Kemal CAN



Bookmark and Share

Piyasa okur yazarlığı ve Brunson olayı


13.10.2018 - Bu Yazı 426 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

  Şimdi ortaya çıkan sonucu, verilen kararı yine piyasaların tepkileri üzerinden dinleyeceğiz. "İyi oldu" ya da "bu ne rezalet" diyenler, eleştirenler ve savunanlar aynı verileri kullanarak konuşacak. Karizmanın çizildiğini düşünenler de, tutulanın kopartıldığını iddia edenler de, savaşın kaybedildiğini veya kazanıldığını söyleyenler de; "normalleşme zorlaması" veya "anormalliğin tescili" yorumları yapanlar da tezlerini aynı verilerle temellendirilecek.

Küresel ekonomik sistemin ülke içinde ve uluslararası arenada fiyat seviyelerini ve yönünü gösteren platformlara “piyasalar” deniliyor. Bu piyasalarda oluşan rakamlar çeşitli ölçümlerle düzenli takip ediliyor ve oluşan değişimler de pek çok ekonomik ve politik karara zemin oluyor. Çeşitli alanlarda yaşanan toplumsal veya siyasi gelişmelerin de doğrudan piyasalardaki göstergeleri etkilediğini izliyor, dinliyoruz. Özellikle para piyasaları, son derece hızlı reaksiyon verdiği ve anlık verilerle sürekli ölçülebildiği için en çok bahsi geçen alan oluyor. Borsa hareketleri, kur, faiz seviyeleri ve sadece profesyonellerin takip ettiği daha onlarca gösterge. Sadece ekonomi haberlerinde değil her yerde, artık herkesin aşina olduğu bir kalıp olarak, “piyasaların verdiği tepkiyi” her şeyden önce öğreniyoruz. Yapılan bir açıklama, alınan bir karar veya söylenen bir söz, hemen “piyasalarda” değerlendirmeye giriyor. Piyasa aklının gelişmeyi nasıl algıladığına bağlı olarak göstergeler hareketleniyor. Hatta “piyasadan alınan haber” çoklukla kehanet sınırında bir erkenlikte oluyor.

Gelişmeleri piyasa göstergelerinden takip etmek bir meselenin aslında ve gerçekte neyle ilgili olduğu hakkında da net fikir veriyor. Dini, imanı, ahlakı, ideolojisi olmadığı sık sık hatırlatılan para (piyasalar) sırtında yumurta küfesi olmadığından (ya da çok yüklü olduğundan) olayın arka planı veya ilgili olması gereken/istenenleri daha doğrudan ifade ediyor. Örneğin bir mahkemede verilecek kararın hukukla ilgili olup olmadığı, kararı verenin mahkeme olup olmadığı “piyasa” tarafından açık seçik gösteriliyor. (İktidara yakın bazı iş insanlarının piyasa verilerinin televizyonlarda canlı yayınlanmasın talebi bu müzevirliğin piyasalarla işi olmayanlara ulaşmasını engelleme çabası) Ancak, piyasa verilerinin tamamen nötr göstergeler olduğu, ahlakı ve siyasi görüşü olmadığı pek doğru değil. Çünkü, piyasa denilen mekanizmanın bizzat kendisi son derece ideolojik ve politik ve dolayısıyla, gösterdiklerinin nötr olması mümkün değil. Ayrıca, piyasaların olumlu bulduklarının genellikle pek hayırlı olmadığını da yaşayarak görüyoruz.

Neredeyse iki buçuk aydır ABD’li rahip Brunson üzerinden süren tartışma, piyasaların siyaseti izlemesi ve siyasetin piyasa okuması açısından bir örnek olay. Hadisenin piyasalar üzerinde yarattığı etki kadar, bu bahaneyle yaratıldığına inanılan/anlatılan tablonun tartışmaları da zengin bir külliyat oluşturdu. Ekonomik savaştan psikolojik devalüasyona kadar çeşitli kavramların havada uçuştuğu, zaman zaman pozisyonların da hayli karıştığı ilginç bir süreç yaşandı. Keyfilik, hukuksuzluk ve adaletsizlik konusunda söylediklerini ezip yerli-milli hukuktan bahsetmeye başlayanları da, yargının bağımsızlığı iddiasının peşine pazarlık gücü övünmesini koyanları da gördük. Birbirinden tamamen farklı çevrelerde , hem “Rahibi bırakın oyunu bozun”, hem de “Rahibi sıkı tutun oyuna gelmeyin” sözü aynı anda söylenebildi. Her cepheden Brunson uğruna tezek yakmaya razı olanlar da çıktı, piyasanın sopasından çok korkulması gerektiğini düşünenler de. Yaşanan bütün problemleri bu olaya bağlayanlar da oldu, hiçbir etkisi olmadığını söyleyenler de. Bu olaya, normalleşmenin başlangıcı diyen de, anormalliğin kurumlaşması diyen de görüldü.

Brunson olayının gelişme biçimi, yapılan yargılamanın ve gündeme gelen iddiaların tuhaflığı, meselenin pek hukuki olmadığını çok çarpıcı biçimde gösteriyordu. 23 yıldır Türkiye’de yaşayan Brunson’ın bir anda misyonerlik, casusluk ve terör örgütü ilişkisiyle suçlanması ve aynı anda hem FETÖ, hem PKK ile ilişkili gösterilmesi, hatta Gezi organizatörü olması pek akla yakın şeyler değildi. Brunson’ın 1,5 yıl iddianamesi hazırlanmadan tutuklu kaldığı sürede gizli ve açık tanık ifadeleriyle suçlar genişletildi (sonra bu ifadeler birden geri alındı). İktidara yakın medya, suçlamalarda hep savcılıktan bile önde oldu. Bunları geçelim, bu ülkenin Cumhurbaşkanı kapalı kapılar ardında değil, açık biçimde ve kayıt altında, ABD’ye dönüp “ver Papazı al Papazı” dedi. Bunlara ve ülkede yaşanan yüzlerce örneğe rağmen, meselenin hukuki olmadığını yine de bize piyasaların anlattığı söylendi. İktidara çok yakın ve epey uzak olduğunu iddia eden uzmanlar televizyonlara çıkıp her aşamada Brunson bırakılırsa dolar kaç olur, tutulursa kaça çıkar değerlendirmeleri yaptı. Çıkan haberlerin seyrine göre piyasalarda seviyeler değişti, son duruşma devam ederken de kur pek hareketliydi.

Şimdi ortaya çıkan sonucu, verilen kararı yine piyasaların tepkileri üzerinden dinleyeceğiz. “İyi oldu” ya da “bu ne rezalet” diyenler, eleştirenler ve savunanlar aynı verileri kullanarak konuşacak. Karizmanın çizildiğini düşünenler de, tutulanın kopartıldığını iddia edenler de, savaşın kaybedildiğini veya kazanıldığını söyleyenler de; “normalleşme zorlaması” veya “anormalliğin tescili” yorumları yapanlar da tezlerini aynı verilerle temellendirilecek. Piyasaların dini, ahlakı ve ideolojisi olmadığı, tamamen rasyonel işlediği iddiasına rağmen siyasi sonuç, ülke itibarı, güvenilirlik, pozitif algı gibi çoğu irrasyonel moral sonuç, bu terazilerde ölçülecek. Bir şeyi yanlış araçla ölçmenin sakatlığı yanında, ölçümün söylediğine yüklenen anlam da yine fena halde kayacak. Çünkü, piyasalar için, geçerliliği garantilenmiş gayri ahlaki bir anlaşma “güvenilirlik” yaratabilir. Hukuk dışı bir meseleyi yine hukukun dışında çözmek, – çözüm işe yararsa – normal kabul edilebilir. Piyasalar, kazanç hanesine yazılabilen haksızlıkları da olumlu bulabilir. Çünkü, piyasalar öngörülebilirlikten ilkeyi, süreklilikten adaleti, yumuşamadan demokrasiyi anlamak zorunda değil. Piyasa verilerini spekülatif bulan iktidarın yine aynı verilerle işlerin yoluna girdiğini anlattığını izlememiz de, “piyasa okumaları” sayesinde olacak. “Piyasalar olumlu tepki verdi” cümlesinin “olumlu” kısmı da güvenilmez ve yeni belaların habercisi olmaya devam edecek.

 


Kemal Can kimdir?

1964 yılında Düzce’de doğdu. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden 1986’da mezun oldu. 1984’de Gençlik ve Toplum dergisinde yazdı. 1986-87’de Yeni Gündem dergisinde 1987-90 döneminde Nokta dergisinde, 1990 yılında Sabah gazetesinde gazetecilik yaptı. 1993’de EP (Ekonomi Politika) dergisinde 1994’de Ekonomist dergisinde çalıştı. Yine aynı yıl Express dergisini çıkartan ekipte yer aldı. 1997 – 1999 döneminde Milliyet gazetesine yazı dizileri hazırladı. 1998’de Yeni Yüzyıl gazetesinde, 1999 yılında Artı Haber dergisinde çalıştı. Birikim dergisinde yazıları yayınlandı. 1999 yılında CNNTÜRK’te çalışmaya başlayarak televizyon gazeteciliğine geçti. 2000 yılından itibaren çalışmaya başladığı NTV’de sırasıyla politika danışmanlığı, editörlük, haber koordinatörlüğü ve genel müdür yardımcılığı görevlerinde bulundu. 2013 yılından itibaren kapatılana kadar İMC TV yayın danışmanlığını yaptı. Yazdığı ve yazar ekibinde yer aldığı kitaplar: Devlet Ocak Dergah (İletişim Yayınları 1991), Türkiye’de Sivil Toplum ve Milliyetçilik (İletişim Yayınları 2001), Türkiye Savaşın Neresinde (Metis Yayınları 2001), Homopolitikus Lider Biyografilerindeki Türkiye (Aykırı Yayınları 2001), Devlet ve Kuzgun (İletişim Yayınları 2004), Yoksulluk Halleri (İletişim Yayınları 2007).

Facebook Yorumları

reklam
30.05.2020
Gürültüyü geri almak
28.05.2020
İzolasyon kelepçesi, maske dayağı
23.05.2020
Bahçeli etkinliği için yakın hafıza tazelemesi
21.05.2020
Beş soru beş cevap
18.05.2020
Seçim Rehavetinin Sonu mu Geliyor?
16.05.2020
Yeni konsolidasyonun dinamikleri
13.05.2020
İzolasyonun şeffaflığı ve fırsatın çıplaklığı
9.05.2020
Nefret dili ve AVM psikolojisi
6.05.2020
'Anti-hukuk günlerinde'* AYM’den beklenen
2.05.2020
Nerede kaldığımızı hatırlamak için
30.04.2020
Memleketin diyaneti ve hukuku kimden sorulur?
29.04.2020
Bu İktidarın Post-Erdoğan Versiyonu Olur mu?
25.04.2020
Ahlakı-adabı yoksa, hukukunu kurmak gerek
22.04.2020
Yerel yönetimler neden hedefte?
18.04.2020
'Hiçbir şey yeni de değil'
12.04.2020
Korona fırsatları ve rakamlar
8.04.2020
Şaşırtıcı hiçbir şey yok
4.04.2020
Bu krizden fırsat çıkar mı?
1.04.2020
İyimserlik tutmadı, suçlamaya dönüş başladı
31.03.2020
Korona Teorileri
29.03.2020
Bilim Kurulu için siyasi izolasyon
19.03.2020
Herkese korona testi
15.03.2020
Derdin Tarifine Göre DEVA
12.03.2020
Az popülizm çok otoriterlik
8.03.2020
İdlib’den çıkamamak
5.03.2020
İdlib’in psikopolitik tortusu
1.03.2020
Şehitler tepesi dolu, sorumlu kürsüsü boş
27.02.2020
Yüze vurur ifadesi...
23.02.2020
Münferitleşme tuzağı
21.02.2020
Gayri ciddilik çok ciddi bir sorundur
16.02.2020
Tırmanan gerilim, taktik mi stratejik mi?
13.02.2020
Şam’a yürüyen Bahçeli nereye gider?
9.02.2020
Medya boykotu ve vekalet savaşı
6.02.2020
Öncesiz ve sonrasız yaşamak
2.02.2020
Güvenlikçilerin yarattığı güvenlik sorunu
30.01.2020
Gezi Davası’ndan duruşma sahneleri
27.01.2020
Muhafazakarlaşma, Yaşlanma, Taşralaşma
26.01.2020
24 Ocak
23.01.2020
MHP ve AKP’de benzeşme gerilimi
21.01.2020
AKP’de Taban Kaymıyor Tavan Uzaklaşıyor
19.01.2020
Gelecekten kopmuş eğitim siyaseti
16.01.2020
Halının uçtuğunu kim söylüyor?
13.01.2020
Barış Akademisyenleri deneyi
9.01.2020
Yoksulluğun reddiyesi
6.01.2020
Duvara doğru koşu hevesi
3.01.2020
Her yıl gibi 2020 de seçim yılı olacak
29.12.2019
Yıl bitiyor ama ne başlıyor?
26.12.2019
İnat siyaseti
19.12.2019
Krizi atlamak, sandığı kurtarmaz
16.12.2019
Gelecek Partisi’nin çıkış fotoğrafı
14.12.2019
“Gelecek” Yeni Partilerin Geleceği
12.12.2019
Değiştirmek mi sürdürmek mi zor?
8.12.2019
Sürdürülemez olan son ana kadar sürdürülür
5.12.2019
Siyasette değişen ve değişmeyen
3.12.2019
Her şey paraya çevrilebilir mi?
1.12.2019
Kime Göre Yeni, Kimin İçin Yeni?
28.11.2019
Yine gündem değiştirme paranoyası
23.11.2019
Kendi mesleğinin celladı olmak
20.11.2019
Devrimi Özlemek ama Hakkıyla
18.11.2019
Eşeği kaybedip bulma veya mehter diplomasisi
14.11.2019
Dümeni yeniden dışarıya kırmak
10.11.2019
O kadar önemli değiliz
7.11.2019
Duygu siyaseti
4.11.2019
Tehlikenin farkında mısınız?
31.10.2019
Kavgada yumruk sayılır
28.10.2019
Beklenti zaferden daha bereketli
25.10.2019
"Ya Ne Olacaktı?"
24.10.2019
Alanda hayaller masada gerçekler
22.10.2019
Makarnadan Savaşa İradesiz Seçmen İnancı
20.10.2019
Biz tam olarak ne seyrettik?
17.10.2019
Özne sapıtması
14.10.2019
Derinleşen sorun, sığlaşan söylem
9.10.2019
Savaşın fragmanı bile berbat
3.10.2019
İYİ Parti çatlar, üç ittifaka da oy gider
1.10.2019
Arabada Sigara Yasağı, Kanser Bilgisine Ceza
28.09.2019
Deprem ve iki ses
11.09.2019
(Yeniden)* Hassasiyet tartışması
9.09.2019
Sükût Bazen Daha Değerlidir
26.08.2019
Sükût Bazen Daha Değerlidir
26.08.2019
Kadın öldüren el ile idam şart diyen dil akraba
8.08.2019
Kendini tekrar etmenin dayanılmaz rahatlığı
28.07.2019
Çare olmayan avantaj: Zamanı kullanmak
17.07.2019
Üçüncü yılında 15 Temmuz
11.07.2019
Demiri değil oyunu soğutmak
3.07.2019
Sistem tartışması tercih değil mecburiyet
25.03.2020
Korona bahaneleri ve bildik tekrar
21.03.2020
Korona sınavı hangi dersten?
17.07.2019
Üçüncü yılında 15 Temmuz
10.07.2019
Demiri değil oyunu soğutmak
3.07.2019
Sistem tartışması tercih değil mecburiyet
29.06.2019
Şimdi iktidar düşünsün
26.06.2019
Hatalı lider mi, güçsüz lider mi?
22.06.2019
Kürtlerle sınav ve Kürtlerin sınavı
19.06.2019
'Son kırılma'
12.06.2019
Erdoğan neden saklanıyor?
8.06.2019
'Pontus' kampanyası kimin 'marifeti'?
5.06.2019
AKP’nin bayram vitrini
1.06.2019
'Niyet okumak' önemlidir
29.05.2019
Yalanın kime ne faydası var?
25.05.2019
Yeniden referandum mu, kimlik sayımı mı?
24.05.2019
Siyasette Sertleşme Sorunu
18.05.2019
Vefasız zenginler, nankör fakirler
15.05.2019
'(İç) hukuk' tüketilmiştir
12.05.2019
Aynısını istemek daima azını getirir
9.05.2019
Bu dalga kıyıya taşır mı?
5.05.2019
İttifaksız Düşünmeye Başlamak
1.05.2019
İttifakın kara yazısı
27.04.2019
Algı-olgu ilişkisi ve gerçeğin intikamı
24.4.2019
'Gaz sıkışması' mı, gaz verme mi?
23.4.2019
Siyasi kibirden vazgeçmek İstanbul’u bırakmaktan bile zor
14.4.2019
Mazbata hakların diyeti olmamalı
10.4.2019
Kontrolsüz gücün kendine ettiği
6.4.2019
Zaafın dibinde, kaosun eşiğinde
30.3.2019
Seçim okuma kılavuzu
27.3.2019
Medyadan tabana imha hikâyeleri
22.3.2019
Seçim neyi çözer, ne gösterir?
20.3.2019
Tasada ve Sevinçte Bir
6.3.2019
Ismarlama davaları kim kazanır?
1.3.2019
Olasılığın gücü kime çalışacak?
23.2.2019
Rakam değil insan olmak
20.2.2019
Lümpen muhafazakarlık
17.2.2019
Kaybetmeyen hep kazanır mı?
12.2.2019
Issız Adam
8.2.2019
Hikayeden siyaset
3.2.2019
Kanaat siparişleri ve klişe müfettişleri
30.1.2019
Duygu durumu: Fena
25.1.2019
Sakin Olmak Lazım
23.1.2019
Birey olmak ve hayal kırıklığı
21.1.2019
Herkesi yakalayan belirsizlik rehaveti
18.1.2019
Muhalefet 'bekliyor'
3.1.2019
Zayıfa şahin tüccar kahramanlar
26.12.2018
Bana mı dedin?
22.12.2018
Kimlik siyasetinin panzehiri hizmet siyaseti mi?
19.12.2018
Aşırı strateji, yüksek dozda taktik
16.12.2018
Hızlanınca icraat devrilince kader!
14.12.2018
Aynı derede kaç kere yıkanılır?
2.12.2018
Eski defterleri yeniden açmak
29.11.2018
Vaat siyaseti terk ederken
26.11.2018
Yerel seçimin nesi farklı
24.11.2018
Yeniden ittifakların gölgesinde siyaset
22.11.2018
Siyasette hareketlilik vadeden bir hafta
17.11.2018
Bildiğini unutmak, elindekinden olmak
14.11.2018
Ayrıntıdaki şeytandan öğrenmek
12.11.2018
Neyin İçinde, Ne ile Beraber, Nereye Doğru?
10.11.2018
Muhalefet cephesinde güncel durum
7.11.2018
İttifak hikayesinde güncel tablo
4.11.2018
Sistemin 'çaresi' ve krizi: Kimlik siyaseti
31.10.2018
Sahiden Kaşıkçı işi ne oldu?
29.10.2018
Hareketlilik de gerilim de iktidar blokunda
24.10.2018
İttifaksız yeni dönem
21.10.2018
Saçmalığa teslim olmak, nereye su taşır?
13.10.2018
Piyasa okur yazarlığı ve Brunson olayı
11.10.2018
Ölçüsüzlük
7.10.2018
İktidar neden seçimden korkmuyor?
4.10.2018
İmkan ve ihtimal
30.9.2018
İttifak günlükleri
28.9.2018
Enerjik Kötümserlik
26.9.2018
Bugünün sorumluluğu
23.9.2018
İktidarın yerel seçim rotası
19.9.2018
Acayip zamanlar
13.9.2018
Cumhuriyet tartışması
10.9.2018
Eyvallah
7.9.2018
Ödenmemiş fatura yığını
5.9.2018
Hastaya 'hasta' demek lazım
3.9.2018
Ekonomiyi siyasetle, siyaseti sertlikle idare
27.8.2018
Lütufla başlamayan yasakla bitmez
24.8.2018
Partilerin yerel seçim ufku
23.8.2018
Az iken muhalefet çok olunca kibir
20.8.2018
Lütuf düzeni
18.8.2018
Kayıp bölüştürmek
15.8.2018
Krizden çıkan totalitarizm hevesi
14.8.2018
Neyin mücadelesi kimin savaşı?
13.8.2018
Krizi karşılama stratejisi
10.8.2018
Her şey algıdan
8.8.2018
Vakit bulmak veya yaratmak
6.8.2018
Göstermeye ihtiyaç yok, her şey zaten ortada
3.8.2018
Kim kimi idare ediyor?
1.8.2018
Tabana yayılan ucuzculuk
30.7.2018
Diklenerek eğilmek
28.7.2018
Akşener gerçekten dönmezse?
26.7.2018
Kötülüğü çoğaltmak
24.7.2018
Ne yaptınız da yoruldunuz?
18.7.2018
Baş etme stratejileri
17.7.2018
‘Dağılma’ hevesi
14.7.2018
Kötü siyaset iyisini kovar
11.7.2018
Yeni rejim neye benziyor?
10.7.2018
Başkanın adamları
9.7.2018
Yeni dönem başlarken
5.7.2018
Seçim notları 2: 'Büyük hezimet' 7 Haziran'a benziyor mu?
2.7.2018
Soruları bitmeyen seçim
30.6.2018
Değişim bir tercih değil
28.6.2018
Seçim notları
26.6.2018
MHP oylarının anlamı
25.6.2018
24 Haziran’ın iktidar tablosu
23.6.2018
Bozgun görüntüsü
21.6.2018
Umudun kışkırttığı endişe
18.6.2018
Son düzlük notları
14.6.2018
İttifak çatlağı su sızdırıyor
12.6.2018
İttifaklar tablosu
8.6.2018
Metal paslanması
7.6.2018
Son düzlük kaygıları
4.6.2018
Rehavete yetmeyen ama cesaret veren bir umut
1.6.2018
Yüzde 50 evde zor tutuluyor
30.5.2018
Kötü haber: Seçim bitmeyecek
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive