Leyla İPEKCİ

Yeni Şafak GAZETESİ



Bookmark and Share

Alıntıda değil yaşantıda Hu şiiri!


8.10.2016 - Bu Yazı 739 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Kültür Bakanı yardımcısı Hüseyin Yayman'ın sözleri sosyal medyada önüme düştüğünde kucağımda Hu şiirleri açıktı. Gözlerimi sayfadan ekrana kaydırdım: “İçinde kitapların olduğu, kitap kokusunun, kahvenin olduğu, insanların, cıvıl cıvıl çocukların olduğu ve insanların sürekli girip çıktığı yeni bir mekan konsepti, yeni bir mekan anlayışıyla yaşayan kütüphane, şehir müzeleri ve kültür-sanat merkezleri yapmak bizim en büyük hedeflerimiz arasında” diyordu Yayman. “Çünkü bizim Türkiye'ye dair hayallerimiz var.”


Tekrar kucağımdaki Hu şiirlerine döndüm. Yenişehirli Mehmed Sadeddin'in şiiriydi içinde olduğum: “Hâne-i kalbi münevver eyleyen envâr-ı Hû / Beyt-i dilden mâsivâ-yı tard eden esrâr-ı Hû.”

Kimler işitiyordu bu canlı sesi, hangi kütüphanelerden alıntılanıp yaşantıya geçirilmekteydi hakikat ehlinin, hak aşıkların sözleri; bilmiyorum. Sadece, geçmiş zamana ait, olmuş bitmiş, eskimiş söz olarak bakıldığı sürece yapılacak alıntıların bu evrensel insan modelini yaşatmaya yetmediğini biliyorum. Çok uzun zamandır, çığlıklarla ya da fısıltılarla her mecrada dile getirmeye çalıştığım gibi.

***

Elbette benim de, bizlerin de hayalleri vardı. 15 Temmuz'la perçinlenen, pekişen. 70'lerin İstanbul'unda büyürken etrafımda herkes doğuştan sosyal demokrat, laik, ve Batılı hayat tarzını benimsemişti. Yabancı okullarda okurken memlekette kalmış son Ermeni, Yahudi, Rum arkadaşlarımın sayısı herhalde Müslüman Türkler'in sayısından fazlaydı.

Üniversiteyle başlayan gazetecilik yıllarım ise geldiğim çevrenin taklidî çağdaşlık anlayışını ve “herkes eğitilince bizim gibi olacak” kibrini eleştirmekle anlam kazandı. Resmi ideolojinin bizzat yapıcısı bu çevrede asıl olarak unutulmuş gerçeklerin bilgisine yaklaşmakla, her tür etnik kültürel çeşitlilikle, farklı kesim ve meşreplerle ünsiyet kurma serüveni oldu benim için gazetecilik diyebilirim.

90 ve 2000'lerde memleketimizin liberal akımlarının içinde, demokrat aydınların mücadelesinde, terörle, savaşla vesaire acizane kendi vicdanımın sesini işitmeye çalışırken girip çıktığımız çevrelerden dışlanmaya, aşağılanıp küçümsenmeye-bugünkü kadar sert olmasa bile- devam ediyorduk.

***

Anadolu'nun saklı köşe bucaklarında 'uzaktan yakın olduğum' okurlarla karşılaşırdım ve bunun için de kendime pay biçmezdim. Çünkü hakikatimiz birtakım aydınların teşhisini koyduğu tanımlara sıkışamıyordu, gerçeğin tohumu iç içeydi bu toprakların mayasında. Ne kimlikler yetiyordu bunu açıklamaya ne ideolojiler ne de sosyolojinin temel batılı kavramları.

Sözgelimi 80 öncesi katil faşist diye öğrendiğimiz ülkücülerle 2000'lerde gönülden dost olduysam, bunu bir analitik meraka veya laboratuvar deneyimine borçlu değildim. İçinde olmak, yaşamak, yakın olmak. Buydu asli formül. Acıyı paylaşma, terleme terletme ve bol bol da gözyaşı gerektiren yaşanmışlıklar dışında bir başka gerçeklik tanımadım.

En dip esintilerde bu ruhun mayasını koklarken de, farklı rüzgarların içinde en uzak sesleri işitmeye çalışırken de...Vahap Ümmi'nin, Sunullah Gabi'nin, Hacı Bayram Veli'nin, Osman Kemali'nin, Niyazi Mısri'nin, Akhisari'nin, Marmaravi'nin, Eşrfeoğlu Rumi'nin (ks) ve daha nicelerinin sesini işitmemiştim oysa.

***

Yayman'ın yaşayan kütüphane sözü beni kendi 50 yıllık yolculuğumda böyle kısa tur yaptırdı işte. “Biz şehirlerimizin en güzel binasının, en asude mekanlarının, en prestijli mekanlarının kütüphane binaları, kültür ve sanat külliyeleri olmasını istiyoruz” diyordu bir dönem birlikte siyasi toplantılara katıldığımız, aynı dili konuştuğumuz, aynı dertlerle dertlendiğimiz Hüseyin Yayman:

“Çünkü biz inanıyoruz ki, Türkiye'de milli geliri refahı ne kadar yükseltirsek yükseltelim Türkiye'nin bir Necip Fazıl'ı yoksa, Yunus Emre'si yoksa, Karacaoğlan'ı yoksa, Aşık Veysel'i yoksa... Türkiye eksik kalacaktır.”

Yayman'ın sıraladığı isimlerin mesela Yunus'un yolunda en ez iki bin aşk şahidi / şairi olduğunu kimse bana söylememişti. Bu eserlerin elan mevcut olduğunu, birilerinin bunu yayınlamak için ömür tükettiğini... Ama evrensel insanlık bildirgelerinin çok ötesinde, çok daha kucaklayıcı bu hak sözlerinin canlı sesinin ne yazık ki “valla Işid bizi temsil edemez” diyen Müslümanlar'ın iç sesine / yaşantısına ne kadar uzak olduğunu...

Alıntı Müslümanlığından yaşantı Müslümanlığına bir sahici adım atamamamızın gerisinde biraz da bu aşk eserlerini bugüne getiremeyen bizlerin önyargısının olduğunu... Işid zihniyetine kızarken zındıklıkla suçlanan İbn Arabi'ye puta tapar gibi tapmanın da yanlış olacağından hareketle koskoca bir medeniyetin hakikat ruhunu hadım ettiğimizi... Es geçtiğimizi, merak etmediğimizi, divânları Kuran'dan ayrı olarak addettiğimizi... Hatta korktuğumuzu...

***

“Bizim en büyük hedefimiz, en büyük ütopyamız; her şehirde yaşayan kütüphaneler olsun, kütüphaneler dolsun taşsın, kütüphanelerden yükselen bereket bütün ülkemizi mayalasın ve inşallah Türkiye çok daha yeni ufuklara doğru yelken açsın” diyen Kültür Bakanı yardımcısına evet diyorum, ne güzel. Bizim de hayallerimiz bu yönde; biz derken sevenler, işitmeye çalışanlar, talip olanlar...

Aşk ve irfan ehlinin gönülden gönle yol bulan sohbetlerle asıl olarak okunduğunu, kitap okuyamayan yeni neslin en azından sohbet eden hak dostlarının nefesini çekebilmesinin önemini... Kitap okuyarak aşk ve irfanı 'ayne'l yakîn öğrenmenin yetersizliğini, esas olarak insan okumak gerektiğini...

Sohbet ve gönüller ittifakı içeren buluşmaların kültürel hayatımızın yaşayan platformu olacak kütüphanelere çok yakışacağını... Okullaşmanın, uzmanlaşmanın, odaklanmanın, kesintisiz gönül eğitiminin ne kadar elzem olduğunu...

Durmadan bunları yazıp çizmekten usandığımızı... Medeniyetin maneviyatı olan kültür sanatı hakkıyla yaşantıya geçiremeden ruhunun dirilemeyeceğini, bunun için de dönüp dolaşıp hakikat şahitlerinin nefesine, aşk ve irfana; hu şiirine geleceğimizi...

“Kadim kültürü evrensele bağlayacak etkinlikler” sözünü okurken Yayman'ın... Hadi dedim inşallah, Vahap Ümmiler'in, Osman Kemali'lerin, Senayi'lerin, İbrahim Has'ların, Abdurrahman Sami'lerin, Aşık Hasan'ların... Bunun gibi Anadolu'nun her adımını hakikat nefesiyle birer 'kültürel havza' kılmış erenlerin sesini işitecek ve bugünün sesine dönüştürecek yarenler yetiştirelim bu şehir kütüphanelerinde. Medeniyetin yapı taşlarını döşeyelim.

Facebook Yorumları

reklam
18.9.2018
Aile içi eğitimin maneviyatı (1)
15.9.2018
Kılıcın mızrağın okun acısında Müslüman’ın hüznü
4.9.2018
Dolar kuruyla oynamaktan daha etkilisi: İnsanın vehimleriyle oynamak
1.9.2018
Kültür Bakanı’na ve kültüre bakanlara sesleniş (2)
28.8.2018
Kültür Bakanı’na ve kültüre bakanlara sesleniş (1)
25.8.2018
Küresel kasabada vahdet denizi!
21.8.2018
Candaki kurban sırrımız
7.8.2018
Gezi’den mesire yerine; parkların bi/çim analojisi!
4.8.2018
Savaşımızın binbir yüzü!
31.7.2018
Toplumsal gerçekler bazen araştırılmaz, içinde yaşanır!
28.7.2018
ABD’nin çöküşü işgallerinin mânâsında gizli!
10.4.2018
Nefsini ümmet kılmaya niyet edenlerin yolu
13.2.2018
Bir kez daha cepheler alenileşti…
3.2.2018
Barışı kalem ile yazan el, zulme karşı kılıç da sallar!
30.1.2018
Barışı kanla yıkamaya doymayanlar
27.1.2018
Harekatın gerekçelerine ‘uzak’ kalan ‘mesafeli’ analizler
22.7.2017
Kudüs’te ilk kez...
17.6.2017
Yürüye yürüye kavuşacağın kendinsin!
4.2.2017
İslamcı terör örgütlerinden aşık gönüllere...
28.1.2017
‘Bize göre gelip geçen sultanlar’
21.1.2017
Cumhurbaşkanının yetkisi ‘benliksiz makam’ındır!
17.1.2017
2023 rüyasına gönülden bir tabir
14.1.2017
Türkiye’nin Ohal’inden hu halimize!
10.1.2017
Çocuklar için: Gerçek erlerin savaşı
7.1.2017
Kalbimizde yâre değen bir yara...
6.12.2016
Kültür politikasında hedef altın nesil değil altın insan olmalı
3.12.2016
Aşıklara ayna
29.11.2016
Antalya’nın dağına taşına ruh üfleyenler
26.11.2016
Yeni stratejik ittifakların ana teması
22.11.2016
‘Meçhul Asker’ anıtlarında bir kuş!
19.11.2016
‘Her aşık bir saraydır, içinde sultan gizli!’
15.11.2016
‘Özgür dünya’nın kendine tutsaklığı
12.11.2016
Kültürel havzaları uyandırmak
8.11.2016
Şiddete değil, demokratik siyasete mesafe!
1.11.2016
Kültür devrimi mi dediniz!
29.10.2016
‘Gönülliyet yönetimi’nin anayasası
26.10.2016
Gönlümüzdeki Batı vesayetinin çöküşü
25.10.2016
Yenikapı Ruhu veya Sevâdü’l-A’zam..
18.10.2016
Gerisi: Teori, analiz, anket, görüş, yorum, fikir, düşünce...
15.10.2016
“Gizli değil belliyiz şimdi, zaman içinde”
11.10.2016
Şehitlik mağduriyet değildir, hamaseti yapılamaz!
8.10.2016
Alıntıda değil yaşantıda Hu şiiri!
4.10.2016
Yenikapı ruhu kimlerin kıskacında!
2.10.2016
Savaşlar art niyetle başlıyor; hayatta da medyada da!
11.10.2014
Kobani'yle düşen değil, birleşen
02.09.2014
Kurumların ve duyguların restorasyonu
30.08.2014
Kadim medeniyetimize yeni bir şerh
26.08.2014
Tevhidî derinlik ve niyetler stratejisi
23.08.2014
Güzellik medeniyetinin izinde
19.08.2014
'En güzel sûret' ve medeniyet enstitüsü
16.08.2014
Güzel'in perdesi: Cehalet, gaflet, zulmet
12.08.2014
'Yeni Türkiye'nin sağlaması: Sivil anayasa
09.08.2014
'Nasıl bir Türkiye'nin cevabı oylarımızda
05.08.2014
'Söz kaderdir'
02.08.2014
Acıyı seyirlik kılmak da zulüm
29.07.2014
'Kim mânâ duyar ise...'
26.07.2014
Zalim ve mazluma dair...
22.07.2014
Senin tüm alemindir o çocuklarda kaybolan!
19.07.2014
Ramazan gecelerinin şahitliğinde
15.07.2014
Zulümle gelen zafer değil, yenilgi!
12.07.2014
Vizyon belgesi ve 'Yeni Türkiye'nin arzu sosyolojisi
08.07.2014
Geleceğin inşasında gönül ve devlet
01.07.2014
Ta derinlerde hiç değişmeyen...
28.06.2014
Balkanlar'ın 'yağmur öncesi' bulutları altında...
24.06.2014
Yüz yıllık parantezi kapatan simya
21.06.2014
'Bensiz bir ben' ve beşeri bilimler
17.06.2014
'Ulu benlik'lerle kurulamayan kalpler ittifakı
14.06.2014
Kalbin kemali ile toplumsal mutluluk arasındaki bağ
10.06.2014
İlahi benlik, toplumsal benlik ve 'biz'
07.06.2014
'Tevhid sosyolojisi' ve adalet algımız
03.06.2014
Şimdi ve burada bir 'biz' var mı?
31.05.2014
Yerliliğimizin 'çoğulcu ruhu'
27.05.2014
Kendine yabancı kalmışsan başkası da olamıyorsun!
24.05.2014
Benliğin lekeleri
20.05.2014
Gerçeğimizi esir alan şaibeler
17.05.2014
Peki içimizde süren faciayı kim sorgulayacak?
13.05.2014
Halis niyetlilerle kasıtlılar arasındaki uçurum
10.05.2014
Güzellik medeniyeti
06.05.2014
Çoğulcu hareket ve tek sesli seçkinci dil
03.05.2014
İçimizdeki kandillerin ışığında
29.04.2014
Adil hafıza ve 'hakkıyla unutmak'
26.04.2014
Sevemediklerin; nefsinden bir suret!
22.04.2014
Siyaset ve dostluk
19.04.2014
Kalbin mescitleri
15.04.2014
Ya Cumhurbaşkanını seçecek bizlerin ahvali?
12.04.2014
Twitter ırmağının derinliklerinde...
08.04.2014
AK Parti'ye oy verme gerekçeleri çeşitlenirken...
05.04.2014
Ya Rabbi samimiyetimizi arttır!
23.06.2012
Hep aynı elmayı uzatıyorum sana...
16.06.2012
Alevin miracı
10.06.2012
'Hiçlik' ve 'yeniden doğuş'
22.05.2012
Ateş; aşk ile değil öfke ile yaktığında...
16.05.2012
'Kötü' karakter ve 'güzel' roman!
12.05.2012
Kalemin ilhamları
08.05.2012
Işığın simyası
02.05.2012
İlahi aşk ve 'sanatçı'
24.04.2012
Paravon Dede'nin hikâyesi hepimizin
03.04.2012
Bir hayalim var
27.03.2012
Hem katlederken zevk alsın, hem mümin olsun!
20.03.2012
'Bu davanın tabii tarafıyız'
17.03.2012
Yalancı baharların yorgunluğu
13.03.2012
Anayasal sürecin çıkmazları
28.02.2012
Bugünlerin Çalışma Grubu
21.02.2012
Zorba da mazlum da, ipin aynı ucundaysa...
14.02.2012
Yorum suçluları, kanun suçluları
07.02.2012
Peki ya susan muhalefet?
24.01.2012
Yüz yıllık davalar düzeni
17.01.2012
12 Eylül'ün devamı: Hrant davası
10.01.2012
Güvenin bittiği yerde tazminat neye yarar!
03.01.2012
'Sessizliğin sesi'
31.12.2011
Birbirimiz için dua etsek biraz da!
27.12.2011
'Burada çok cevherler var!'
24.12.2011
Yılın en uzun gecesi Dersim'de...
20.12.2011
Evrensel zorbalık, göreceli suç
17.12.2011
Sıra, zulmedenlerin tanıklığında
13.12.2011
Ateş çocuklarına ağıt
10.12.2011
İstanbul'un yüzünde yeni gölgeler
29.11.2011
Yedikçe kadavralaşmamak için...
26.11.2011
Kavuşma arzusu
22.11.2011
Baasçılık ve Dersim nerede kesişiyor?
29.10.2011
Aynı duanın içinde
25.10.2011
Depremle sarsılıp kendimize dönmek
22.10.2011
Yarın yüzleşeceğimiz hakikatler için...
18.10.2011
'Hakikat, adalet, hafıza' hepimize lazım
15.10.2011
Dünyanın kâbusları ve rüyaları
11.10.2011
Erdoğan, Sarkozy ve hayatın sırlı alanları
08.10.2011
Başbakanlığının bittiği an(!)
04.10.2011
'Laiklik' ve 'ılımlı İslam' algıları hızla değişirken
30.09.2011
Yeni baharların tohumu
27.09.2011
Şiddete yeni gerekçe: AKP barış istemiyor!
23.09.2011
Demokratlar ve 'insanlıkmetre'
20.09.2011
Çoğulcu medeniyet, 'örnek' devlet
16.09.2011
Erdoğan'ı işitme biçimlerimiz (3)
13.09.2011
Tahrir meydanına açılan ara yollarda Kâbe (2)
09.09.2011
'Şimdi ve burada'nın anadilinde Kâbe (1)
06.09.2011
O halde artık kan dökmek meşru olsun(!)
03.09.2011
Çay kahve içip neyle savaşıyoruz?
30.08.2011
Bugünün ruhunda dirilen...
27.08.2011
Mogadişu'dan Medine'ye seher rüzgârı
23.08.2011
Merhametin İlahi yüzü
21.08.2011
İnsanlığın öteki yüzü hangimize bakıyor?
16.08.2011
'Uzun namlulu' dilin hedefindekiler
13.08.2011
Hama ile Tottenham arası kaç saniye?
09.08.2011
Keşke bir 'sivil barış örgütü'müz olsa
06.08.2011
Ömrümüzün dolunay gecesi
02.08.2011
Adaletin ironisi
30.07.2011
Zamanın belleğinde...
26.07.2011
Ölülerimizin özerkliği
24.06.2011
Meclis’e girmeyen barış umudu
17.06.2011
AKP’yi değerlendirme biçimleri!
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları