Kadri GÜRSEL



Bookmark and Share

Erdoğan, ‘Rabbim bizi kurtarsın’ demeliydi


6.8.2016 - Bu Yazı 1181 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Erdoğan 15 Temmuz’dan bir gün sonra darbeyi kastederek “Şu olay var ya, Allah’ın bize büyük bir lütfudur” demişti. Nedenini de şöyle izah etmişti: 

“Çünkü kimin ne olduğu çok iyi ortaya çıktı. Bunların imamları falan ortaya çıktı. Şimdi bunların üzerine gitmek suretiyle, kaçanlar kurtuluyor, onların da takipçisiyiz.Amerikalı dostlarımız da kalkıp Pennsylvania’daki o terörist başını bize teslim ettiği andan itibaren çok şey değişecek.” 
Aradan 18 gün geçti, 15 Temmuz darbe girişimiyle ilgili olarak yine Tanrı’nın adını zikretti Erdoğan... 
3 Ağustos’ta, Fethullahçılara vaktiyle yardımcı olmaktan, destek vermekten, müsamaha göstermekten ve bunların gerçek yüzünü daha önce ortaya dökememiş olmaktan dolayı hem Rabbine hem de milletine verecek hesabının olduğunu söyleyip, “Rabbim de milletim de bizi affetsin” dedi. 
Bu muydu? Allah’ın Erdoğan’a büyük lütfu, onu kendisinin ve milletinin önünde hesap verecek ve af dileyecek duruma düşürmek miydi? 
Bize göre evet, bu gerçekten de “Allah’ın bir lütfu” olabilir. Lakin Erdoğan’ın “Allah’ınlütfu”ndan kastettiği herhalde hesap vermek ve af dilemek değildi. 
Burada bir parantez açalım: Erdoğan’ın millete hesap verebileceğini sanmıyorum. Ülkesinde kendisini denetleyip dengeleyebilecek kurum bırakmadığı için yanlışlarının hesabını Tanrı’ya vereceğini düşünmesi ise normaldir. Diğer taraftan, iktidarda olduğu sürece hesap verebilirliği yoktur. İktidardan seçim yoluyla gitmemek için ise her türlü tedbiri almıştır. Ayrıca, Tanrı’ya vereceği hesap bizi ilgilendirmez. Tanrı’yla onun kulu olan Erdoğan arasına kimse giremez. 
Meselesi gerçekten de hesap vermekse, Erdoğan’ın “Rabbim de milletim de bizi affetsin” demesinin hiçbir önem ve değeri yok ama siyasi anlamı var. Parantezi kapattık, devam ediyoruz. 
16 Temmuz’daki Erdoğan, darbe girişimini gerçekten de “Allah’ın bir lütfu” olarak görüyordu, çünkü Amerikalı dostlarının Pennsylvania’daki terörist başını teslim etmesiyle birlikte çok şeyin değişeceğini sanıyordu... 
Aradan geçen 18 gün zarfında Fethullah Gülen’in teslim edilmesinin fevkalade zor olduğunu idrak etti ve biraz da bunun neticesinde tehdidin Amerikalılardan geldiğini düşünmeye başladı. 
3 Ağustos’ta, Erdoğan’ın Rabbinden ve milletinden af dilemesine vesile olan halet-i ruhiyeye, algıladığı tehdidin büyüklüğü yol açmıştır.
Velev ki bu algı doğrudur; gerçekten de darbe girişiminin ardında ABD vardır... 
O halde Erdoğan’ın Rabbi ve milletinden af dilemesini gerektiren günah ve vebal, Fethullahçılarla zamanında yaptığı ittifak ile mi sınırlıdır? 
Doğrudan soralım: Erdoğan’ın mevcut Kürt ve Suriye politikaları olmasaydı, 15 Temmuz olur muydu? 
Öyle ya, Amerikalılar sırf bu Fethullah Gülen’in yüzü suyu hürmetine mi Türkiye’deki darbe teşebbüsünün arkasına geçtiler? Geçerli nedenlerinin olması gerekmiyor muydu? 
Erdoğan’ın, Kürt politikası yüzünden Suriye’de IŞİD’i, ABD’nin tek etkili müttefiki olan PYD’ye tercih etmesi... Ya da PKK’yle bir tuttuğu PYD’ye karşı savaş sürdürmesi gibi... 
Veya izlediği Suriye politikası nedeniyle, Batılı müttefiklerinin uluslararası cihatçılara karşı kendisinden arzuladığı işbirliğini mümkün olan en alt seviyede tutmuş olması gibi... 
Dahası var: Erdoğan, 7 Haziran 2015 seçimlerinde aldığı yenilginin gerektirdiği şekilde davranıp CHP’yle koalisyona razı olsaydı, 15 Temmuz darbe girişimi de olmazdı. O zaman küçümseyip, elinin tersiyle ittiği “Kemalistler”e şimdi muhtaç oldu. 
Af dilenecekse, bu günah ve vebal için de dilenmelidir. 
Erdoğan rejiminin üzerinde durduğu çürük zemin 15 Temmuz depreminden sonra akışkan bir hal almıştır. Sürdürülemez politikalarda güç kullanarak ısrarın sonucunda rejimin çatışması dünya ölçekli bir durum almıştır. Artık Türkiye’nin değil altı ay, bir hafta sonrası bile öngörülemez. 
Ülkenin aşağıya burgu hareketi olağanüstü hızlanarak devam ediyor. İflas etmiş siyasal İslam misyonu şimdi yeltendiği sözde rejim konsolidasyonu çabalarıyla bu tepetaklak gidişi sadece hızlandıracak. Ve ülkenin dibi de yok. Ne toplumsal ne de kurumsal varlığımız bu aşağıya gidişi frenlemeye yeter güçtedir. 
Erdoğan af dilenmekten önce “Rabbim bizi kurtarsın” deseydi, biz de ona katılır ve“Amin” derdik. 
Rabbim Türkiye’yi kurtarsın!

Facebook Yorumları

reklam
16.05.2020
Türkiye’de darbe mi olacak gerçekten?
11.03.2020
Moskova’daki hezimet, İdlib’deki musibetten iyidir
5.03.2020
Siyasi cephane olarak harcanan sığınmacılar
26.02.2020
Kanun varsa Osman Kavala bu salı serbest bırakılmalı
20.02.2020
‘Darbe-tonik’
17.02.2020
ABD İdlib’de bir taşla üç kuş vurmak istiyor
4.02.2020
Demokrasinin Brexit karşısındaki sınavı
19.01.2020
Eğitimi çökerten iktidar ayakta kalabilir mi?
9.01.2020
İran kumarı Trump’a seçim kazandırır mı?
6.01.2020
Trump, İran’ın ‘vezir’ini aldı: Savaş kapımızda
3.01.2020
İktidarın ‘Kanal İstanbul’ restini görmek
26.12.2019
İstanbul’u ‘Kanal İstanbul’dan kim kurtaracak?
12.12.2019
İktidarın ‘2020’de erken seçim’ mecburiyeti
18.11.2019
Beyaz Saray’da mütebessim
13.11.2019
İktidarın Atatürk kompleksi
10.11.2019
Erdoğan, Trump’a gidiyor: S-400’lerden kurtulmak için değilse neden?
5.11.2019
Batı alemiyle ipler tamamen kopmak üzere mi?
27.10.2019
Suriye’de ‘Pax Russica’
15.10.2019
‘Barış Pınarı’ nerede biter?
3.10.2019
Osman Kavala’nın mahpusluğu utandırıyor
1.10.2019
Esad’la kim, neyi, ne zaman görüşecek?
28.09.2019
Çünkü hep birlikte o araçlara binip gezdiler
27.09.2019
Babacan’ın Reisçilik sonrasındaki rolü
12.09.2019
Muktedir oldular ama iktidar olamadılar
6.09.2019
Erdoğan’a göre ‘adalet’
26.08.2019
Türkiye İdlib’de nasıl sıkıştırıldı?
23.08.2019
Kayyımla güç göstermek, güçsüzlüktür
20.08.2019
Fırat’ın doğusu: Kim ne aldı, ne verdi, kim kimi yendi?
4.08.2019
İktidar, Suriyelilerle baş başa, karşı karşıya
31.07.2019
Sputnik Türkiye’nin geçici ‘yol arkadaşlığı’
26.07.2019
Krizin temelinde derin güvensizlik var: Amerikan tehdidi, Rusya’dan S-400 aldırdı
24.07.2019
Yargı silahıyla öldürdüğünüz hukuku şimdi diriltebilir misiniz?
14.07.2019
SETA vesikası: İktidarın itirafnamesi
5.07.2019
İktidarın basını etkisiz, baskısı etkili
13.07.2019
SETA vesikası: İktidarın itirafnamesi
4.07.2019
İktidarın basını etkisiz, baskısı etkili
27.06.2019
Erdoğanizma sisteminin çözülüşü
22.06.2019
İktidarın çaresizliği, ülkenin felaketi olmamalı
18.06.2019
Erdoğan 23 Haziran’ın galibini açıkladı
28.3.2019
15 Temmuz Döneminin Son Seçimleri
29.1.2019
Bir Tersyüz Etme Vakası olarak “Madura”
30.12.2018
2019: Büyük Belirsizlikler, Cevabı Zor Sorular
25.12.2018
“Yerel Seçimler” Neden Yerel Değildir?
2.12.2018
Ana Akım Medyanız Nasıl Olsun?
12.11.2018
Sınırsız, Hadsiz, Hukuksuz Türkiye
30.10.2018
Her Şey Dağılır, Merkez Tutamaz Bahçeli’yi
8.9.2018
İdlib’de yüzleşmek
1.9.2018
Osman Kavala’nın sakin mağduriyeti
18.8.2018
Türkiye’nin tam teşekküllü krizi
4.8.2018
24 Haziran’daki ‘uçan mürekkepli mühür’ palavrasını en çok kim yaydı
15.7.2018
Hızlı ve geçici iktidar
6.7.2018
Muhalefetin bir numaralı sorunu medyadır
30.6.2018
24 Haziran’ın sürprizi MHP değil, ‘münafıklar’
25.6.2018
Bu seçimin galibi halktır
23.6.2018
24 Haziran’ın dört kesin sonucu
21.6.2018
‘Oylarınızı çaldırmayacağız’
19.6.2018
Mantar tabancası patlasa da sandığa
12.6.2018
İnce, Erdoğan’ı iktidardayken ‘indiriyor’
8.6.2018
Korkan iktidar korkutarak oy istiyor
5.6.2018
Erdoğan, ‘Bay Kemal’den neden vazgeçemiyor?
1.6.2018
Muharrem İnce fenomeni
29.5.2018
24 Haziran’da iktidarın işi artık daha zor
26.5.2018
Türk Lirası’nı kim çökertti?
16.5.2018
Üç yıl sonra HDP yine anahtar
11.5.2018
Dinamizm tamam Umutlar tamam Moraller tamam
8.5.2018
Muharrem İnce’yle bozulan mezhepçilik oyunu
4.5.2018
Basın özgürlüğü neden alerji yapıyor?
2.5.2018
Atı alan Üsküdar’a geçecek mi?
20.4.2018
İç ve dış krizlerden önce baskın seçim
17.4.2018
Cihatçılar da Türkiye’ye havale
16.4.2018
Saldırı sınırlı, Ankara’nın pozisyonu etkilenmez
14.4.2018
Şimdiki mesele kimyasal silah değil
4.4.2018
Hürriyet’e veda ve teşekkür
2.4.2018
AK Parti’nin kendi orta sınıfı da rahatsız
24.3.2018
Doğan Grubu’nun imhası, ana akım medyanın sonu
21.3.2018
Afrin ve ötesi
7.3.2018
Arkadaşlarımızı hapiste tutarak hiçbir şey kazanamazsınız
24.2.2018
İdlib’e dikkat
13.2.2018
TSK Suriye’den neden çıkmaz?
23.1.2018
Afrin savaşının öteki cephesinde durum
17.1.2018
Zor, Suriye’de oyunu bozar mı?
5.1.2018
Türkiye-ABD: Krizin kara yılı başladı
2.1.2018
İran örneği: Çok bastırırsan patlar
29.12.2017
Siyaseten lince yargı koruması imkânsızdır
19.12.2017
Necip Fazıl merkezli matbuat kriterleri
15.12.2017
Işıklı küre’deki Kudüs gerçekleri
13.12.2017
ABD, Atilla’ya neden karşı?
8.12.2017
Korkunç ikili: Trump-Netanyahu
1.12.2017
17 Aralık operasyonu New York’ta sürüyor
28.11.2017
Mısır, Türkiye’deki boşluk ve IŞİD
24.11.2017
Rusya ile imkânsız ittifak
21.11.2017
Osman Kavala neden hapiste?
17.11.2017
Mehter marşıyla gelip İzmir Marşı’yla gitmek
14.11.2017
Türkiye ve ABD: Çatışmalı boşanma
10.11.2017
Durun gitmeyin, daha yaşanacak çok şey var
8.11.2017
FETÖ’cülük suçlamasının serencamı
3.11.2017
Dünya dönüyor
13.1.2017
Hakikat avcısı
4.11.2016
Kadri Gürsel'in köşesini arkadaşları boş bırakmadı
29.10.2016
Trump kazansaydı Ankara çok sevinirdi
26.10.2016
AKP rejimi neden ayakta kalamaz?
21.10.2016
El Nusra için adres belli, YPG’ninki belirsiz
19.10.2016
Bildiğimiz IŞİD, başladığı yerde bitiyor
15.10.2016
Önce demokrasi, sonra anayasa
12.10.2016
Türkiye’yi dönüştüren katliam
9.10.2016
‘Şiiler Musul’a girmesin’ demekle yetinince de mezhepçi olunuyor
7.10.2016
Musul’u almak için savaşa mı gidiyoruz?
4.10.2016
OHAL, iktidarın yakalandığı ‘hız tuzağı’
1.10.2016
Fırat Kalkanı’nda neden otosansür var?
27.9.2016
Kaydıraklı Anıtkabir’in kısa ve acı tarihi
23.9.2016
Gazetecilik çölündeki vaha: Cumhuriyet
22.9.2016
Piyade Suriye batağına mecbur girecek
14.9.2016
Asıl ‘sübliminal mesaj’ı rejim veriyor
9.9.2016
Rakka’da şey yaparken sonra şey olmasın!
7.9.2016
Başkanlık sloganı: Çözüm mözüm yok
3.9.2016
‘Yenikapı ruhu’ bitti, Türkiye normalleşiyor!
31.8.2016
‘Fırat Kalkanı’na ABD müdahalesi
26.8.2016
Suriye’de ‘üst akıl’ operasyonu
24.8.2016
YouTube’a o videoları Cemaat mi yüklüyordu?
17.8.2016
Olumsuz algılanmak iktidarın kaderidir
13.8.2016
Rusya’yla uçak krizi öncesine dönülemez
9.8.2016
Yenikapı eski yola açılır
6.8.2016
Erdoğan, ‘Rabbim bizi kurtarsın’ demeliydi
27.7.2016
Bütün kötü gazeteciler darbeci midir?
22.7.2016
Darbeciler yenildi ama bu gelen demokrasi değil
13.7.2016
Erdoğan babamız olmak istiyor
9.7.2016
Tayyip Kaptan’ın gemisi şimdi nereye gider?
5.7.2016
Ufuktaki tehdit: Muhacir vatandaş sorunu
2.7.2016
IŞİD daha ne yapsın?
29.6.2016
İsrail’le anlaşmaya dair yalanlar ve gerçekler
25.6.2016
Türkiye’yi görmeyen devekuşu Avrupa’sı
22.6.2016
Erdoğan’ın Gezi planında boş yok
15.6.2016
Türkiye’nin dibi maalesef yok
11.6.2016
Rejim PKK’yi neden saklıyor?
8.6.2016
‘Büyük Nusaybin zaferi’ ülkeye ne vaat ediyor?
3.6.2016
Dış politikada dört parmak hesabı
1.6.2016
Gezi’den ne kalmadı, ne kaldı?
25.5.2016
Nazi siyaset teknolojisinin Türkiye mümessili: AKP
24.5.2016
AKP’nin vücut dili, Nazizmin ruhu
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive