Levent Gültekin

DİKEN



Bookmark and Share

Kendi halkıyla mücadele eden cumhurbaşkanı!


27.3.2018 - Bu Yazı 1149 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

  AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan her gün defalarca konuşuyor. Her konuşmasında toplumun bir kesimine yani bu ülkenin insanlarına rencide edici, tedirginlik verici sözler sarf ediyor.

Aydınlara, yazarlara, gençlere, kadınlara, iş insanlarına… “Tamam Reis en büyük sensin, en haklı sensin, tek doğru sensin” demeyen, diyemeyen herkesi incitiyor.

Konuşmalarındaki ses tonuna, kullandığı sert sözlere, onlara yönelttiği tehditlere bakılırsa sanırsınız ki o sözler kendi halkına değil bir düşmana yöneltilmiş sözler.

Kavga etmekten bıkmıyor. Hakaret etmekten usanmıyor. Devlet gücüyle korumasız insanları tehdit etmekten, bedel ödetmekten çekinmiyor.

Mesela geçtiğimiz günlerde şöyle bir cümle etti: “Beyoğlu’ndaki marjinaller ya edepleriyle yaşarlar ya da kulaklarından tutar hak ettikleri yere atarız.”

Kulaklarından tutup atmak?

Ne kadar yakışıksız, rahatsız edici, nezaketten ve saygıdan yoksun bir cümle.

Bir insanın hele cumhurbaşkanlığı makamına gelmiş bir insanın kendi halkı için böyle cümleler sarf etmesi hakikaten anlaşılır gibi değil.

Kimdir bu marjinaller? Ne yapmışlar? Nedir suçları?

Ne demek terbiyeleri ile yaşarlarsa sorun yok?

Bunca haksızlığına, bunca hukuksuzluğuna, insanı mahcup edecek türden bunca söz ve davranışlarına rağmen ne yapmışlar da kulaklarından tutup atma gibi nezaketten yoksun bir cümle ediyorsun?

Uyguladığın yanlış politikalarla ülkemize, yaşamımıza büyük zararlar veriyorsun.

Temel görevin yaşamımızı kolaylaştırmak, bize hizmet etmek, işleri yoluna koymakken hem hayatımızı zorlaştırıyorsun hem de hakaret ediyorsun.

Bütün bunlara sesimizi çıkarmayacak mıyız? Ülkeye verdiğin tahribatlara itiraz etmeyecek miyiz? “Gözünün üstünde kaşın var” diyemeyecek miyiz? Niye demeyelim?

Biz senin kulların mıyız? Biz senin kölelerin miyiz?

Bu ülke hepimizin. Hepimizin aklı var. Hepimizin bu ülkenin daha iyi olması için söyleyecek bir sözü, bir fikri var.

Farklı düşünene, farklı fikir beyan edene, “Bu yaptığın yanlış”diyene hakaret etmek, tehdit etmek, bedel ödetmek özgüveni olmayan, yaptığı işten emin olmayan kimselerin yapacağı türden şeylerdir.

Medyayı kontrol altına almak, farklı düşünenlerin ekranlara çıkmasını yasaklamak, bütün yasaklara rağmen cılız itirazları bile devlet gücüyle bastırmak…

Bütün bunlar yapılan yanlışları toplumdan gizleme çabasıdır.

Halkın doğruları öğrenmesinden korktuğunun göstergesidir.

Diğer yandan Boğaziçi Üniversitesi’nde gençler arasında bir tartışma yaşanmış.

Bir grup genç Afrin operasyonunun başarılı bulmuş ve kutlamak için lokum dağıtmış. Bir diğer grup genç de bu davranışı uygunsuz bir eylem olarak değerlendirmiş ve itiraz etmiş.

İkisi de fikir özgürlüğü.

Bir kısmı bunu kahramanlık olarak görürken bir kısmı da bunu barışçılıktan sapma olarak görüyor. Hepsi bu.

Fakat Erdoğan durmadı. Gençler arasındaki bu kadar basit bir tartışmayı günlerce AK Parti il ve ilçe kongre konuşmalarının malzemesi yaptı.

Bütün konuşmalarında o gençlere hakaretler edip tehditler savurdu.

Sanırsınız ki o gençler bu ülkenin evladı değil, işgal kuvvetlerinin mensupları. Tehdit savurmakla da kalmadı ertesi gün evlerine polis gönderip hepsini gözaltına aldırdı.

O da yetmedi. O gençlerin üniversitede okumayı hak etmediklerini söyleyip hepsinin hayatlarını söndüreceğini ilan etti.

Bakar mısınız şu öfkeye, bu ülkenin çocuklarına yönelik gösterdiği yaklaşımın korkunçluğuna.

Nedir bunun kaynağı?

Bir ülkenin cumhurbaşkanı o ülkenin evlatlarına bu kadar korkunç derecede bir düşmanlığı nereden ve nasıl edindi?

Bu gençler velev ki itiraz ederken ölçüyü ayarlayamamış olsun. Bu kadar düşmanca bir tavır içine girmek, terörist yaftası yapıştırıp eğitim haklarını ellerinden almak, koca bir devleti üç beş gencin üstüne sürmek olacak şey mi?

Hiç mi vicdan kalmadı? Hiç mi insaf kalmadı?

Ülke sevgisini geçtim. Nezaket, saygınlık, insanlık… Hepsi mi kayboldu?

Hakaret ettiğin, aşağıladığın, tehdit edip hayatlarını söndürdüğün insanlar bizim evlatlarımız, kardeşlerimiz, bu ülkenin insanları. Onları yok ederek nereye varacaksın?

Ülkeyi bir bütün olarak görmemek, bir kısmını düşman görmek, onlara karşı bu kadar öfke ve kinle dolu olmak izaha muhtaç bir durum.

Hakikaten hiç normal değil.

Bir toplumun yarısıyla mücadele ederek o ülkeyi refaha, huzura kavuşturamazsınız.

Bir ülkenin bir yarısı diğer yarısını düşman görüp onu ezdiğinde, yok ettiğinde kazanacağını düşünüyorsa korkunç bir hayal görüyor demektir.

Çünkü bir yarısı mutsuz, bir parçası huzursuz, bir yarısı yenilmişlik duygusuna kapılmış bir ülkeye huzur gelmez.

O ülke kalkınamaz. O ülke varlığını güçlendiremez. Hatta sürdüremez.

Cumhurbaşkanı eğitimdeki, tarımdaki, ekonomideki sorunlarla ilgileneceğine, yok olan adaleti tesis edeceğine, enerjisini ülkenin refahını, huzurunu artırmaya harcayacağına toplumun yarısıyla mücadeleye harcıyor.

Kendi halkının bir kısmını düşman görüp onlarla mücadele eden bir cumhurbaşkanı o ülkeye zarar vermekten başka bir şey yapmış olmaz.

Bütün “Yapma”, “Etme” türü itirazlarımızın Erdoğan’ın nezdinde zerre kadar bir anlamı yok, bunun farkındayım.

Yani eleştirilere, uyarılara kulak verip “Acaba yanlış mı yapıyorum?” diyecek olgunlukta değil.

Kendini tek doğru, tek akıllı hatta ülkenin tek sahibi olarak görüyor.

Ne yazarsak, ne söylersek söyleyelim Erdoğan’a en küçük bir etkisi yok.

Yazmadaki amacım durumun vahametine toplumun dikkatini çekmek.

Direnci diri tutmak. Toplumun, bu akıl dışı durumu kabullenmemesini, normal görmemesini sağlamaya kendimce katkı sunmak.

Çünkü iktidarın medyaya bütünüyle sahip olması, antidemokratik seçim yasaları, hukukun çökmesi, değerlerin tahrip edilmesi, ekonomideki kötüye gidiş, kavgacı dış politikanın yarattığı hasar ve toplumu birbirine düşmanlaştırma çabaları… Bütün bunlar ülkenin nasıl bir uçuruma sürüklendiğinin göstergeleri.

Farklılıkları bir tarafa bırakıp omuz omuza, el ele verip bu kabus dolu günleri atlatmak zorundayız.

Korkarak, sinerek, çaresizliğe teslim olarak siyasetçilerin akıllarını başlarına toplamasını bekleyemeyiz.

Ayrıştırmayı, kavgayı, düşmanlığı siyaset sanan bu fosilleşmiş anlayıştan ülkemizi kurtarmak bizim elimizde.

Facebook Yorumları

reklam
19.10.2019
Hasar tespit raporu: Kim ne kazandı, kim ne kaybetti?
1.10.2019
Ekrem İmamoğlu ve oluşan endişe
16.09.2019
Hangi uzlaşmadan bahsediyorsunuz? Kiminle? Nerede? Nasıl?
25.06.2019
Bundan sonra ne olacak? Ne olmalı?
18.06.2019
Yalanı, iftirayı, hakareti mubah gören dindarlık
8.06.2019
23 Haziran için iktidarın son umudu
18.05.2019
Kandırma ve istismar siyasetiyle nereye kadar?
12.05.2019
‘Her şey güzel olacak’ ama nasıl?
4.05.2019
Açlık grevleri, PKK’nın ölüm oyunu ve HDP’nin sessizliği
27.04.2019
Tayyip Erdoğan’ı eleştiren İslamcılara…
15.4.2019
Mazbatayı verse ne olur, vermese ne olur?
10.4.2019
İktidar ne yapmaya çalışıyor?
3.4.2019
Seçim sonuçları bize ne gösteriyor?
22.3.2019
Kime karşıyım, neye tarafım?
12.3.2019
Nedir bu toplumun ortak değerleri?
10.3.2019
‘Muhafazakar-dindarlar nasıl bu kadar vicdansız oldu?’
6.3.2019
‘Muhafazakar-dindarlar nasıl bu kadar vicdansız oldu?’
25.2.2019
Eski AK Partililer parti kurabilir mi, kurarsa ne olur?
24.2.2019
Sevgili CHP’liler veyahut CHP’ye oy verenler…
8.2.2019
Türkiye’nin beka sorunu
4.2.2019
Venezüela’daki durum Türkiye’yi niçin tedirgin ediyor?
30.1.2019
Venezüela’daki durum Türkiye’yi niçin tedirgin ediyor?
21.1.2019
Başörtülü kadınlar başörtülerini niçin çıkarıyorlar?
3.1.2019
Eyy muhalefet…
27.12.2018
Metin Akpınar, Mazhar Alanson ve ülkeyi rehin alan hoyratlık
20.12.2018
Evet, burası Paris değil ama Suudi Arabistan hiç değil!
13.12.2018
Altın Kelebek Ödülleri ve yalan imparatorluğu!
28.11.2018
İYİ Parti nerede duruyor, ne yapmaya çalışıyor?
14.11.2018
Atatürk ile Atatürkçüler arasındaki fark
8.11.2018
Çığlık
30.10.2018
Yerel seçimlerden kim ne bekliyor?
15.10.2018
Muhalif kesim niçin ‘bir şey’ yapamıyor?
9.10.2018
Deist veyahut ateist mi oldum?
2.10.2018
Mızmızlanan, mırıldanan İslamcılara…
25.9.2018
İktidarın gizli destekçileri
18.9.2018
Karma eğitim meselesinde kim haklı?
11.9.2018
‘Dindar Nesil’in iflası ve eğitimdeki görünmeyen sorun
4.9.2018
Yalan rüzgarı
28.8.2018
Ben ne söylüyorum, tamburum ne çalıyor?
7.8.2018
Muhalefetteki dağınıklığın nedenleri ve çıkış önerisi
24.7.2018
Azınlık psikolojisine teslim olan çoğunluk
17.7.2018
Benim ‘Kara Cuma’m: Kendimi Hırvatlar gibi hissediyorum!
9.7.2018
Hasar tespit raporu
2.7.2018
Erdoğan’ın tek ve gerçek rakibi
28.6.2018
Adaylık meselesi ve mahcubiyet
19.6.2018
AK Parti seçmeni Muharrem İnce’ye oy vermez mi?
12.6.2018
Kendi evlatlarını yiyen ülke!
4.6.2018
AK Partililere…
28.5.2018
Muhalefetin gözünden kaçan hayati bir konu
23.4.2018
Bana müsaade!
17.4.2018
Erdoğan ne yapmaya çalışıyor, anlayan var mı?
27.3.2018
Kendi halkıyla mücadele eden cumhurbaşkanı!
19.3.2018
Erdoğan’ın HDP stratejisi ve muhalefetin aymazlığı
12.3.2018
Türkiye’yi kurtaracak yüzde 40
6.3.2018
Türkiye’ye zarar vermek isteyen bir odak olsaydı neler yapardı?
19.2.2018
Bir Alman kaç Türk’e bedel?
12.2.2018
İsyan!
23.1.2018
Savaş taraftarlarına bir çift sorum var
8.1.2018
İran’da neler oluyor? Kızım sana söylüyorum gelinim sen anla
29.12.2017
Erdoğan seçimle gitmez mi?
25.12.2017
Bu onursuzluk hepimizin
18.12.2017
Bir lokma, bir hırka, bir de Erdoğan
12.12.2017
Kudüs meselesi ve Müslümanların içler acısı hali
5.12.2017
Utanç verici bu durumdan nasıl çıkacağız? Ne yapmalıyız?
27.11.2017
Zarrab meselesi kimin meselesi?
21.11.2017
Türkiye’nin yeni bir Kurtuluş Savaşı’na ihtiyacı var, ama nasıl?
13.11.2017
Mağdur Atatürk
31.10.2017
Allah’ın iradesinden Erdoğan’ın iradesine
24.10.2017
Türkiye Norveç olur mu?
16.10.2017
Beka sorunu: Erdoğan’ın mı Türkiye’nin mi?
10.10.2017
‘Çocuklar ölsün’ mü diyeceğiz?
3.10.2017
Musul, Kerkük bizim neyimiz olur?
26.9.2017
Kürdistan referandumu ve Türkiye
13.9.2017
CHP’lilere bir çift sorum var!
12.9.2017
Zafer Çağlayan meselesi ve muhalefet
29.8.2017
AK Parti fabrika ayarlarına dönebilir mi?
21.8.2017
AK Parti’nin kendi seçmenine yaptığı büyük kötülük
14.8.2017
Ülkemizi tahammülsüz azınlığa teslim edecek miyiz?
8.8.2017
Müfredata cihat, müftüye nikah kıyma yetkisi
1.8.2017
İktidarın yalanı, muhalefetin gerçeği
24.7.2017
Yeni lider, yeni parti mi, yeni siyaset mi?
17.7.2017
AK Parti’deki ‘metal yorgunluğu’
14.7.2017
Bölünme korkusundan bütünlük çıkar mı?
11.7.2017
Hak, Hukuk, Adalet…
3.7.2017
Erdoğan’ın korkusu
29.5.2017
İçimizdeki köle ruhlular… Ve bana müsaade
22.5.2017
Barzani, PYD ve Türkiye’nin akıl almaz işleri
17.5.2017
Açlık grevleri ve vardiya usulü zalimlik
15.5.2017
Açlık grevleri ve vardiya usulü zalimlik
8.5.2017
Düşün yakamızdan!
2.5.2017
Türkiye’nin önündeki tarihi fırsat
25.4.2017
Peki şimdi ne olacak? Ya da ne yapmalıyız?
18.4.2017
Referandum sonuçları ne anlama geliyor?
13.4.2017
‘Hayır’ diyorum çünkü…
10.4.2017
Niçin ‘Hayır’ diyorum?
3.4.2017
Ucuz kabadayılığın ağır faturası
28.3.2017
Bu vicdansızlığa ‘Evet’ diyecek misiniz?
20.3.2017
Müslümanlar ile Erdoğanistlerin çatışması
14.3.2017
Türkiye’ye kötülük yapanlar kimler?
6.3.2017
Avrupa, Türkiye’den ne istiyor?
28.2.2017
Evet/Hayır… Kimlerdeniz, neyden yanayız?
20.2.2017
Türkiye’nin yeni istikameti
15.2.2017
Hak, hukuk, adalet ve Allah korkusu
6.2.2017
Türkiye’nin önündeki en büyük tehlike
2.2.2017
İnsanlık müdafaası
23.1.2017
Referandumdan ‘Evet’ çıkarsa ne olur, ‘Hayır’ çıkarsa ne olur?
17.1.2017
AK Partililerin cevap vermesi gereken soru
10.1.2017
MHP milletvekillerine bir çift sözüm var!
6.1.2017
Türkiye’yi karıştırmak isteyen iç güçler
2.1.2017
Korkmayın! Yapabiliriz
27.12.2016
Erdoğan muhaliflerine….
19.12.2016
İktidara anlatmak zorunda kaldığımız basit gerçek
16.12.2016
Terörün değirmenine su taşıyanlar
8.12.2016
Wikileaks belgelerinde adım niçin geçiyor?
6.12.2016
Türkiye’yi bu hale kim getirdi?
3.12.2016
Erdoğan ne yapmaya çalışıyor?
29.11.2016
Castro, Chavez ve Erdoğan
25.11.2016
Gençlere mektup
22.11.2016
17/25 Aralık’ta ne oldu?
16.11.2016
İslamcı aydınların sefaleti
11.11.2016
Tehditler savuran saray soytarılarına…
8.11.2016
Doğum sancısı mı, ölüm sancısı mı?
1.11.2016
Başkanlık tartışmaları ne anlama geliyor?
27.10.2016
Erdoğan’a bir şey olursa…
25.10.2016
Dindar nesil bizi nereye götürecek?
21.10.2016
Erdoğan’ın çevresindeki ‘Erdoğan ve ülke düşmanları’
18.10.2016
‘Mağdur edebiyatı yapmayın’ diyen vicdansızlara…
14.10.2016
Solcular ‘millet düşmanı’ mı?
12.10.2016
Osmanlı’yı kim yıktı, halifeliği kim kaldırdı?
6.10.2016
Can damarın kesiliyor, farkında mısın ey halkım?
5.10.2016
Halep, Cizre, Şırnak… İnsanlık ve vicdan
23.9.2016
Dindarlık hangi yaramıza merhem olacak?
20.9.2016
Sahte demokratlar ve Erdoğan’ın yalnızlığı
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive