse: Nerede hata yaptığını anlamak için önce 15 Temmuz'da ne olduğunu anlamaya çalışmakla işe başlasın.

Ölümü hiçe sayarak tankın altına giren, üzerine silah sıkılınca yürümeye devam eden insanların ne yaptığını, neyi dirilttiğini, bizi neye şahit tuttuklarını anlamaya çalışsın. Bunun ne AB insan hakları raporunda, ne kimlik ve aidiyet ideolojilerinde, ne varoluş felsefesinde, ne de doğu batı sentezlemesine dayanan sosyolojide bir analizi yapılabildi henüz. Kalpten kalbe bir kurs almadan da, içinde yaşanılamadan da öğrenilemez. Belki Şangay beşlisinde de buna rastlanmayacak. Nato'da da vesaire. Ama gönülsüz ittifaklarla bir yere kadar. Şimdi bunca zulmete adalet gerek. Sızlandırılmış aşk ve irfan kursu! Yeni stratejik ittifakların ana teması olmaya aday. Er geç.

Facebook Yorumları

reklam
18.9.2018
Aile içi eğitimin maneviyatı (1)
15.9.2018
Kılıcın mızrağın okun acısında Müslüman’ın hüznü
4.9.2018
Dolar kuruyla oynamaktan daha etkilisi: İnsanın vehimleriyle oynamak
1.9.2018
Kültür Bakanı’na ve kültüre bakanlara sesleniş (2)
28.8.2018
Kültür Bakanı’na ve kültüre bakanlara sesleniş (1)
25.8.2018
Küresel kasabada vahdet denizi!
21.8.2018
Candaki kurban sırrımız
7.8.2018
Gezi’den mesire yerine; parkların bi/çim analojisi!
4.8.2018
Savaşımızın binbir yüzü!
31.7.2018
Toplumsal gerçekler bazen araştırılmaz, içinde yaşanır!
28.7.2018
ABD’nin çöküşü işgallerinin mânâsında gizli!
10.4.2018
Nefsini ümmet kılmaya niyet edenlerin yolu
13.2.2018
Bir kez daha cepheler alenileşti…
3.2.2018
Barışı kalem ile yazan el, zulme karşı kılıç da sallar!
30.1.2018
Barışı kanla yıkamaya doymayanlar
27.1.2018
Harekatın gerekçelerine ‘uzak’ kalan ‘mesafeli’ analizler
22.7.2017
Kudüs’te ilk kez...
17.6.2017
Yürüye yürüye kavuşacağın kendinsin!
4.2.2017
İslamcı terör örgütlerinden aşık gönüllere...
28.1.2017
‘Bize göre gelip geçen sultanlar’
21.1.2017
Cumhurbaşkanının yetkisi ‘benliksiz makam’ındır!
17.1.2017
2023 rüyasına gönülden bir tabir
14.1.2017
Türkiye’nin Ohal’inden hu halimize!
10.1.2017
Çocuklar için: Gerçek erlerin savaşı
7.1.2017
Kalbimizde yâre değen bir yara...
6.12.2016
Kültür politikasında hedef altın nesil değil altın insan olmalı
3.12.2016
Aşıklara ayna
29.11.2016
Antalya’nın dağına taşına ruh üfleyenler
26.11.2016
Yeni stratejik ittifakların ana teması
22.11.2016
‘Meçhul Asker’ anıtlarında bir kuş!
19.11.2016
‘Her aşık bir saraydır, içinde sultan gizli!’
15.11.2016
‘Özgür dünya’nın kendine tutsaklığı
12.11.2016
Kültürel havzaları uyandırmak
8.11.2016
Şiddete değil, demokratik siyasete mesafe!
1.11.2016
Kültür devrimi mi dediniz!
29.10.2016
‘Gönülliyet yönetimi’nin anayasası
26.10.2016
Gönlümüzdeki Batı vesayetinin çöküşü
25.10.2016
Yenikapı Ruhu veya Sevâdü’l-A’zam..
18.10.2016
Gerisi: Teori, analiz, anket, görüş, yorum, fikir, düşünce...
15.10.2016
“Gizli değil belliyiz şimdi, zaman içinde”
11.10.2016
Şehitlik mağduriyet değildir, hamaseti yapılamaz!
8.10.2016
Alıntıda değil yaşantıda Hu şiiri!
4.10.2016
Yenikapı ruhu kimlerin kıskacında!
2.10.2016
Savaşlar art niyetle başlıyor; hayatta da medyada da!
11.10.2014
Kobani'yle düşen değil, birleşen
02.09.2014
Kurumların ve duyguların restorasyonu
30.08.2014
Kadim medeniyetimize yeni bir şerh
26.08.2014
Tevhidî derinlik ve niyetler stratejisi
23.08.2014
Güzellik medeniyetinin izinde
19.08.2014
'En güzel sûret' ve medeniyet enstitüsü
16.08.2014
Güzel'in perdesi: Cehalet, gaflet, zulmet
12.08.2014
'Yeni Türkiye'nin sağlaması: Sivil anayasa
09.08.2014
'Nasıl bir Türkiye'nin cevabı oylarımızda
05.08.2014
'Söz kaderdir'
02.08.2014
Acıyı seyirlik kılmak da zulüm
29.07.2014
'Kim mânâ duyar ise...'
26.07.2014
Zalim ve mazluma dair...
22.07.2014
Senin tüm alemindir o çocuklarda kaybolan!
19.07.2014
Ramazan gecelerinin şahitliğinde
15.07.2014
Zulümle gelen zafer değil, yenilgi!
12.07.2014
Vizyon belgesi ve 'Yeni Türkiye'nin arzu sosyolojisi
08.07.2014
Geleceğin inşasında gönül ve devlet
01.07.2014
Ta derinlerde hiç değişmeyen...
28.06.2014
Balkanlar'ın 'yağmur öncesi' bulutları altında...
24.06.2014
Yüz yıllık parantezi kapatan simya
21.06.2014
'Bensiz bir ben' ve beşeri bilimler
17.06.2014
'Ulu benlik'lerle kurulamayan kalpler ittifakı
14.06.2014
Kalbin kemali ile toplumsal mutluluk arasındaki bağ
10.06.2014
İlahi benlik, toplumsal benlik ve 'biz'
07.06.2014
'Tevhid sosyolojisi' ve adalet algımız
03.06.2014
Şimdi ve burada bir 'biz' var mı?
31.05.2014
Yerliliğimizin 'çoğulcu ruhu'
27.05.2014
Kendine yabancı kalmışsan başkası da olamıyorsun!
24.05.2014
Benliğin lekeleri
20.05.2014
Gerçeğimizi esir alan şaibeler
17.05.2014
Peki içimizde süren faciayı kim sorgulayacak?
13.05.2014
Halis niyetlilerle kasıtlılar arasındaki uçurum
10.05.2014
Güzellik medeniyeti
06.05.2014
Çoğulcu hareket ve tek sesli seçkinci dil
03.05.2014
İçimizdeki kandillerin ışığında
29.04.2014
Adil hafıza ve 'hakkıyla unutmak'
26.04.2014
Sevemediklerin; nefsinden bir suret!
22.04.2014
Siyaset ve dostluk
19.04.2014
Kalbin mescitleri
15.04.2014
Ya Cumhurbaşkanını seçecek bizlerin ahvali?
12.04.2014
Twitter ırmağının derinliklerinde...
08.04.2014
AK Parti'ye oy verme gerekçeleri çeşitlenirken...
05.04.2014
Ya Rabbi samimiyetimizi arttır!
23.06.2012
Hep aynı elmayı uzatıyorum sana...
16.06.2012
Alevin miracı
10.06.2012
'Hiçlik' ve 'yeniden doğuş'
22.05.2012
Ateş; aşk ile değil öfke ile yaktığında...
16.05.2012
'Kötü' karakter ve 'güzel' roman!
12.05.2012
Kalemin ilhamları
08.05.2012
Işığın simyası
02.05.2012
İlahi aşk ve 'sanatçı'
24.04.2012
Paravon Dede'nin hikâyesi hepimizin
03.04.2012
Bir hayalim var
27.03.2012
Hem katlederken zevk alsın, hem mümin olsun!
20.03.2012
'Bu davanın tabii tarafıyız'
17.03.2012
Yalancı baharların yorgunluğu
13.03.2012
Anayasal sürecin çıkmazları
28.02.2012
Bugünlerin Çalışma Grubu
21.02.2012
Zorba da mazlum da, ipin aynı ucundaysa...
14.02.2012
Yorum suçluları, kanun suçluları
07.02.2012
Peki ya susan muhalefet?
24.01.2012
Yüz yıllık davalar düzeni
17.01.2012
12 Eylül'ün devamı: Hrant davası
10.01.2012
Güvenin bittiği yerde tazminat neye yarar!
03.01.2012
'Sessizliğin sesi'
31.12.2011
Birbirimiz için dua etsek biraz da!
27.12.2011
'Burada çok cevherler var!'
24.12.2011
Yılın en uzun gecesi Dersim'de...
20.12.2011
Evrensel zorbalık, göreceli suç
17.12.2011
Sıra, zulmedenlerin tanıklığında
13.12.2011
Ateş çocuklarına ağıt
10.12.2011
İstanbul'un yüzünde yeni gölgeler
29.11.2011
Yedikçe kadavralaşmamak için...
26.11.2011
Kavuşma arzusu
22.11.2011
Baasçılık ve Dersim nerede kesişiyor?
29.10.2011
Aynı duanın içinde
25.10.2011
Depremle sarsılıp kendimize dönmek
22.10.2011
Yarın yüzleşeceğimiz hakikatler için...
18.10.2011
'Hakikat, adalet, hafıza' hepimize lazım
15.10.2011
Dünyanın kâbusları ve rüyaları
11.10.2011
Erdoğan, Sarkozy ve hayatın sırlı alanları
08.10.2011
Başbakanlığının bittiği an(!)
04.10.2011
'Laiklik' ve 'ılımlı İslam' algıları hızla değişirken
30.09.2011
Yeni baharların tohumu
27.09.2011
Şiddete yeni gerekçe: AKP barış istemiyor!
23.09.2011
Demokratlar ve 'insanlıkmetre'
20.09.2011
Çoğulcu medeniyet, 'örnek' devlet
16.09.2011
Erdoğan'ı işitme biçimlerimiz (3)
13.09.2011
Tahrir meydanına açılan ara yollarda Kâbe (2)
09.09.2011
'Şimdi ve burada'nın anadilinde Kâbe (1)
06.09.2011
O halde artık kan dökmek meşru olsun(!)
03.09.2011
Çay kahve içip neyle savaşıyoruz?
30.08.2011
Bugünün ruhunda dirilen...
27.08.2011
Mogadişu'dan Medine'ye seher rüzgârı
23.08.2011
Merhametin İlahi yüzü
21.08.2011
İnsanlığın öteki yüzü hangimize bakıyor?
16.08.2011
'Uzun namlulu' dilin hedefindekiler
13.08.2011
Hama ile Tottenham arası kaç saniye?
09.08.2011
Keşke bir 'sivil barış örgütü'müz olsa
06.08.2011
Ömrümüzün dolunay gecesi
02.08.2011
Adaletin ironisi
30.07.2011
Zamanın belleğinde...
26.07.2011
Ölülerimizin özerkliği
24.06.2011
Meclis’e girmeyen barış umudu
17.06.2011
AKP’yi değerlendirme biçimleri!
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları