Yılmaz Odabaşı: 12 Eylül’e son bakış: Bazen bir yere bakmamanız gerektiğini söylerler

12.9.2015 - Bu Yazı 7482 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

Yılmaz Odabaşı: 12 Eylül’e son bakış: Bazen bir yere bakmamanız gerektiğini söylerler

 12 Eylül  80’de alındığım Diyarbakır Askeri Cezaevi’nde 19 yaşında bir tutukluydum. 1981 yılı kışını bıçak gibi soğuk koğuşumuzda Apaçiler gibi battaniyelere sarılıp, bit ayıklayıp mütemadiyen dayak yiyerek geçirmiştik.

Baharla birlikte duruşmalar başlamış, üç numara tıraşlı kafalarımızla  dar, havasız ring araçlarında birbirimize  zincirlenerek askeri mahkemede duruşmalara götürülüyorduk. 

Duruşma salonunda kelepçelerimiz açılıp sanık taburelerine oturtulduğumuzda, bir subay tepemize dikilip bağırıyordu:

“Duruşma esnasında sağa, sola, geriye bakmak, kıpırdamak, yüzünüze konan bir sineği bile kovmak yasak. Uymayanlar vukuatlı sayılacak, anlaşıldı mı leyn!”

Sonra hukukçular, basın mensupları ve izleyiciler alınıyor, uzayıp giden duruşmalarda saatler boyu yüzümüze konan bir sineği bile kovamıyorduk.

Mahkeme salonunun ışıklı, dar penceresinin bir ucunda bir yeşil dal, yaşadığımız onca cehenneme rağmen  dışarıda hala hayatın daha gürül gürül aktığının tek kanıtı oluyordu.

Anam ise bütün yasaklardan bihaber, nizamiye kapılarında saatlerce bekledikten sonra duruşmaların izleyici bölümünde sadece enseme bakarak dönüp gittiğinden yakınıyor ve mektuplarında, “mahkemede bir kere dönüp baksan, bir yüzünü görsem!” diye sitem ediyordu.

Sonra görüş kabinlerinde çift cam, çift tel örgülerin arkasındaki ışık kırıntılarında  birbirimizin yüzünü seçemediğimiz o sınırlı ziyaret dakikaları telaşla hatırlatıyordu:

“Duruşmalarda arkana bak, arkana, ben tam arkanda oturuyorum, sakın unutma kurban olduğum!”

Ziyaret kabininde yanımda hep iki komando er ve altta ellerinde anamın hiç göremediği coplar. Duruşmalarda dönüp arkama bakamadığımı anlatamıyor,  yazamıyorum da; çünkü ne ziyaretler ne mektuplarda cezaevinden, mahkemelerden söz etmek yasaktı.

Anam ise bilmiyordu bütün bunları ve hep dönüp bakmayı unuttuğumu sanarak  yeniden uyarıyordu beni:

”Yavrum, neden bir dönüp bakmıyorsun ? Bir kere başını çevirsen, yüzünü görsem! Bu kadar hakkım yok mu benim?”

Koğuştakilere, “Artık dönüp bakacağım,” diyorum;  onlar ise “Sakın!” diyorlar: “Sakatlarlar seni! Direniş dedin mi büyük olmalı. Dönüp geriye bakmaya  değmeli!”

Yeni bir duruşmada, mahkemenin olanca ciddiyetinin ve rütbeleri birbirinin üzerine eklense birkaç general edecek mahkeme heyetinin ve tepemize silahlarıyla  birer adım aralıklarla dizilmiş inzibat erlerinin arasında birden  sımsıcak gözlerle  dönüp baktım anama. Baktım ve acıyla, sevinçle karmakarışık gülümsedim.

Eşarplı yüzündeki kasvet,  birden çocuksu bir sevince dönüştü o an; ağlamaklı bir heyecanla o da bakıp  gülümsedi. O an tepemdeki inzibat eri salondakilere sezdirmeden homurdandı :

”Iııhı, önüne bak, önüne, o. çocuğu, görürsün seen!”

Artık nasılsa vukuatlıydım; dönüp yeniden baktım. Mahkeme salonunun dar penceresindeki o bahar dalının bana  gülümsediği gibi gülümsedim ona; o yasakların orta yerinde gözlerimizde parıltılar değdi birbirine. 



12 Eylül askeri darbesi ardından yapılan yargılamalarda 19 yaşındaki Yılmaz Odabaşı sağa sola bakmanın dahi salondaki askerler tarafından engellendiğini anlatıyor. 

 Gülümsemenin bedeli

İnzibatlar, tedirginliklerini basın mensupları ve hukukçulara sezdirmemeye çalışıyor ve bu yasağı böyle pervasızca ihlal edişimin hesabını duruşma çıkışı nasılsa soracaklarını biliyorlardı.

O an müdahale etmediler ama duruşma bittiğinde bir astsubay, mahkeme için taktığım kravatı kavrayıp kalabalıktan ayırdı beni.

Birlikte yargılandıklarım cezaevi ring aracına götürülürken, ben ise boş mideme, suratıma inen yumruklarla soluksuz yıldızlar sayıyordum.

Sonra beni cezaevi aracına teslim ederken komando erleri uyardılar:

“Bu puşt mahkeme vukuatlıdır. Cezaevinde gereği yapılsın!”

Yaptılar…Cezaevi  amiri yzb. Esat Oktay Yıldıran’ın sadist teğmeni Osman, o uzun, yarı aydınlık cezaevi koridoru boyunca bir yandan copluyor, bir yandan hınçla bağırıyordu:

“Sürüüün anasını s… çocuğuu, sürüün!”

Dışarıda bahar, on dokuz yaşım,o  rutubetli koridorda sürünen gençliğim ve mütemadiyen üzerimde hırıldayan Cezaevi Müdürü Esat Oktay’ın kurt köpeği Co’nin hırıltılarıyla tedirgin ve perişandım.

Duruşma için giydiğim tertemiz giysiler koridoru baştan sona birkaç kez silip süpürdü o gün. Bedenime rastgele inen tekmeler ve sopalarla koğuşa berbat halde döndüğümde, burnumdan sızan kanın çenemden boynuma aktığını, sol gözümün altındaki çatlaktan da kan sızdığını gördüm lavabodaki aynada.

Koğuştakiler çıkışıyordu: “Dışarı çıktığında onu nasılsa görecektin. Neden adamlara fırsat verdin? Biz daha büyük direnişlere saklamalıyız kendimizi!”

O gün sular kesik olduğu için yıkayamadığım yüzümde koyulaşıp kuruyan kan izlerine bakarken, pişman olup olmamam gerektiği konusunda sanırım net bir fikrim yoktu.

 

Dönüp geriye bir bakın

Sonra yıllar geçti; zaten yıllar da, acılar da geçmek içindi. Önce 12 Eylül, sonra anam hayatımdan ayrı ayrı çekip gittiler. Biri bir öfkenin ve kırgınlığın, diğeri ise ömrümce tanıyabildiğim en büyük şefkat ve sevginin derin ve unutulmaz izlerini bıraktılar.

O gün cezaevi koridorunda kirlenen elbiselerim yıkandı, sonra eskidi ve atıldı muhtemelen. Gözümdeki çatlağın izi yıllarla birlikte küçülerek görünmez oldu sonra.

Şimdi, 34 yıl sonra dönüp geriye baktığımda, o dönem nizamiye kapılarında birçok travma yaşayıp, 95’te, genç yaşında yitirdiğim anama  bakarken meğer o gün asıl bir insan ve bir evlat oluşuma bakmışım ben.

Orada üç beş tokattan sakınmamakla onun o sonsuz, karşılıksız sevgisine o saniyelerle sınırlı sürede olsa da yakışmışım. Belki bu yüzden  şimdi bir iç huzurla el sallıyorum anısına. El sallıyor, anamın ve çoğu kez kendi kahramanlık hikâyelerimizin gölgesinde anmayı unuttuğumuz bütün 12 Eylül analarının mezar taşlarını öpüyorum.

İşte bazen bakmamamız gerektiği söylenen bir yerlere baktığımızda, belki orada yasaklara değil, asıl insanlığımıza bakmış oluruz biz.

Size de bazen bir yerlere bakmamanız gerektiğini söylerler. Bunu hep söylerler. Fakat siz yine de dönüp bir bakın.

Bakın! Belki yıllar sonra dönüp geriye baktığınızda, tıpkı benim gibi asla pişman olmayacaksınızdır…

MEYDAN

Facebook Yorumları

0 0
reklam
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
  
Tam 120 gündür iddianame bekliyorlar!
120 gündür cezaevinde tutulan 10 Cumhuriyet yazarı ve yöneticisi hakkındaki iddianame henüz hazırlan...
  
Kılıçdaroğlu: Dikta yönetimini bırakın, 12 Eylül'ü bile aratıyorlar
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, hükümetin 20 Temmuz 2016'da Türkiye'ye sivil darbe yaptığını ...
  
İsmet Yılmaz: İkili eğitime son vereceğiz
Milli Eğitim Bakanı (MEB) İsmet Yılmaz, "Önümüzdeki dönemde daha iyi eğitim verebilmek için okul ön...
  
Anayasa değişikliği paketi 12 gün sonra Erdoğan’a gönderildi
Meclis’te kabul edilen anayasa değişikliği teklifi 12 gün sonra Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ona...
  
Cinmen: 2012'de gazeteciliği bırakan Ahmet Altan, 2016'daki darbe girişiminin medya ayağını nasıl oluşturabilir!..
15 Temmuz darbe girişimiyle ilgili olarak "subliminal mesaj verdiği" iddiasıyla gözaltına alınan ve...
  
Ahmet Mümtaz Taylan: Toplumdaki yarılma ve ötekileştirme, 12 Eylül öncesinin karanlık dönemine benziyor
Oyuncu Ahmet Mümtaz Taylan, Türkiye'nin içinde bulunduğu duruma ilişkin olarak, "Ben 12 Eylül darbe...
  
Yusuf Kaplan: Dikkat! Hem 12 Eylül öncesi ortam hem de sosyal ve siyasî kaos isteniyor!
Türkiye, çok yönlü ve büyük bir saldırıyla karşı karşıya. 2017'nin ilk saatlerinde bir eğlence merk...
  
Berlin'de bir TIR, Noel pazarına girdi; 12 kişi hayatını kaybetti
Almanya'nın başkenti Berlin'de dorsesi olan birTIR'ın Noel pazarına girdiği ve insanları altına ala...
  
Mehmet Y. Yılmaz: Erdoğan bildiklerini niye söyleyemiyor, bazı arkadaşlarını koruma kaygısı mı var?
Hürriyet yazarı Mehmet Yakup Yılmaz, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın "Şu an bildiklerimi söyleyemey...
  
Ayşe Böhürler: 12 yılın ardından…
Harran'da okuma yazma kursunda öğrenci olan 15 yaşında bir genç kıza “Hayatta en çok ne yapmayı ist...
  
Görevden alınan Ahmet Türk: 12 Eylül'de başaramadılar, yine başaramayacaklar
Görevden alınarak yerine kayyım atanan Mardin Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Ahmet Türk, bu tür yönt...
  
Altan kardeşlerin avukatı Cinmen: Tutuklu değiller, tutuluyorlar; 12 Eylül'de neyle suçlandığınızı bilirdiniz
15 Temmuz'dan bir gün önce katıldıkları televizyon programında 'Darbe girişimine psikolojik altyap...
  
Yeni KHK ile 1267 akademisyen ihraç edildi
675 sayılı KHK ile binlerce kamu görevlisi ihraç edildi. İhraç edilenler arasında 1267 akademisyen d...
  
Arzu Yılmaz: Musul
Hiç kimse için sürpriz sayılamayacak bir zamanlamayla Musul Operasyonu başladı. Zamanlamanın nedeni ...
  
12 Eylül davası 'zaman aşımı'ndan düştü!
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 12 Eylül askeri darbesinin sorumluları hakkında açılan soruşturmad...
  
İstanbul'da Bylock operasyonu; 125 polis hakkında gözaltı kararı
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen 'FETÖ' soruşturmasında ByLock kullandığı tespit edil...