Eser Karakaş: Dağlıca saldırısı ve normalleşemeyen Türkiye

14.9.2015 - Bu Yazı 7326 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

Eser Karakaş: Dağlıca saldırısı ve normalleşemeyen Türkiye

 6 Eylül 2015 Pazar, Türkiye tarihi için çok kara bir gün ve gece oldu. Pazar günü Dağlıca'da Türkiye biri kurmay yarbay olmak üzere 16 şehit verdi.

Menfur olayın yaşandığı saat takribi olarak öğleden sonra üç suları ama Türkiye bu korkunç olayı çok daha geç saatlerde öğreniyor. Çağımız farklı bir çağ, muhtemelen de ülkeyi yönetenlerin ruhunu çok iyi kavrayamadıkları bir çağ. Zira menfur olay sosyal medyada resmi açıklamalardan çok daha önce duyuluyor ama saklanmaya çalışılan her benzer olayda olduğu gibi muhtemelen büyütülerek yansıyor. Bu tür olaylar, temennimiz hiç yaşanmaması ama olayın gerçekleştiği anda, geçici dahi olsa, mevcut bilgilerle vatandaşa aynen yansıtılması en doğru tercih. Aksi durumda konunun boyutları sosyal medyada değişiyor. Neyse, bugünkü konum, meselenin yansıtılmasının geciktirilmesi değil.

Akşam saatlerinde menfur olay en genel hatlarıyla ekranlara düşmeye başlıyor ama şehitlerle ilgili bir bilgiye ulaşılamıyor ve tüm kanallar bir süre sonra Genelkurmay Başkanlığı'nın internet sitesinden bir açıklamasının beklendiğini söylüyor. Yorumcular, yaşanan olayın Türkiye terör tarihinin muhtemelen en büyük olayı olduğunu söyledikleri için bizler de ekran başında, Hollanda maçına dahi çok sevinemeden, Genelkurmay'ın detaylı açıklamasını bekliyoruz. Gece çok geç bir saatte Genelkurmay kendi sitesine olaya ilişkin genel nitelikli bir açıklama koyuyor, şehit sayısı ise hâlâ bilinmiyor. Şehit sayısını ise pazartesi günü ancak öğrenebiliyoruz.

Bu süreçte kanımca çok sayıda yanlış var ama bir tanesi bence ön plana çıkıyor. Nedense Türkiye'de siyasi yelpazenin, düşünce hayatının farklı farklı kanatları bu konuya hiç değinmiyor. Bugünkü yazımda ağırlıklı olarak değinmek istediğim mesele tümüyle kurumsal bir konu. Meselenin boyutlarına vatandaşların çok geç ulaşabilmesi, çok vahim bulduğum güvenlik ve istihbarat zaafları, Başbakan Davutoğlu'nun olayın meydana geldiği saatten yaklaşık altı saat sonra hâlâ Konya'da milli maçı izliyor oluşu önemli meseleler. Bu konular zaten basında tartışılıyor ama konuşulmayan bir konu daha var. Bütün kanallar gece saatlerinde Genelkurmay'dan yapılacak açıklamayı bekliyor ama kimse bu tür olaylarda açıklamanın neden Genelkurmay tarafından yapıldığını sorgulamıyor.  

Kürt meselesi niçin çözülemiyor?

Şunu unutmayalım, bu temel ve vazgeçilemez bir gerçek, Kürt meselesi diye bir meselemiz var ise, ki var, bu meselenin ortaya çıkması ve gelişmesinin, bugünlere kadar gelmesinin temel nedeni Türkiye'nin senelerdir aşamadığı, kapatamadığı demokrasi ve hukuk devleti açıkları. Kürt meselesinin tek boyutunun demokrasi ve hukuk devleti açığı olduğunu söylemiyorum, biraz fazla naif kaçabilir ama işin özünde bu açıkların yattığı açık. Söz konusu demokrasi ve hukuk devleti açıklarının kapatılması, Kürt meselesinin yeterli olmasa bile mutlaka gerekli koşulu, bu konuda bir toplumsal mutabakat yakalayamadan Kürt meselesinin de, terör konusunun da geride bırakılması hiç kolay değil, hatta imkânsız.

Türkiye'nin demokrasi ve hukuk açıkları konusunun bir boyutu, hatta çok net kristalleştiği bir alan da sivil-asker ilişkilerinde hâlâ aşamadığımız hukuksal, anayasal, yasal sorunlar. Anayasa'nın 117 ve 118. maddelerindeki hukuk devleti dışı mantık aşılamadan Türkiye'nin demokratikleşmesi ve gerçek bir hukuk devleti haline gelmesi olanaksız. Demokratikleşemeyen ve hukuk devleti olamayan bir Türkiye'nin de, başka meselelerle beraber, Kürt meselesini de çözmesi bir noktaya kadar olanaksız. Belirli konjonktürlerde, mesela altı ay önceye kadar, çözüm süreci bilmecesi henüz ortadan kalkmadan, Kürt meselesinde bir noktaya geldiğimizi sandık ama geri dönüş maalesef çok hızlı ve kolay oldu. Bu geri vitesin temel nedeni, siyasi hokkabazlık arayışlarının yanı sıra hiç kuşkusuz, Türkiye'nin demokrasi ve hukuk devleti açıkları.

Sözü uzatmaya gerek olmayabilir, Genel-kurmay'ın hükümete, somut olarak da Milli Savunma Bakanı'na bağlı olmadığı rejimler demokrasi ve hukuk devleti değillerdir ve bu tür ülkelerde özünde demokrasi ve hukuk devleti açıkları olan sorunları, mesela Kürt sorunumuzu çözmek mümkün değildir ve olmayacaktır.

Şehitlerimizi Milli Savunma Bakanı açıklasaydı…

Pazar gecesi açıklama yapması gereken kurum hükümet idi, daha somut olarak da Milli Savunma Bakanlığı idi. Ancak açıklamayı yine Genelkurmay yaptı. Böylece bizler hem şehitlerimize hem de sorunun bu üslup ve kurumsal yapı ile çözülemeyeceğini gördüğümüze bir kez daha üzüldük.

Meselenin başka bir vahim boyutu da toplumun, hatta toplumun kendini evrensel demokrasi ve hukuk devleti ilkelerine daha yakın tanımlayan kesimlerinin de bu anormalliği çok ön plana çıkarmıyor olması. Benzer bir olay İngiltere'de, İspanya'da, Fransa'da yaşansa toplumu, halkı hatta dünyayı bilgilendirme görevi kime ait olacaktır?  Emin olabilirsiniz, bu ülkelerin hiçbirinde benzer bir facia sonrası kimse Genelkurmay Başkanlığı'nın internet sitesinden haber beklemez. Sivil otoriteyi temsilen milli savunma bakanları ekranlara çıkar ve gerekli açıklamaları yapar. Bu ülkelerde, açıklama Genelkurmay'dan gelirse, toplumun önemli bir bölümü darbe yapıldığını düşünebilir ama bu ihtimal zaten sıfırdır. Peki bu ülkeler ile Türkiye'nin temel farkı nedir? Bu sorunun cevabı hiç kuşkusuz bu ülkelerin tümünün demokrasi ve hukuk devletinin temel ilkeleri konusunda Türkiye'nin fersah fersah önünde oluşlarıdır. Böyle bir konuda bile açıklama yapmayan, yapamayan Milli Savunma Bakanlığı'nın görev tanımı nedir? Bu bakanlıkta bakan olan kişiler ne iş yapar? Bir bakanlık düşünün, konusu milli güvenlik ama milli güvenlikten sorumlu bürokratlar yani subay ve askerler kendisine bağlı değil! Başka bir şey söylemeye bilmem gerek var mı?

Meselenin Genelkurmay'ı, bu kurumun gerçek kurmaylarını da yakından ilgilendirmesi gereken bir boyutu var. Sivil otoritenin önünde bir Genelkurmay'ın kendini siyasi tartışmaların dışına taşıması, enerjisini tümüyle güvenlik konseptine vermesi de pek olanaklı değil. Bu durum da askere kendi temel ve evrensel görev alanı içinde zafiyet doğuruyor, bu statüden en çok gerçek kurmay askerlerin şikâyetçi olması beklenir.

6 Eylül Pazar gecesi söz konusu korkunç olaylara ilişkin açıklamayı Milli Savunma Bakanı yapabilmiş olsaydı iki şey daha kolay gerçekleşirdi. Birincisi, Türkiye'nin gerçek bir demokrasi ve hukuk devleti olması, ikincisi de birinciye bağlı olarak Kürt meselesinin çözümü ve şehitlerimizin olmaması. e.karakas@zaman.com.tr

ZAMAN

Facebook Yorumları

0 0
reklam
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
  
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Cesur olacağız, korkmayacağız, Gezi Parkı'na o tarihi eseri yapacağız!
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul'da İslam Araştırmaları Merkezi'nin "Antik Çağdan 21. Y...
  
İstanbul'da şans eseri yaşıyoruz... Üniversiteli Şule'nin feci ölümü
İstanbul Kadıköy Yoğurtçu Parkı’nda yürüyüş yaptığı sırada çamur taşıma kamyonunun altında kalan Şul...
  
...
  
AİHM Yargıcı Işıl Karakaş: Türkiye, ifade özgürlüğü ihlalinde birinci
"Akademisyenler hakkında soruşturma açılması ifade özgürlüğüne aykırı"...
  
Enerji Bakanlığı: Rusya gazı keserse 15 gün idare ederiz
"Türkiye’deki doğalgaz stok hacminin düşük olduğunu kabul ediyoruz"...
  
Eser Karakaş: Türkiye iyi yönetilemiyor
Türkiye hiç iyi yönetilemiyor; belki de “iyi yönetilemiyor” demek bile az, Türkiye çok kötü yönetil...
  
Eser Karakaş: Yamulmuş devleti düzeltmek
Bu Yorum yazım Zaman Gazetesi okurlarının önüne gittiği anlarda 1 Kasım 2015 “tekrar seçimlerinin” ...
  
Eser Karakaş: Oyumuzu kime verelim?
Tam bir hafta sonra Türkiye çok önemli bir genel seçim yaşayacak; böyle bir seçim ülkemizde ilk kez ...
  
Eser Karakaş: Vali, devleti temsil etmez
Son günlerde valilik kurumu ve makamı siyasi tartışmaların tam da ortasında görünüyor; YSK'nın redd...
  
Eser Karakaş: YSK'nın itibarını seçim süreci belirleyecek
YSK (Yüksek Seçim Kurulu) anayasal ve çok önemli bir kurum; üyeleri yüksek yargı mensupları hukukçu...
  
Eser Karakaş: Dağlıca saldırısı ve normalleşemeyen Türkiye
6 Eylül 2015 Pazar, Türkiye tarihi için çok kara bir gün ve gece oldu. Pazar günü Dağlıca'da Türkiy...
  
Genelkurmay'ın Dağlıca açıklaması 24 saat sonra geldi: 16 silah arkadaşımız şehit oldu
Genelkurmay Başkanlığı'ndan dün yapılan açıklamada şehit sayısı verilmemişti...
  
Eser Karakaş: AKP nerede hata yaptı?
Başlığa taşıdığım “AKP nerede hata yaptı?” sorusuna bugünlerde çok rahatlıkla “Nerede yapmadı ki?” ...
  
Eser Karakaş: Hukuk mu siyaset mi?
İlk okunduğunda muhtemelen çok da anlamlı gibi görülmeyen bir soru “Hukuk mu, siyaset mi?” sorusu....
  
Eser Karakaş: Çözüm süreci tek taraflı olmalı
24 Temmuz Cuma'yı 25 Temmuz Cumar-tesi'ye bağlayan gece Türkiye Devleti Hava Kuvvetleri'nin Kuzey I...
  
Eser Karakaş: Vicdan akıl ve 7 Haziran'ın sonuçları
7 Haziran genel seçimleri sonuçları çok açıdan inceleniyor; bu satırların yazarının bu analizlere i...


EN ÇOK OKUNANLAR