Kemal CAN



Bookmark and Share

Korona bahaneleri ve bildik tekrar


25.03.2020 - Bu Yazı 330 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Türkiye’deki ilk korona vakasının açıklandığı günün üzerinden iki hafta geçti. Testler sınırlı tutulduğu için vaka sayısı şimdilik düşük açıklanıyor. Ancak test vaka oranlarına bakılınca, grafiğin yönünü kestirmek zor değil. Süreç bundan sonra nasıl devam ederse etsin, hangi noktaya varacak olursa olsun, geçerli olan/olacak şeyler berraklaşıyor. Mesela, bolca kullanılan iyimser destek cümlelerin kullanım ömrünün çok hızla tükendi: “Bize geç geldi” ve “süreci iyi yönettik”. Bu cümleler, hükümet yetkilileri ve zorlu mücadele öncesinde moral bozmamak için genişçe bir kesim tarafından bolca kullanılmıştı. Ortaya çıkan somut sonuçlar ama daha önemlisi iktidarın tutumunda giderek belirginleşen hava, bu cümleleri gerçekler ve verilerle desteklenmeyen bir siyasi propaganda malzemesine dönüştürdü. Şimdi de daha çok “ne yapsaydık” cevabı dolaşımda.

İktidar, “avantaj” ve “iyi yönetim” ifadelerinin altını doldurmaya değil, bunu söylemeyi mecburiyete dönüştürmeye veya aksini söyleyenleri -her zamanki gibi- nankörlük, nifak ve hainlikle suçlama hazırlığında. Bütün sorunlarda olduğu gibi korona krizi de siyasi -öncelikle kendisi bekası açısından- bir mesele olarak değerlendiriliyor. “Gayret bizden himmet Allah’tan” sözü; “himmet (kayırma/gözetme anlamında) bizden, gayret milletten” haline dönüşmüş durumda. Salgını durdurma, yavaşlatma sorumluluğu dualara ve insanların kişisel OHAL’lerine bırakılırken, hangi kesimlerin kollanacağı yetkisi sıkı tutuluyor. Salgında örtülü “sürü bağışıklığı”, ikincil etkilerde sınırlı “zarar kontrolü” tercihi artık iyice belirginleşiyor. Olmayan korona krizi stratejisi, bildik “durumu idare etme” biçimsizliğine dönüşüyor. Herkes yine siyaset dışına davet edilirken iktidar bu çiviye de aynı çekiçle vurma niyetinde.

Geçen hafta ortasında Cumhurbaşkanı başkanlığında yapılan kriz zirvesi, katılımcı listesinden çıkan paket başlıklarına kadar bütün işaretleriyle, meselenin girdiği rotayı gösteriyordu. Sağlık Bakanı Koca’nın yaptığı basın toplantısı durumu daha netleştirdi. “Süreci iyi yönetmiş” olduğu iddia edilen Bakan, yeni önlemler konusunda hiçbir şey söylemezken, Cumhurbaşkanı’na defalarca, Berat Albayrak’a bir iki kez teşekkür etti. Yeterli destek ve koruyucu malzeme sağlanmayan sağlık çalışanları adına minnet ifade etti. Apar topar yapılan ve son derece yakışıksız biçimleri medyaya (sosyal medyaya) yansıyan yaşlılara sokak yasağı, pek çok insan için imkansız bir tercih olan “evde kal” kampanyası, mücadelenin toplumsallaştırılmasından çok sorumluluğu millete yüklemek. “Herkesin kişisel OHAL’ini ilan etmesi” buluşu da bunun vardığı en uç nokta.

Ortaya çıkacak vahim sonuçlar karşısında, “dinlemediler, dikkat etmediler, kendi OHAL’lerini ilan etmediler” diyebilmenin yolu açılıyor. Bunun devamında oluşacak kayıplar için de, virüsün fıtratı, mukadderata teslimiyet lafları ve sağlık çalışanları için hamasi nutuklar gelecek. Neredeyse dört aydır dünyanın başına bela olmuş salgında erken davranmaktan bahsedilirken, koruyucu malzeme sözleşmelerinin şimdi yapılmasının ilerleme olarak kabul edilmesi isteniyor. İki ay öncesinden övünmesi başlayan, defalarca vaat olarak dile getirilen tarama amaçlı yaygın test için hala yakında anonsu kullanılıyor. Açıklanan vaka sayısını kontrol etmek dışında hiçbir mantıklı gerekçe bulunmayan test tasarrufunun yine cevabı yok. Mahremiyet gerekçesine dayandırılan vaka haritası hala kapalı.

Korona krizinin başında Türkiye televizyonların çoğu, kelle paça veya etnik kalkanlar gibi saçmalıkları daha ilgi çekici buldu. Resmi sözcüler de, “bize bir şey olmaz, hatta fırsat bile çıkar” çizgisine yakın durdular. Sınır kontrolü, ulaşım kısıtlama ve denetimleri, okullardan başlayarak aşamalı devreye alınan izolasyon önlemlerinin bir kısmı, takibi yapılmadan ve sonuçları kontrol edilmeden uygulandı. Bütün bunlar tartışılırken hatta skandal seviyesindeki saçmalıklar dile getirilirken, “panik de çok fena” kuvvetli ezbere dönüştü. Ancak dünyanın dört aydır yaşadığı bu ciddi felaket karşısında şu basit bir soru ortada: Bugün itibarıyla yaklaşık 18 bin kişi bu virüs nedeniyle öldü. Bunların çok büyük bir bölümünün de tedbirsizlik, ihmal ve savsaklama nedeniyle canından olduğu açık. Peki panik nedeniyle ölmüş tek bir vaka kayıtlara girdi mi? Panik korkusu başka yerde çünkü: Ekonomide, çöken borsalarda, sorumluluk altında kalacak iktidarlarda ve telafi imkanlarının sınırlılığında.

Başta salgını küçümseyen Trump, “doktorlara kalsa ülkeyi kapatacaklar”, Teksas Valisi, “yaşlılar kendilerini feda etsin” diyor. Kayıpları göze almış görünen Britanya, ağır tablodan kaçınmak için tedbirlere dönmeye çalışıyor. Çin ve Rusya batının zorlanmasını öne çıkartma derdinde. İran veri akışını durdurmuş, komplo hikayeleri anlatıyor. Dünya kontrollü bir yenilginin kaçınılmaz olduğunun farkında ve buna göre pozisyon alıyor. Büyük paralar ayırdıkları paketlerle, gevşetmedikleri tedbirlerle ama “sonrayı” hesaplayarak yürümeye çalışıyor. Herkes meşrebine göre, sonuç aldığı reçeteler uyarınca ve imkanlarını hesaplayarak stratejiler kuruyor. “Bu kaçınılmaz ve herkesin başına geliyor” diyebilme imkanı, birilerine fırsat gibi görünüyor. Beceriksizliklerini ya da aslında becermeye hiç yeltenmemiş olmalarını -başarı hikayelerini görmeden- kötü örnekleri göze sokarak aşmaya çalışıyorlar. Niye sorusuna cevap vermeden, hatta sorulmasını önden yasaklayarak, “biz farklıyız, kimseyle kıyaslanamayız” demeye devam ediliyor.

Liglerin seyircisiz oynanması -ki onu da gereksiz bulanlar vardı- kararına rağmen maçların ertelenmemesine itiraz eden Fatih Terim, Covid 19 kaptığı için hastanede. Şimdi pek çok taraftar, federasyon başkanına, yarasa yiyen Çinlilere veya bazı televizyon yorumcularına lanet yağdırıyor. Önümüzdeki günlerde gerçek sorumlulardan uzaktaki günah keçilerine hatta gönüllü olarak kabahati üstlenenlere de rastlayacağız. Hatalı kararların kişisel inisiyatiflerle alınmadığını düşünmemizin nedeni, alınan her tedbir dolayısıyla teşekkür edilmesi mecburi olanlar. Övünülebilecek her şeyin tek sahibi olanlar yine hataların yakınından bile geçmeyecek. Murat Yetkin dünkü yazısında Sağlık Bakanı ve Bilim Kurulu üyelerinin önlemler konusunda Beştepe’de ikna edici olamadıklarını paylaştı. Bakanın konuşma metnini de başka bir yerde yazılmış olabileceğini söyledi. Ancak “gayretkeşlik” görüntüsünü abartmama konusunda uyarılanların üzerinde Hatay Valisi’nden daha fazla vebal yükü olacağı da unutulmamalı.

Facebook Yorumları

reklam
30.05.2020
Gürültüyü geri almak
28.05.2020
İzolasyon kelepçesi, maske dayağı
23.05.2020
Bahçeli etkinliği için yakın hafıza tazelemesi
21.05.2020
Beş soru beş cevap
18.05.2020
Seçim Rehavetinin Sonu mu Geliyor?
16.05.2020
Yeni konsolidasyonun dinamikleri
13.05.2020
İzolasyonun şeffaflığı ve fırsatın çıplaklığı
9.05.2020
Nefret dili ve AVM psikolojisi
6.05.2020
'Anti-hukuk günlerinde'* AYM’den beklenen
2.05.2020
Nerede kaldığımızı hatırlamak için
30.04.2020
Memleketin diyaneti ve hukuku kimden sorulur?
29.04.2020
Bu İktidarın Post-Erdoğan Versiyonu Olur mu?
25.04.2020
Ahlakı-adabı yoksa, hukukunu kurmak gerek
22.04.2020
Yerel yönetimler neden hedefte?
18.04.2020
'Hiçbir şey yeni de değil'
12.04.2020
Korona fırsatları ve rakamlar
8.04.2020
Şaşırtıcı hiçbir şey yok
4.04.2020
Bu krizden fırsat çıkar mı?
1.04.2020
İyimserlik tutmadı, suçlamaya dönüş başladı
31.03.2020
Korona Teorileri
29.03.2020
Bilim Kurulu için siyasi izolasyon
19.03.2020
Herkese korona testi
15.03.2020
Derdin Tarifine Göre DEVA
12.03.2020
Az popülizm çok otoriterlik
8.03.2020
İdlib’den çıkamamak
5.03.2020
İdlib’in psikopolitik tortusu
1.03.2020
Şehitler tepesi dolu, sorumlu kürsüsü boş
27.02.2020
Yüze vurur ifadesi...
23.02.2020
Münferitleşme tuzağı
21.02.2020
Gayri ciddilik çok ciddi bir sorundur
16.02.2020
Tırmanan gerilim, taktik mi stratejik mi?
13.02.2020
Şam’a yürüyen Bahçeli nereye gider?
9.02.2020
Medya boykotu ve vekalet savaşı
6.02.2020
Öncesiz ve sonrasız yaşamak
2.02.2020
Güvenlikçilerin yarattığı güvenlik sorunu
30.01.2020
Gezi Davası’ndan duruşma sahneleri
27.01.2020
Muhafazakarlaşma, Yaşlanma, Taşralaşma
26.01.2020
24 Ocak
23.01.2020
MHP ve AKP’de benzeşme gerilimi
21.01.2020
AKP’de Taban Kaymıyor Tavan Uzaklaşıyor
19.01.2020
Gelecekten kopmuş eğitim siyaseti
16.01.2020
Halının uçtuğunu kim söylüyor?
13.01.2020
Barış Akademisyenleri deneyi
9.01.2020
Yoksulluğun reddiyesi
6.01.2020
Duvara doğru koşu hevesi
3.01.2020
Her yıl gibi 2020 de seçim yılı olacak
29.12.2019
Yıl bitiyor ama ne başlıyor?
26.12.2019
İnat siyaseti
19.12.2019
Krizi atlamak, sandığı kurtarmaz
16.12.2019
Gelecek Partisi’nin çıkış fotoğrafı
14.12.2019
“Gelecek” Yeni Partilerin Geleceği
12.12.2019
Değiştirmek mi sürdürmek mi zor?
8.12.2019
Sürdürülemez olan son ana kadar sürdürülür
5.12.2019
Siyasette değişen ve değişmeyen
3.12.2019
Her şey paraya çevrilebilir mi?
1.12.2019
Kime Göre Yeni, Kimin İçin Yeni?
28.11.2019
Yine gündem değiştirme paranoyası
23.11.2019
Kendi mesleğinin celladı olmak
20.11.2019
Devrimi Özlemek ama Hakkıyla
18.11.2019
Eşeği kaybedip bulma veya mehter diplomasisi
14.11.2019
Dümeni yeniden dışarıya kırmak
10.11.2019
O kadar önemli değiliz
7.11.2019
Duygu siyaseti
4.11.2019
Tehlikenin farkında mısınız?
31.10.2019
Kavgada yumruk sayılır
28.10.2019
Beklenti zaferden daha bereketli
25.10.2019
"Ya Ne Olacaktı?"
24.10.2019
Alanda hayaller masada gerçekler
22.10.2019
Makarnadan Savaşa İradesiz Seçmen İnancı
20.10.2019
Biz tam olarak ne seyrettik?
17.10.2019
Özne sapıtması
14.10.2019
Derinleşen sorun, sığlaşan söylem
9.10.2019
Savaşın fragmanı bile berbat
3.10.2019
İYİ Parti çatlar, üç ittifaka da oy gider
1.10.2019
Arabada Sigara Yasağı, Kanser Bilgisine Ceza
28.09.2019
Deprem ve iki ses
11.09.2019
(Yeniden)* Hassasiyet tartışması
9.09.2019
Sükût Bazen Daha Değerlidir
26.08.2019
Sükût Bazen Daha Değerlidir
26.08.2019
Kadın öldüren el ile idam şart diyen dil akraba
8.08.2019
Kendini tekrar etmenin dayanılmaz rahatlığı
28.07.2019
Çare olmayan avantaj: Zamanı kullanmak
17.07.2019
Üçüncü yılında 15 Temmuz
11.07.2019
Demiri değil oyunu soğutmak
3.07.2019
Sistem tartışması tercih değil mecburiyet
25.03.2020
Korona bahaneleri ve bildik tekrar
21.03.2020
Korona sınavı hangi dersten?
17.07.2019
Üçüncü yılında 15 Temmuz
10.07.2019
Demiri değil oyunu soğutmak
3.07.2019
Sistem tartışması tercih değil mecburiyet
29.06.2019
Şimdi iktidar düşünsün
26.06.2019
Hatalı lider mi, güçsüz lider mi?
22.06.2019
Kürtlerle sınav ve Kürtlerin sınavı
19.06.2019
'Son kırılma'
12.06.2019
Erdoğan neden saklanıyor?
8.06.2019
'Pontus' kampanyası kimin 'marifeti'?
5.06.2019
AKP’nin bayram vitrini
1.06.2019
'Niyet okumak' önemlidir
29.05.2019
Yalanın kime ne faydası var?
25.05.2019
Yeniden referandum mu, kimlik sayımı mı?
24.05.2019
Siyasette Sertleşme Sorunu
18.05.2019
Vefasız zenginler, nankör fakirler
15.05.2019
'(İç) hukuk' tüketilmiştir
12.05.2019
Aynısını istemek daima azını getirir
9.05.2019
Bu dalga kıyıya taşır mı?
5.05.2019
İttifaksız Düşünmeye Başlamak
1.05.2019
İttifakın kara yazısı
27.04.2019
Algı-olgu ilişkisi ve gerçeğin intikamı
24.4.2019
'Gaz sıkışması' mı, gaz verme mi?
23.4.2019
Siyasi kibirden vazgeçmek İstanbul’u bırakmaktan bile zor
14.4.2019
Mazbata hakların diyeti olmamalı
10.4.2019
Kontrolsüz gücün kendine ettiği
6.4.2019
Zaafın dibinde, kaosun eşiğinde
30.3.2019
Seçim okuma kılavuzu
27.3.2019
Medyadan tabana imha hikâyeleri
22.3.2019
Seçim neyi çözer, ne gösterir?
20.3.2019
Tasada ve Sevinçte Bir
6.3.2019
Ismarlama davaları kim kazanır?
1.3.2019
Olasılığın gücü kime çalışacak?
23.2.2019
Rakam değil insan olmak
20.2.2019
Lümpen muhafazakarlık
17.2.2019
Kaybetmeyen hep kazanır mı?
12.2.2019
Issız Adam
8.2.2019
Hikayeden siyaset
3.2.2019
Kanaat siparişleri ve klişe müfettişleri
30.1.2019
Duygu durumu: Fena
25.1.2019
Sakin Olmak Lazım
23.1.2019
Birey olmak ve hayal kırıklığı
21.1.2019
Herkesi yakalayan belirsizlik rehaveti
18.1.2019
Muhalefet 'bekliyor'
3.1.2019
Zayıfa şahin tüccar kahramanlar
26.12.2018
Bana mı dedin?
22.12.2018
Kimlik siyasetinin panzehiri hizmet siyaseti mi?
19.12.2018
Aşırı strateji, yüksek dozda taktik
16.12.2018
Hızlanınca icraat devrilince kader!
14.12.2018
Aynı derede kaç kere yıkanılır?
2.12.2018
Eski defterleri yeniden açmak
29.11.2018
Vaat siyaseti terk ederken
26.11.2018
Yerel seçimin nesi farklı
24.11.2018
Yeniden ittifakların gölgesinde siyaset
22.11.2018
Siyasette hareketlilik vadeden bir hafta
17.11.2018
Bildiğini unutmak, elindekinden olmak
14.11.2018
Ayrıntıdaki şeytandan öğrenmek
12.11.2018
Neyin İçinde, Ne ile Beraber, Nereye Doğru?
10.11.2018
Muhalefet cephesinde güncel durum
7.11.2018
İttifak hikayesinde güncel tablo
4.11.2018
Sistemin 'çaresi' ve krizi: Kimlik siyaseti
31.10.2018
Sahiden Kaşıkçı işi ne oldu?
29.10.2018
Hareketlilik de gerilim de iktidar blokunda
24.10.2018
İttifaksız yeni dönem
21.10.2018
Saçmalığa teslim olmak, nereye su taşır?
13.10.2018
Piyasa okur yazarlığı ve Brunson olayı
11.10.2018
Ölçüsüzlük
7.10.2018
İktidar neden seçimden korkmuyor?
4.10.2018
İmkan ve ihtimal
30.9.2018
İttifak günlükleri
28.9.2018
Enerjik Kötümserlik
26.9.2018
Bugünün sorumluluğu
23.9.2018
İktidarın yerel seçim rotası
19.9.2018
Acayip zamanlar
13.9.2018
Cumhuriyet tartışması
10.9.2018
Eyvallah
7.9.2018
Ödenmemiş fatura yığını
5.9.2018
Hastaya 'hasta' demek lazım
3.9.2018
Ekonomiyi siyasetle, siyaseti sertlikle idare
27.8.2018
Lütufla başlamayan yasakla bitmez
24.8.2018
Partilerin yerel seçim ufku
23.8.2018
Az iken muhalefet çok olunca kibir
20.8.2018
Lütuf düzeni
18.8.2018
Kayıp bölüştürmek
15.8.2018
Krizden çıkan totalitarizm hevesi
14.8.2018
Neyin mücadelesi kimin savaşı?
13.8.2018
Krizi karşılama stratejisi
10.8.2018
Her şey algıdan
8.8.2018
Vakit bulmak veya yaratmak
6.8.2018
Göstermeye ihtiyaç yok, her şey zaten ortada
3.8.2018
Kim kimi idare ediyor?
1.8.2018
Tabana yayılan ucuzculuk
30.7.2018
Diklenerek eğilmek
28.7.2018
Akşener gerçekten dönmezse?
26.7.2018
Kötülüğü çoğaltmak
24.7.2018
Ne yaptınız da yoruldunuz?
18.7.2018
Baş etme stratejileri
17.7.2018
‘Dağılma’ hevesi
14.7.2018
Kötü siyaset iyisini kovar
11.7.2018
Yeni rejim neye benziyor?
10.7.2018
Başkanın adamları
9.7.2018
Yeni dönem başlarken
5.7.2018
Seçim notları 2: 'Büyük hezimet' 7 Haziran'a benziyor mu?
2.7.2018
Soruları bitmeyen seçim
30.6.2018
Değişim bir tercih değil
28.6.2018
Seçim notları
26.6.2018
MHP oylarının anlamı
25.6.2018
24 Haziran’ın iktidar tablosu
23.6.2018
Bozgun görüntüsü
21.6.2018
Umudun kışkırttığı endişe
18.6.2018
Son düzlük notları
14.6.2018
İttifak çatlağı su sızdırıyor
12.6.2018
İttifaklar tablosu
8.6.2018
Metal paslanması
7.6.2018
Son düzlük kaygıları
4.6.2018
Rehavete yetmeyen ama cesaret veren bir umut
1.6.2018
Yüzde 50 evde zor tutuluyor
30.5.2018
Kötü haber: Seçim bitmeyecek
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive