Mustafa Erdoğan: Ya biat edin ya da yok olun!

5.8.2017 - Bu Yazı 745 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

Mustafa Erdoğan: Ya biat edin ya da yok olun!

  Türkiye’nin halihazırdaki durumunun hem sürpriz olmadığını hem de dayandığı mantığı gösteren iki yıl önceki bir yazımı biraz kısaltarak buraya alıyorum:

“Türkiye’de ulusal düzeyde yayımlanan bir gazetenin 29 Nisan tarihli nüshasının manşeti şöyleydi: ‘Ya Devlete Biat ya da Yokoluş’… Faşist ideolojinin veciz bir anlatımı olan bu manşet her ne kadar devlet içinde örgütlendiği iddia edilen ‘paralel yapı’nın tasfiyesi bağlamında kullanılmış ise de, bunda yansıyan temel fikir hâlihazırda devleti yönetenlerin zihin dünyasını çok iyi temsil etmektedir ve bu nedenle de ciddiyetle üzerinde durulması gerekir.

Bu manşet (…) kendi varoluşlarını ve özgürlüklerini önemseyen bütün yurttaşları alarma geçirmesi gereken korkunç bir itiraftır. Bu bir dil sürçmesi falan da değildir, çünkü son iki-üç yıldır iktidar tarafından zaten uygulanmakta olan bir siyasî felsefenin özlü bir anlatımıdır. Her şeyden önce belirtmek gerekir ki, bu terminoloji anayasal-demokratik bir devlet fikriyle bağdaşan bir terminoloji değildir. Çünkü, anayasal-demokratik devletlerin dilinde ‘biat’ diye bir kavram yoktur. Açıktır ki, bu slogan hem yurttaşların devlete tek taraflı olarak ve mutlak itaatle yükümlü olduklarını ima ediyor, hem de vatandaşlar için bunun alternatifinin ‘yokoluş’ olduğunu buyuruyor. Ayrıca, ‘biat’ terimi AKP iktidarının son yıllarında ‘genel kurallara bağlı yönetim’ anlayışının yerini ‘kişisel sadakate dayalı yönetim’ anlayışının almış olmasıyla da son derece uyumludur.

Bundan beş ay kadar önce (…) peşpeşe yayımlanan iki yazıda, yurttaşlar için devlete genel bir itaat yükümlülüğü bulunduğu düşüncesinin temelsiz olduğunu, böyle bir yükümlülük var olsa bile bunun kesinlikle mutlak olamayacağını açıklamaya çalışmıştım. Çünkü, böyle mutlak bir yükümlülüğün kabul edilmesi ancak insanların doğal haklarının kategorik olarak reddiyle ve devletin yurttaşlarına karşı herhangi bir ödev veya yükümlülüğü bulunmadığının kabul edilmesiyle mümkündür.  (…) Burada o yazılarda dile getirdiğim argümanlardan ayrı olarak, devlete itaat meselesini (…) Lon Fuller’ın kılavuzluğunda hukuk ile adalet bağlantısı açısından da özetlemek isterim.

Fuller hukukun genellikle sanıldığı gibi cebren uygulanan bir normlar sisteminden ibaret olmadığını, bir hukuk sisteminin sahiden ‘hukuk’ adını hak etmesi için karşılaması gereken bazı kriterler olduğunu ve bu kriterlerin ‘hukukun iç ahlâkı’nı oluşturduğunu belirtmişti. Hukukun adilliğinin asgarî standardı olarak da görebileceğimiz bu kriterler bugün yaygın olarak ‘hukukun üstünlüğü’nün gerekleri veya ‘hukukun evrensel ilkeleri’ olarak anılmaktadır. Fuller ayrıca, bu ilkelerin devletle yurttaşlar arasında bir karşılıklılık ilişkisi oluşturduğunu da belirterek, devletin, kanunları yaparken bu ilkelerde somutlaşan ‘hukukun iç ahlâkı’na riayet etmesi şartıyla yurttaşlardan hukuka itaat talep edebileceğini ileri sürmüştü. (…)AKP iktidarı son yıllarda bu ilkelerden tamamen sapmış ve hukuku ‘hukuk’ olmaktan neredeyse çıkarmıştır. Buna rağmen, halâ yurttaşlardan kayıtsız-şartsız itaat beklemektedir!

Söz konusu gazete manşetinde ifadesini bulan görüş ise daha da ileri giderek, kişilerin var olmalarını, varlıklarını sürdürmelerini bile devlete kayıtsız-şartsız itaat etmeleri şartına bağlıyor ve bunu ‘biat’ olarak adlandırıyor. Burada, İslâma haksızlık yapmamak için, ‘biat’in siyasî otoriteye tek taraflı mutlak itaat olarak anlaşılmasının ‘İslâmî’ olmaktan ziyade; kaynağı, 7. yüzyıl sonlarında Hilâfetin Saltanata dönüşmesine kadar geri giden ve 1960’lar sonlarından itibaren Erbakancı ‘millî görüş’te yeniden canlanan bir sapma olduğunu söylemek durumundayım.

Aslına bakılırsa, biatçi felsefe Türkiye’de öteden beri hâkim olan devlet-toplum ilişkisi hakkındaki lâikçi resmî anlayışla da tutarlıdır. Burada tuhaf olan, devleti kutsayan ve toplumun varlık nedeni sayan bu ‘hikmet-i hükümet’çi siyasî tasavvurun hem referansları İslâmî olan hem de kutsal devlet anlayışından şunca zarar görmüş olan bir siyasî geleneğin mensuplarınca böylesine içselleştirilebilmiş olmasıdır.”

ORTAKSÖZ

Facebook Yorumları

0 0
reklam
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
  
Murat Somer: “Ne yapıp edip kazanırlar” algısı nasıl aşılır?
...
  
Yusuf Ziya Cömert: ‘Bahçeli affı’ ve endişeler
...
  
Meclis’in yasama yetkisi Bakanlar Kurulu’na verildi
...
  
Vergi affından kim, nasıl yararlanacak; başvurular ne zaman son bulacak?
...
  
'Onun lütfuyla zindandan çıkmaktansa, onun zulmüyle hapis yatmak şereftir!'
...
  
20 yeni üniversite kurulmasını öngören yasa kabul edildi
...
  
Erdoğan, "Milletimiz 'Tamam' derse çekiliriz" dedi; İnce, Akşener ve Karamollaoğlu'ndan yanıt geldi: TAMAM!
...
  
Muharrem İnce, CHP rozetini çıkardı: Tarafsız cumhurbaşkanı olacağım, ülkeyi soyanlarla mücadele edeceğim!
'Erdoğan' hatırlatması: Bir günlük vekilken başbakan oldu, 16 yıllık vekilden cumhurbaşkanı olmayaca...
  
Erdoğan: Gül konusunda beni hiç konuşturmayın, neyin ne olduğunu herkes gayet iyi biliyor
...
  
Başbakan açıkladı; Vergi ve prim borçları yapılandırılıyor
...
  
Seçimlere 60 gün kala Cumhurbaşkanı tarafından onaylandı, işte uyum yasalarıyla gelen yeni düzenlemeler
...
  
Cumhuriyet'e ceza yağdı!
...
  
Uyum yasaları TBMM'de kabul edildi
24 Haziran 2018 cumhurbaşkanlığı ve milletvekili genel seçiminde uygulanacak hükümleri içeren anayas...
  
MAK Danışmanlık, erken seçim kararı öncesi yapılan son anketi yayınladı
24 Haziran’da MAK Danışmanlık’ın anketine benzer sonuçlar çıkması durumunda, cumhurbaşkanı seçiminin...
  
Akdoğan Özkan: Dünya yeni bir “cihan harbi” endişesi daha yaşar mı?
Bir pazarlık görüşmesini düşündüren sebepler...
  
İbrahim Kalın: Üçüncü dünya savaşı mı çıkıyor?
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Daily Sabah gazetesinde yayımlanan "Üçüncü dünya savaşı mı ç...