Kemal CAN



Bookmark and Share

Kime Göre Yeni, Kimin İçin Yeni?


1.12.2019 - Bu Yazı 47 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Türkiye’deki siyaset tartışmalarında aynı anda söylenmesi zor, en azından tuhaf olacak cümleler kolayca birbiri ardına sıralanabiliyor. Taban tabana zıt iddialar, aynı dönemde farklı konular vesilesiyle dile getirilebiliyor. Açıkça birbirini yalanlayan önermeler aynı paragraf içinde kullanılabiliyor. Yerleşik ve kuvvetli bir siyasal kültürden yoksun olmanın, siyasetin son derece dar algılanmasına neden olan tarihin, bu duruma önemli katkısı olduğu kuşkusuz. Neredeyse kırk yıldır, belirleyici kavramlar ya kendiliklerinden ya da sistemli gayretlerle anlamlarını, etkilerini kaybetti. Siyasetin sığlaşması, siyasi alanın daralması, diğer siyasi aktörleri de peşinden sürükleyen AKP öncülüğünde daha da belirginleşti. Kafalar karıştı, iddialar saçmalaştı, ezberler kökleşti. Bu tür dönemlerde kafalar karışırken –belki bunu dengelemek için- kanaatler de aşırı keskinleşiyor. Son yıllardaki en çarpıcı tutarsızlıklarından biri, “siyasetçiler yenilensin” ile her şey için kullanılan “yeni bir şey yok” arasında gidip gelen sarkaçta kendini gösteriyor. 

Epey uzun bir zamandır siyasette yenileşme, gençleşme ihtiyacından bahsetmek, neredeyse “eğitim şart” kadar yaygın bir kalıp haline geldi. Lafa böyle başlamayana, donanımı veya öngörüsü eksik, eskide takılı kalmış ya da çağ dışı muamelesi yapılıyor. Buna karşılık fetiş seviyesine varan “yeni” ihtiyacının, tam olarak ne önerdiği, “eski” olandan farkının ne olacağı ise hala belirsiz ya da herkes başka bir şey anlatıyor. Galiba biraz bu belirsizliğin sonucu olarak yeni diye ortaya çıkanlar kimseyi tam tatmin etmiyor. Ortaya çıkan seçeneklerin “beklenen” vasıfları taşımaması, bu güveni verecek bir çıkış yapamamış olması elbette mümkün. Ancak verilen tepkiler, “yeni bir şey yok” sözünün soğukkanlı bir değerlendirmeden çok “yeni lazım” kalıbının otomatik simetrisi gibi. Yeni şart ama hiçbir şey yeni değil; öyleyse yeni bir yeni şart... Son günlerde AKP içinden çıkan parti girişimlerinin etrafında da, kalıplar ve kanaatlerle bezeli bu döngü işlemeye başladı.

Herkesin siyasi girişimler ve aktörler için fikir yürütmeye, kanaat oluşturmaya, çok istiyorlarsa bunları açıklamaya elbette hakkı var. Herhangi bir gelişmenin yaratacağı etkiyi hislerle açıklayana, “içime öyle doğuyor” diyene de kimse karışamaz. Sevmemek, güvenilir bulmamak gayet haklı kişisel tercihler. Fakat kişisel kanaatler ve sadece aktörlere ilişkin değerlendirmelerle, herkesin kabul edeceği hakikatlere varılabilmesi, siyasi öngörülerin çok isabetli olması biraz zor. Bir grup insan yeni siyasi girişimleri, sanki kendisine kuruculuk teklif edilmiş de ona cevap veriyormuş gibi yorumluyor. Kendisini etkilemeyen veya negatif etkileyen noktaları bir çırpıda sıralıyor. Sahiden herkesi kucaklayan parti olabilirmiş, görünce de herkes ona koşarmış gibi bir hikaye kuruluyor. İdeal parti kurulmadığı için farklı partiler, herkesin beklediği kusursuz lider çıkmadığı için bu kadar siyasetçi varmış gibi davranılıyor. Oysa partilerin, siyasi aktörlerin, siyasi programların nasıl etki yaratacağı, hedefledikleri ya da ilişki kurmaları muhtemel çevreler açısından değerlendirilmeli.

Yeni olma iddiasındaki partiler size hiç hitap etmeseler bile birilerinin ihtiyaçlarına cevap verebilir, onları etkileyebilir, mevcut etkilenmeleri değiştirebilir. Ayrıca söz konusu siyaset olunca, yarattıkları bu etkiler, doğrudan veya dolaylı olarak hayli uzakta görünenleri de fazlasıyla ilgilendirebilir. Babacan ve Davutoğlu’nun parti girişimlerine ilişkin muhalefet çevrelerindeki yaygın yorumlar, daha çok “yeni” sıfatını hak edip etmedikleri veya eskiye dair “affedilmez” sorumlulukları hakkında. Meseleye bu girişimlerin hangi ihtiyacın üzerine oturacağına göre değil, bu ihtiyaçla pek ilgisi olmayan kriterleri karşılayıp karşılamadığı açısından bakılıyor. İyi Parti’nin ilk zamanında olanın tersi yaşanıyor. İyi Parti’ye muhtemelen oy vermeyecek çok sayıda isim, bu girişimin ne kadar kıymetli olduğunu anlatıyordu. Şimdi de yine bu partilere oy vermesi zaten beklenmeyecek olanlar, ne kadar önemsiz oldukları hakkında yorumlar yapıyor. Oysa bir siyasi hareketin veya aktörlerin politik pozisyonunu eleştirmek ile onun yaratacağı sonuçları tartışmak biraz ayrı meseleler.

AKP içinden çıkacak partilerin, “yeni” sıfatını hak edip etmediği ucu açık bir tartışma. Bu girişimlerin kendilerinin yeniliği değil de, siyasette yaratabilecekleri yenilikler hakkında ise daha soğukkanlı konuşmak mümkün. Anketlerde var olmayan bir partiyi ölçmenin zorluğuna rağmen iki girişimin toplam oyu yüzde 8 ile 16 arasında gösteriliyor. Potansiyel oy ölçüldüğünde rakam daha yukarılara çıkabiliyor. Bu oy oranının -Davutoğlu’nda daha fazla olmak üzere- yarısından fazlasının da iktidar ittifakından geleceği söyleniyor. Bu basit aritmetiğin (iktidar ittifakından daha başlangıçta yüzde 7-8 aralığında oy kaybı demek) dikkate alınması gereken yeni bir durum yaratma olasılığı çok yüksek. Olası yeni aritmetik üzerinden konuşulmaya başlayacak ikili veya üçlü ittifak formülleri daha şimdiden diğer aktörleri de hareketlendirmiş görünüyor. Hem iktidar cephesinde doğacak açık hem muhalefet cephesinde oluşacak ivme üzerine her iki cenahta da hesaplar yapılmaya, stratejiler kurulmaya başlandı. Son 8-9 yıldır aynı oy oranlarını korusa da siyasal desteği belirgin biçimde gevşeyen AKP’nin tabanındaki ihtiyaç, Türkiye’nin gereksinmelerinin önüne geçebilir.

Kurulacak partilerin yaratacağı bir başka yeni durum, iktidar muhalefet dengesindeki propaganda içeriğinin değişmesi olacak. En başta Erdoğan açısından çok kolay formüle edilebilen karşıtlıklar epey karmaşıklaşacak, dil kurmak zorlaşacak. Yeni durum, Akşener’in gönüllü olarak mevcut karşıtlık şablonuna yerleşmesine ve daha çok muhalefet blokunda etki yaratmasına benzemeyebilir. Üstelik yeni partilerin AKP’yi karşılarına alırken çok koyu farklar göstermekten kaçınmaları, onlara karşı geliştirilecek taktikleri de zorlaştırıyor. Yani bu partilerin haklı olarak “yetersiz” kaldıkları için eleştirilen tarafları, Erdoğan’ın balansını bozma açısından geçici olarak güçlü tarafları haline gelebilir. İmamoğlu kampanyasındaki “iktidarı gerilimde yalnız bırakma” stratejisi gibi. Özellikle Babacan ve ekibinin bu yaklaşımı bilinçli olarak öne çıkarttığı izlenimi var. Buna karşılık Davutoğlu, AKP’den umudunu kesmiş, AKP’nin devamı olmaktan kaçınmayı biraz sert uygulayan Babacan’a istedikleri kadar yanaşamamış ama siyasete devam hevesindeki AKP’lileri daha kolay topluyor. Bu haliyle de başlangıçta AKP içinde hareket yaratma potansiyeli daha yüksek görünüyor.

Facebook Yorumları

reklam
30.05.2020
Gürültüyü geri almak
28.05.2020
İzolasyon kelepçesi, maske dayağı
23.05.2020
Bahçeli etkinliği için yakın hafıza tazelemesi
21.05.2020
Beş soru beş cevap
18.05.2020
Seçim Rehavetinin Sonu mu Geliyor?
16.05.2020
Yeni konsolidasyonun dinamikleri
13.05.2020
İzolasyonun şeffaflığı ve fırsatın çıplaklığı
9.05.2020
Nefret dili ve AVM psikolojisi
6.05.2020
'Anti-hukuk günlerinde'* AYM’den beklenen
2.05.2020
Nerede kaldığımızı hatırlamak için
30.04.2020
Memleketin diyaneti ve hukuku kimden sorulur?
29.04.2020
Bu İktidarın Post-Erdoğan Versiyonu Olur mu?
25.04.2020
Ahlakı-adabı yoksa, hukukunu kurmak gerek
22.04.2020
Yerel yönetimler neden hedefte?
18.04.2020
'Hiçbir şey yeni de değil'
12.04.2020
Korona fırsatları ve rakamlar
8.04.2020
Şaşırtıcı hiçbir şey yok
4.04.2020
Bu krizden fırsat çıkar mı?
1.04.2020
İyimserlik tutmadı, suçlamaya dönüş başladı
31.03.2020
Korona Teorileri
29.03.2020
Bilim Kurulu için siyasi izolasyon
19.03.2020
Herkese korona testi
15.03.2020
Derdin Tarifine Göre DEVA
12.03.2020
Az popülizm çok otoriterlik
8.03.2020
İdlib’den çıkamamak
5.03.2020
İdlib’in psikopolitik tortusu
1.03.2020
Şehitler tepesi dolu, sorumlu kürsüsü boş
27.02.2020
Yüze vurur ifadesi...
23.02.2020
Münferitleşme tuzağı
21.02.2020
Gayri ciddilik çok ciddi bir sorundur
16.02.2020
Tırmanan gerilim, taktik mi stratejik mi?
13.02.2020
Şam’a yürüyen Bahçeli nereye gider?
9.02.2020
Medya boykotu ve vekalet savaşı
6.02.2020
Öncesiz ve sonrasız yaşamak
2.02.2020
Güvenlikçilerin yarattığı güvenlik sorunu
30.01.2020
Gezi Davası’ndan duruşma sahneleri
27.01.2020
Muhafazakarlaşma, Yaşlanma, Taşralaşma
26.01.2020
24 Ocak
23.01.2020
MHP ve AKP’de benzeşme gerilimi
21.01.2020
AKP’de Taban Kaymıyor Tavan Uzaklaşıyor
19.01.2020
Gelecekten kopmuş eğitim siyaseti
16.01.2020
Halının uçtuğunu kim söylüyor?
13.01.2020
Barış Akademisyenleri deneyi
9.01.2020
Yoksulluğun reddiyesi
6.01.2020
Duvara doğru koşu hevesi
3.01.2020
Her yıl gibi 2020 de seçim yılı olacak
29.12.2019
Yıl bitiyor ama ne başlıyor?
26.12.2019
İnat siyaseti
19.12.2019
Krizi atlamak, sandığı kurtarmaz
16.12.2019
Gelecek Partisi’nin çıkış fotoğrafı
14.12.2019
“Gelecek” Yeni Partilerin Geleceği
12.12.2019
Değiştirmek mi sürdürmek mi zor?
8.12.2019
Sürdürülemez olan son ana kadar sürdürülür
5.12.2019
Siyasette değişen ve değişmeyen
3.12.2019
Her şey paraya çevrilebilir mi?
1.12.2019
Kime Göre Yeni, Kimin İçin Yeni?
28.11.2019
Yine gündem değiştirme paranoyası
23.11.2019
Kendi mesleğinin celladı olmak
20.11.2019
Devrimi Özlemek ama Hakkıyla
18.11.2019
Eşeği kaybedip bulma veya mehter diplomasisi
14.11.2019
Dümeni yeniden dışarıya kırmak
10.11.2019
O kadar önemli değiliz
7.11.2019
Duygu siyaseti
4.11.2019
Tehlikenin farkında mısınız?
31.10.2019
Kavgada yumruk sayılır
28.10.2019
Beklenti zaferden daha bereketli
25.10.2019
"Ya Ne Olacaktı?"
24.10.2019
Alanda hayaller masada gerçekler
22.10.2019
Makarnadan Savaşa İradesiz Seçmen İnancı
20.10.2019
Biz tam olarak ne seyrettik?
17.10.2019
Özne sapıtması
14.10.2019
Derinleşen sorun, sığlaşan söylem
9.10.2019
Savaşın fragmanı bile berbat
3.10.2019
İYİ Parti çatlar, üç ittifaka da oy gider
1.10.2019
Arabada Sigara Yasağı, Kanser Bilgisine Ceza
28.09.2019
Deprem ve iki ses
11.09.2019
(Yeniden)* Hassasiyet tartışması
9.09.2019
Sükût Bazen Daha Değerlidir
26.08.2019
Sükût Bazen Daha Değerlidir
26.08.2019
Kadın öldüren el ile idam şart diyen dil akraba
8.08.2019
Kendini tekrar etmenin dayanılmaz rahatlığı
28.07.2019
Çare olmayan avantaj: Zamanı kullanmak
17.07.2019
Üçüncü yılında 15 Temmuz
11.07.2019
Demiri değil oyunu soğutmak
3.07.2019
Sistem tartışması tercih değil mecburiyet
25.03.2020
Korona bahaneleri ve bildik tekrar
21.03.2020
Korona sınavı hangi dersten?
17.07.2019
Üçüncü yılında 15 Temmuz
10.07.2019
Demiri değil oyunu soğutmak
3.07.2019
Sistem tartışması tercih değil mecburiyet
29.06.2019
Şimdi iktidar düşünsün
26.06.2019
Hatalı lider mi, güçsüz lider mi?
22.06.2019
Kürtlerle sınav ve Kürtlerin sınavı
19.06.2019
'Son kırılma'
12.06.2019
Erdoğan neden saklanıyor?
8.06.2019
'Pontus' kampanyası kimin 'marifeti'?
5.06.2019
AKP’nin bayram vitrini
1.06.2019
'Niyet okumak' önemlidir
29.05.2019
Yalanın kime ne faydası var?
25.05.2019
Yeniden referandum mu, kimlik sayımı mı?
24.05.2019
Siyasette Sertleşme Sorunu
18.05.2019
Vefasız zenginler, nankör fakirler
15.05.2019
'(İç) hukuk' tüketilmiştir
12.05.2019
Aynısını istemek daima azını getirir
9.05.2019
Bu dalga kıyıya taşır mı?
5.05.2019
İttifaksız Düşünmeye Başlamak
1.05.2019
İttifakın kara yazısı
27.04.2019
Algı-olgu ilişkisi ve gerçeğin intikamı
24.4.2019
'Gaz sıkışması' mı, gaz verme mi?
23.4.2019
Siyasi kibirden vazgeçmek İstanbul’u bırakmaktan bile zor
14.4.2019
Mazbata hakların diyeti olmamalı
10.4.2019
Kontrolsüz gücün kendine ettiği
6.4.2019
Zaafın dibinde, kaosun eşiğinde
30.3.2019
Seçim okuma kılavuzu
27.3.2019
Medyadan tabana imha hikâyeleri
22.3.2019
Seçim neyi çözer, ne gösterir?
20.3.2019
Tasada ve Sevinçte Bir
6.3.2019
Ismarlama davaları kim kazanır?
1.3.2019
Olasılığın gücü kime çalışacak?
23.2.2019
Rakam değil insan olmak
20.2.2019
Lümpen muhafazakarlık
17.2.2019
Kaybetmeyen hep kazanır mı?
12.2.2019
Issız Adam
8.2.2019
Hikayeden siyaset
3.2.2019
Kanaat siparişleri ve klişe müfettişleri
30.1.2019
Duygu durumu: Fena
25.1.2019
Sakin Olmak Lazım
23.1.2019
Birey olmak ve hayal kırıklığı
21.1.2019
Herkesi yakalayan belirsizlik rehaveti
18.1.2019
Muhalefet 'bekliyor'
3.1.2019
Zayıfa şahin tüccar kahramanlar
26.12.2018
Bana mı dedin?
22.12.2018
Kimlik siyasetinin panzehiri hizmet siyaseti mi?
19.12.2018
Aşırı strateji, yüksek dozda taktik
16.12.2018
Hızlanınca icraat devrilince kader!
14.12.2018
Aynı derede kaç kere yıkanılır?
2.12.2018
Eski defterleri yeniden açmak
29.11.2018
Vaat siyaseti terk ederken
26.11.2018
Yerel seçimin nesi farklı
24.11.2018
Yeniden ittifakların gölgesinde siyaset
22.11.2018
Siyasette hareketlilik vadeden bir hafta
17.11.2018
Bildiğini unutmak, elindekinden olmak
14.11.2018
Ayrıntıdaki şeytandan öğrenmek
12.11.2018
Neyin İçinde, Ne ile Beraber, Nereye Doğru?
10.11.2018
Muhalefet cephesinde güncel durum
7.11.2018
İttifak hikayesinde güncel tablo
4.11.2018
Sistemin 'çaresi' ve krizi: Kimlik siyaseti
31.10.2018
Sahiden Kaşıkçı işi ne oldu?
29.10.2018
Hareketlilik de gerilim de iktidar blokunda
24.10.2018
İttifaksız yeni dönem
21.10.2018
Saçmalığa teslim olmak, nereye su taşır?
13.10.2018
Piyasa okur yazarlığı ve Brunson olayı
11.10.2018
Ölçüsüzlük
7.10.2018
İktidar neden seçimden korkmuyor?
4.10.2018
İmkan ve ihtimal
30.9.2018
İttifak günlükleri
28.9.2018
Enerjik Kötümserlik
26.9.2018
Bugünün sorumluluğu
23.9.2018
İktidarın yerel seçim rotası
19.9.2018
Acayip zamanlar
13.9.2018
Cumhuriyet tartışması
10.9.2018
Eyvallah
7.9.2018
Ödenmemiş fatura yığını
5.9.2018
Hastaya 'hasta' demek lazım
3.9.2018
Ekonomiyi siyasetle, siyaseti sertlikle idare
27.8.2018
Lütufla başlamayan yasakla bitmez
24.8.2018
Partilerin yerel seçim ufku
23.8.2018
Az iken muhalefet çok olunca kibir
20.8.2018
Lütuf düzeni
18.8.2018
Kayıp bölüştürmek
15.8.2018
Krizden çıkan totalitarizm hevesi
14.8.2018
Neyin mücadelesi kimin savaşı?
13.8.2018
Krizi karşılama stratejisi
10.8.2018
Her şey algıdan
8.8.2018
Vakit bulmak veya yaratmak
6.8.2018
Göstermeye ihtiyaç yok, her şey zaten ortada
3.8.2018
Kim kimi idare ediyor?
1.8.2018
Tabana yayılan ucuzculuk
30.7.2018
Diklenerek eğilmek
28.7.2018
Akşener gerçekten dönmezse?
26.7.2018
Kötülüğü çoğaltmak
24.7.2018
Ne yaptınız da yoruldunuz?
18.7.2018
Baş etme stratejileri
17.7.2018
‘Dağılma’ hevesi
14.7.2018
Kötü siyaset iyisini kovar
11.7.2018
Yeni rejim neye benziyor?
10.7.2018
Başkanın adamları
9.7.2018
Yeni dönem başlarken
5.7.2018
Seçim notları 2: 'Büyük hezimet' 7 Haziran'a benziyor mu?
2.7.2018
Soruları bitmeyen seçim
30.6.2018
Değişim bir tercih değil
28.6.2018
Seçim notları
26.6.2018
MHP oylarının anlamı
25.6.2018
24 Haziran’ın iktidar tablosu
23.6.2018
Bozgun görüntüsü
21.6.2018
Umudun kışkırttığı endişe
18.6.2018
Son düzlük notları
14.6.2018
İttifak çatlağı su sızdırıyor
12.6.2018
İttifaklar tablosu
8.6.2018
Metal paslanması
7.6.2018
Son düzlük kaygıları
4.6.2018
Rehavete yetmeyen ama cesaret veren bir umut
1.6.2018
Yüzde 50 evde zor tutuluyor
30.5.2018
Kötü haber: Seçim bitmeyecek
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive