Levent Gültekin

DİKEN



Bookmark and Share

Kime karşıyım, neye tarafım?


22.3.2019 - Bu Yazı 311 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

  Muhalefeti eleştirdiğimde “Şimdi sırası mı?”, “Böyle konuşarak muhalefete zarar veriyorsun ” türü itirazlar alıyorum.

Peki muhalefeti niçin eleştiriyorum?

Esasında neyin tarafında, kimin karşısındayım? 

Muhalif olmak ile bir şeye, kimseye karşı olmak arasında fark var.

Sanırım genel olarak bu ayrımı yapmakta zorlanıyoruz.

Halbuki bu ayrım çok önemli.

Çünkü esas olan neye, kime karşı olduğumuz değil, neyin tarafı olduğumuzdur.  

Yani ne istemediğimiz değil, ne istediğimizdir bizi tanımlayan. 

Peki neye karşıyım, kimin tarafındayım?

Müsaade ederseniz anlatayım. 

Geçmişte arkadaşlık yaptığım, aynı kurumlarda çalıştığım yani aynı ideolojik mahallede beraber büyüdüğüm insanlar AK Parti ile iktidar oldular.

“Bunlar benim eski arkadaşlarım, olur böyle ufak tefek şeyler, büyük resme bakmak gerek” demedim.

Yolsuzluklara itiraz ettim.

Haksızlıklara, hukuksuzluklara isyan ettim.

‘Bizden onlardan’ ayrımına, ülke için çok kıymetli gördüğüm eşitlik, özgürlük, hukuk, liyakat hatta laiklik gibi değerlere aykırı politikalarına dilim döndüğünce itiraz ettim.

Karşı olduğum esasında Erdoğan değil onun bu değerlere aykırı politikalarıydı.

Dürüstlükten, ahlaktan, vicdandan, demokrasiden, özgürlükten, eşitlikten, adaletten, insan haklarından yoksun politikalarıydı.

Laikliği gerçek anlamı ile uygulama fırsatları varken bunu yapmayıp laikliği tahrip eden yaklaşımlarıydı.

Her alanda belirgin bir şekilde uyguladıkları ‘bizden ve onlardan’ayrımıydı.

Liyakati hiçe sayan, adam kayırmayı esas alan politikalarıydı. 

İnancı siyaset malzemesi yapmalarına şiddetle karşı çıktım. 

Yani bu itirazlarıma kaynaklık eden şey tarafı olduğum, benimsediğim, kıymet verdiğim değerlerdi.

Bu değerlere aykırı politika izleyen bir partiye karşı olmak o partinin rakiplerinin tarafı olmak anlamına gelmeyeceği için kendimi hiçbir zaman muhalefet partilerinden birinin tarafı olarak konumlandırmadım. 

İstedim ki muhalefet bu değerleri esas alan bir siyaset anlayışı benimsesin.

Fakat muhalefet bu değerleri hiçe sayıp, parti, mahalle, ideoloji çıkarını esas alan küçük hesaplara teslim oldu.

Mesela haklarında yolsuzluk iddiaları ayyuka çıkmış kimseleri aday yapmaktan imtina etmedi. 

Aday belirlerken liyakati esas alarak değil, eş, dost, ahbap çavuş, ideolojik yakınlık anlayışıyla hareket etti. 

Sözde hepsi demokrat, hepsi özgürlükçü, hepsi eşitlikçi, hepsi liyakatten yana, laikliğe değer veriyor ama eylemde kimisi Kürtlerle bağ kuramıyor kimisi Kürtlerden başka kimseyle ilgilenmiyor.

Kimisi Türk milliyetçiliğine teslim olmuş bir başkası mezhepçiliğe.

Hiçbiri toplumun bütününe yönelik bir politika belirleyemiyor.

Dahası hepsi de Erdoğan’ın belirlediği kimlik, inanç mezhep, eksenli siyaset anlayışına teslim oldular.

Toplumun bütününe hitap edecek yeni bir siyaset anlayışı geliştiremediler. 

İlk fırsatta savundukları değerlere aykırı hareket etmekten zerre kadar imtina etmediler. 

Mesela daha dün CHP’nin İstanbul Belediye Başkan adayı Ekrem İmamoğlu Eyüp Camii’nde Kur’an okudu. 

Bu da kameralara alınıp medyaya servis edildi. 

Kimse de çıkıp “O camide onlarca imam varken Kuran okumak bir belediye başkan adayının işi mi?” sorusunu sormuyor.

Kusura bakmayın ama bu davranış Erdoğan’ın topluma, ülkeye dayattığı siyaset anlayışına teslim olmaktır.

Dini, dindarlığı ülke siyasetinde belirleyici faktör yapmaya çalışanların değirmenine su taşımaktır. 

“Ama ne yapalım toplum böyle şeylerden hoşlanıyor” dediğinizi duyar gibiyim. 

O zaman Erdoğan yaptığında niçin karşı çıkıyoruz?

O da toplumun hoşuna giden şeyleri yapıyor? 

Hani laiklik hassasiyetimiz?

Kaldı ki siyasetçilerin görevi topluma uymak değil, benimsedikleri değerlerin ülke için ne kadar önemli olduğuna toplumu ikna etmektir.

O değerler olmadan ülkenin nasıl bir felakete sürükleneceğini anlatıp, toplumu bu çizgiye çekmek yerine popülizme teslim olmak değer, ilke yoksunluğudur.

Bu, Erdoğan da olsa böyledir muhalefet mensupları da olsa böyledir.

Kaldı ki toplumun bu tür bir siyaset anlayışına prim verdiğine de zerre kadar inanmıyorum. 

Muhalefet eleştirilerimde tek sorun kendimce kıymet verdiğim değerlere aykırı siyaset anlayışları değil.

Ülkenin bu hale gelmesinde de büyük sorumlulukları olduğunu düşünüyorum.

Yetersiz kaldılar.

Sağlıklı, işe yarar politika geliştiremediler.

Ülkenin gidişatını engelleyecek ne cesareti gösterebildiler ne de stratejik aklı.

Ülke büyük bir yıkıma sürüklenirken küçük, mahalle, parti çıkarı gözeten kasaba politikacısı anlayışına teslim oldular.

Yani demek istediğim: Ülke için hayati gördüğüm değerlere aykırı politika izleyen kendi arkadaşlarımı bile eleştirmekten imtina etmemişken bu değerleri hiçe sayan muhalefet karşısında suskun kalmamı beklemek pek hakkaniyetli bir yaklaşım değil.

Erdoğan veyahut AK Parti politikalarına hangi gerekçelerle karşı çıktıysam aynı gerekçelerle muhalefeti de eleştiriyorum.

Çünkü esas olan partiler değil benimsediğimiz değerlerdir.

Korunması gereken mahalle, grup, parti çıkarı değil, ülkenin yararıdır. 

Evrensel değerler çerçevesinde ülke yararını esas almayan hangi parti, hangi grup, hangi siyasetçi olursa olsun eleştirmek, itiraz etmek bu tür siyaset anlayışına prim vermemek vatandaş olarak hepimizin görevidir.

Değer yoksunu siyaset anlayışının ülkeleri ne duruma getirdiğinin en acı örneği ülkemizin içinde bulunduğu durumdur. 

Burada esas soru şu: bu değerlere aykırı politikaları nedeniyle Erdoğan’a karşı olanlar bu değerlere aykırı politika izleyen muhalefet partilerine niçin prim veriyor?

Muhalefet eleştirilerime “Muhalefete zarar veriyorsun” diyerek beni eleştirenler esas soru siz niçin eleştirmiyorsunuz?

Haklarında yolsuzluk iddiaları ayyuka çıkmış kimseleri aday yapmaktan imtina etmeyen siyasetçilere hangi gerekçeyle alkış tutuyorsunuz? 

Liyakati esas almayanları, eşitlikçi, özgürlükçü olmayanları, parti çıkarını ülke yararı önüne koyanları, ilk fırsatta laiklik hassasiyetini rafa kaldıranları niçin ve hangi gerekçeyle destekliyorsunuz ve bu yaklaşımınızdan ne umuyorsunuz?

Değer yoksunu bir siyaset anlayışının ülkeyi düzlüğe çıkaracağını sanıyorsanız korkarım büyük bir yanılgı içindesiniz 

Ülkenin bu hale gelmesinin temel nedeni Erdoğan değil, onun bu değerleri hiçe sayan politikalarıdır.

Bilmem anlatabildim mi? 

Facebook Yorumları

reklam
25.06.2019
Bundan sonra ne olacak? Ne olmalı?
18.06.2019
Yalanı, iftirayı, hakareti mubah gören dindarlık
8.06.2019
23 Haziran için iktidarın son umudu
18.05.2019
Kandırma ve istismar siyasetiyle nereye kadar?
12.05.2019
‘Her şey güzel olacak’ ama nasıl?
4.05.2019
Açlık grevleri, PKK’nın ölüm oyunu ve HDP’nin sessizliği
27.04.2019
Tayyip Erdoğan’ı eleştiren İslamcılara…
15.4.2019
Mazbatayı verse ne olur, vermese ne olur?
10.4.2019
İktidar ne yapmaya çalışıyor?
3.4.2019
Seçim sonuçları bize ne gösteriyor?
22.3.2019
Kime karşıyım, neye tarafım?
12.3.2019
Nedir bu toplumun ortak değerleri?
10.3.2019
‘Muhafazakar-dindarlar nasıl bu kadar vicdansız oldu?’
6.3.2019
‘Muhafazakar-dindarlar nasıl bu kadar vicdansız oldu?’
25.2.2019
Eski AK Partililer parti kurabilir mi, kurarsa ne olur?
24.2.2019
Sevgili CHP’liler veyahut CHP’ye oy verenler…
8.2.2019
Türkiye’nin beka sorunu
4.2.2019
Venezüela’daki durum Türkiye’yi niçin tedirgin ediyor?
30.1.2019
Venezüela’daki durum Türkiye’yi niçin tedirgin ediyor?
21.1.2019
Başörtülü kadınlar başörtülerini niçin çıkarıyorlar?
3.1.2019
Eyy muhalefet…
27.12.2018
Metin Akpınar, Mazhar Alanson ve ülkeyi rehin alan hoyratlık
20.12.2018
Evet, burası Paris değil ama Suudi Arabistan hiç değil!
13.12.2018
Altın Kelebek Ödülleri ve yalan imparatorluğu!
28.11.2018
İYİ Parti nerede duruyor, ne yapmaya çalışıyor?
14.11.2018
Atatürk ile Atatürkçüler arasındaki fark
8.11.2018
Çığlık
30.10.2018
Yerel seçimlerden kim ne bekliyor?
15.10.2018
Muhalif kesim niçin ‘bir şey’ yapamıyor?
9.10.2018
Deist veyahut ateist mi oldum?
2.10.2018
Mızmızlanan, mırıldanan İslamcılara…
25.9.2018
İktidarın gizli destekçileri
18.9.2018
Karma eğitim meselesinde kim haklı?
11.9.2018
‘Dindar Nesil’in iflası ve eğitimdeki görünmeyen sorun
4.9.2018
Yalan rüzgarı
28.8.2018
Ben ne söylüyorum, tamburum ne çalıyor?
7.8.2018
Muhalefetteki dağınıklığın nedenleri ve çıkış önerisi
24.7.2018
Azınlık psikolojisine teslim olan çoğunluk
17.7.2018
Benim ‘Kara Cuma’m: Kendimi Hırvatlar gibi hissediyorum!
9.7.2018
Hasar tespit raporu
2.7.2018
Erdoğan’ın tek ve gerçek rakibi
28.6.2018
Adaylık meselesi ve mahcubiyet
19.6.2018
AK Parti seçmeni Muharrem İnce’ye oy vermez mi?
12.6.2018
Kendi evlatlarını yiyen ülke!
4.6.2018
AK Partililere…
28.5.2018
Muhalefetin gözünden kaçan hayati bir konu
23.4.2018
Bana müsaade!
17.4.2018
Erdoğan ne yapmaya çalışıyor, anlayan var mı?
27.3.2018
Kendi halkıyla mücadele eden cumhurbaşkanı!
19.3.2018
Erdoğan’ın HDP stratejisi ve muhalefetin aymazlığı
12.3.2018
Türkiye’yi kurtaracak yüzde 40
6.3.2018
Türkiye’ye zarar vermek isteyen bir odak olsaydı neler yapardı?
19.2.2018
Bir Alman kaç Türk’e bedel?
12.2.2018
İsyan!
23.1.2018
Savaş taraftarlarına bir çift sorum var
8.1.2018
İran’da neler oluyor? Kızım sana söylüyorum gelinim sen anla
29.12.2017
Erdoğan seçimle gitmez mi?
25.12.2017
Bu onursuzluk hepimizin
18.12.2017
Bir lokma, bir hırka, bir de Erdoğan
12.12.2017
Kudüs meselesi ve Müslümanların içler acısı hali
5.12.2017
Utanç verici bu durumdan nasıl çıkacağız? Ne yapmalıyız?
27.11.2017
Zarrab meselesi kimin meselesi?
21.11.2017
Türkiye’nin yeni bir Kurtuluş Savaşı’na ihtiyacı var, ama nasıl?
13.11.2017
Mağdur Atatürk
31.10.2017
Allah’ın iradesinden Erdoğan’ın iradesine
24.10.2017
Türkiye Norveç olur mu?
16.10.2017
Beka sorunu: Erdoğan’ın mı Türkiye’nin mi?
10.10.2017
‘Çocuklar ölsün’ mü diyeceğiz?
3.10.2017
Musul, Kerkük bizim neyimiz olur?
26.9.2017
Kürdistan referandumu ve Türkiye
13.9.2017
CHP’lilere bir çift sorum var!
12.9.2017
Zafer Çağlayan meselesi ve muhalefet
29.8.2017
AK Parti fabrika ayarlarına dönebilir mi?
21.8.2017
AK Parti’nin kendi seçmenine yaptığı büyük kötülük
14.8.2017
Ülkemizi tahammülsüz azınlığa teslim edecek miyiz?
8.8.2017
Müfredata cihat, müftüye nikah kıyma yetkisi
1.8.2017
İktidarın yalanı, muhalefetin gerçeği
24.7.2017
Yeni lider, yeni parti mi, yeni siyaset mi?
17.7.2017
AK Parti’deki ‘metal yorgunluğu’
14.7.2017
Bölünme korkusundan bütünlük çıkar mı?
11.7.2017
Hak, Hukuk, Adalet…
3.7.2017
Erdoğan’ın korkusu
29.5.2017
İçimizdeki köle ruhlular… Ve bana müsaade
22.5.2017
Barzani, PYD ve Türkiye’nin akıl almaz işleri
17.5.2017
Açlık grevleri ve vardiya usulü zalimlik
15.5.2017
Açlık grevleri ve vardiya usulü zalimlik
8.5.2017
Düşün yakamızdan!
2.5.2017
Türkiye’nin önündeki tarihi fırsat
25.4.2017
Peki şimdi ne olacak? Ya da ne yapmalıyız?
18.4.2017
Referandum sonuçları ne anlama geliyor?
13.4.2017
‘Hayır’ diyorum çünkü…
10.4.2017
Niçin ‘Hayır’ diyorum?
3.4.2017
Ucuz kabadayılığın ağır faturası
28.3.2017
Bu vicdansızlığa ‘Evet’ diyecek misiniz?
20.3.2017
Müslümanlar ile Erdoğanistlerin çatışması
14.3.2017
Türkiye’ye kötülük yapanlar kimler?
6.3.2017
Avrupa, Türkiye’den ne istiyor?
28.2.2017
Evet/Hayır… Kimlerdeniz, neyden yanayız?
20.2.2017
Türkiye’nin yeni istikameti
15.2.2017
Hak, hukuk, adalet ve Allah korkusu
6.2.2017
Türkiye’nin önündeki en büyük tehlike
2.2.2017
İnsanlık müdafaası
23.1.2017
Referandumdan ‘Evet’ çıkarsa ne olur, ‘Hayır’ çıkarsa ne olur?
17.1.2017
AK Partililerin cevap vermesi gereken soru
10.1.2017
MHP milletvekillerine bir çift sözüm var!
6.1.2017
Türkiye’yi karıştırmak isteyen iç güçler
2.1.2017
Korkmayın! Yapabiliriz
27.12.2016
Erdoğan muhaliflerine….
19.12.2016
İktidara anlatmak zorunda kaldığımız basit gerçek
16.12.2016
Terörün değirmenine su taşıyanlar
8.12.2016
Wikileaks belgelerinde adım niçin geçiyor?
6.12.2016
Türkiye’yi bu hale kim getirdi?
3.12.2016
Erdoğan ne yapmaya çalışıyor?
29.11.2016
Castro, Chavez ve Erdoğan
25.11.2016
Gençlere mektup
22.11.2016
17/25 Aralık’ta ne oldu?
16.11.2016
İslamcı aydınların sefaleti
11.11.2016
Tehditler savuran saray soytarılarına…
8.11.2016
Doğum sancısı mı, ölüm sancısı mı?
1.11.2016
Başkanlık tartışmaları ne anlama geliyor?
27.10.2016
Erdoğan’a bir şey olursa…
25.10.2016
Dindar nesil bizi nereye götürecek?
21.10.2016
Erdoğan’ın çevresindeki ‘Erdoğan ve ülke düşmanları’
18.10.2016
‘Mağdur edebiyatı yapmayın’ diyen vicdansızlara…
14.10.2016
Solcular ‘millet düşmanı’ mı?
12.10.2016
Osmanlı’yı kim yıktı, halifeliği kim kaldırdı?
6.10.2016
Can damarın kesiliyor, farkında mısın ey halkım?
5.10.2016
Halep, Cizre, Şırnak… İnsanlık ve vicdan
23.9.2016
Dindarlık hangi yaramıza merhem olacak?
20.9.2016
Sahte demokratlar ve Erdoğan’ın yalnızlığı
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive