Terör örgütleri en çok mağduriyetten beslenir.

İnsan kaynaklarının tümünü, yaşanan adaletsizlikler, haksızlıklar, dışlanma ve ötekileştirmenin toplamı olan “mağduriyet” duygusunu sömürerek elde ederler.

Bu yöntem tüm terör örgütleri için geçerlidir.

PKK VE FETÖ "MAĞDURİYET" DUYGUSUNU KULLANIYOR

PKK yıllarca ana dili yasaklanan, kimliği reddedilen, yok sayılan Kürtlerin duygularını sömürerek var oldu.

Yapılan her kötü muamele, her haksızlık, her insan hakları ihlali ve adaletsizlik, örgüt tarafından hem Türkiye’de hem de Avrupa’da bire bin katılarak propaganda aracına dönüştürüldü.

Her yerde büyük bir “mağduriyet” duygusu yaratıldı, insanların adalet ve vicdan duygusu sömürülerek kamuoyu oluşturuldu, insan kaynağı devşirildi. Bu aynı zamanda büyük bir finansal destek sağlanmasına da yaradı.

FETÖ’nün 15 Temmuz’dan sonra kullandığı en büyük koz “mağduriyetlerdi”. FETÖ ile mücadelede ilk başlarda yapılan yanlışlar sonradan yeterince düzeltilmedi. FETÖ bunları hem Türkiye’de hem de yurt dışında bire bin katarak koca bir “mağduriyet” yumağına dönüştürdü. Böylece örgütün çözülmesi ve insanların örgütten kopması engellendi.

 

 

Sonuç itibariyle, tüm örgütler, terör grupları bir mağduriyet yaratır ve bunun intikamını almak için insanları devşirirler. Özellikle de gençleri.

TERÖRÜN ELİNDEN MAĞDURİYET KOZUNU ALMANIN YOLU

Terörle mücadelede güvenlikçi bakış açısıyla silaha silah, kana kan ile karşılık vermek, sanırım terör örgütlerinin en çok karşılaşmak istedikleri yöntemdir.

Zira silah demek ölüm demektir. Her ölüm, geride mağdur edilmiş bir baba, anne, kardeş, eş, çocuk, dost bırakır. Bunların acılarını sömürmek ve taraftar haline getirmek, terör örgütlerinin en kolay yaptığı taktiktir.

Zor olan, insanın tahammül sınırlarını zorlayan şey ise, bir yandan güvenlik kuvvetlerinin terörle mücadelesi devam ederken, bir yandan adaleti, insan haklarını ve özgürlükleri korumaktır.

Terör örgütü mensubu, sempatizanı da olsa, kanunları onlar için de adilce uygulamak, bir devleti zaafa düşürmez, bilakis güçlü kılar. Çünkü o zaman terör örgütünün “mağduriyet” kozunu elinden almış olur devlet.

“Terörist bile olsa, bu devlet adil şekilde onun cezasını verir, haksızlık yapmaz...” böyle kurulacak bir cümlenin terör örgütlerine vuracağı darbe, en az bir füze kadar etkileyicidir.

Biliyorum, bunları konuşmak, fırtınaların koptuğu siyasi ortamda adalet ve hakkaniyetten bahsetmek o kadar kolay değil. Masum insanlar öldürülüyor, canımız yanıyor.

HER EVDE “MAĞDURİYET” PROPAGANDASI BAŞLADI

Şundan adım gibi eminim, PKK ve onun siyasetteki temsilcileri, şu andaki öfke dolu söylemlerden çok memnunlar.

HDP’ye oy veren 6 milyon insan için söylenenler, şu anda her evde, her köşede, her kahvede bir “mağduriyet” malzemesine dönüştürüldü bile.

HDP’ye oy veren, HDP’de siyaset yapan insanlara karşı yapılacak her hakaret, her haksızlık, her dışlama, o partinin tabanını daha da konsolide ediyor, kemikleştiriyor. Bunun harcı “mağduriyet” duygusudur.

 

 

Zor olanı seçmek durumundayız. Yani HDP’ye oy veren insanların gönlünü kazanmak zorundayız.

İsterseniz HDP’yi yarın kapatın, öbür gün açılacak yeni partiye kayacaktır o oylar. Bunun defalarca örneğini gördük.

HDP’yi terör örgütüyle baş başa bırakmanın ve siyasetten silmenin yolu, 6 milyon insanın neden onlara oy verdiğini, ne istediğini, taleplerinin ne olduğunu anlamaktan ve gönlünü kazanmaktan geçer. Unutmayalım 6 milyon insanın tamamı PKK’lı değil, devlet ve ülke düşmanı değil, bölünmekten yana değil…

DEVLET AKLI DUYGUSAL DEĞİL, SOĞUKKANLI OLMALI

Devlet çok başarılı olduğu terörle mücadelenin güvenlik boyutundan, şimdi sosyal mücadele alanında daha çok eğilmeli. Örgütün elindeki “mağduriyet” kozunu almalı.

Siyasi partiler sahada daha çok çalışmalı, daha güzel bir dille HDP’ye oy veren insanlara hitap etmeli ve oylarını almanın yolunu bulmalı. O oylara lanet okumak çare değil.

Evet masum insanların başlarına kurşun sıkılarak öldürüldüğü bir ortamda bunları yapmak zordur. Ancak devlet aklı duygusal değil, reelpolitik davranmak zorundadır.

Öfkelenmek, bağırmak bize düşer ama devlet daha soğukkanlı olmalıdır.

Çözüme ancak bu zor yoldan geçerek ulaşırız.