Levent Gültekin

DİKEN



Bookmark and Share

Altın Kelebek Ödülleri ve yalan imparatorluğu!


13.12.2018 - Bu Yazı 341 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

  Geçtiğimiz hafta sonu geleneksel Altın Kelebek ödülleri dağıtıldı.

Bakın kimlere ödül verilmiş.

Farklı görüşten tek bir kişinin bile çağrılmadığı, ülkenin sahici sorunlarının konuşulmadığı, CNN Türk’te yayınlayan Tarafsız Bölge ‘en iyi haber programı’ ödülünü almış.

Ülkede yaşanan bunca olaya rağmen bütün haberlerinde ülkeyi toz pembe gösterip toplumu aldatmayı kendine misyon edinmiş ATV haberin sunucusu ‘en iyi erkek haber sunucu’ ödülü almış.

Gerçekleri haber yapamadığı, iktidar güzellemesi yaptığı için reyting sıralamalarında en altlara düşmüş Kanal D haber sunucusu ‘en iyi kadın haber sunucu’ ödülü almış.

Kadına şiddeti meşrulaştıran, kadını aşağılamayı marifet sayan, ATV’de yayınlanan ‘Sen Anlat Karadeniz’ isimli dizinin senaristi‘en iyi senarist’ ödülü almış.

Verilen bütün ödüller aşağı yukarı bu minvalde. 

Ödülleri dağıtan Demirören grubu, yani iktidarın medyasının amiral gemisi. 

Ödülleri alanlar ise çoğunlukla iktidar medyasındaki sunucu ve programlar.

“Kendi kendilerine ödül vermişler ne var bunda” diyebilirsiniz . Fakat ortada can sıkıcı bir durum var.

Ülkede ne olup bittiğini anlatan, iktidarın değil toplumun yararını gözeten haber yayınlayacak doğru düzgün bir kanal, ülkenin sahici sorunlarının konuşulduğu tek bir tartışma programı kalmamış.

Medya bütünüyle iktidarın kontrolüne geçmiş.

Dizileriyle haberleriyle tartışma programlarıyla ülkedeki çürümeyi, yıkımı gizleyen, hatta bu yıkıma katkı sunan, bütün olup biteni toplum nezdinde meşrulaştıran bir medya düzeni var.  

Ülkenin, toplumun yararını değil iktidarın çıkarını koruyup kollayan bir medya düzeni…

O ödül töreni bu medya anlayışının, bu çürümüşlüğün ödüllendirildiği ve nihayetinde de meşrulaştırıldığı bir törendi. 

“Ödülü veren de alan da aynı kişiler başka ne bekliyordun ki”diyebilirsiniz.  Peki ya o ödül törenine katılan, ödülleri ayakta alkışlayan, şık elbiseleriyle poz veren, ülkedeki gidişattan memnun olması beklenmeyen sanatçılara, yazarlara ne demeli?

Eğitim çökmüş, demokrasi, hukuk rafa kaldırılmış.

Ekonomi komada. Her ay yüzlerce şirket konkordato ilan ediyor, milyonlarca genç işsizlikle boğuşuyor. Toplum her geçen gün biraz daha yoksullaşıyor.

Ülkede haksızlıklar, hukuksuzluklar ayyuka çıkmış.

İktidar yapıp ettikleriyle ülkeyi adeta uçuruma sürüklüyor.

Aydın, yazar, gazeteci, öğrenci, çocuk, kadın… on binlerce insan hapishanelerde çürüyor.

Yeni bir rejim inşa ediliyor.

Bu rejim inşasında en önemli görevi üstlenen iktidar medyasını alkışlayıp sonra da gidişattan şikayet etmek…

Hem kadına şiddetten şikayet edip hem de kadına şiddeti meşru gösteren diziye verilen ödülü alkışlamak…

Hem yozlaşmış bir din anlayışının bütün ülkeyi sarıp sarmasından şikayet edip hem de o anlayışı yerleştirmeye çalışan medyaya övgüler dizmek…

Hem Atatürk hayranlığından dem vurup hem de cumhuriyet felsefesinin altının oyulmasına alkışlarıyla ortak olmak…

Hakikaten anlaşılır gibi değil.

Hangi ülkede yaşıyor bu sanatçılar?

Ülkeyi ilgilendiren hangi konuda ne zaman sağlıklı bir tutum takınacaklar?

Ülkede yaşanan bunca haksızlıktan, hukuksuzluktan, olumsuzluktan nasıl oluyor da etkilenmiyorlar? 

Kapalı kapılar ardında veyahut ikili sohbetlerde “Ülkemizin gidişatı çok kötü, cumhuriyetin altı oyuluyor” diye feveran eden bu insanlar kamusal alana çıktıklarında ülkede her şey normalmiş gibi hareket ediyorlar.

İşinsanı risk alıp tek bir cümle etmez

Sanatçısı risk alıp gidişata karşı en küçük bir tutum takınmaz.

Kimi yazarlar sırf köşelerini, ekranlardaki konumlarını korumak için ülkede yaşanan her şey normalmiş gibi yazıp konuşmaya devam eder.

Sonra utanmadan, üç kuruşluk gelirini muhafaza etmek için bu iktidara oy veren seçmene laf ederler.

İnsan sormadan edemiyor: İnandığı için bu iktidara oy veren seçmen mi daha namuslu yoksa inanmadığı halde sırf kendi çıkarını, konumunu korumak için kamusal alanda iktidarın yaptıklarına sessiz kalan, onun yaptıklarını meşrulaştıran bu sanatçı, yazar ve iş insanı tayfası mı?

İktidar biryalan imparatorluğu kurdu.

Hiçbir şey sahici değil.

Hiçbir şey gerçek değil.

Ülke her alanda derin bir yıkıma sürüklenirken her şey normalmiş, işler yolundaymış gibi gösteriyor ve sahici sorunlarımızın ve çözümlerinin konuşulmasına müsaade etmiyor. 

Herkesi o yalanın bir parçası olmaya mecbur ediyor. 

Fakat kimi yazarlar, sanatçılar ve işinsanları bu yalanın bir parçası olmak için adeta can atıyor.

Çünkü tek dertleri var: İktidarın belirlediği meşru görülen alanın içinde kalarak varlıklarını sürdürmek.

Hep söylerim, yeri gelmişken bir kez daha tekrarlayayım:

Bir ülke kötüyken o ülkenin hiçbir ferdi iyi olamaz. 

Yaşadığımız ülke huzursuzken hiç birimiz mutlu olamayız.

Ülkemizden bağımsız olarak kendimizi kurtaramayız.

Bir ülkede hak, hukuk, adalet, kural, nezaket, saygınlık, ağız tadı yoksa bundan hepimiz etkileniriz. 

Eğer ülkeden bağımsız olarak kendimizi kurtarmaya çalışıyorsak bu demektir ki kendimizi o ülkenin bir parçası görmüyoruz.

Kaldı ki ülkeden bağımsız olarak kendimizi kurtarma çabası beyhude bir çabadır.

İnsanlar hapislerde çürürken, milyonlarca insan bir lokma ekmeğe muhtaç hale gelirken, değerler, kurumlar birer birer yok edilirken kimi sanatçıların, yazarların, iş insanlarının konumlarını, çıkarlarını düşünmesi, tüm bu olup bitenlerden en küçük bir huzursuzluk duymaması veyahut duyuyorsa bile bunu belli edecek cesareti gösterememesi hakikaten da utanç verici bir durum. 

Sanatçılar da siyaset yapsın, iktidara baş kaldırsın demiyorum.

En azından olup biteni meşrulaştırıcı bir tutum içinde olmasınlar.

En azından kendi iç dünyalarında yaşadıkları huzursuzluğu korkaklıkla, çıkarcılıkla gizlemesinler.

En azından ülkenin yaşadığı bu yıkıcı süreci meşrulaştırıcı tutum ve davranışlardan uzak dursunlar.

Çürümeye, yozlaşmaya, haksızlığa, hukuksuzluğa nihayetinden yapılmakta olan bu rejim değişikliğine alkışlarıyla destek olmasınlar.

Çünkü sanatçı misyonu gereği böyle davranır.

Çünkü iktidarın toplumu, ülkeyi çürüten politikalarına ortak olana değil, değerleri, onuru, haysiyeti olan icra ettiği sanatla toplumu iyileştirmeye, geliştirmeye, yüceltmeye çalışan insanlara sanatçı denir.

Facebook Yorumları

reklam
25.06.2019
Bundan sonra ne olacak? Ne olmalı?
18.06.2019
Yalanı, iftirayı, hakareti mubah gören dindarlık
8.06.2019
23 Haziran için iktidarın son umudu
18.05.2019
Kandırma ve istismar siyasetiyle nereye kadar?
12.05.2019
‘Her şey güzel olacak’ ama nasıl?
4.05.2019
Açlık grevleri, PKK’nın ölüm oyunu ve HDP’nin sessizliği
27.04.2019
Tayyip Erdoğan’ı eleştiren İslamcılara…
15.4.2019
Mazbatayı verse ne olur, vermese ne olur?
10.4.2019
İktidar ne yapmaya çalışıyor?
3.4.2019
Seçim sonuçları bize ne gösteriyor?
22.3.2019
Kime karşıyım, neye tarafım?
12.3.2019
Nedir bu toplumun ortak değerleri?
10.3.2019
‘Muhafazakar-dindarlar nasıl bu kadar vicdansız oldu?’
6.3.2019
‘Muhafazakar-dindarlar nasıl bu kadar vicdansız oldu?’
25.2.2019
Eski AK Partililer parti kurabilir mi, kurarsa ne olur?
24.2.2019
Sevgili CHP’liler veyahut CHP’ye oy verenler…
8.2.2019
Türkiye’nin beka sorunu
4.2.2019
Venezüela’daki durum Türkiye’yi niçin tedirgin ediyor?
30.1.2019
Venezüela’daki durum Türkiye’yi niçin tedirgin ediyor?
21.1.2019
Başörtülü kadınlar başörtülerini niçin çıkarıyorlar?
3.1.2019
Eyy muhalefet…
27.12.2018
Metin Akpınar, Mazhar Alanson ve ülkeyi rehin alan hoyratlık
20.12.2018
Evet, burası Paris değil ama Suudi Arabistan hiç değil!
13.12.2018
Altın Kelebek Ödülleri ve yalan imparatorluğu!
28.11.2018
İYİ Parti nerede duruyor, ne yapmaya çalışıyor?
14.11.2018
Atatürk ile Atatürkçüler arasındaki fark
8.11.2018
Çığlık
30.10.2018
Yerel seçimlerden kim ne bekliyor?
15.10.2018
Muhalif kesim niçin ‘bir şey’ yapamıyor?
9.10.2018
Deist veyahut ateist mi oldum?
2.10.2018
Mızmızlanan, mırıldanan İslamcılara…
25.9.2018
İktidarın gizli destekçileri
18.9.2018
Karma eğitim meselesinde kim haklı?
11.9.2018
‘Dindar Nesil’in iflası ve eğitimdeki görünmeyen sorun
4.9.2018
Yalan rüzgarı
28.8.2018
Ben ne söylüyorum, tamburum ne çalıyor?
7.8.2018
Muhalefetteki dağınıklığın nedenleri ve çıkış önerisi
24.7.2018
Azınlık psikolojisine teslim olan çoğunluk
17.7.2018
Benim ‘Kara Cuma’m: Kendimi Hırvatlar gibi hissediyorum!
9.7.2018
Hasar tespit raporu
2.7.2018
Erdoğan’ın tek ve gerçek rakibi
28.6.2018
Adaylık meselesi ve mahcubiyet
19.6.2018
AK Parti seçmeni Muharrem İnce’ye oy vermez mi?
12.6.2018
Kendi evlatlarını yiyen ülke!
4.6.2018
AK Partililere…
28.5.2018
Muhalefetin gözünden kaçan hayati bir konu
23.4.2018
Bana müsaade!
17.4.2018
Erdoğan ne yapmaya çalışıyor, anlayan var mı?
27.3.2018
Kendi halkıyla mücadele eden cumhurbaşkanı!
19.3.2018
Erdoğan’ın HDP stratejisi ve muhalefetin aymazlığı
12.3.2018
Türkiye’yi kurtaracak yüzde 40
6.3.2018
Türkiye’ye zarar vermek isteyen bir odak olsaydı neler yapardı?
19.2.2018
Bir Alman kaç Türk’e bedel?
12.2.2018
İsyan!
23.1.2018
Savaş taraftarlarına bir çift sorum var
8.1.2018
İran’da neler oluyor? Kızım sana söylüyorum gelinim sen anla
29.12.2017
Erdoğan seçimle gitmez mi?
25.12.2017
Bu onursuzluk hepimizin
18.12.2017
Bir lokma, bir hırka, bir de Erdoğan
12.12.2017
Kudüs meselesi ve Müslümanların içler acısı hali
5.12.2017
Utanç verici bu durumdan nasıl çıkacağız? Ne yapmalıyız?
27.11.2017
Zarrab meselesi kimin meselesi?
21.11.2017
Türkiye’nin yeni bir Kurtuluş Savaşı’na ihtiyacı var, ama nasıl?
13.11.2017
Mağdur Atatürk
31.10.2017
Allah’ın iradesinden Erdoğan’ın iradesine
24.10.2017
Türkiye Norveç olur mu?
16.10.2017
Beka sorunu: Erdoğan’ın mı Türkiye’nin mi?
10.10.2017
‘Çocuklar ölsün’ mü diyeceğiz?
3.10.2017
Musul, Kerkük bizim neyimiz olur?
26.9.2017
Kürdistan referandumu ve Türkiye
13.9.2017
CHP’lilere bir çift sorum var!
12.9.2017
Zafer Çağlayan meselesi ve muhalefet
29.8.2017
AK Parti fabrika ayarlarına dönebilir mi?
21.8.2017
AK Parti’nin kendi seçmenine yaptığı büyük kötülük
14.8.2017
Ülkemizi tahammülsüz azınlığa teslim edecek miyiz?
8.8.2017
Müfredata cihat, müftüye nikah kıyma yetkisi
1.8.2017
İktidarın yalanı, muhalefetin gerçeği
24.7.2017
Yeni lider, yeni parti mi, yeni siyaset mi?
17.7.2017
AK Parti’deki ‘metal yorgunluğu’
14.7.2017
Bölünme korkusundan bütünlük çıkar mı?
11.7.2017
Hak, Hukuk, Adalet…
3.7.2017
Erdoğan’ın korkusu
29.5.2017
İçimizdeki köle ruhlular… Ve bana müsaade
22.5.2017
Barzani, PYD ve Türkiye’nin akıl almaz işleri
17.5.2017
Açlık grevleri ve vardiya usulü zalimlik
15.5.2017
Açlık grevleri ve vardiya usulü zalimlik
8.5.2017
Düşün yakamızdan!
2.5.2017
Türkiye’nin önündeki tarihi fırsat
25.4.2017
Peki şimdi ne olacak? Ya da ne yapmalıyız?
18.4.2017
Referandum sonuçları ne anlama geliyor?
13.4.2017
‘Hayır’ diyorum çünkü…
10.4.2017
Niçin ‘Hayır’ diyorum?
3.4.2017
Ucuz kabadayılığın ağır faturası
28.3.2017
Bu vicdansızlığa ‘Evet’ diyecek misiniz?
20.3.2017
Müslümanlar ile Erdoğanistlerin çatışması
14.3.2017
Türkiye’ye kötülük yapanlar kimler?
6.3.2017
Avrupa, Türkiye’den ne istiyor?
28.2.2017
Evet/Hayır… Kimlerdeniz, neyden yanayız?
20.2.2017
Türkiye’nin yeni istikameti
15.2.2017
Hak, hukuk, adalet ve Allah korkusu
6.2.2017
Türkiye’nin önündeki en büyük tehlike
2.2.2017
İnsanlık müdafaası
23.1.2017
Referandumdan ‘Evet’ çıkarsa ne olur, ‘Hayır’ çıkarsa ne olur?
17.1.2017
AK Partililerin cevap vermesi gereken soru
10.1.2017
MHP milletvekillerine bir çift sözüm var!
6.1.2017
Türkiye’yi karıştırmak isteyen iç güçler
2.1.2017
Korkmayın! Yapabiliriz
27.12.2016
Erdoğan muhaliflerine….
19.12.2016
İktidara anlatmak zorunda kaldığımız basit gerçek
16.12.2016
Terörün değirmenine su taşıyanlar
8.12.2016
Wikileaks belgelerinde adım niçin geçiyor?
6.12.2016
Türkiye’yi bu hale kim getirdi?
3.12.2016
Erdoğan ne yapmaya çalışıyor?
29.11.2016
Castro, Chavez ve Erdoğan
25.11.2016
Gençlere mektup
22.11.2016
17/25 Aralık’ta ne oldu?
16.11.2016
İslamcı aydınların sefaleti
11.11.2016
Tehditler savuran saray soytarılarına…
8.11.2016
Doğum sancısı mı, ölüm sancısı mı?
1.11.2016
Başkanlık tartışmaları ne anlama geliyor?
27.10.2016
Erdoğan’a bir şey olursa…
25.10.2016
Dindar nesil bizi nereye götürecek?
21.10.2016
Erdoğan’ın çevresindeki ‘Erdoğan ve ülke düşmanları’
18.10.2016
‘Mağdur edebiyatı yapmayın’ diyen vicdansızlara…
14.10.2016
Solcular ‘millet düşmanı’ mı?
12.10.2016
Osmanlı’yı kim yıktı, halifeliği kim kaldırdı?
6.10.2016
Can damarın kesiliyor, farkında mısın ey halkım?
5.10.2016
Halep, Cizre, Şırnak… İnsanlık ve vicdan
23.9.2016
Dindarlık hangi yaramıza merhem olacak?
20.9.2016
Sahte demokratlar ve Erdoğan’ın yalnızlığı
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive