Kemal CAN



Bookmark and Share

Seçim notları 2: 'Büyük hezimet' 7 Haziran'a benziyor mu?


5.7.2018 - Bu Yazı 390 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

  Seçimden önce çok sık duyulan sorulardan biri, 24 Haziran'ın 7 Haziran'a mı, 1 Kasım'a mı benzeyeceğiydi. Cumhurbaşkanlığı seçimi ilk turda geçilip, iktidar koalisyonu da mecliste çoğunluğu sağladığı için büyük bir hezimet olarak değerlendirilen 24 Haziran sonuçları, 7 Haziran'la büyük bir benzerlik taşıyor. Hem oy oranları açısından hem de ortaya çıkarttığı siyasi sonuçlar açısından.

1- 24 Haziran sonuçlarının artçı dalgaları devam ediyor; tartışmalar da, garipsenen suskunluklar da bir süre yatışmayacak gibi. Biraz bu seçimlerin özelliğinden, biraz oluşan şokun etkisiyle ve biraz da sonuçlara duyulan güvensizlikten “seçimden çıkan mesaj” kısmı pek konuşulamıyor. İktidar tarafında da, muhalefet tarafında da, tartışmalarda bundan sonra ne olacak kısmı öncelik kazanmış görünüyor. Bu açıdan bakıldığında, bir süredir yürürlükte olan “müsabaka siyaseti” ve sistem değişikliği ile iyice yerleşikleştirilmek istenen siyasetsizleştirme hamlesi önemli bir zafer kazanmış, belirleyiciliğini yeniden kabul ettirmiş durumda.

2- 16 Nisan referandumunda HAYIR diyen, 24 Haziran’da da çoğulcu bir parlamenter sistem restorasyonu için oy kullanmayı isteyen demokrasi güçleri, sivil toplum, son düzlükte yarışmacı siyasete teslim olan ana muhalefet adayı yenildiği için yenilmiş sayıldı. Demokrasi mücadelesini Muharrem İnce’nin seçtirilebilmesine indirgemek; yenilgiyi de, zaferi de buradan tarif etmeye kalkmak, yıllardır tüm baskılara rağmen kurumsallaştırılmaya çalışılan otoriter rejime çeşitli yollarla direnç gösterenlere haksızlık. Çünkü, iktidar defalarca yaptığı gibi bir kez daha seçimi kazandı belki ama direnç seviyesi de aslında pek de düşmedi.

3- Seçimden önce çok sık duyulan sorulardan biri, 24 Haziran’ın 7 Haziran’a mı, 1 Kasım’a mı benzeyeceğiydi. Cumhurbaşkanlığı seçimi ilk turda geçilip, iktidar koalisyonu da mecliste çoğunluğu sağladığı için büyük bir hezimet olarak değerlendirilen 24 Haziran sonuçları, 7 Haziran’la büyük bir benzerlik taşıyor. Hem oy oranları açısından hem de ortaya çıkarttığı siyasi sonuçlar açısından. Hatta iktidar bloku yüzde iki civarında bir toplam gerileme yaşamış durumda. Koalisyon tablosu, muhalefetin dağılması ve yeni gerilimleri tetiklemesi açısından da süreç çok benzer şekilde ilerliyor.

4- Seçimde ortaya çıkan sayısal verilerin güvenilirliği daha uzun bir süre tartışılacak. Görünen o ki, gerek referandumda, gerekse 24 Haziran’da seçimin nihai sonucunu (yani referandumun kabulü veya cumhurbaşkanlığının ilk turda bitmesi gibi) etkileyecek ölçüde bir müdahale yapılmış olması yüksek bir olasılık. Çünkü söz konusu sonuçlar, yüzde 1 seviyesindeki oy hareketleriyle sağlanabilecek kadar birbirine yakın. Bu müdahale, sadece sandıklar açıldıktan sonra değil, kapalı toplantılara da konu olduğu üzere “daha seçim başlamadan işi bitirmek” şeklinde de olmuş olabilir.

5- Son seçimde, önceden yaratılmış duyarlılık ve teminat havasıyla hiç uyuşmayan bir performans gösterildi, kriz çok kötü yönetildi ve demokrasi mücadelesinin uzun dönemli motivasyonu kalıcı hasarlar aldı. Ancak, geçen yıl da yürürlükte olan yüksek sinizmin hızla geri gelmesinde bir abartı dozu olduğunu da görmek gerek. Herhangi bir alternatif mücadele perspektifi önermeden “her şey boş” iddiasına defalarca tur attırmanın kimseye bir faydası yok. Ayrıca bu konuda seçim öncesinden bile fazlalaşan çok yoğun bir Ak troll faaliyeti gözlemlendiğini de belirtmek gerek.

6- Daha önceki seçimlerde olduğu gibi 24 Haziran için de şaibe iddiaları elbette tartışılacak, kayda girecek ama daha orta vadeli bir perspektifle bu sayısal veriler yine kullanılacak. Nasıl tertemiz bir seçim olmadığı gayet iyi bilinmesine rağmen 1 Kasım 2015 rakamları baz alınarak yorumlar yapılıyorsa, yavaş yavaş ortaya konulmaya başlanan bazı seçim sonrası çalışmaları da, 24 Haziran verilerinin kullanılabilir kısımlarını okumaya çalışıyor. Özellikle partiler arasındaki oy kaymalarıyla ilgili çalışmaların önemli ipuçları verdiği, henüz yeterli doygunluğa gelmemiş olan potansiyelin kaybolmadığı görülüyor.

7- Özellikle cumhurbaşkanlığı seçimi ile milletvekilliği seçiminde partilerin aldıkları oylar arasında ciddi farklar oluşması dikkate değer bir veri seti oluşturuyor. Örneğin genç seçmen ilgisizliği veya genç seçmenin daha yüksek vasıflı aktörler aradığı iddiası da, ilk verilerle pek doğrulanmıyor. Sandık verileri üzerinden yapılacak artçı çalışmaların sadece şaibe iddiaları ve şaibe mekanizmaları açısından değil, doğru veri elde etmek için de çok daha önemli hale geldiği ortada. Bu yüzden mümkün olduğu kadar çok verinin çapraz karşılaştırmalarla işlenmesiyle önemli sonuçlara varılması mümkün. Umarım, sonuçlara inançsızlık, bu çalışmalar için caydırıcı bir etki yaratmaz.

8- Seçimin sayısal sonuçları yanında hemen uygulamaya giren ve gündemde etkisini gösteren siyasal neticelerini de yaşıyoruz. Örneğin yayınlanan ilk KHK ile bakanlık yetkilerinin cumhurbaşkanlığına alınması meselesi şaşırtıcı biçimde, “işte yeni düzenin ilk icraatı” şeklinde yorumlandı. Oysa bu mesele 16 Nisan 2017 referandumu ile kabul edilen anayasa değişikliğinin sonucu. Bu gelişmeye dayanarak meclisteki çoğunluğun bir önemi kalmadığı iddiası da tuhaf. Çünkü bahse konu çabanın, bakanlık yetkilerini almak için değil yasama açısından bir fren imkanı yaratmaya dönük anlamı kadar, başta bürokrasi olmak üzere bütün güç merkezlerinin pozisyon belirlemedeki referansı olmasıyla yakın ilişkisi vardı.

9- AKP’nin meclis çoğunluğunu kaybetmiş ve yasama açısından koalisyonlara muhtaç hale gelmesinin, bakanlık yetkilerinin Beştepe’de toplanmasından daha farklı bir siyasi sonucu var. Bunun neden önemli olduğunu, AKP ve Erdoğan’daki memnuniyetsizlikten de okumak mümkün. 24 Haziran’dan önce böyle bir olasılığın yeniden seçime neden olacağı konusundaki çıkışların da sahici olduğu çok açık. Sistemin yeterliliğinden ve sürdürülebilirliğinden çok acil ihtiyaçlara göre uydurulmuş bir hükümet rejimi olan bu garabetin, bir türlü uyum yasalarının çıkartılamamasından da anlaşıldığı üzere, uygulama sıkıntılarını önümüzdeki günlerde başka alanlarda da göreceğiz.

10- İktidar tarafından kazanılmış olan seçimin, daha önceki seçimlerde görüldüğü gibi rahatlamış ve rahatlatmayı deneyen bir balkon konuşmasıyla neticelenmeyip, gerilimleri tetiklemesi de dikkatle izlenmesi gereken bir durum. Seçimden önce çok sık dile getirilen, “seçimi kazanmak için her türlü gerilim devreye sokulabilir” önermesi, seçim kazanıldıktan sonra işleme konuldu. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu eliyle yürütülen ve sükutla tasdik edilen uygulamalar yıllardır izlenen fütursuz pratiğin yeni bir aşamasında olduğumuzu gösteriyor. Af ve idamı aynı anda, aynı hevesle tartışabilen bir anormalliğin ortasında; gazetecileri hedef göstermenin gazete ilanlarıyla yapıldığı; güvenlik bakanlarının tehdit işlerinde sorumluluk aldığı, Murat Boz ve Demet Akalın’ın gündem belirlediği bir siyasi vasat, istikrar tablosu gibi durmuyor.

11- İktidarın devamı, Erdoğan’ın başkanlığı için oy vererek evine dönen AKP ve MHP seçmenini de daha doğrudan etkilemeye başlayan ekonomik tablo, negatif etkiler yaratmaya devam ediyor. Enflasyon ve faiz rekor seviyelere tırmanırken, seçim dolayısıyla ertelenmiş bütün zamlar, alkol zammında görüldüğü gibi “ceza” öncelikli olarak uygulamaya konuluyor. Bu konjonktürel sıkışma genel seçim için olduğu gibi yerel seçim için de bir erken sandık olasılığını getirecek mi göreceğiz? Anayasa değişikliği ihtiyacına destek verecek muhalefet partilerinin olup olmadığını ve iktidar sözcülerinin 24 Haziran öncesinde de söyledikleri “gündemimizde değil” açıklamalarının ne kadar gerçeği yansıttığı belirsiz.

12- AKP iktidarının hem etkinlik hem rakiplerini zayıflatmak anlamında çok hızlı bir yükseliş göstermediğini biliyoruz. İktidarının ilk beş yılında düzenli bir oy yükselişi yakalarken, önemli bir iktidar mücadelesi sürecinden de geçti. 2007 – 2013 arasında yaşanan dönem ise, özellikle de cemaat işbirliği ile biçimlenen ve içinde 2007 cumhurbaşkanlığı krizi, 2010 referandumu gibi kritik eşiklerin yer aldığı yerleşikleşme süreci de, oy desteğini maksimize edip katılaştırabildiği (konsolide ettiği) bir evreydi. 2013’ten bugüne kadar devam eden iktidarı koruma dönemi ise hâlâ “yavaş ölüm”, “nisbi yenilgi” özelliklerini koruyarak devam ediyor. Dolayısıyla, hızlı gelmeyenin, birdenbire gitmeyecek olmasında şaşırtıcı bir taraf yok.

13- Gezi, 7 Haziran, 16 Nisan ve 24 Haziran öncesinde yaşanan iyimserlik ataklarının ve muhalefet açısından oluşan kısa menzil tuzaklarının, tahammülsüzlük ve yüksek beklenti ile hafifletilebilecek nedenleri olduğu kadar, iktidarın güçten düşmesi ve istikrarsızlaşarak devam ettiği gerçeğini gösterdiğini de unutmamak gerek. AKP iktidarının yarattığı oy katılaşmasının ve sağ popülist politikanın toplumsal alandaki hegemonik etkisinin düşünülenden daha fazla olduğunun görülmesine rağmen, bu kaçakların ve hatta 24 Haziran öncesinde oluşan iyimser havanın bile tamamen bir yanılsama olmadığını düşünebiliriz. Hızı ve sonuç alma yeteneği konusundaki öngörüler için daha eleştirel olma gereği ortada ama aslında hiç umut olmadığını söyleyecek bir durum da yok.

14- Son günlerde ağırlıklı olarak CHP üzerinden yürüyen ve muhalefet aktörlerinin yetersizliği sınırından başlayıp, “hiçbir şey olmaz” finaline doğru ilerleyen tartışmaların fazla yüzeyselleşmeye başladığı görülüyor. Yarışmacı siyaset tarzının uzantısı olarak, galibiyet alamayan takım yönetimini istifaya çağırmaktan daha derin bir öneri üretemeyen “seyirci psikolojisi” fazla baskın. Bir içerik tartışması açmaktan çok, “şampiyon yapacak başkan” aramakla, giderek iktidar seçmenine benzeyen kalabalık histerisi öne çıkıyor. Seçim öncesinde iktidar kışkırtmalarıyla dağılmayan muhalefet, seçimden sonra daha kolay manipüle edilebiliyor.

15- Muhalefet hareketlerine önderlik etmek, uzun ve zorlu otoriter deneyimlerin içinden uzun soluklu bir direnme pratiği üretmek, sürdürebilmek, bütün eşitsiz koşullara rağmen inandırıcı bir alternatif yaratıp kendini gösterebilmek, bütün bunları da son derece kısıtlı bir zamanda yapmak hiç kolay değil. Birikmiş yüksek beklentiyi ve hemen sonuç alma baskısını göğüslemek de çok zor. Mevcut aktörlerin bu zorlu görevi yerine getirme konusundaki başarısızlıklarını haklı olarak ağır biçimde eleştirenlerin daha küçük kriz alanlarında büyük yönetme becerileri gösterdiklerine veya başka mücadele pratikleri yaratabildiklerine de tanık olmuyoruz. Kazanamamış olmanın moral bozukluğu anlaşılabilir ama bunun kaybetmeyi vazgeçmeye dönüştürmemesi veya kazanmanın amacını değiştirmeye neden olmaması gerekir.

Facebook Yorumları

reklam
30.05.2020
Gürültüyü geri almak
28.05.2020
İzolasyon kelepçesi, maske dayağı
23.05.2020
Bahçeli etkinliği için yakın hafıza tazelemesi
21.05.2020
Beş soru beş cevap
18.05.2020
Seçim Rehavetinin Sonu mu Geliyor?
16.05.2020
Yeni konsolidasyonun dinamikleri
13.05.2020
İzolasyonun şeffaflığı ve fırsatın çıplaklığı
9.05.2020
Nefret dili ve AVM psikolojisi
6.05.2020
'Anti-hukuk günlerinde'* AYM’den beklenen
2.05.2020
Nerede kaldığımızı hatırlamak için
30.04.2020
Memleketin diyaneti ve hukuku kimden sorulur?
29.04.2020
Bu İktidarın Post-Erdoğan Versiyonu Olur mu?
25.04.2020
Ahlakı-adabı yoksa, hukukunu kurmak gerek
22.04.2020
Yerel yönetimler neden hedefte?
18.04.2020
'Hiçbir şey yeni de değil'
12.04.2020
Korona fırsatları ve rakamlar
8.04.2020
Şaşırtıcı hiçbir şey yok
4.04.2020
Bu krizden fırsat çıkar mı?
1.04.2020
İyimserlik tutmadı, suçlamaya dönüş başladı
31.03.2020
Korona Teorileri
29.03.2020
Bilim Kurulu için siyasi izolasyon
19.03.2020
Herkese korona testi
15.03.2020
Derdin Tarifine Göre DEVA
12.03.2020
Az popülizm çok otoriterlik
8.03.2020
İdlib’den çıkamamak
5.03.2020
İdlib’in psikopolitik tortusu
1.03.2020
Şehitler tepesi dolu, sorumlu kürsüsü boş
27.02.2020
Yüze vurur ifadesi...
23.02.2020
Münferitleşme tuzağı
21.02.2020
Gayri ciddilik çok ciddi bir sorundur
16.02.2020
Tırmanan gerilim, taktik mi stratejik mi?
13.02.2020
Şam’a yürüyen Bahçeli nereye gider?
9.02.2020
Medya boykotu ve vekalet savaşı
6.02.2020
Öncesiz ve sonrasız yaşamak
2.02.2020
Güvenlikçilerin yarattığı güvenlik sorunu
30.01.2020
Gezi Davası’ndan duruşma sahneleri
27.01.2020
Muhafazakarlaşma, Yaşlanma, Taşralaşma
26.01.2020
24 Ocak
23.01.2020
MHP ve AKP’de benzeşme gerilimi
21.01.2020
AKP’de Taban Kaymıyor Tavan Uzaklaşıyor
19.01.2020
Gelecekten kopmuş eğitim siyaseti
16.01.2020
Halının uçtuğunu kim söylüyor?
13.01.2020
Barış Akademisyenleri deneyi
9.01.2020
Yoksulluğun reddiyesi
6.01.2020
Duvara doğru koşu hevesi
3.01.2020
Her yıl gibi 2020 de seçim yılı olacak
29.12.2019
Yıl bitiyor ama ne başlıyor?
26.12.2019
İnat siyaseti
19.12.2019
Krizi atlamak, sandığı kurtarmaz
16.12.2019
Gelecek Partisi’nin çıkış fotoğrafı
14.12.2019
“Gelecek” Yeni Partilerin Geleceği
12.12.2019
Değiştirmek mi sürdürmek mi zor?
8.12.2019
Sürdürülemez olan son ana kadar sürdürülür
5.12.2019
Siyasette değişen ve değişmeyen
3.12.2019
Her şey paraya çevrilebilir mi?
1.12.2019
Kime Göre Yeni, Kimin İçin Yeni?
28.11.2019
Yine gündem değiştirme paranoyası
23.11.2019
Kendi mesleğinin celladı olmak
20.11.2019
Devrimi Özlemek ama Hakkıyla
18.11.2019
Eşeği kaybedip bulma veya mehter diplomasisi
14.11.2019
Dümeni yeniden dışarıya kırmak
10.11.2019
O kadar önemli değiliz
7.11.2019
Duygu siyaseti
4.11.2019
Tehlikenin farkında mısınız?
31.10.2019
Kavgada yumruk sayılır
28.10.2019
Beklenti zaferden daha bereketli
25.10.2019
"Ya Ne Olacaktı?"
24.10.2019
Alanda hayaller masada gerçekler
22.10.2019
Makarnadan Savaşa İradesiz Seçmen İnancı
20.10.2019
Biz tam olarak ne seyrettik?
17.10.2019
Özne sapıtması
14.10.2019
Derinleşen sorun, sığlaşan söylem
9.10.2019
Savaşın fragmanı bile berbat
3.10.2019
İYİ Parti çatlar, üç ittifaka da oy gider
1.10.2019
Arabada Sigara Yasağı, Kanser Bilgisine Ceza
28.09.2019
Deprem ve iki ses
11.09.2019
(Yeniden)* Hassasiyet tartışması
9.09.2019
Sükût Bazen Daha Değerlidir
26.08.2019
Sükût Bazen Daha Değerlidir
26.08.2019
Kadın öldüren el ile idam şart diyen dil akraba
8.08.2019
Kendini tekrar etmenin dayanılmaz rahatlığı
28.07.2019
Çare olmayan avantaj: Zamanı kullanmak
17.07.2019
Üçüncü yılında 15 Temmuz
11.07.2019
Demiri değil oyunu soğutmak
3.07.2019
Sistem tartışması tercih değil mecburiyet
25.03.2020
Korona bahaneleri ve bildik tekrar
21.03.2020
Korona sınavı hangi dersten?
17.07.2019
Üçüncü yılında 15 Temmuz
10.07.2019
Demiri değil oyunu soğutmak
3.07.2019
Sistem tartışması tercih değil mecburiyet
29.06.2019
Şimdi iktidar düşünsün
26.06.2019
Hatalı lider mi, güçsüz lider mi?
22.06.2019
Kürtlerle sınav ve Kürtlerin sınavı
19.06.2019
'Son kırılma'
12.06.2019
Erdoğan neden saklanıyor?
8.06.2019
'Pontus' kampanyası kimin 'marifeti'?
5.06.2019
AKP’nin bayram vitrini
1.06.2019
'Niyet okumak' önemlidir
29.05.2019
Yalanın kime ne faydası var?
25.05.2019
Yeniden referandum mu, kimlik sayımı mı?
24.05.2019
Siyasette Sertleşme Sorunu
18.05.2019
Vefasız zenginler, nankör fakirler
15.05.2019
'(İç) hukuk' tüketilmiştir
12.05.2019
Aynısını istemek daima azını getirir
9.05.2019
Bu dalga kıyıya taşır mı?
5.05.2019
İttifaksız Düşünmeye Başlamak
1.05.2019
İttifakın kara yazısı
27.04.2019
Algı-olgu ilişkisi ve gerçeğin intikamı
24.4.2019
'Gaz sıkışması' mı, gaz verme mi?
23.4.2019
Siyasi kibirden vazgeçmek İstanbul’u bırakmaktan bile zor
14.4.2019
Mazbata hakların diyeti olmamalı
10.4.2019
Kontrolsüz gücün kendine ettiği
6.4.2019
Zaafın dibinde, kaosun eşiğinde
30.3.2019
Seçim okuma kılavuzu
27.3.2019
Medyadan tabana imha hikâyeleri
22.3.2019
Seçim neyi çözer, ne gösterir?
20.3.2019
Tasada ve Sevinçte Bir
6.3.2019
Ismarlama davaları kim kazanır?
1.3.2019
Olasılığın gücü kime çalışacak?
23.2.2019
Rakam değil insan olmak
20.2.2019
Lümpen muhafazakarlık
17.2.2019
Kaybetmeyen hep kazanır mı?
12.2.2019
Issız Adam
8.2.2019
Hikayeden siyaset
3.2.2019
Kanaat siparişleri ve klişe müfettişleri
30.1.2019
Duygu durumu: Fena
25.1.2019
Sakin Olmak Lazım
23.1.2019
Birey olmak ve hayal kırıklığı
21.1.2019
Herkesi yakalayan belirsizlik rehaveti
18.1.2019
Muhalefet 'bekliyor'
3.1.2019
Zayıfa şahin tüccar kahramanlar
26.12.2018
Bana mı dedin?
22.12.2018
Kimlik siyasetinin panzehiri hizmet siyaseti mi?
19.12.2018
Aşırı strateji, yüksek dozda taktik
16.12.2018
Hızlanınca icraat devrilince kader!
14.12.2018
Aynı derede kaç kere yıkanılır?
2.12.2018
Eski defterleri yeniden açmak
29.11.2018
Vaat siyaseti terk ederken
26.11.2018
Yerel seçimin nesi farklı
24.11.2018
Yeniden ittifakların gölgesinde siyaset
22.11.2018
Siyasette hareketlilik vadeden bir hafta
17.11.2018
Bildiğini unutmak, elindekinden olmak
14.11.2018
Ayrıntıdaki şeytandan öğrenmek
12.11.2018
Neyin İçinde, Ne ile Beraber, Nereye Doğru?
10.11.2018
Muhalefet cephesinde güncel durum
7.11.2018
İttifak hikayesinde güncel tablo
4.11.2018
Sistemin 'çaresi' ve krizi: Kimlik siyaseti
31.10.2018
Sahiden Kaşıkçı işi ne oldu?
29.10.2018
Hareketlilik de gerilim de iktidar blokunda
24.10.2018
İttifaksız yeni dönem
21.10.2018
Saçmalığa teslim olmak, nereye su taşır?
13.10.2018
Piyasa okur yazarlığı ve Brunson olayı
11.10.2018
Ölçüsüzlük
7.10.2018
İktidar neden seçimden korkmuyor?
4.10.2018
İmkan ve ihtimal
30.9.2018
İttifak günlükleri
28.9.2018
Enerjik Kötümserlik
26.9.2018
Bugünün sorumluluğu
23.9.2018
İktidarın yerel seçim rotası
19.9.2018
Acayip zamanlar
13.9.2018
Cumhuriyet tartışması
10.9.2018
Eyvallah
7.9.2018
Ödenmemiş fatura yığını
5.9.2018
Hastaya 'hasta' demek lazım
3.9.2018
Ekonomiyi siyasetle, siyaseti sertlikle idare
27.8.2018
Lütufla başlamayan yasakla bitmez
24.8.2018
Partilerin yerel seçim ufku
23.8.2018
Az iken muhalefet çok olunca kibir
20.8.2018
Lütuf düzeni
18.8.2018
Kayıp bölüştürmek
15.8.2018
Krizden çıkan totalitarizm hevesi
14.8.2018
Neyin mücadelesi kimin savaşı?
13.8.2018
Krizi karşılama stratejisi
10.8.2018
Her şey algıdan
8.8.2018
Vakit bulmak veya yaratmak
6.8.2018
Göstermeye ihtiyaç yok, her şey zaten ortada
3.8.2018
Kim kimi idare ediyor?
1.8.2018
Tabana yayılan ucuzculuk
30.7.2018
Diklenerek eğilmek
28.7.2018
Akşener gerçekten dönmezse?
26.7.2018
Kötülüğü çoğaltmak
24.7.2018
Ne yaptınız da yoruldunuz?
18.7.2018
Baş etme stratejileri
17.7.2018
‘Dağılma’ hevesi
14.7.2018
Kötü siyaset iyisini kovar
11.7.2018
Yeni rejim neye benziyor?
10.7.2018
Başkanın adamları
9.7.2018
Yeni dönem başlarken
5.7.2018
Seçim notları 2: 'Büyük hezimet' 7 Haziran'a benziyor mu?
2.7.2018
Soruları bitmeyen seçim
30.6.2018
Değişim bir tercih değil
28.6.2018
Seçim notları
26.6.2018
MHP oylarının anlamı
25.6.2018
24 Haziran’ın iktidar tablosu
23.6.2018
Bozgun görüntüsü
21.6.2018
Umudun kışkırttığı endişe
18.6.2018
Son düzlük notları
14.6.2018
İttifak çatlağı su sızdırıyor
12.6.2018
İttifaklar tablosu
8.6.2018
Metal paslanması
7.6.2018
Son düzlük kaygıları
4.6.2018
Rehavete yetmeyen ama cesaret veren bir umut
1.6.2018
Yüzde 50 evde zor tutuluyor
30.5.2018
Kötü haber: Seçim bitmeyecek
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive