Kemal CAN



Bookmark and Share

Yine gündem değiştirme paranoyası


28.11.2019 - Bu Yazı 194 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 “Beştepe’ye giden CHP’li” başlıklı tartışma, beklenenden kısa sürüp, sanılandan daha zayıf bir etki yaratarak geriliyor. Meselenin tam göbeğine yerleştirilen ve ilk günlerde biraz yüksek tepkiler vermeye yatkın görünen Muharrem İnce’nin “buradan Saray’a ekmek çıkmaz” sözlerinden sonra, bu tablo daha da netleşti. CHP Genel Merkezi’ndeki eğilimin de, olayı köpürtmemek hatta hızla soğutmak yönünde olacağı anlaşıyor. Belki iktidara yakın medya olayı biraz daha uzatacak ama doğrudan iktidar sözcülerinin köpürtme hevesinin de –başka işlerimiz var sözleriyle- biraz kaçtığı anlaşılıyor. Aşırı basit bir kurguya sahip olması yüzünden –veya sayesinde- çok karmaşık sonuçlar doğurması beklenen olayın gazı erken kaçtı. Kurguya katılacak ek hamleler yedekte beklemiyor ise olay daha çok iki gazetecinin mesleki kariyerlerini imha edecek bir eyleme isimlerini yazdırmalarıyla hatırlanacak. Ancak siyasi alanın daralması, kirlenmesi, içeriksizleşmesi ve bildik ezberlerin çalışması bakımından yaşananların etkisiz olduğu söylenemez. Hem benzer örneklerin artması hem bunların gündeme taşınma hızı, önümüzdeki dönemde böylesi yeni girişimlerin beklenmesi ihtimalini artırıyor.

Benzer bütün gelişmelerde olduğu gibi bu olayda da “bunlar gündemi değiştirmek için yapılıyor” iddiası yine çokça konuşuldu. İktidar sözcülerinin ama özellikle iktidara yakın medyanın, ilk anlarda gösterdiği yüksek heyecan da haklı olarak bu yorumları güçlendirdi. Muhalefet çevrelerinde ve özellikle de CHP’lilerde, biraz da komplikasyonlardan korunma refleksiyle, “suni gündem” meselesine çok sık müracaat ediliyor. Önümüzdeki dönemde benzer gelişmelerin yine yaşanabileceği dikkate alındığında, bu iddiayı –ve savunmayı- biraz tartışmak gerekir. İddianın, hazırlayıcılarının niyetleri tarafından bakıldığında doğru olduğunu düşündüren fazlaca emare mevcut. Ancak ortada değiştirilmeye çalışılan başka bir gündem olmadığı dikkate alındığında ise “değiştirme” fiili boşa düşüyor. Çünkü muhalefetin yükselttiği, toplumun tartışmasına açtığı ve geniş kesimlere taşıdığı bir başka gündem yok ortalıkta. Bu yüzden iktidar ve iktidar çevreleri açısından kullanılabilecek doğru fiil, “gündem değiştirmek” değil de gündem üretmek (belki uydurmak) olabilir. Bir şey zaten konuşulmuyorsa, değiştirmeye de ihtiyaç olmaz ama konuşulacak yeni mevzu daima lazım.

Bu köşeyi takip edenler, Suriye harekatı etrafındaki hareketliliğin, milliyetçi hezeyanı kışkırtmak yanında, arkası (altı) boş başarı hikâyeleri üretmek için kullanıldığını da ileri süren yazılarımı hatırlayacaktır. İktidarın, aleyhine gelişen bir gündemi değiştirmekten çok, kendisi için kullanışlı bir gündem yaratmaya daha fazla ihtiyacı olduğu konusundaki kanaatim değişmedi, aksine giderek pekişiyor. İktidarın aleyhine olan gündem –ekonomi ve dış politika başarısızlıkları, her düzeyde yönetememe krizi- özel olarak hareketlendirilemediği ve sonuç üretmeyen bir sınırda donduğu için, kronik bir etkisizlik yaratıyor. Bu pencereden bakıldığında, yapısal sorunlara ilişkin zayıf gündemler, zaman zaman iktidar için kullanışlı bile oluyor. Mesela her tarafından dökülen Suriye politikası gündemine “mektubu geri ver” seviyesinde yaklaşılınca, “takdim ettik işte” cevabından kullanılabilir bir başarı havası üretiliyor. Yine örneğin, Suriyelilere düşmanlığa evrilen bir muhalefet dili, neden burada olduklarını değil geri gönderilme formüllerini tartışarak iktidarın tutmayacak “güvenli bölge” formülüne zorunlu desteğe dönüşüyor. “Kırmızı çizgileri koruyacak aktör” tartışması sadece çizgileri siyasetin dışına kaçırmaya yarıyor.

İktidar için enerji içeceğine dönüşmüş milliyetçi gündem takviyeleri dışında başka güncel konularda da durum çok farklı değil. Katlanılmaz bir sınıra ilerleyen işsizlik, büyüyen gelir adaletsizliği, düzenli yoksullaşma ve her düzeyde yaygınlaşan güvencesizliğin yerine, uygulama sorunlarını öne çıkartmak ve sürekli akut kriz beklentisini konuşmak, dolaylı biçimde iktidarın “dengelenme” iddialarını besliyor. Demokratikleşme, adalet ve hukuk arayışının zorunlu toplumsal talep yerine ekonominin (iç ve dış piyasaların) ihtiyaçlarına bağlaması da, -hiç de söylendiği gibi olmadığını gösteren verilerle- sadece umursamazlığı, tepkisizliği meşrulaştırıyor. Yani muhalefet veya başka aktörler tarafından iktidarı zorlayacak bir gündem kurulamadığı gibi, zorlanması gereken gündemin ele alınış biçimi de aslında iktidarı pek rahatsız etmiyor. Çünkü potansiyel memnuniyetsizlik, itiraz hatta isyan üretecek meseleler, sonuç değiştirecek etkililikte ve bağlamda siyasi alana taşınamıyor. Sahici sorunlar, siyasi alanın yeniden genişletilebilmesinin aracına dönüştürülemiyor. Daha fenası, iktidarın sanki bir gündem varmış ve onu değiştirme yeteneği de sürüyormuş gibi hava vermesine yarıyor.

Muhalefet aktörlerinin ve toplumsal-siyasal dinamiklerin, kurdukları veya yükselttikleri bir gündemle zorlayamaması, iktidarın durumunu çok parlak hale getirmeye yetmiyor. Siyasi alana taşınamasa, siyasi sonuç yaratacak şekilde gündem olamasa da bütün sorunlar ve krizler bir başka katmanda hükmünü icra ediyor. En çok da iktidarın kendi destek çevresinde -biraz ertelenmiş- sonuç biriktiriyor. Gündeme kendi tabanını memnun edecek, hatta meşgul edecek malzeme sürmekte zorlanan iktidar, kısa vadeli ve çaresiz hamlelerle durumu dengelemeye çalışıyor. Geçtiğimiz günlerde Suriye üzerinden yürütülen milliyetçi rüzgar, 29 Ekim, 10 Kasım civarına yerleştirilen Atatürk ve Cumhuriyet tartışmalarıyla takviye edildi. Açıkça işaret edilen muhalefeti bozma hedefine dönük ataklar da “dışarıdan aktörlere” sipariş edilmiş görünüyor. Sayısal verilere yansımış olan -ve en çok muhalefet tarafından abartılan- milliyetçi dopinglerin bile etkisinin hayli kısa olduğu, getirilerinin kalıcı olmadığı kısa zamanda yeniden görülecek. Bunun en çok farkında olan da bu enstrümanı defalarca kullanmış olan iktidar. “Gündem değiştirme hamlelerine” direnmekten, sahiden gündem değiştirmeye enerjisi kalmadığına ikna olmamızı isteyen muhalefet aktörlerine herkes çok kızıyor. Ancak muhalefet kamuoyunun büyük çoğunluğunda da “gündem değiştirme” argümanı hâlâ kullanışlı bir ezber olmaya devam ediyor.

Facebook Yorumları

reklam
30.05.2020
Gürültüyü geri almak
28.05.2020
İzolasyon kelepçesi, maske dayağı
23.05.2020
Bahçeli etkinliği için yakın hafıza tazelemesi
21.05.2020
Beş soru beş cevap
18.05.2020
Seçim Rehavetinin Sonu mu Geliyor?
16.05.2020
Yeni konsolidasyonun dinamikleri
13.05.2020
İzolasyonun şeffaflığı ve fırsatın çıplaklığı
9.05.2020
Nefret dili ve AVM psikolojisi
6.05.2020
'Anti-hukuk günlerinde'* AYM’den beklenen
2.05.2020
Nerede kaldığımızı hatırlamak için
30.04.2020
Memleketin diyaneti ve hukuku kimden sorulur?
29.04.2020
Bu İktidarın Post-Erdoğan Versiyonu Olur mu?
25.04.2020
Ahlakı-adabı yoksa, hukukunu kurmak gerek
22.04.2020
Yerel yönetimler neden hedefte?
18.04.2020
'Hiçbir şey yeni de değil'
12.04.2020
Korona fırsatları ve rakamlar
8.04.2020
Şaşırtıcı hiçbir şey yok
4.04.2020
Bu krizden fırsat çıkar mı?
1.04.2020
İyimserlik tutmadı, suçlamaya dönüş başladı
31.03.2020
Korona Teorileri
29.03.2020
Bilim Kurulu için siyasi izolasyon
19.03.2020
Herkese korona testi
15.03.2020
Derdin Tarifine Göre DEVA
12.03.2020
Az popülizm çok otoriterlik
8.03.2020
İdlib’den çıkamamak
5.03.2020
İdlib’in psikopolitik tortusu
1.03.2020
Şehitler tepesi dolu, sorumlu kürsüsü boş
27.02.2020
Yüze vurur ifadesi...
23.02.2020
Münferitleşme tuzağı
21.02.2020
Gayri ciddilik çok ciddi bir sorundur
16.02.2020
Tırmanan gerilim, taktik mi stratejik mi?
13.02.2020
Şam’a yürüyen Bahçeli nereye gider?
9.02.2020
Medya boykotu ve vekalet savaşı
6.02.2020
Öncesiz ve sonrasız yaşamak
2.02.2020
Güvenlikçilerin yarattığı güvenlik sorunu
30.01.2020
Gezi Davası’ndan duruşma sahneleri
27.01.2020
Muhafazakarlaşma, Yaşlanma, Taşralaşma
26.01.2020
24 Ocak
23.01.2020
MHP ve AKP’de benzeşme gerilimi
21.01.2020
AKP’de Taban Kaymıyor Tavan Uzaklaşıyor
19.01.2020
Gelecekten kopmuş eğitim siyaseti
16.01.2020
Halının uçtuğunu kim söylüyor?
13.01.2020
Barış Akademisyenleri deneyi
9.01.2020
Yoksulluğun reddiyesi
6.01.2020
Duvara doğru koşu hevesi
3.01.2020
Her yıl gibi 2020 de seçim yılı olacak
29.12.2019
Yıl bitiyor ama ne başlıyor?
26.12.2019
İnat siyaseti
19.12.2019
Krizi atlamak, sandığı kurtarmaz
16.12.2019
Gelecek Partisi’nin çıkış fotoğrafı
14.12.2019
“Gelecek” Yeni Partilerin Geleceği
12.12.2019
Değiştirmek mi sürdürmek mi zor?
8.12.2019
Sürdürülemez olan son ana kadar sürdürülür
5.12.2019
Siyasette değişen ve değişmeyen
3.12.2019
Her şey paraya çevrilebilir mi?
1.12.2019
Kime Göre Yeni, Kimin İçin Yeni?
28.11.2019
Yine gündem değiştirme paranoyası
23.11.2019
Kendi mesleğinin celladı olmak
20.11.2019
Devrimi Özlemek ama Hakkıyla
18.11.2019
Eşeği kaybedip bulma veya mehter diplomasisi
14.11.2019
Dümeni yeniden dışarıya kırmak
10.11.2019
O kadar önemli değiliz
7.11.2019
Duygu siyaseti
4.11.2019
Tehlikenin farkında mısınız?
31.10.2019
Kavgada yumruk sayılır
28.10.2019
Beklenti zaferden daha bereketli
25.10.2019
"Ya Ne Olacaktı?"
24.10.2019
Alanda hayaller masada gerçekler
22.10.2019
Makarnadan Savaşa İradesiz Seçmen İnancı
20.10.2019
Biz tam olarak ne seyrettik?
17.10.2019
Özne sapıtması
14.10.2019
Derinleşen sorun, sığlaşan söylem
9.10.2019
Savaşın fragmanı bile berbat
3.10.2019
İYİ Parti çatlar, üç ittifaka da oy gider
1.10.2019
Arabada Sigara Yasağı, Kanser Bilgisine Ceza
28.09.2019
Deprem ve iki ses
11.09.2019
(Yeniden)* Hassasiyet tartışması
9.09.2019
Sükût Bazen Daha Değerlidir
26.08.2019
Sükût Bazen Daha Değerlidir
26.08.2019
Kadın öldüren el ile idam şart diyen dil akraba
8.08.2019
Kendini tekrar etmenin dayanılmaz rahatlığı
28.07.2019
Çare olmayan avantaj: Zamanı kullanmak
17.07.2019
Üçüncü yılında 15 Temmuz
11.07.2019
Demiri değil oyunu soğutmak
3.07.2019
Sistem tartışması tercih değil mecburiyet
25.03.2020
Korona bahaneleri ve bildik tekrar
21.03.2020
Korona sınavı hangi dersten?
17.07.2019
Üçüncü yılında 15 Temmuz
10.07.2019
Demiri değil oyunu soğutmak
3.07.2019
Sistem tartışması tercih değil mecburiyet
29.06.2019
Şimdi iktidar düşünsün
26.06.2019
Hatalı lider mi, güçsüz lider mi?
22.06.2019
Kürtlerle sınav ve Kürtlerin sınavı
19.06.2019
'Son kırılma'
12.06.2019
Erdoğan neden saklanıyor?
8.06.2019
'Pontus' kampanyası kimin 'marifeti'?
5.06.2019
AKP’nin bayram vitrini
1.06.2019
'Niyet okumak' önemlidir
29.05.2019
Yalanın kime ne faydası var?
25.05.2019
Yeniden referandum mu, kimlik sayımı mı?
24.05.2019
Siyasette Sertleşme Sorunu
18.05.2019
Vefasız zenginler, nankör fakirler
15.05.2019
'(İç) hukuk' tüketilmiştir
12.05.2019
Aynısını istemek daima azını getirir
9.05.2019
Bu dalga kıyıya taşır mı?
5.05.2019
İttifaksız Düşünmeye Başlamak
1.05.2019
İttifakın kara yazısı
27.04.2019
Algı-olgu ilişkisi ve gerçeğin intikamı
24.4.2019
'Gaz sıkışması' mı, gaz verme mi?
23.4.2019
Siyasi kibirden vazgeçmek İstanbul’u bırakmaktan bile zor
14.4.2019
Mazbata hakların diyeti olmamalı
10.4.2019
Kontrolsüz gücün kendine ettiği
6.4.2019
Zaafın dibinde, kaosun eşiğinde
30.3.2019
Seçim okuma kılavuzu
27.3.2019
Medyadan tabana imha hikâyeleri
22.3.2019
Seçim neyi çözer, ne gösterir?
20.3.2019
Tasada ve Sevinçte Bir
6.3.2019
Ismarlama davaları kim kazanır?
1.3.2019
Olasılığın gücü kime çalışacak?
23.2.2019
Rakam değil insan olmak
20.2.2019
Lümpen muhafazakarlık
17.2.2019
Kaybetmeyen hep kazanır mı?
12.2.2019
Issız Adam
8.2.2019
Hikayeden siyaset
3.2.2019
Kanaat siparişleri ve klişe müfettişleri
30.1.2019
Duygu durumu: Fena
25.1.2019
Sakin Olmak Lazım
23.1.2019
Birey olmak ve hayal kırıklığı
21.1.2019
Herkesi yakalayan belirsizlik rehaveti
18.1.2019
Muhalefet 'bekliyor'
3.1.2019
Zayıfa şahin tüccar kahramanlar
26.12.2018
Bana mı dedin?
22.12.2018
Kimlik siyasetinin panzehiri hizmet siyaseti mi?
19.12.2018
Aşırı strateji, yüksek dozda taktik
16.12.2018
Hızlanınca icraat devrilince kader!
14.12.2018
Aynı derede kaç kere yıkanılır?
2.12.2018
Eski defterleri yeniden açmak
29.11.2018
Vaat siyaseti terk ederken
26.11.2018
Yerel seçimin nesi farklı
24.11.2018
Yeniden ittifakların gölgesinde siyaset
22.11.2018
Siyasette hareketlilik vadeden bir hafta
17.11.2018
Bildiğini unutmak, elindekinden olmak
14.11.2018
Ayrıntıdaki şeytandan öğrenmek
12.11.2018
Neyin İçinde, Ne ile Beraber, Nereye Doğru?
10.11.2018
Muhalefet cephesinde güncel durum
7.11.2018
İttifak hikayesinde güncel tablo
4.11.2018
Sistemin 'çaresi' ve krizi: Kimlik siyaseti
31.10.2018
Sahiden Kaşıkçı işi ne oldu?
29.10.2018
Hareketlilik de gerilim de iktidar blokunda
24.10.2018
İttifaksız yeni dönem
21.10.2018
Saçmalığa teslim olmak, nereye su taşır?
13.10.2018
Piyasa okur yazarlığı ve Brunson olayı
11.10.2018
Ölçüsüzlük
7.10.2018
İktidar neden seçimden korkmuyor?
4.10.2018
İmkan ve ihtimal
30.9.2018
İttifak günlükleri
28.9.2018
Enerjik Kötümserlik
26.9.2018
Bugünün sorumluluğu
23.9.2018
İktidarın yerel seçim rotası
19.9.2018
Acayip zamanlar
13.9.2018
Cumhuriyet tartışması
10.9.2018
Eyvallah
7.9.2018
Ödenmemiş fatura yığını
5.9.2018
Hastaya 'hasta' demek lazım
3.9.2018
Ekonomiyi siyasetle, siyaseti sertlikle idare
27.8.2018
Lütufla başlamayan yasakla bitmez
24.8.2018
Partilerin yerel seçim ufku
23.8.2018
Az iken muhalefet çok olunca kibir
20.8.2018
Lütuf düzeni
18.8.2018
Kayıp bölüştürmek
15.8.2018
Krizden çıkan totalitarizm hevesi
14.8.2018
Neyin mücadelesi kimin savaşı?
13.8.2018
Krizi karşılama stratejisi
10.8.2018
Her şey algıdan
8.8.2018
Vakit bulmak veya yaratmak
6.8.2018
Göstermeye ihtiyaç yok, her şey zaten ortada
3.8.2018
Kim kimi idare ediyor?
1.8.2018
Tabana yayılan ucuzculuk
30.7.2018
Diklenerek eğilmek
28.7.2018
Akşener gerçekten dönmezse?
26.7.2018
Kötülüğü çoğaltmak
24.7.2018
Ne yaptınız da yoruldunuz?
18.7.2018
Baş etme stratejileri
17.7.2018
‘Dağılma’ hevesi
14.7.2018
Kötü siyaset iyisini kovar
11.7.2018
Yeni rejim neye benziyor?
10.7.2018
Başkanın adamları
9.7.2018
Yeni dönem başlarken
5.7.2018
Seçim notları 2: 'Büyük hezimet' 7 Haziran'a benziyor mu?
2.7.2018
Soruları bitmeyen seçim
30.6.2018
Değişim bir tercih değil
28.6.2018
Seçim notları
26.6.2018
MHP oylarının anlamı
25.6.2018
24 Haziran’ın iktidar tablosu
23.6.2018
Bozgun görüntüsü
21.6.2018
Umudun kışkırttığı endişe
18.6.2018
Son düzlük notları
14.6.2018
İttifak çatlağı su sızdırıyor
12.6.2018
İttifaklar tablosu
8.6.2018
Metal paslanması
7.6.2018
Son düzlük kaygıları
4.6.2018
Rehavete yetmeyen ama cesaret veren bir umut
1.6.2018
Yüzde 50 evde zor tutuluyor
30.5.2018
Kötü haber: Seçim bitmeyecek
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive