Mustafa Karaalioğlu: Hâlâ hayat tarzına müdahaleyi mi konuşuyoruz?

6.1.2017 - Bu Yazı 423 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

Mustafa Karaalioğlu: Hâlâ hayat tarzına müdahaleyi mi konuşuyoruz?

 Bir dönem ideal norm, yani bir vatandaşın makbul olmasının şartları bilhassa kadınlara has kılık-kıyafet ve Kemalist fikriyata yakınlıkla ölçülürdü. Bu nedenle başörtüsü meselesi de o dönemin en büyük siyasi ve toplumsal gerilimiydi. Başörtülü olmak o “ideal norm”a uymuyordu. Veya erkeklerin dini gerekçeyle sakal bırakması veyahut da hal ve hareketleriyle inancını yansıtması sakıncalı görülüyordu. Bu sınırların dışındaki kadın ve erkekler okula alınmıyordu, kamu idaresinde istihdam edilmiyorlardı. Muhakkak surette bir bedel ödüyorlardı.

Türkiye, çağa, insana ve hakikate uygun olmayan bu karanlık devri büyük ölçüde aştı. İnsanları tek tipleştiren norm yerle bir oldu. Böylelikle büyük bir gerilim, hatta bir çatışma potansiyeli ortadan kalkmış oldu. Hayat tarzlarına yönelik devlet destekli müdahale dönemi bitirildi. Bir başka açıdan, vatandaşla devlet arasındaki güven ilişkisi tesis edilmiş oldu. Bu mesele aynı zamanda ülkenin büyük bir meselesini demokratik yollarla halletmesine dair bir örnek ve güçlü bir referans olarak da kayda geçti.

***

Bugün bir kez daha hayat tarzına müdahale meselesini tartışıyoruz. Laik hayatların tehdit altında olduğundan bahisle…

Öncelikle şunu söylemek gerekiyor; Ortaköy saldırısının bu mevzuyla hiçbir surette alakası kurulamaz. Eylemi planlayanların ve yapanların böyle bir amacı olduğunu düşünmek mümkün değildir. Uzun uzun anlatmaya da lüzum yok; katliam, Türkiye’nin son dönemde muhatap olduğu terör zincirinin bir 
halkasıdır.

Öte yandan bu olayın özellikle sosyal medyadaki kabul edilemez yansımaları ve yorumları da bir hakikattir. Aramızda insanları hayat tarzlarına göre kategorize eden ve insan hayatını da buna göre kıymetlendirenler olduğunu gördük. Bu ülke için utanılacak düzeyde seviyesiz ve nefret içeren mesajlar yayınlandı. Bu nefret mesajlarına karşı en azından hukuki reaksiyon gösterilmesi teselli vericidir.

Travmatik bir olay yaşadık. Uzun süreli bir terör travmasının da içinden geçiyoruz. Zor zamanlar… Ancak ne kadar zor olursa olsun hiçbir olay birimizin bir diğerinin hayatını, inancını, etnik kimliğini ve sosyal statüsünü ötekileştirmesini mazur gösteremez. Karşı karşıya bulunduğumuz terör, sosyal bir patlamanın bir yansıması değildir. Mesajı, kaynağı, yolu yöntemi ne olursa olsun, değildir.

***

Ancak daha büyük meselemiz şudur: Hâlâ birlikte yaşamak ve hayat tarzlarına saygı meselesini konuşuyoruz. Bunu aşmış olmalıydık. Yaşanan sayısız acı tecrübeden sonra herkesin kendisini iyi ve huzurlu hissedeceği bir düzen tutturmalıydık. Bu olamıyor… Hâlâ bu ülkede “başkalarının hayat tarzına saygı göstermek” veya “birlikte yaşamak” temalı yazılar, sözler, konuşmalar gündem olabiliyor. Demek ki bu hissiyat sahipsiz ki hâlâ bunları söylüyor olmak takdir vesilesi sayılıyor. En nihayet, bu en temel ve en olmazsa olmaz özelliklerin kazanımı için hâlâ çaba gösterilmesi gerekiyor.

Evet, Türkiye onyıllardır başta Kürt meselesi ve Alevi hakları konusunda yeterli adım atamadı ama aynı zamanda bu sorunlarla yaşamayı bildi. Meseleler çözülememiş de olsa bir sosyal pozisyonun diğerinden daha makbul olduğu düşünülemez. Herkes doğumdan gelen veya sonradan edindiği veyahut da iradesiyle tercih ettiği kimlikleriyle makbuldür. Kimliklerin her biri, sahipleri ve sosyal çevresi için “ideal norm”dur. Kimse Türk olmak veya laik olmak zorunda olmadığı gibi başka bir şey olmak zorunda da değildir. Ne ise, nasıl inanıyorsa, nasıl istiyorsa öyledir. Mesela dinin de farklı yorumları vardır ve yorumlardan birisi diğeri üzerinde dayatma gerekçesi değildir.

***

Bununla birlikte unutmayalım ki bir kişi ya da bir grup hayat tarzından dolayı endişe taşıyorsa orada bir problem var demektir. Öyle hissediyor olmak objektif bir sebep bulunmasa bile “sebepsiz” değildir. Bu endişenin kaynağına gitmek de zaruridir.

Üzerine gidelim, yüzleşelim ve çözelim. Ki, 2017’de hâlâ hayat tarzlarına müdahale meselemiz olmasın. Birlikte yaşamak gibi en büyük sermayemiz olan değerin lafını etmekten kurtulalım.

KARAR

Facebook Yorumları

0 0
reklam
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
  
Mustafa Erdoğan: Referanduma niçin hayır demeliyiz (2)
TBMM’nde kabul edilen anayasa değişikliği paketinde, bütün yürütme yetkilerini tek başına kullanan ...
  
Mustafa Akyol: Batı’yla çatışma Erdoğan’ı nasıl güçlendiriyor?
İsviçre’nin en çok satan üçüncü gazetesi Blick 13 Mart’taki manşetini sürpriz bir dilde attı: Türkçe...
  
Mustafa Karaalioğlu: Bu terazi bu sıkleti çekemez
Sadece bu terazi değil, hiçbir terazi Türkiye’nin dünyada karşı karşıya bulunduğu meselelerin sıkle...
  
Mustafa Erdoğan: Referanduma niçin hayır demeliyiz (1)
Önceki yazılarımda, hâlihazırda halkoylamasını bekleyen anayasa değişikliğinin aslında Türkiye’de ö...
  
Yusuf Halaçoğlu ve Ümit Özdağ’a ikinci saldırı girişimi!
......
  
Hükümet KHK'ya kendi uymadı; OHAL Komisyonu'nun üyeleri hâlâ seçilmedi!
Hükümet 23 Ocak'ta yayımlanan 685 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname'yle (KHK) yürürlüğe giren Olağanü...
  
Oğan ve Halaçoğlu dahil dört ‘Hayır’cı MHP’linin ihracı istendi
MHP’de ‘Hayır’ oyu vereceğini açıklayan üç milletvekili Yusuf Halaçoğlu, Nuri Okutan ve İsmail Ok’un...
  
Orhan Gazi Ertekin: Erdoğan'ın Mustafa Kemal gibi yeni bir dönem başlatabileceği koşullar yok; iktidar kendini tahrip ediyor
2011’den beri Gülen cemaatinin yargı içindeki örgütlenmesine dikkat çeken Demokrat Yargı Eş Başkanı...
  
Mustafa Karaalioğlu: Kim hain, kim vatanperver?
Siyasi tarihimizin hiç şüphesiz en önemli kararını vermek için 16 Nisan’da sandık başına gideceğiz....
  
Mustafa Karaalioğlu: Referandum yolunda Türkiye
Erken referandum kampanyaları gördükçe, iktidar kanadından “Bu anayasa değişikliğini çok büyütmeyin...
  
Mustafa Akyol: Evrim teorisini müfredattan çıkarmak niçin yanlış?
16 Ocak’ta ilk, orta ve liseler için hazırlanan taslak eğitim müfredatını açıklayan Milli Eğitim Bak...
  
Mustafa Karaalioğlu: Müfredat
Bütün branşlar içinde en problemli alanın eğitim olduğuna dair şüphesi olmayan var mı? Bizatihi bu ...
  
Mustafa Akyol: Reina saldırısı ‘yaşam tarzı’na mı ‘mürted hükümet’e mi
31 Aralık gecesi ben de dahil Türkiye’deki pek çok kişi 2016’dan daha kansız ve daha kasvetsiz bir y...
  
Mustafa Sönmez: Türkiye ekonomisinde kara kış alarmı
Al-Monitor’da yer alan 17 Kasım 2016 tarihli yazımda şu değerlendirmede bulunmuştum: “2016’nın temm...
  
Mustafa Karaalioğlu: Hâlâ hayat tarzına müdahaleyi mi konuşuyoruz?
Bir dönem ideal norm, yani bir vatandaşın makbul olmasının şartları bilhassa kadınlara has kılık-kıy...
  
Mustafa Kartoğlu: Terörün şarapnel etkisi
Terör örgütleri insanları öldürüyor, şarapnelleri insanları, toplumsal kesimleri parçalıyor!...