Levent Gültekin

DİKEN



Bookmark and Share

Evet/Hayır… Kimlerdeniz, neyden yanayız?


28.2.2017 - Bu Yazı 1012 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Yazılarımda, konuşmalarımda sıkça vurguladığım bir konu var: İletişim araçlarındaki gelişmenin de etkisiyle ortaya çıkan yeni bir insan türü.

İdeolojilerden, inançlardan, kimliklerde bağımsız, sadece iyi insan olmayı esas alan bir yaklaşım giderek bütün dünyada yaygınlık kazanıyor.

Benzer bir durum Türkiye’de de geçerli.

Farklı ideolojilerden gelen, farklı inançlara, farklı mezheplere, farklı etnik kökenlere mensup, fakat iyi insan olmayı yeterli gören yaklaşıma sahip yeni bir toplum kesimi oluşuyor.

Bu kesim demokrasi, özgürlük, insan hakları, başkasının inancına, mezhebine, enik kökenine, yaşam tarzına bakmadan sadece insanlık ortak paydasında birleşen insanlardan oluşuyor.

Bu toplumsal kesimin öncelikleri de farklı.

Mesela iyi bir eğitim sisteminin olmamasını sorun ediyorlar. Şehirlerdeki mimari sefaleti dert ediyorlar.

Kim olursa olsun haksızlığa uğrayan, dışlanan, hakkı gasp edilen herkesin yanında olmayı insanlık gereği sayıyorlar.

Bilimde, sanatta, edebiyatta, teknolojide varlık göstermenin bir ülke için elzem olduğunu düşünüyorlar.

Türkiye’nin vatandaşı olmak, bu ülkenin evladı olmak ortak paydasını temel kabul ediyorlar.

Aynı ülke vatandaşı olduğumuz insanları yenmeyi, ezmeyi, ikna etmeyi değil, onlarla konuşarak ortak noktada buluşmanın gerekliliğine inanıyorlar.

İşte bu bahsettiğim toplum kesimi içinde Atatürkçü de var kendini dindar olarak tanımlayan da. Solcu da var ülkücü de. Alevi de var Sünni de, Kürt de var Türk de. Ateist de var farklı inançlara sahip insanlar da.

Bir de bu kesim dışında kalan diğer bir toplumsal kesim var ki onlar tek doğrunun kendi doğruları olduğuna inanan, bütün ülkeyi o doğrulara göre dizayn etmeye çalışan, herkesi o doğruları kabul etmeye zorlayan, etmeyeni düşman gören bir yaklaşıma sahip. Burada da benzer kesimlerden insanlar var.

Bu iki kesimden hangisinin daha çok büyüyeceği Türkiye’nin de bundan sonraki istikametini belirleyecek.

İletişim araçlarındaki gelişme kültürlerin birbiriyle etkileşimini kolaylaştırıyor. Bu nedenle birinci, yani insanı esas alan yaklaşıma sahip toplumsal kesimin daha fazla büyüyeceği görülüyor.

Fakat Türkiye’de siyaset, ideoloji ve inanç üzerinden yürütüldüğü için siyasi atmosfer insanlardaki bu değişimin hızını ne yazık ki negatif yönde etkiliyor.

Eğer topluma dair kanaati sosyal medyaya bakarak ediniyorsanız eminim ki aklınıza “Bu bahsettiğin insanlar nerede?” sorusu geliyordur.

Birçok şehre konferans ve söyleşiye giden biri olarak söylüyorum ki gerçek hayatta, sosyal medyada gördüğümüz azgın, tahammülsüz fanatikler değil, bu insanlar var.

Peki bu konuya niçin girdim?

Referandumda oluşan Evet/ Hayır cepheleşmesini, yukarıda bahsettiğim türden bir ayrışma olarak görebilir miyiz? Buna dikkat çekmek istiyorum.

Yani ‘Hayır’ diyenler demokrat, özgürlükçü, insanı esas alan yaklaşıma sahip, ‘Evet’ diyenler ise diğer kesime mi ait?

Doğrusu, referandumda ‘Hayır’ diyenlerin hepsi demokrat, özgürlükçü, insan haklarına saygılı dediğimiz türden insanlardan oluşmuyor.

Mecburiyetten, ideolojik karşıtlıktan, farklı nedenlerle iktidara öfkelerinden dolayı ‘Hayır’ diyenler de var, gerçekten getirilmek istenen değişikliğin ülke için zararlı olduğunu, toplumsal barışı öldüreceğini, ortak aklı devreden çıkarıp ülkeyi tek bir kişinin iki dudağı arasına mahkum edeceğini düşündüğü için ‘Hayır’ diyen de var.

Anketlerde AK Parti seçmeninin de yüzde 15 ila 20’sinin ‘Hayır’ diyeceği görülüyor.

Diğer taraftan değişikliği önerenin kimliğine, inancına ideolojisine bakarak ‘Evet’ diyen olduğu gibi aynı nedenlerle ‘Hayır’ diyen de var.

Mesela benzer bir değişiklik Atatürk için istenseydi ya da Atatürkçü bir lider için istenseydi bugün ‘Hayır’ diyen Atatürkçülerin bir kısmı muhtemelen ‘Evet’ diyecekti.

Ya da bütün bu yetkileri ‘İslamcı Erdoğan’ değil de sosyalist Castro istemiş olsaydı tereddütsüz ‘Evet’ diyecek kimi sosyalistler bugün ‘Hayır’ diyor.

Veyahut aynı yetkiler “Öcalan’a verilsin” dendiğinde tereddütsüz ‘Evet’ diyecek kimileri, Erdoğan olduğu için ‘Hayır’ diyor.

Şunu anlatmaya çalışıyorum: Referandumda ‘Hayır’ diyenler sadece solculardan, Atatürkçülerden, Alevilerden, ateistlerden veyahut Kürt hareketi mensuplarından oluşmuyor.

Bu nedenle ‘Hayır cephesi’ni AK Parti karşıtlığı, dindar yaşama mesafeli insanlardan oluşan bir cephe olarak görmek de göstermek de büyük haksızlık.

‘Hayır’ diyenler arasında gerçekten demokrat, özgürlükçü, insan haklarına saygılı, ideolojik hassasiyetle değil de demokratik hassasiyetle hareket eden solcular da var, Atatürkçüler de. Aleviler de var Sünniler de, Kürt hareketine mensup Kürtler de var MHP’ye gönül vermiş ülkücüler de.

Başörtülüler de var, başı açıklar da. Beş vakit namazını kılıp inancına göre bir yaşam sürmek isteyen de var hiç inanmayan ateist de.

Türkiye’yi işte bu birliktelik kurtaracak.

‘Hayır’ diyenlerin hepsi bu insanlardan oluşmuyor ama bu yaklaşım içinde olan insanların hepsi ‘Hayır’ diyor.

Çünkü ortak bir yaşam, ortak değerler, kimsenin üstün değil herkesin eşit olduğu bir ülke hayali, ancak ‘Hayır’ demekle mümkün.

İşte bütün bunları, yani insan gibi bir yaşama, herkes için eşitliği esas alan hukuk anlayışına sahip bir anayasaya ancak bu kesimin büyümesiyle kavuşabiliriz.

Tek çıkışımız, tek kurtuluşumuz bu topluluğun büyümesi. Böyle düşünen, böyle yaşayanların sayısının artması.

Demokrasi, özgürlük, eşitlik, insan hakları, liyakat gibi değerlere sahip, bunlara göre tavır belirleyen, insanlarla ilişkisinde insan olma ortak paydasını temel alan kesim ne kadar büyürse, el ele vererek ortak akıl oluşturmak, bu ortak akılla sorunlara sahici çözümler bulmak da o kadar kolaylaşacak.

Demem o ki ‘Hayır’ diyenler arasında da, ‘Evet’ diyenler arasında da beraber olmak istemeyeceğiniz türden insanlar var.

Bu nedenle ‘Filan ‘Hayır’ diyor o yüzden ‘Evet’ demeliyim” veyahut ‘Filan ‘Evet’ diyor o yüzden ‘Hayır’ demeliyim’ sığlığına düşmemek lazım.

Emin olun ki kavgayı, kini, öfkeyi, ideolojik kazanımı hayatlarının odağına alan, uzlaşmayı yenilgi gören kendi dediğini tek doğru kabul eden insanlar giderek azalıyor.

Onlara kalsa bu tartışmalar yüzünden çöplüğe dönmüş bu ülkede berbat bir hayat sürüp gideceğiz bu dünyadan.

Allah’tan onlara kalmıyor.

Facebook Yorumları

reklam
16.09.2019
Hangi uzlaşmadan bahsediyorsunuz? Kiminle? Nerede? Nasıl?
25.06.2019
Bundan sonra ne olacak? Ne olmalı?
18.06.2019
Yalanı, iftirayı, hakareti mubah gören dindarlık
8.06.2019
23 Haziran için iktidarın son umudu
18.05.2019
Kandırma ve istismar siyasetiyle nereye kadar?
12.05.2019
‘Her şey güzel olacak’ ama nasıl?
4.05.2019
Açlık grevleri, PKK’nın ölüm oyunu ve HDP’nin sessizliği
27.04.2019
Tayyip Erdoğan’ı eleştiren İslamcılara…
15.4.2019
Mazbatayı verse ne olur, vermese ne olur?
10.4.2019
İktidar ne yapmaya çalışıyor?
3.4.2019
Seçim sonuçları bize ne gösteriyor?
22.3.2019
Kime karşıyım, neye tarafım?
12.3.2019
Nedir bu toplumun ortak değerleri?
10.3.2019
‘Muhafazakar-dindarlar nasıl bu kadar vicdansız oldu?’
6.3.2019
‘Muhafazakar-dindarlar nasıl bu kadar vicdansız oldu?’
25.2.2019
Eski AK Partililer parti kurabilir mi, kurarsa ne olur?
24.2.2019
Sevgili CHP’liler veyahut CHP’ye oy verenler…
8.2.2019
Türkiye’nin beka sorunu
4.2.2019
Venezüela’daki durum Türkiye’yi niçin tedirgin ediyor?
30.1.2019
Venezüela’daki durum Türkiye’yi niçin tedirgin ediyor?
21.1.2019
Başörtülü kadınlar başörtülerini niçin çıkarıyorlar?
3.1.2019
Eyy muhalefet…
27.12.2018
Metin Akpınar, Mazhar Alanson ve ülkeyi rehin alan hoyratlık
20.12.2018
Evet, burası Paris değil ama Suudi Arabistan hiç değil!
13.12.2018
Altın Kelebek Ödülleri ve yalan imparatorluğu!
28.11.2018
İYİ Parti nerede duruyor, ne yapmaya çalışıyor?
14.11.2018
Atatürk ile Atatürkçüler arasındaki fark
8.11.2018
Çığlık
30.10.2018
Yerel seçimlerden kim ne bekliyor?
15.10.2018
Muhalif kesim niçin ‘bir şey’ yapamıyor?
9.10.2018
Deist veyahut ateist mi oldum?
2.10.2018
Mızmızlanan, mırıldanan İslamcılara…
25.9.2018
İktidarın gizli destekçileri
18.9.2018
Karma eğitim meselesinde kim haklı?
11.9.2018
‘Dindar Nesil’in iflası ve eğitimdeki görünmeyen sorun
4.9.2018
Yalan rüzgarı
28.8.2018
Ben ne söylüyorum, tamburum ne çalıyor?
7.8.2018
Muhalefetteki dağınıklığın nedenleri ve çıkış önerisi
24.7.2018
Azınlık psikolojisine teslim olan çoğunluk
17.7.2018
Benim ‘Kara Cuma’m: Kendimi Hırvatlar gibi hissediyorum!
9.7.2018
Hasar tespit raporu
2.7.2018
Erdoğan’ın tek ve gerçek rakibi
28.6.2018
Adaylık meselesi ve mahcubiyet
19.6.2018
AK Parti seçmeni Muharrem İnce’ye oy vermez mi?
12.6.2018
Kendi evlatlarını yiyen ülke!
4.6.2018
AK Partililere…
28.5.2018
Muhalefetin gözünden kaçan hayati bir konu
23.4.2018
Bana müsaade!
17.4.2018
Erdoğan ne yapmaya çalışıyor, anlayan var mı?
27.3.2018
Kendi halkıyla mücadele eden cumhurbaşkanı!
19.3.2018
Erdoğan’ın HDP stratejisi ve muhalefetin aymazlığı
12.3.2018
Türkiye’yi kurtaracak yüzde 40
6.3.2018
Türkiye’ye zarar vermek isteyen bir odak olsaydı neler yapardı?
19.2.2018
Bir Alman kaç Türk’e bedel?
12.2.2018
İsyan!
23.1.2018
Savaş taraftarlarına bir çift sorum var
8.1.2018
İran’da neler oluyor? Kızım sana söylüyorum gelinim sen anla
29.12.2017
Erdoğan seçimle gitmez mi?
25.12.2017
Bu onursuzluk hepimizin
18.12.2017
Bir lokma, bir hırka, bir de Erdoğan
12.12.2017
Kudüs meselesi ve Müslümanların içler acısı hali
5.12.2017
Utanç verici bu durumdan nasıl çıkacağız? Ne yapmalıyız?
27.11.2017
Zarrab meselesi kimin meselesi?
21.11.2017
Türkiye’nin yeni bir Kurtuluş Savaşı’na ihtiyacı var, ama nasıl?
13.11.2017
Mağdur Atatürk
31.10.2017
Allah’ın iradesinden Erdoğan’ın iradesine
24.10.2017
Türkiye Norveç olur mu?
16.10.2017
Beka sorunu: Erdoğan’ın mı Türkiye’nin mi?
10.10.2017
‘Çocuklar ölsün’ mü diyeceğiz?
3.10.2017
Musul, Kerkük bizim neyimiz olur?
26.9.2017
Kürdistan referandumu ve Türkiye
13.9.2017
CHP’lilere bir çift sorum var!
12.9.2017
Zafer Çağlayan meselesi ve muhalefet
29.8.2017
AK Parti fabrika ayarlarına dönebilir mi?
21.8.2017
AK Parti’nin kendi seçmenine yaptığı büyük kötülük
14.8.2017
Ülkemizi tahammülsüz azınlığa teslim edecek miyiz?
8.8.2017
Müfredata cihat, müftüye nikah kıyma yetkisi
1.8.2017
İktidarın yalanı, muhalefetin gerçeği
24.7.2017
Yeni lider, yeni parti mi, yeni siyaset mi?
17.7.2017
AK Parti’deki ‘metal yorgunluğu’
14.7.2017
Bölünme korkusundan bütünlük çıkar mı?
11.7.2017
Hak, Hukuk, Adalet…
3.7.2017
Erdoğan’ın korkusu
29.5.2017
İçimizdeki köle ruhlular… Ve bana müsaade
22.5.2017
Barzani, PYD ve Türkiye’nin akıl almaz işleri
17.5.2017
Açlık grevleri ve vardiya usulü zalimlik
15.5.2017
Açlık grevleri ve vardiya usulü zalimlik
8.5.2017
Düşün yakamızdan!
2.5.2017
Türkiye’nin önündeki tarihi fırsat
25.4.2017
Peki şimdi ne olacak? Ya da ne yapmalıyız?
18.4.2017
Referandum sonuçları ne anlama geliyor?
13.4.2017
‘Hayır’ diyorum çünkü…
10.4.2017
Niçin ‘Hayır’ diyorum?
3.4.2017
Ucuz kabadayılığın ağır faturası
28.3.2017
Bu vicdansızlığa ‘Evet’ diyecek misiniz?
20.3.2017
Müslümanlar ile Erdoğanistlerin çatışması
14.3.2017
Türkiye’ye kötülük yapanlar kimler?
6.3.2017
Avrupa, Türkiye’den ne istiyor?
28.2.2017
Evet/Hayır… Kimlerdeniz, neyden yanayız?
20.2.2017
Türkiye’nin yeni istikameti
15.2.2017
Hak, hukuk, adalet ve Allah korkusu
6.2.2017
Türkiye’nin önündeki en büyük tehlike
2.2.2017
İnsanlık müdafaası
23.1.2017
Referandumdan ‘Evet’ çıkarsa ne olur, ‘Hayır’ çıkarsa ne olur?
17.1.2017
AK Partililerin cevap vermesi gereken soru
10.1.2017
MHP milletvekillerine bir çift sözüm var!
6.1.2017
Türkiye’yi karıştırmak isteyen iç güçler
2.1.2017
Korkmayın! Yapabiliriz
27.12.2016
Erdoğan muhaliflerine….
19.12.2016
İktidara anlatmak zorunda kaldığımız basit gerçek
16.12.2016
Terörün değirmenine su taşıyanlar
8.12.2016
Wikileaks belgelerinde adım niçin geçiyor?
6.12.2016
Türkiye’yi bu hale kim getirdi?
3.12.2016
Erdoğan ne yapmaya çalışıyor?
29.11.2016
Castro, Chavez ve Erdoğan
25.11.2016
Gençlere mektup
22.11.2016
17/25 Aralık’ta ne oldu?
16.11.2016
İslamcı aydınların sefaleti
11.11.2016
Tehditler savuran saray soytarılarına…
8.11.2016
Doğum sancısı mı, ölüm sancısı mı?
1.11.2016
Başkanlık tartışmaları ne anlama geliyor?
27.10.2016
Erdoğan’a bir şey olursa…
25.10.2016
Dindar nesil bizi nereye götürecek?
21.10.2016
Erdoğan’ın çevresindeki ‘Erdoğan ve ülke düşmanları’
18.10.2016
‘Mağdur edebiyatı yapmayın’ diyen vicdansızlara…
14.10.2016
Solcular ‘millet düşmanı’ mı?
12.10.2016
Osmanlı’yı kim yıktı, halifeliği kim kaldırdı?
6.10.2016
Can damarın kesiliyor, farkında mısın ey halkım?
5.10.2016
Halep, Cizre, Şırnak… İnsanlık ve vicdan
23.9.2016
Dindarlık hangi yaramıza merhem olacak?
20.9.2016
Sahte demokratlar ve Erdoğan’ın yalnızlığı
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive