Kemal CAN



Bookmark and Share

Erdoğan neden saklanıyor?


12.06.2019 - Bu Yazı 239 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

  Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın seçim kampanyasından bir hayli uzakta durması, bu olasılık sürpriz olmamasına rağmen giderek daha fazla dikkat çekiyor. Bunun geçici bir taktik hamle olup olmayacağı, son düzlükte -ki artık yavaş yavaş girildiği düşünülebilir- inisiyatif alıp almayacağıyla ilgili merak da büyüyor. Erdoğan’ın kendisinin dahil olmadığı bir kampanyanın daha başarılı olacağına sahiden inanıp inanmadığını yakında öğreneceğiz. Anketler hiç de iyi sonuçlar vermediğinde yeni hamlelerle son anda sahne alıp almayacağını, kritik bir “dokunuş” yapıp yapmayacağını da izleyerek göreceğiz. Yakın dönemin siyasi atmosferi düşünüldüğünde, sadece muhalefet ve gözlemciler için değil, iktidar seçmeni için de fazlasıyla yadırgatıcı bir durum yaşandığı ortada. Giderek sıklaşan kulis bilgileri, “ne pahasına olursa olsun kazanma” formülleri yerine başka akıl yürütmelerin de konuşulmaya başlandığını düşündürüyor.

Son günlerde aralarında iktidara yakın olanların da bulunduğu bazı gazeteci, yorumcu ve araştırmacıların, adını saklı tutan bazı AKP’li siyasetçilere de dayandırarak, olası bir yenilgiden Erdoğan’ı koruma arayışından bahsetmeye başlamaları, meraka başka bir boyut ekliyor. Seçimi kazanmanın gereği olarak yapılan taktik bir manevra veya muhalefet konsolidasyonunu zayıflatmak için denenen bir strateji mi yürürlükte? Yoksa tablonun umutsuzluğu yüzünden; ne olursa olsun seçimi alma motivasyonu, yerini ne olursa olsun genel iktidarı ve Erdoğan’ı koruma önceliğine mi bıraktı? Erdoğan’ın ortalarda görünmemesi; seçimi almak için mi, yenilginin muhatabı olmamak için mi? Belki -aslında çok önemli olan- bir yan soru da: Bu tercih kendisinin kararı mı, ona biçilen bir rol mü? Erdoğan birilerine keseceği hesabı mı, kendisinin ödeyeceği faturayı mı erteliyor?

İktidarın yeni seçim kampanyasının seçmenleri nasıl etkileyeceğini, sonuçlara nasıl yansıyacağını henüz tam olarak bilmiyoruz. Yayınlanan bazı anketler yoğun çabaların pek işe yaramadığını, farkın giderek açıldığını söylüyor ama kesin yargı için hâlâ erken. Ancak sonuçlar nasıl olursa olsun, kampanyada Erdoğan’ın yer alma -veya almama- biçimi, bunu gerekçelendirme şekli, seçim sonuçlarından daha derin etkiler yaratabilecek türden. Erdoğan’ın kampanyadaki rolü, iktidarın geleceğindeki rolünden çok bağımsız durmuyor. Her şeyden önce, yıllardır iktidar ittifakının sürükleyici aktörü olan Erdoğan’ın, ortalıkta göründüğünde oy kaybettiren bir genel başkana dönüşmeyi kabullenmesi hiç kolay değil. Bu yolla seçim kazanılırsa, o olmadan daha iyi performans sağlandığını; seçim kaybedilirse ise güçsüzleştiğini kabul etmek zorunda. Hadi o sindirdi diyelim, iktidar tabanı -ve tavanı- bunu nasıl içselleştirecek.

Son ana kadar kampanya böyle devam ettirilir ve Binali Yıldırım kazanırsa -çaldılar sözlerine rağmen- 31 Mart’ı Erdoğan’ın kaybettirdiği sonucu tescil edilmiş olacak. Üstelik bizzat iktidarın tercih ettiği strateji bu tezi besleyecek. Yok eğer bu kampanyaya rağmen seçim yine kaybedilirse de -büyük siyasi beceriler atfedilen- Erdoğan, kampanya tercihi konusunda ağır bir basiretsizlik, yenileme baskısına dayanamayarak zayıflık göstermiş sayılacak. Yani Erdoğan’ı seçimden uzak tutarak sonuç alma veya Erdoğan’ı kötü sonuçtan koruma gayretleri, anlatıldığı kadar veya kağıt üzerindeki gibi büyük garantiler sunmuyor aslında. 31 Mart’takinin tersi bir kampanyanın ne işe yaradığı henüz görülmüş değil. Son derece karmaşık kampanya düzeni nedeniyle asla tam olarak ölçülemeyecek. Yenilginin sorumluluğundan azade olmanın, yenilginin maliyetinden kurtulmanın garantisini sağlamasının da bir kanıtı yok. Kampanyanın gidişatı ve seçimde alınacak sonuç ne olursa olsun, 31 Mart’ta ortaya çıkan iktidar stabilizasyonun yenilgisi ve yenilenmesi sürecinin kaçınılmaz devamı olan yeni bir tablo oluşacak.

Elbette, bu gelişmelere karşı, onları yumuşatabilecek argümanlar da üretilecek. Ancak iktidar seçmeni için bile bunların kabul görmesi giderek zorlaşıyor. Mesela, “neticede bir yerel seçim, İmamoğlu Erdoğan’ın dengi mi?” türünden bir açıklamanın ikna edici olabilmesi, Erdoğan’ın 31 Mart kampanyasını tek başına sürdürmüş olması -daha önemlisi kendi seçmeni tarafından da öyle algılanması- nedeniyle pek mümkün değil. Erdoğan’ın her türlü olumsuzlukla ilişkisinde devreye giren “teflon zırh” yüzeyi de aşırı kullanımdan iyice yıpranmış durumda. Ayrıca Binali Yıldırım, -referandum sürecinde olduğu üzere- Davutoğlu gibi başarısızlık faturasının kesilip gönderilmesiyle tabanı yatıştıracak bir sima değil. Mağduriyet kartının, güçsüzlük itirafı sayılmaya başlanacağı/başlandığı eşiğe de fazlasıyla yaklaşılmış durumda.

Erdoğan’ın kendi çekirdek tabanına ne dese inandırabilen, hangi yöne dönse arkasına kalabalıklar toplayabilen bir lider olduğuna kuşku yok. Defalarca bunu kanıtlayan sonuçlar aldı. Son olarak meydanlarda “ekonominin patronu benim” demesine rağmen hâlâ krizle ilişkisi yokmuş havasını sürdürebilmesi bu yüzden. İktidarın taban profili ve bu tabanın iktidarla kurduğu ilişki, hâlâ büyük kaymaları, kopmaları engelliyor. Erdoğan’ı özel olarak koruyan dinamiklerden biri de, muhalefetin bitmeyen paradoksu: Eleştirinin merkezine Erdoğan’ı yerleştirince iktidarın ihtiyaç duyduğu gerilime ortak olup konsolidasyona -kesin kaybedecekleri blok/kimlik sayımına- katkı vermiş oluyor. Erdoğan yokmuş gibi davranınca da, sorunların asli kaynağının görünmez olmasını sağlayan koruma kalkanına destek sağlıyor. Bu yüzden, çok zarar yerine hep az faydaya razı oluyor. Ama artık Erdoğan iktidar sorunlarını muhalefetle girdiği ilişkiyle değil, kendi destek çevresiyle çözmek zorunda ve burada denklem ters işliyor.

Yerel seçimlerin ittifaklı olup olmayacağıyla ilgili tartışmadan başlayarak, beka davası stratejisi, 31 Mart sonuçları, sonuçlara itiraz süreci ve yenileme kararına ek olarak, 23 Haziran stratejisi üzerine yürütülen bütün tartışmaların içeriği, İstanbul seçimi sınırlarını aşıyor. Taktik bir hatayı düzeltmek biçiminde dile getirilen kampanya değişikliği, önceki temaları ısrarla zorlayan -Bahçeli ve Soylu gibi- aktörlerin hâlâ sahnede oluşu, seçmenin aklını çelme uğruna yaratılan kafa karışıklığı derin yapısal sorunları daha da büyütüyor. Seçim stratejisi için ortaya konulan “kendi tabanındaki oluşan eksik performansı tamamlama” ile Erdoğan’ın ortalıkta görünmemesi tercihi birlikte düşünüldüğünde, daha karmaşık bir soru ortaya çıkıyor: Sorun Erdoğan’ın tabanı motive etme yeteneğinde mi, bu temasın önüne çıkan yeni engellerde mi? İktidarı korumak için girilen mutlak çoğunluk tuzağına açılan kapının arkasında aslında neler oluyor?

Bu noktadan sonrasını spekülasyona girmeden konuşmak zor. Özel yetenekleri olsa da olmasa da Erdoğan’ın bu kadar yıllık deneyimden sonra, hem bu yapısal sorunları hem de bu stratejinin olası komplikasyonlarını görmüyor ve hesaplamıyor olması imkansız. Belki tartışma, bunlara ne kadar müdahil olduğu veya ne kadar mecburiyetler kıskacında hareket ettiği hakkında olabilir. İstanbul seçiminin yenilenmesi kararında Erdoğan’ın ne kadar istekli olduğu da, sadece açık işaretlerle anlaşılır gibi durmuyor. Şimdi yoğun biçimde konuşulan ve servis edilen, “Erdoğan’ı saklayarak seçim kazanma” veya “yenilgiden Erdoğan’ı koruma” iddialarının da, “tek adamın” gücüne güç katmayacağı açık. Bütün krizleri “ileriye kaçarak” atlamaya çalışan iktidarın, İstanbul seçimini yenileme kararıyla sorunu erkene çağırmış olması ve seçim sonrasına itilen hesaplaşmanın dozunu fazla büyütmüş olması ihtimali de, spekülasyonlara fazla açık.

Facebook Yorumları

reklam
17.07.2019
Üçüncü yılında 15 Temmuz
10.07.2019
Demiri değil oyunu soğutmak
3.07.2019
Sistem tartışması tercih değil mecburiyet
29.06.2019
Şimdi iktidar düşünsün
26.06.2019
Hatalı lider mi, güçsüz lider mi?
22.06.2019
Kürtlerle sınav ve Kürtlerin sınavı
19.06.2019
'Son kırılma'
12.06.2019
Erdoğan neden saklanıyor?
8.06.2019
'Pontus' kampanyası kimin 'marifeti'?
5.06.2019
AKP’nin bayram vitrini
1.06.2019
'Niyet okumak' önemlidir
29.05.2019
Yalanın kime ne faydası var?
25.05.2019
Yeniden referandum mu, kimlik sayımı mı?
24.05.2019
Siyasette Sertleşme Sorunu
18.05.2019
Vefasız zenginler, nankör fakirler
15.05.2019
'(İç) hukuk' tüketilmiştir
12.05.2019
Aynısını istemek daima azını getirir
9.05.2019
Bu dalga kıyıya taşır mı?
5.05.2019
İttifaksız Düşünmeye Başlamak
1.05.2019
İttifakın kara yazısı
27.04.2019
Algı-olgu ilişkisi ve gerçeğin intikamı
24.4.2019
'Gaz sıkışması' mı, gaz verme mi?
23.4.2019
Siyasi kibirden vazgeçmek İstanbul’u bırakmaktan bile zor
14.4.2019
Mazbata hakların diyeti olmamalı
10.4.2019
Kontrolsüz gücün kendine ettiği
6.4.2019
Zaafın dibinde, kaosun eşiğinde
30.3.2019
Seçim okuma kılavuzu
27.3.2019
Medyadan tabana imha hikâyeleri
22.3.2019
Seçim neyi çözer, ne gösterir?
20.3.2019
Tasada ve Sevinçte Bir
6.3.2019
Ismarlama davaları kim kazanır?
1.3.2019
Olasılığın gücü kime çalışacak?
23.2.2019
Rakam değil insan olmak
20.2.2019
Lümpen muhafazakarlık
17.2.2019
Kaybetmeyen hep kazanır mı?
12.2.2019
Issız Adam
8.2.2019
Hikayeden siyaset
3.2.2019
Kanaat siparişleri ve klişe müfettişleri
30.1.2019
Duygu durumu: Fena
25.1.2019
Sakin Olmak Lazım
23.1.2019
Birey olmak ve hayal kırıklığı
21.1.2019
Herkesi yakalayan belirsizlik rehaveti
18.1.2019
Muhalefet 'bekliyor'
3.1.2019
Zayıfa şahin tüccar kahramanlar
26.12.2018
Bana mı dedin?
22.12.2018
Kimlik siyasetinin panzehiri hizmet siyaseti mi?
19.12.2018
Aşırı strateji, yüksek dozda taktik
16.12.2018
Hızlanınca icraat devrilince kader!
14.12.2018
Aynı derede kaç kere yıkanılır?
2.12.2018
Eski defterleri yeniden açmak
29.11.2018
Vaat siyaseti terk ederken
26.11.2018
Yerel seçimin nesi farklı
24.11.2018
Yeniden ittifakların gölgesinde siyaset
22.11.2018
Siyasette hareketlilik vadeden bir hafta
17.11.2018
Bildiğini unutmak, elindekinden olmak
14.11.2018
Ayrıntıdaki şeytandan öğrenmek
12.11.2018
Neyin İçinde, Ne ile Beraber, Nereye Doğru?
10.11.2018
Muhalefet cephesinde güncel durum
7.11.2018
İttifak hikayesinde güncel tablo
4.11.2018
Sistemin 'çaresi' ve krizi: Kimlik siyaseti
31.10.2018
Sahiden Kaşıkçı işi ne oldu?
29.10.2018
Hareketlilik de gerilim de iktidar blokunda
24.10.2018
İttifaksız yeni dönem
21.10.2018
Saçmalığa teslim olmak, nereye su taşır?
13.10.2018
Piyasa okur yazarlığı ve Brunson olayı
11.10.2018
Ölçüsüzlük
7.10.2018
İktidar neden seçimden korkmuyor?
4.10.2018
İmkan ve ihtimal
30.9.2018
İttifak günlükleri
28.9.2018
Enerjik Kötümserlik
26.9.2018
Bugünün sorumluluğu
23.9.2018
İktidarın yerel seçim rotası
19.9.2018
Acayip zamanlar
13.9.2018
Cumhuriyet tartışması
10.9.2018
Eyvallah
7.9.2018
Ödenmemiş fatura yığını
5.9.2018
Hastaya 'hasta' demek lazım
3.9.2018
Ekonomiyi siyasetle, siyaseti sertlikle idare
27.8.2018
Lütufla başlamayan yasakla bitmez
24.8.2018
Partilerin yerel seçim ufku
23.8.2018
Az iken muhalefet çok olunca kibir
20.8.2018
Lütuf düzeni
18.8.2018
Kayıp bölüştürmek
15.8.2018
Krizden çıkan totalitarizm hevesi
14.8.2018
Neyin mücadelesi kimin savaşı?
13.8.2018
Krizi karşılama stratejisi
10.8.2018
Her şey algıdan
8.8.2018
Vakit bulmak veya yaratmak
6.8.2018
Göstermeye ihtiyaç yok, her şey zaten ortada
3.8.2018
Kim kimi idare ediyor?
1.8.2018
Tabana yayılan ucuzculuk
30.7.2018
Diklenerek eğilmek
28.7.2018
Akşener gerçekten dönmezse?
26.7.2018
Kötülüğü çoğaltmak
24.7.2018
Ne yaptınız da yoruldunuz?
18.7.2018
Baş etme stratejileri
17.7.2018
‘Dağılma’ hevesi
14.7.2018
Kötü siyaset iyisini kovar
11.7.2018
Yeni rejim neye benziyor?
10.7.2018
Başkanın adamları
9.7.2018
Yeni dönem başlarken
5.7.2018
Seçim notları 2: 'Büyük hezimet' 7 Haziran'a benziyor mu?
2.7.2018
Soruları bitmeyen seçim
30.6.2018
Değişim bir tercih değil
28.6.2018
Seçim notları
26.6.2018
MHP oylarının anlamı
25.6.2018
24 Haziran’ın iktidar tablosu
23.6.2018
Bozgun görüntüsü
21.6.2018
Umudun kışkırttığı endişe
18.6.2018
Son düzlük notları
14.6.2018
İttifak çatlağı su sızdırıyor
12.6.2018
İttifaklar tablosu
8.6.2018
Metal paslanması
7.6.2018
Son düzlük kaygıları
4.6.2018
Rehavete yetmeyen ama cesaret veren bir umut
1.6.2018
Yüzde 50 evde zor tutuluyor
30.5.2018
Kötü haber: Seçim bitmeyecek
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive