Hüseyin ÇAKIR

cakir.56@gmail.com



Bookmark and Share

Emir komuta içinde olan adalete karşı ADALET İçin yürünür


2.7.2017 - Bu Yazı 607 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Hayatımızda ne kadar adaletli ve adil davranıyorsak, devlet yöneticileri, iktidar sahipleri ve adalet uygulayanlar da o kadar adaletli ve adiller. 

Yasalar kâğıt üzerinde kalıyor ve güçlü olanın istediği gibi işliyorsa, adalet, adil olmayı beklemek olmayacak duaya âmin demek oluyor.

Yaşananları anlamak için hukukçu olmak gerekmiyor.

Girin Ceza Tevfik Evleri envanterine, haklı ve suçsuz olduğu halde yıllarca ve yıllarca yatan yüzlerce kişinin dramı karşısında kafanızı sağa sola sallarsınız, gözünüz dolar, “şeriatın kestiği parmak acımaz” veya “adalet er geç tecelli eder” der,   durumu kadere havale edersiniz. 

Bugün  “kesilen parmak acıyor, adalet er geç tecelli etmiyor…”

Kavram olarak adalet: “Yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması,  Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme”  Adil, olma: “Adaletle iş gören, adaletten, doğruluktan ayrılmayan, hakkı yerine getiren” olarak tanımlanıyor.

Tanım çok güzel. İş uygulamaya geldi mi yazılanlar yazılı olarak kalıyor.

“Karakolda doğru söyler mahkemede şaşar”  deyişi bu memlekette adaletin ne kadar adil olduğunu göstermiyor mu?

Bu ülkenin muhafazakârları,  tek parti döneminin adalet uygulamalarına karşı Adalet Partisini kurdular, kırk yıl sonra İslamcı gelenekten gelenler partilerinin ön adına Adalet koydular.

Ön adı adalet olan parti iktidarının adaletli ve adil olmayan uygulamalarına karşı “Adalet Yürüyüşü” başlatıldı.

Sonuç ne olacak merakla bekliyoruz.


DEVLETE KATŞI SİYASİ SUÇ

Tarihte siyasi suç kavramı ve kapsamı egemen ve iktidar olanların ideolojik- politikalarına karşı çıkanlara kullanıldı.

Kılıçdaroğlu’nun  “Adalet Yürüyüşü”,   mahkemelerin siyasi davalarda iktidarın arzusu ve yönlendirmesiyle karar verdiği ve bunun yarattığı geniş kesimleri etkileyen mağduriyeti gündeme taşındı.

Araştırmalara göre “Yargıya güven” yüzde 70’lerden yüzde 30’lara düşmüş durumda.

 Yakın tarihte Ergenekon-Balyoz davalarıyla başlayan sulandırılmış, şaibeli siyasi yargılamalara son zamanlarda taciz-tecavüz, yaşam tarzına müdahale gibi davalarda verilen kararların sık sık değiştirilmeye başlanınca “adalet” meselesi herkesin vicdanını yaralar oldu.

Öte yandan Fettullah Gülen ve Cemaati,  FETÖ ilan edildikten sonra iktidarı eleştiren bütün siyasi davalar ve mahkeme kararları FETÖ’cülere yüklenerek siyasal sorumluluğun gözden ve hukuktan kaçırılması insanların gözünden kaçmadı. Aynı “mahallenin” insanları iyi tanıdıkları komşularının FETÖ’cü, teröre destek vs. gibi suçlanıp tutuklanmaları, işten atılmaları karşısında şaşkına döndüler. Bu kadarı da olmaz dedirten olaylara şahit olundu.

Hele de solcu, sosyalist, laik modern-cumhuriyetçi olup da FETÖ’cü diye yapılan tutuklamalar “Yavuz hırsız ev sahibinin bastırır” misali, Gülenle al takke ver külah olanların cevval FETÖ düşmanı olması akıl  ve vicdan sahibi olanlara inandırıcı gelmiyor.

Dün ortaya atılan tarih sayfaları durduğu yerde duruyor. Siyaseten üstü kapatılan dava dosyaları da ciltler halinde kilitli soğuk, karanlık odalarda zamanlarını bekliyorlar.

Siyaseten hasım, düşman ilan edilenlerin yaşadığı adaletsizlikler hukuk garabetine dönüşmüş durumda.  Devlete karşı işlenen/siyasi dava iddianamelerini okuyunca Hukuk Fakültelerinde ne öğretiliyor diye sormak gerekiyor.

İmzalanan uluslararası sözleşmeler, evrensel hukuk kuralları ve değerleri OHAL dolayısıyla askıya alınmış durumda. OHAL’in yarattığı özgürlük alanının daraltılması, siyasi suç üretme alanını genişletiyor ve keyfiyet yaratıyor.

Hukuk devletinde adalet,  anayasa ve yasalar yoluyla düzenlenerek, hukukçular eliyle sağlanıyor, sağlanması gerekiyor.

Bu halde iki durum ortaya çıkıyor: Birincisi yasa yapan siyasi idare, ikincisi siyasi iradenin yaptığı yasayı uygulayan mahkemeler ve bu mahkemelerin savcıları, yargıçları.

Ortada siyasi iradenin yasa yapıcı, yasa uygulayıcıları üstündeki egemen gücü ve açık ve örtük organik ilişki içinde olmaları siyasi davaları ve kararları nesnel olmaktan çıkartarak öznelleştiriyor.  

Otoriter ve anti demokratik rejimler muhalifleri susturma k için "ulusal güvenlik, milli çıkarlar, devletin birliği, bütünlüğü korumak” adına ve son 30-40 yılda adı  O ya da Bu olan terör de eklenerek siyasal suç üretiliyor. 

Geçmişte Mandela gibi kırk yıl veya Uruguay’da 14 yıl hücrede yatan gerilla  lideri Jose Mujica,  dünyanın en büyük teröristi  ilan edilen FKÖ lideri Yaser Arafat ve daha bir çok siyasal suçla  suçlananlar  devran dönünce ülkelerinde Devlet Başkanı, Başbakan, bakan oldular.

Siyasi davalarda bugün suç olan yarın suç olmaktan çıkıyor. Bugün neredeyse devlet ve iktidar politikalarına karşı yapılan her eleştiri suç kapsamına alındı. FETÖ ile mücadele için ilan edilen OHAL ve çıkarılan KHK amacın ötesine  geçerek, sistemi, rejimi ve iktidarı eleştiren herkese yöneldi, iş çığırından çıktı.

Siyasi davaların Fettullahçıların ötesine doğru genişlemesi HDP’ye yönelik siyasal suç üretilmesiyle başladı. CHP bu süreçte kısmen destek verdi ve sessiz kaldı.

İktidarın  CHP, “ HDP-PKK ile işbirliği yapıyor” suçlamasına, Kürt illerinde Belediye Başkanlarının görevden alınmasına da sessiz kaldılar ve HDP’lileri meclisten atmak ve kriminalize  etmeyi amaçladığı açık seçik belli olmasına karşın Milletvekillerin yargılanmasına destek verdiler.

Sonuçta aradan bir yıl geçti ve  bir CHP  milletvekili de FETÖ’cü, casus vs gibi siyasal suçtan tutuklandı. Adalet yürüyüşü için iktidar/siyasi  irade olarak “bu teröre destek” diyor ve  siyasi suç üreterek ana muhalefeti krıminalize ediyorlar.

Bu ortamda,  Kılıçdaroğlu’nun “Adalet için Yürüyüş” ü geç oldu ama doğru bir çıkış oldu.

Sürece müdahale etmek, gündem oluşturmak adına güzel bir çıkış.

Her şeyin emir komuta altına alınmaya çalışıldığı bu zamanda adalet için yürünür.

 “Adalet  yürüyüşü” sessizlere ses olmak gibi nefes aldırdı.

Kılıçdaroğlu, “Bu yürüyüşün amacı mutlu bir Türkiye yaratmak. Bunun temelini de adalet oluşturuyor. Hükümet adaletle ilgili toplumun beklentilerine yanıt verirse, OHAL’i, medya üzerindeki baskıları, üniversiteler üzerindeki baskıyı kaldırırsa yani yargıyı gerçek anlamda bağımsız ve tarafsız kılarsa adaletin gerçekleşeceğine inanıyorum. Aksi halde toplumdaki tepkilerin giderek sertleşeceğini de belirtmek isteriz. Toplum tahammül edemez, bir noktaya gelir toplum patlayabilir. Adalet beklentimiz gerçekleşinceye kadar tepkilerimizi değişik şekillerde ortaya koyacağız. Bu yürüyüş bitecek ama adalet arayışı bitmeyecek.”

Durum tespiti yapmak güzel, ama durumu değiştirecek ve sonuca ulaşacak öneriler olmadığı zaman “adalet arayışı”  iyi temenni tepkisi olarak kalacaktır.

CHP’ye kan-can katar mı bilinmez. Ama muhalefette ve toplumda bir bilinç sıçraması yaratıp yaratmayacağını sonuç elde edilip edilemediğinde göreceğiz.

TERÖRLE MÜCADELE KANUNUNDA TERÖR TANIMI VE...

Başta Adalet Bakanı, Cumhurbaşkanı olmak üzere laf olsun torba dolsun babında “ yargı bağımsız” diyorlar, aynı cümle içinde devam eden davalar için Aynı kişiler  orta iddianamesi olmayan tutuklular için  “çürüyecekler, burunlarından fitil fitil gelecek” diyorlar.  Bu  sözleri, “yargısız infaz” dan başka ne ola ki.

AKP Sözcüsü Mahir Ünal, Adalet Yürüyüşü ile ilgili “Mesele Gezi’de nasıl ağaç, 17-25 Aralık’ta nasıl yolsuzluk değilse bugün de adalet değildir” dedi, CHP'yi teröre destekle suçladı.

Bir gün sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP'yi Adalet Yürüyüşü'nü “teröristlere destek vermek için”başlatmakla suçladı ve “Gittiğiniz yol Kandil ve Pensilvanya yoludur” dedi.

İnşallah işgüzar savcılar bu sözleri emir telaki etmezler.

İktidar yetkililerinin paniklemesi, yürüyüşü  “terör”e destekle suçlamaları, adalet arayışının  AKP’ye oy verenlere doğru yaygınlaşmasıdır.

Kılıçdaroğlu’nun başlattığı “Adalet Yürüyüşü” durumu değiştirebilirler mi?

Mümkündür.

İlk önce OHAL’in kaldırılması, KHK’lere son verilmesi başta olmak üzere, esas olarak Terörle Mücadele Kanunu’da (TMK)  değişiklik yapılması için CHP, HDP ve adalet arayışını destekleyen toplumsal desteği arkasına alarak teklifi meclise getirmeli.

TMK’ da değişiklik yapılmadan önüne gelenin tutuklanmasının önüne geçilmesi zor görünüyor. 

2013-2015’de  yapılan  TMK değişikliği ile  “Terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına..” ve “Terör örgütüne mensup olmasa dahi örgüt adına suç işleyenler de terör suçlusu sayılır” tanımları eklenerek,  siyasal özgürlük alanı neredeyse yok edildi.

Madde 1– (Değişik birinci fıkra: 15/7/2003-4928/20 md.) Terör; cebir ve şiddet kullanarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasî, hukukî, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak…


TERÖR SUÇLUSU

Madde 2 – Birinci maddede belirlenen amaçlara ulaşmak için meydana getirilmiş örgütlerin mensubu olup da, bu amaçlar doğrultusunda diğerleri ile beraber veya tek başına suç işleyen veya amaçlanan suçu işlemese dahi örgütlerin mensubu olan kişi terör suçlusudur.

Terör örgütüne mensup olmasa dahi örgüt adına suç işleyenler de terör suçlusu sayılır…

 (Ek fıkra: 11/4/2013-6459/8 md.) Terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına…

Terörle mücadele kanunu böyleyken, 671 sayılı KHK ile infaz sisteminde yapılan bir değişiklikle dokunulmazlık zırhına büründürülen polisler, sivil ölümlere neden olsa bile ceza kapsamı dışına çıkartıldılar.
 

KARŞI HEGEMONYA OLUŞTURMAK

Raydan çıkmış demokrasiyi yeniden kazanmak elbette çok kolay değil.

Ana muhalefet CHP, HDP ile meclis içinde ve dışında işbirliği yapıp  “adalet ” isteyen meclis dışı toplumsal muhalefetle karşı hegemonya veya “millet iradesi” oluşturabilir.  Vicdan sahibi ve adalet duygusu olan insanlar adalet talebine destek verirler ve iktidar da bu talep karşısında çok fazla direnemez.

Geçmişte iktidarın geri adım attığı çok sayıda örnek gördük.

Karşı hegemonya, aynı zamanda siyasal iktidarın politikalarına göre karar veren adalet dağıtıcılarının vicdanlarının özgürleşmesine cesaret verebilir.

Facebook Yorumları

reklam
27.5.2018
Vaatlerinizi sözleşme olarak imzalayın…
21.5.2018
Seçmeni 'salak' yerine koyanlar hep kaybetti
13.5.2018
Demokratik sistem için HDP ile stratejik işbirliği yapılmalı
6.5.2018
'Koruma görmeyen' HDP’ye barajlı seçim
29.4.2018
“Toprak milliyetçiliği” iktidar ve muhalefet
22.4.2018
200 yıllık sistem değişikliği hikayesinde yeni durum
8.4.2018
Otoriter rejim altında muhalefet!
1.4.2018
CHP’nin Ok’undan yeni bir sistem alternatifi çıkar mı? (2)
25.3.2018
CHP’nin Ok’ları nereyi gösteriyor (1)
19.3.2018
Devletin iktidarını-iktidarın devletini kurarken…
11.3.2018
Başkanlık sistemi postmodern vesayet
4.3.2018
İttifakla güçlü lider ve güçlü iktidarın sonuna doğru
25.2.2018
Milli ve yerlinin sağı solu
11.2.2018
HDP’siz yeni sistem kurmak!
5.2.2018
Altı ok yerine Rabia ideolojisi
28.1.2018
Kürtler ve dış Kürtler etrafında dönen ‘dünya’
22.1.2018
İktidarda ve muhalefette sol popülizm
14.1.2018
Sol, sosyalist popülizm tarihi
7.1.2018
Türkiye’de sol popülizm öncesi popülizm
26.12.2017
'Gayri resmi milis'leşmeye kapı mı açılıyor?
24.12.2017
Yerli ve milli popülizm (2)
17.12.2017
Popülizm ve yükselen sağ popülizm (1)
10.12.2017
Sistem değişirken ana muhalefet hala konjönktürel muhalefet
4.12.2017
'Kamuculuk' kamusal alanı yok ediyor
26.11.2017
Milliyetçiliği / ulusalcılığı yükseltmek çok kolay
12.11.2017
Atatürkçülük ile Sistem Değişikliği Menkıbesi
5.11.2017
Ekim Devriminin 100. Yılı ve Devlet
29.10.2017
Devletin bekası sendromundan ne zaman kurtulacağız?
22.10.2017
Tek parti dönemi bazı hatırlatmalar
18.10.2017
İslamcı-Milliyetçilik veya Yeni Abdülhamitçilik
8.10.2017
Ateş çemberine girerken ve içindeyken
1.10.2017
Kürtler yok iken Dış ve İç Kürtler oluverdi!
24.9.2017
Aydınların taraflılığı ve muhalefet
11.9.2017
10 Eylül 1920 TKP’nin kuruluşu ve Dönüşler hikâyesi…
3.9.2017
Sistem değişirken! muhalefet ne yapıyor ne yapabilir?
20.8.2017
Yüzde 50 artı bir: Kurtuluş mu kâbus mu?
13.8.2017
Yoksa ikinci Cumhuriyet (!) mi kurulacak?
6.8.2017
Yurttaş mıyız Millet miyiz…?
30.7.2017
Hakikat hangisi: Davacı siyaseti mi demokratik siyaset mi? (2)
9.7.2017
Adalet Yürüyüşü sonrası her şey aynı kalabilir mi?
2.7.2017
Emir komuta içinde olan adalete karşı ADALET İçin yürünür
26.6.2017
Her şeyin devlete tabii olduğu rejim mi demokrasi?
18.6.2017
Ateş olmayan yerden duman çıkmaz meselesi: Hakikaten ne oldu, neler oluyor?
11.6.2017
Kurtarıcılardan kurtulmak
4.6.2017
Bütün iktidar AKP’nin olmalı ne demek?
28.5.2017
Dijital Dönüşümve Birden Çok Kapitalizm Modeli (2)
21.5.2017
Dijital-küresel dünyada politika (1)
14.5.2017
Muhaliflik ve muhalefet sorunu!
30.4.2017
Süreçlere müdahale eden muhalefet
23.4.2017
Sorulacak çok soru aranacak çok yanıt var
16.4.2017
İkili iktidardan mutlak tek iktidara…
9.4.2017
Herkes kendi referandumunu yapıyor
3.4.2017
Hayır ve Evet’in önü arkası
26.3.2017
“Gerçekçi ol imkânsızı iste”*
19.3.2017
Yeni! Bir “Biz” ve Sistem İnşa Edilmek İsteniyor
15.3.2017
Evet diyen eski “yoldaşlar
18.2.2017
Evet diyen eski “yoldaşlar
8.10.2016
BEHİCE BORAN’SIZ 29 YIL
15.8.2016
Hakikisini anlat!
2.8.2016
Yeni sayfaya! yurttaşlık referansıyla başlamak
20.7.2016
Darbe geleneği! ilk kez topluma tosladı... Ama...
6.7.2016
Güvenlikçi politikalar, özgürlüğü yok ediyor/ rejimler otoriterleşiyor
12.4.2016
İkinci tekrar Cumhuriyet
17.10.2015
Her şey muhafazakârları bloke etmek için…
11.9.2015
Bu kafayla gidilirse askerî darbeye davetiye çıkartılır
29.5.2015
HDP toplumun vicdanına ve aklına dokunuyor
06.04.2015
Seçimler barış süreçleri için zorlu dönemlerdir
27.01.2015
Tarihsel Blok ve Kimlikler Üstünden Politika…
11.01.2015
Baskı ve şiddeti meşrulaştırma aracı olarak terör
05.01.2015
"Değişim!" yeni iktidar bloku yarattı
26.12.2014
“28 Şubat Bin Yıl Sürecek” denilmişti!: Nihayet ilk yıllarına girdik galiba
26.10.2014
Türkiye kapitalizminin değişimi ve AKP
07.10.2014
“Yeni Türkiye!”de: Askeri sanayi büyürse, sonra ne olur (1)
04.10.2014
Bizim demokrasi! hangi demokrasi
27.08.2014
Parti devleti- Devlet Partisi rejimine doğru mu?
27.07.2014
Yeni Türkiye nerede başlıyor, eski Türkiye nerede bitiyor
15.07.2014
Fiili başkanlık ve cumhurbaşkanlığı seçimi
03.07.2014
Öğrenilmiş çaresizlik
04.06.2014
Cumhurbaşkanı mı, rejim mi seçeceğiz
18.05.2014
Görünmez kaza(lar) takdiri ilahi!
30.04.2014
İki muhafazakâr(lık)
13.04.2014
Modern muhafazakârlık kazandı!
20.03.2014
Kutuplaşma sınırı aşılıyor...
08.03.2014
Vesayetin devamlılığı için filtre değiştiriliyor
27.02.2014
‘Yalan, kişiyi haddi aşmaya götürür’
17.02.2014
Olup bitenlerin ‘ötesi’nden bakmak
07.02.2014
Fikrimiz iktidarda, biz hapisteyiz’
25.01.2014
Asıl kavga ‘yeni derin devlet’le cemaat(ler) arasında
16.01.2014
Cemaat aslında derin devlet- Gladio mu
06.01.2014
‘Pasif devrim’ bitti, Ergenekon’la barış başladı!
04.01.2014
“Pasif devrim” bitti, Ergenekon’la barış başladı!
26.12.2013
Değişen Türkiye ve demokrasi yolu buraya kadar mı
07.12.2013
‘Gizlice’ hakkımızda neler yapılıyor acaba
28.11.2013
Ne olacak şimdi: Kardeşlik hukuku mu, 12 Eylül hukuku mu
21.11.2013
Diyarbakır’da doğru söyler, Bismil’de şaşar
14.11.2013
‘Başbakan’ı yıpratmayalım!’ Ama o her şeyimize karışsın!..
07.11.2013
‘Parti olmayan parti’ HDP
30.10.2013
HDP, denenmişlerden ‘yeni’ bir deneme mi
21.10.2013
Askeri sanayi ne işe yarar!
09.10.2013
Tam demokrasinin 2023’e kadar yolu mu var!
02.10.2013
Paketten yeni paketlet çıktı, demokratikleşmeye devam
30.09.2013
Bu paket son paket mi acaba
19.09.2013
Ateşi düşürüp normalleşmek
13.09.2013
İslamcı kimlik merkezli yeni ‘biz’ ve ‘onlar’
07.09.2013
Barış için savaş! Öyle mi...
29.08.2013
İnsani değerler: Biz ve onlar
22.08.2013
Sivil toplum, cemaat, sol
15.08.2013
Sivil toplum, cemaat, siyaset ve STK’lar
08.08.2013
BDP’yi Türk soluyla birleştirmek, Kürtleri ideolojik tercihe zorlar
31.07.2013
Kürtler ve BDP, reformları sırtladılar...
25.07.2013
Başbakanı eleştirmek ya da eleştirmeyenleri eleştirmek
17.07.2013
Eski devletin eski kurumları ‘kitle’ örgütleri: Ve sivil- gri alan
11.07.2013
60 yıllık iktidar-muhalefet tablosu değişir mi
03.07.2013
İslamcı- muhafazakâr blok ve muhalefet
26.06.2013
Gezi’den yeni bir siyasi hareket çıkar mı
23.06.2013
Allah affetsin ama...
20.06.2013
‘Benim Türkiye’m!’ ve iki Türkiye!
16.06.2013
Kritik 24 saat...
12.06.2013
Şimdi her şeyi yeniden düşünme zamanı...
06.06.2013
Taksim isyanının önü ve arkası
03.06.2013
Her isyan, her devrim ama... huzur getirmiyor mu?
29.05.2013
Evet, değiştik; değişmeye de devam ediyoruz...
16.05.2013
Türkiye, Suriye’nin açık hedefi mi oldu
09.05.2013
Bir gazete: Demokratlık, demokrasi ve tartışmanın özü
22.04.2013
Türkiye, Kürt sorununu çözerken kendi modelini yaratıyor
21.03.2013
Barış demeyelim! Ölümler dursun diyelim
17.03.2013
16 Mart 1978: 35. yıl
22.02.2013
CHP’ye karasevda aşkı mı, nefret mi?
11.02.2013
Parmak tetikten uzaklaşıyor
19.01.2013
“Acıyı bal eyledik”
12.01.2013
Barışı hedef alan derin cinayetler
11.01.2013
Şimdi, duygu ile aklın dengeleme zamanı
08.01.2013
Parmak tetikten uzaklaşıyor
29.11.2012
“Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi”: Farkı ne olacak?
16.10.2012
Taraf’taki tartışma: Nasıl bir Demokratlık
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive