E. Fuat Keyman: Türkiye-Amerika ilişkilerindeki krizi nasıl anlamalıyız?

12.10.2017 - Bu Yazı 494 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

E. Fuat Keyman: Türkiye-Amerika ilişkilerindeki krizi nasıl anlamalıyız?

  Amerika: II. Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan dünya düzeninin hâlâ lideri, hegemonik konumdaki tek aktörü. Son 15 yıldır yaşanan güç kaybınave başta Çin olmak üzere Türkiye, Rusya, Hindistan, Brezilya, v.b “Batı ve Gerisi” aktörlerin dünya siyasetinde güç kazanmasına ve önemli konuma gelmesine rağmen küresel düzeyde dünya liderliği konumu hâlâ Amerika’nın. Gelecek on yıl da Amerikan küresel lider konumu devam edecek. 

Türkiye: Son on beş yıldır, ekonomik, siyasi, dış politika, kentleşme, v.b. alanlarda büyük bir dönüşüm süreci yaşayan, “bölgesel güç-kilit ülke” konumunda olan, küresel dünyanın önemli aktörlerinden biri; “Batı ve Gerisi” tartışmasının önemli referans noktası, ekonomik dinamizmi, dış politikada yumuşak ve sert gücü birlikte uygulamaya sokabilen, böylece “ahlaki realizm”i yapabilen bölgesel güç-kilit aktör.

Daha da önemlisi, Türkiye: “Batı ve Gerisi” tartışmasında Müslüman dünyanın İslam-sekülerlik, İslam-demokrasi, İslam-medeniyetler ittifakı ilişkisini kurabilen tek “seküler demokrasisi”; “Batı ve Gerisi” arasındaki gerek siyasi gerek coğrafi, gerekse de kültürel olarak en önemli ‘köprü’ konumundaki ülke; II. Dünya Savaşı sonrası yeni düzende; NATO, Avrupa Konseyi, v.b. Batı kurumlarında üye olarak yer alan ülke; Batı’nın Doğu’ya açılan yüzü, Doğu’nun Batı ile bağlantı noktası...

Bu iki aktör arasındaki ilişkiler, bölgesel ve küresel barış, istikrar ve güvenlik için çok önemliyken, bugün Türkiye-Amerika ilişkilerinde çok boyutlu ve çok katmanlı bir kriz, bütün bir güvensizlik bunalımı yaşıyor. Dahası, bu krizin ve bunalımın çözümü de giderek zorlaşıyor. Türkiye-Amerika ilişkilerinde, son günlerde yaşamaya başladığımız ‘vize krizi’ ile birlikte, krizin daha da tırmandığını, karşılıklı güven bunalımının daha da derinleştiğini ve ülkelerin bölgesel ve küresel sorunlara yaklaşımındaki farklılığın daha da arttığını görüyoruz.Türkiye-Amerika ilişkileri, 1974 Kıbrıs krizininden çok daha kritik ve olumsuz sonuçları olabilecek aynı zamanda etki ve dönüştürücü gücü yüksek, çok boyutlu ve çok katmanlı bir krizle karşı karşıya.

NEDEN BU DURUMA GELİNDİ?

Türkiye - Amerika Krizi

İki ülke ilişkilerinde yaşadığımız çoklu kriz ya da büyük çalkantı, bir krizden değil, her biri çok önemli en az dört krizden ve krizin çözümünü zorlaştıran iki sorundan besleniyor:

1- 15 Temmuz darbe girişiminden bugüne giderek derinleşen ve Amerika’da FETÖ’ye muğlak bakış ve Fetullah Gülen’in iadesi temelinde yaşanan kriz:Amerika’da son bir buçuk yıldır ne FETÖ’ye karşı tavır, ne Gülen’in iadesi, ne de Türkiye ile empati kurma temelinde önemli bir adım atılmadı. Aksine, bu örgütün; Amerika’nın kilit kentlerindeki gücünde azalma olmadı; 15 Temmuz darbe girişimi içinde örgütün ve liderinin rolü üzerinde şüpheleri arttıracak propoganda etkinlikleri devam etti; Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ve Türkiye’nin Batı içindeki olumsuz algısını yaygınlaşmasındaki etkisi güçlendi;

2- Bugün yönetme ve denetleme kapasiteleri bitmiş ‘çökmüş devlet’ niteliğinde olan Suriye ve Irak’ta DEAŞ’a karşı mücadelede Amerika’nın; Türkiye’nin PKK’nın kolu olarak gördüğü PYD-YPG örgütleriyle yakın işbirliği ve müttefik ilişkisi temelinde çıkan kriz: Amerika’nın, PYD ve YPG’ye verdiği askeri, lojistik, siyasi destek Trump yönetiminde artarak devam ediyor. Türkiye’nin bütün itirazlarına rağmen, PYD ve YPG, dolayısıyla Kürt aktörler ile Amerika arasındaki ilişkinin, işlevsel-araçsal değil, “müttefiklik” boyutuna ulaştığını gözlemliyoruz. Gerek, Kuzey Irak’ta yapılan “Bağımsız Kürdistan referandumu”, gerekse de Suriye Dışişleri Bakanlığı’nından, Suriye’de Kürtlerin özerk bölge talebine ‘soğuk bakmayız’ açıklaması, Amerika-Kürtler arasındaki “bölgesel müttefiklik ilişkisi”nde önemli bir eşiğin daha aşıldığına işaret ediyor;

3- Amerika’da önce Rıza Sarraf’ın tutuklanmasıyla başlayan, bugün Eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan’ın ve Halk Bankası eski genel müdürü ve yöneticilerinin tutuklanma kararı ile devam eden hukuki-siyasal kriz: Bu krize ek, Cumhurbaşkanı’nın bazı korumaları için Amerika’da çıkartılan tutuklama kararı var. Bu siyasi-hukuki kriz, Türkiye-Amerika ilişkilerinde ilk defa yaşanıyor. Bu noktada, Sn. Erdoğan’ın bu bağlamda yaptığı “Burnuma pis kokular geliyor” açıklamasının önemini aklımızda tutalım. Sarraf’ın tutuklanmasıyla başlayan kriz yayılarak ve derinleşerek devam edecek gözüküyor.

17-10/11/1210krr11a.jpg

4- Amerika ve Türkiye’nin, birbirlerinin vatandaşlarına vize yasağı uygulamaya başlamasıyla ortaya çıkan ‘vize krizi’: Bu tür bir kriz ilişkilerde ilk defa yaşanıyor, insani boyut ilk defa ilişkilerdeki krizin bir boyutu haline getiriliyor. İki ülkenin insanları, öğrencileri, iş dünyası, kültür dünyası, bilim dünyası elçileri, turistleri, v.b. sivil insanlar siyasi ve hukuki kriz ortamından ve güven bunalımından nasiplerini almış oluyorlar.

5- Bu dört krize ek, belki beşinci kriz olarak, Amerika ve Türkiye’nin Orta Doğu ve küreselleşen dünya bakışında ve yaklaşımda giderek artan farklılaşması ile ortaya çıkan ‘vizyon ve siyaset krizi’nden söz etmeliyiz. Artık Türkiye ve Amerika arasındaki müttefiklik ilişkisinden bahsetmek pek mümkün değil; aksine, farklı ve zıt düşünen iki aktör, bölgesel ve küresel sorunlara ve gelişmelere bakışlarındaki makas giderek açılıyor, hatta birbirlerine zarar verici nitelik alıyor; ve, 

6- Liderlere çok gereksinim duyulduğu böyle bir türbülans döneminde, ABD Başkanı Trump, daha önceki başkanlardan, örneğin Obama’dan farklı olarak Amerika içinde yargı, siyaset ve medya ile büyük sorunlar yaşıyor. Amerika kamuoyunda ‘anti-Erdoğan görüşü’ sürekli tekrarlanıyor. Liderler, çözümün değil, sorunun bir parçası olarak görülüyor. Türkiye’nin kendi çıkarı ve iyiliği için Trump’dan bekleyeceği hiç bir şey yok, hatta Trump, krizin derinleşmesine katkı veriyor. Liderlik krizinin, Türkiye-Amerika ilişkilerinde yaşanan gerilimin çözümünde olumsuz rol oynayacağını unutmayalım.

Her ne kadar tarihsel olarak hep krizli dönemler yaşanmış olsa bile, Türkiye-Amerika ilişkilerinde bu derecede ve çok boyutlu bir kriz daha önce yaşanmamıştı. İki aktör arasında bu derece bir güven sorunu olmamıştı. İki aktörün vizyonları ve çıkarları arasındaki makas bu kadar açılmamıştı. Türkiye-Amerika ilişkilerinde, sadece dış politika, askeri alan, siyasetin değil, yargının ve insani boyutun da dahil edildiği ‘çoklu krizler dönemi’ ya da ‘büyük çalkantı dönemi’ni yaşıyoruz. Ve bu krizin Türkiye-Batı ilişkilerini de çok olumsuz etkilediğini vurgulayarak bitirelim

Facebook Yorumları

0 0
reklam
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
  
Çocuk istismarını önleme komisyonu ilk toplantısını yaptı
İstismar suçundan hüküm giyenlere tahliye sonrası elektronik kelepçe takılması gündeme geldi...
  
Abdullah Gül, Cumhurbaşkanlığı'na aday olacak mı? Erken seçim bekliyor mu?
Gazeteci Gürkan Hacır, geçtiğimiz günlerde eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ü Maslak'taki ofisinde z...
  
Bu gece yarısından itibaren motorine zam geliyor
PÜİS, motorin grubunda 11 ile 13 kuruş fiyat artışı beklendiğini aktardı...
  
Orhan Pamuk: Altan kardeşler ve Nazlı Ilıcak'a verilen ceza acımasız, hapis siyasetini bırakın!
Nobel ödüllü yazar Orhan Pamuk, gazeteciler Ahmet Altan, kardeşi Prof. Mehmet Altan ve Nazlı Ilıcak...
  
'Torba tasarı' Plan ve Bütçe Komisyonu'nda kabul edildi
...
  
AKAM'ın anketinden: İyi Parti barajı aşıyor; AK Parti, Meclis'te çoğunluğu kaybediyor
Her 5 kişiden sadece 1'i yargıya güveniyor, halkın yüzde 82.9'u medyaya güvenmiyor...
  
Mehmet Ali Alçınkaya tutuklandı
9 Şubat Cuma günü bir gurup HDP üyesi ile birlikte Kocaeli Cumhuriyet savcılığı talimatı ile gözalt...
  
Ömer Faruk Gergerlioğlu'na 2,5 yıl hapis cezası
İnsan Hakları Savunucusu ve Mazlum – Der eski genel başkanı doktor Ömer Faruk Gergerlioğlu, sosyla...
  
Saadet Partisi lideri: Beyaz AK Partili adam, betonun yenmediğini anlayacak
Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, 14 şeker fabrikasının özelleştirilmesinin parcar ...
  
Washington Post: Suriye'deki yeni çatışmada Türkiye ve İran karşı karşıya geliyor!
ABD merkezli Washington Post'ta Ishaan Tharoor'ın imzasıyla, "Suriye'deki yeni çatışmada Türkiye ve ...
  
Suriye resmi haber ajansı: Hükümet güçlerinin yeni birlikleri Afrin'e ulaştı
Suriye resmi haber ajansı SANA, ''Türk rejiminin saldırganlığına karşı koyan halkı desteklemek için...
  
Yüzde 10 barajından mühürsüz oy pusulasına; ittifak teklifinde neler var?
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin 2019'da yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin olarak y...
  
Yüksel Taşkın: AKP zayıf olduğu için ittifaka mecbur kaldı
AKP- MHP ittifakını yorumlayan Prof. Dr Yüksel Taşkın, demokratik cephenin seçimleri kazanmasının i...
  
Yücel'den ilk açıklama: Neden serbest kaldığımı bilmiyorum
Gazeteci Deniz Yücel serbest bırakılmasının ardından yaptığı açıklamada neden bir yıl önce tutukland...
  
Sanem Altan: Tüm bu hukuksuzluk tarihe geçecek
Ağırlaştırılmış müebbet cezası alan gazeteci Ahmet Altan'ın kızı Sanem Altan DW Türkçe'ye kararı değ...
  
Altan kardeşler, Nazlı Ilıcak ve diğer 3 tutukluya ağırlaştırılmış müebbet!
Davanın tutuksuz tek sanığı Tibet Murat Sanlıman beraat etti...