Leyla İPEKCİ

Yeni Şafak GAZETESİ



Bookmark and Share

Kadim medeniyetimize yeni bir şerh


30.08.2014 - Bu Yazı 1032 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Etrafımdaki kimi kişiler aşırı soğukkanlı ve üstten bir tonla 'Yeni Türkiye rüyası mı, o da ne!' şeklinde muhalif bir söyleme kendi benliklerini tutsak etti ne zamandır. Türkiye, çok zorlu bir tasfiye sürecinin sonuna doğru ilerliyor. Artık restorasyonlar dönemindeyiz. Ahlak, güzellik, estetik, sanat gibi kavramları ihya etme dönemindeyiz.

Gelgelelim bu kavramlar eskinin diliyle kendini bugünün insanına açamıyor kolayca. Sözgelimi geleneksel evlerimizi turizme açtık ama Safranbolu'nun restore edilmiş evlerinde o geleneksel hayatı yaşamıyoruz, çoğu otel oldu çoktan. Hayat, biraz uzaktaki yeni şehirde yaşanıyor, uydu anteniyle, marketleriyle, bulvarlarıyla vesaire. Bu pek çok yerde böyle.

Evet bu vahşi küresel kapitalizmin her şeyi birörnek hale getiren, tek tipleştiren dünyasında kendine has olanı çoğulcu ve kuşatıcı bir edeple ihya etmeye çalışmak kolay değil. Ve yine evet, ebru hat tezhip gibi geleneksel sanatlar canlandırılıyor ama o zevkin içinde o kadar yaşamıyoruz ki, iyiyle kötüsünü ayırt dahi edemiyoruz. Gelişmiş, yetkinleşmiş bir bakışımız yok. Ancak işlerimize otantik bir malzeme, eserlerimizde geleneğe bir tür gönderme gibi araçsallaştırarak kullanıyoruz bu sanatları.

Bugün bir başka zamanın ruhundayız ve eskiye olduğu gibi dönmek diye bir seçeneğimiz yok. O yüzden kadim medeniyetimizi bugünün diliyle yorumlamak zaman alıyor, süreç içinde süreçler gerektiriyor. Yeni ortak referanslar ve Yıldıray Oğur'un sözleriyle 'AK Parti kongresinde de görülen büyük ve epik siyasi söylemler, grand teoriler, kutsiyet atıfları, her şeyin başına tarihi getirme arzusu, süreklilik vurguları, dava atıfları hepsi bu inşanın sancıları.'

İbn Haldun demişti değil mi; gayri memnunlar medeniyet kuramaz diye... Elini taşın altına koyup yıllardır bedel ödemekte olan ve bir yandan da Türkiye rüyası gören liderleri eleştirebilir, onların hakir gördüğünüz rüyalarını kendinize göre tabir edebilirsiniz elbet. Ama köstek olmak ve alay etmek dışında insanlığa ve hakka bizi götürecek yolların hiçbirine çıkmayı göze almıyorsanız... Çoğulcu medeniyet yine de sizi bir 'çeşit' olarak bağrına basıyor, basacaktır...

Hafta sonları ayağını sehpaya uzatıp pineklemek yerine çocuklarına daha huzurlu, barış dolu, refah içinde bir ülke bırakabilmek için elini her türlü taşın altına uzatmış sıradan kadınların gördükleri rüyanın peşinde kimileri de. Nefsinin arzularını doyurmanın bir tür medeniyet kadavralaşması olduğunu bilenler hep birlikte, devam ediyorlar medeniyet tabirine. Bugünün diliyle bir şerh düşmek için kadim medeniyetimize, 'barış olana dek uyku bize haramdır' diyen bir Başbakan'ın gördüğü o rüyaya dalıyoruz.

Birkaç yazıdır bu minvalde açmaya çalıştığım medeniyet enstitüsü fikrinden devam edeyim bu rüyaya. Başbakanlığın veya Cumhurbaşkanlığının himayesinde işlevini genişleterek sürdürebilecek bu özerk kurumu uluslararası ayağı da olan bir tür tevhid mahalli olarak tanımlamıştım. 'Birlik insanı' Davutoğlu'nun Başbakanlığı tam da bu yoldaki bir ilk icraat olarak görünüyor zira. Mevcut kurumlardan farklı olarak stratejik değerler önermeyi de amaçlayan daha 'bütüncül', işlevsel, daha seri davranabilen, daha ayrıntılı çalışacak, devlet aygıtının ruhuna tabiri caizse bir tevhidî derinlik katacak bir oluşumun icraatlarının ne olabileceğini düşünmeye devam edelim.

Ne kadim kültürümüzün ne de geleneksel dilin içinde yaşadığımızdan çoğu yetkili kişinin bilmediği, okuyamadığı, ulaşamadığı klasik eserleri bugüne taşımamız ve dünyaya açmamız elzem. Velilerin, mutasavvıfların, sanatçıların ve elbette bu topraklarda hayatın ve sanatın ruhunu oluşturmuş farklı halkların yaşam kültürlerini bugünün ruhuyla mevcut kılmamız büyük bir ihtiyaç. Böyle bir medeniyet enstitüsü fikrini oluştururken hiçbir toplumsal mühendisliğe geçit vermeden, çoğulcu ve kültürel birikimimiz hayata geçirilmeli ve halka açık uygulamalarla yaygın hale getirilmeli.

Bu çerçevede başta edebiyat, musiki, ebru, tezhip hat olmak üzere bütün estetik alanlar en ince ayrıntılarına kadar araştırma ve uygulama konusu olmalı ki bugünün dilinde yeniden canlanabilsinler. Bu doğrultuda tasavvuf tarihi ve felsefesini araştıracak bir merkez gibi mimarimizi, Türk ve İslam sanatlarını araştırma ve uygulama merkezleri hep bu enstitü oluşumunun birimleri olarak kurulmalı. Roma Bizans'dan beri bu topraklara izini düşürmüş inanç ve kültürleri araştırma, eserlerini değerlendirme ve dünya ölçeklerinde sergileme merkezleri de yer almalı birer birim halinde.

Tarihi eserlerin restorasyonu başlı başına bir sorun, bunun için de bir merkez kurulmalı. Eğitim ve bilim tarihimiz için de olduğu gibi yemekten spora, denizciliğe hayatın pek çok alanında faaliyet gösterecek özerk birimler kurulmalı bu çoklu oluşumun içinde, aynı amaç doğrultusunda. Bütün bunlar için arşiv kaynaklarını oluşturup bunları değerlendirebilecek donanımda bir arşiv merkezi de acil ihtiyaç olarak gündeme gelecektir. Bir yandan sözlü tarih çalışmaları da geniş kapsamlı olarak ele alınmalı.

İmdi bu söylediklerim, uzun zamandır gerek yurtdışında gerek yurtiçinde kültür sanat gündeminin içinde soluk alıp veren kıymetli insanların tavsiyelerinden, raporlarından, önerilerinden, gözlem ve yorumlarından süzülüyor büyük ölçüde. (İnşallah devam edeceğim.)

Facebook Yorumları

reklam
18.9.2018
Aile içi eğitimin maneviyatı (1)
15.9.2018
Kılıcın mızrağın okun acısında Müslüman’ın hüznü
4.9.2018
Dolar kuruyla oynamaktan daha etkilisi: İnsanın vehimleriyle oynamak
1.9.2018
Kültür Bakanı’na ve kültüre bakanlara sesleniş (2)
28.8.2018
Kültür Bakanı’na ve kültüre bakanlara sesleniş (1)
25.8.2018
Küresel kasabada vahdet denizi!
21.8.2018
Candaki kurban sırrımız
7.8.2018
Gezi’den mesire yerine; parkların bi/çim analojisi!
4.8.2018
Savaşımızın binbir yüzü!
31.7.2018
Toplumsal gerçekler bazen araştırılmaz, içinde yaşanır!
28.7.2018
ABD’nin çöküşü işgallerinin mânâsında gizli!
10.4.2018
Nefsini ümmet kılmaya niyet edenlerin yolu
13.2.2018
Bir kez daha cepheler alenileşti…
3.2.2018
Barışı kalem ile yazan el, zulme karşı kılıç da sallar!
30.1.2018
Barışı kanla yıkamaya doymayanlar
27.1.2018
Harekatın gerekçelerine ‘uzak’ kalan ‘mesafeli’ analizler
22.7.2017
Kudüs’te ilk kez...
17.6.2017
Yürüye yürüye kavuşacağın kendinsin!
4.2.2017
İslamcı terör örgütlerinden aşık gönüllere...
28.1.2017
‘Bize göre gelip geçen sultanlar’
21.1.2017
Cumhurbaşkanının yetkisi ‘benliksiz makam’ındır!
17.1.2017
2023 rüyasına gönülden bir tabir
14.1.2017
Türkiye’nin Ohal’inden hu halimize!
10.1.2017
Çocuklar için: Gerçek erlerin savaşı
7.1.2017
Kalbimizde yâre değen bir yara...
6.12.2016
Kültür politikasında hedef altın nesil değil altın insan olmalı
3.12.2016
Aşıklara ayna
29.11.2016
Antalya’nın dağına taşına ruh üfleyenler
26.11.2016
Yeni stratejik ittifakların ana teması
22.11.2016
‘Meçhul Asker’ anıtlarında bir kuş!
19.11.2016
‘Her aşık bir saraydır, içinde sultan gizli!’
15.11.2016
‘Özgür dünya’nın kendine tutsaklığı
12.11.2016
Kültürel havzaları uyandırmak
8.11.2016
Şiddete değil, demokratik siyasete mesafe!
1.11.2016
Kültür devrimi mi dediniz!
29.10.2016
‘Gönülliyet yönetimi’nin anayasası
26.10.2016
Gönlümüzdeki Batı vesayetinin çöküşü
25.10.2016
Yenikapı Ruhu veya Sevâdü’l-A’zam..
18.10.2016
Gerisi: Teori, analiz, anket, görüş, yorum, fikir, düşünce...
15.10.2016
“Gizli değil belliyiz şimdi, zaman içinde”
11.10.2016
Şehitlik mağduriyet değildir, hamaseti yapılamaz!
8.10.2016
Alıntıda değil yaşantıda Hu şiiri!
4.10.2016
Yenikapı ruhu kimlerin kıskacında!
2.10.2016
Savaşlar art niyetle başlıyor; hayatta da medyada da!
11.10.2014
Kobani'yle düşen değil, birleşen
02.09.2014
Kurumların ve duyguların restorasyonu
30.08.2014
Kadim medeniyetimize yeni bir şerh
26.08.2014
Tevhidî derinlik ve niyetler stratejisi
23.08.2014
Güzellik medeniyetinin izinde
19.08.2014
'En güzel sûret' ve medeniyet enstitüsü
16.08.2014
Güzel'in perdesi: Cehalet, gaflet, zulmet
12.08.2014
'Yeni Türkiye'nin sağlaması: Sivil anayasa
09.08.2014
'Nasıl bir Türkiye'nin cevabı oylarımızda
05.08.2014
'Söz kaderdir'
02.08.2014
Acıyı seyirlik kılmak da zulüm
29.07.2014
'Kim mânâ duyar ise...'
26.07.2014
Zalim ve mazluma dair...
22.07.2014
Senin tüm alemindir o çocuklarda kaybolan!
19.07.2014
Ramazan gecelerinin şahitliğinde
15.07.2014
Zulümle gelen zafer değil, yenilgi!
12.07.2014
Vizyon belgesi ve 'Yeni Türkiye'nin arzu sosyolojisi
08.07.2014
Geleceğin inşasında gönül ve devlet
01.07.2014
Ta derinlerde hiç değişmeyen...
28.06.2014
Balkanlar'ın 'yağmur öncesi' bulutları altında...
24.06.2014
Yüz yıllık parantezi kapatan simya
21.06.2014
'Bensiz bir ben' ve beşeri bilimler
17.06.2014
'Ulu benlik'lerle kurulamayan kalpler ittifakı
14.06.2014
Kalbin kemali ile toplumsal mutluluk arasındaki bağ
10.06.2014
İlahi benlik, toplumsal benlik ve 'biz'
07.06.2014
'Tevhid sosyolojisi' ve adalet algımız
03.06.2014
Şimdi ve burada bir 'biz' var mı?
31.05.2014
Yerliliğimizin 'çoğulcu ruhu'
27.05.2014
Kendine yabancı kalmışsan başkası da olamıyorsun!
24.05.2014
Benliğin lekeleri
20.05.2014
Gerçeğimizi esir alan şaibeler
17.05.2014
Peki içimizde süren faciayı kim sorgulayacak?
13.05.2014
Halis niyetlilerle kasıtlılar arasındaki uçurum
10.05.2014
Güzellik medeniyeti
06.05.2014
Çoğulcu hareket ve tek sesli seçkinci dil
03.05.2014
İçimizdeki kandillerin ışığında
29.04.2014
Adil hafıza ve 'hakkıyla unutmak'
26.04.2014
Sevemediklerin; nefsinden bir suret!
22.04.2014
Siyaset ve dostluk
19.04.2014
Kalbin mescitleri
15.04.2014
Ya Cumhurbaşkanını seçecek bizlerin ahvali?
12.04.2014
Twitter ırmağının derinliklerinde...
08.04.2014
AK Parti'ye oy verme gerekçeleri çeşitlenirken...
05.04.2014
Ya Rabbi samimiyetimizi arttır!
23.06.2012
Hep aynı elmayı uzatıyorum sana...
16.06.2012
Alevin miracı
10.06.2012
'Hiçlik' ve 'yeniden doğuş'
22.05.2012
Ateş; aşk ile değil öfke ile yaktığında...
16.05.2012
'Kötü' karakter ve 'güzel' roman!
12.05.2012
Kalemin ilhamları
08.05.2012
Işığın simyası
02.05.2012
İlahi aşk ve 'sanatçı'
24.04.2012
Paravon Dede'nin hikâyesi hepimizin
03.04.2012
Bir hayalim var
27.03.2012
Hem katlederken zevk alsın, hem mümin olsun!
20.03.2012
'Bu davanın tabii tarafıyız'
17.03.2012
Yalancı baharların yorgunluğu
13.03.2012
Anayasal sürecin çıkmazları
28.02.2012
Bugünlerin Çalışma Grubu
21.02.2012
Zorba da mazlum da, ipin aynı ucundaysa...
14.02.2012
Yorum suçluları, kanun suçluları
07.02.2012
Peki ya susan muhalefet?
24.01.2012
Yüz yıllık davalar düzeni
17.01.2012
12 Eylül'ün devamı: Hrant davası
10.01.2012
Güvenin bittiği yerde tazminat neye yarar!
03.01.2012
'Sessizliğin sesi'
31.12.2011
Birbirimiz için dua etsek biraz da!
27.12.2011
'Burada çok cevherler var!'
24.12.2011
Yılın en uzun gecesi Dersim'de...
20.12.2011
Evrensel zorbalık, göreceli suç
17.12.2011
Sıra, zulmedenlerin tanıklığında
13.12.2011
Ateş çocuklarına ağıt
10.12.2011
İstanbul'un yüzünde yeni gölgeler
29.11.2011
Yedikçe kadavralaşmamak için...
26.11.2011
Kavuşma arzusu
22.11.2011
Baasçılık ve Dersim nerede kesişiyor?
29.10.2011
Aynı duanın içinde
25.10.2011
Depremle sarsılıp kendimize dönmek
22.10.2011
Yarın yüzleşeceğimiz hakikatler için...
18.10.2011
'Hakikat, adalet, hafıza' hepimize lazım
15.10.2011
Dünyanın kâbusları ve rüyaları
11.10.2011
Erdoğan, Sarkozy ve hayatın sırlı alanları
08.10.2011
Başbakanlığının bittiği an(!)
04.10.2011
'Laiklik' ve 'ılımlı İslam' algıları hızla değişirken
30.09.2011
Yeni baharların tohumu
27.09.2011
Şiddete yeni gerekçe: AKP barış istemiyor!
23.09.2011
Demokratlar ve 'insanlıkmetre'
20.09.2011
Çoğulcu medeniyet, 'örnek' devlet
16.09.2011
Erdoğan'ı işitme biçimlerimiz (3)
13.09.2011
Tahrir meydanına açılan ara yollarda Kâbe (2)
09.09.2011
'Şimdi ve burada'nın anadilinde Kâbe (1)
06.09.2011
O halde artık kan dökmek meşru olsun(!)
03.09.2011
Çay kahve içip neyle savaşıyoruz?
30.08.2011
Bugünün ruhunda dirilen...
27.08.2011
Mogadişu'dan Medine'ye seher rüzgârı
23.08.2011
Merhametin İlahi yüzü
21.08.2011
İnsanlığın öteki yüzü hangimize bakıyor?
16.08.2011
'Uzun namlulu' dilin hedefindekiler
13.08.2011
Hama ile Tottenham arası kaç saniye?
09.08.2011
Keşke bir 'sivil barış örgütü'müz olsa
06.08.2011
Ömrümüzün dolunay gecesi
02.08.2011
Adaletin ironisi
30.07.2011
Zamanın belleğinde...
26.07.2011
Ölülerimizin özerkliği
24.06.2011
Meclis’e girmeyen barış umudu
17.06.2011
AKP’yi değerlendirme biçimleri!
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları