Fuat Keyman: Bir akil insan (heyeti üyesi) olarak...

9.9.2015 - Bu Yazı 6564 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

Fuat Keyman: Bir akil insan (heyeti üyesi) olarak...

 En başta PKK’ya çağrımdır: Bitirin bu terör eylemlerini, bırakın silahları, bitsin bu patlatılan bombalar, saldırılar, öldürülen insanlar, acıya boğulan aileler.

Bitirin; kızının yanında babasını, eşinin yanında kocasını öldürmeyi. Bitirin; bölge insanları için çalışan doktorları, yoldan geçen gencecik kızları, çocukları öldüren silahları ateşlemeyi, bombaları patlatmayı.

Bırakın şiddeti, bırakın silahı.

Kaç kere görüldü, kaç kere yaşandı; bu savaşın, bu çatışmanın galibi yok, olamaz.

Yine bir gün masaya oturulacak, yine konuşulacak, yine “yeni” sıfatıyla bir dönem başlatılacak, yine siyasete dönülecek.

Olan ölen insanlara oluyor; onların acı çeken ailelerine oluyor.

2011 Haziran seçimleri sonrasında da böyle bir dönem yaşandı. O zamanda çok sayıda insanımız öldü.

Sonra açlık grevleri yapıldı. Ama en sonunda, 2012 Aralık ayında çözüm süreci başlatıldı.

Bugün de aynısı olacak.

Tırmandırılan şiddet bir noktaya gelecek, taşınamaz hale gelecek. Ve siyasete geri dönülecek.

İnsan hayatına değer verin; ölüm bitsin, bırakın silahlarınızı; siyasete dönün.

HDP’yi paralize etmeyin. 7 Haziran seçim sonuçlarının değerini bilin, HDP’nin önünü açın.

Şu gerçek değişmez; hele çözüm sürecinde ve 7 Haziran seçimlerinde ortaya çıkan umutlardan sonra hiç değişmez: Şiddet ile siyasi getiri kazanılamaz; şiddet ile siyasi sonuç alınamaz; Şiddetle kazanan olmaz. Bu savaşın kazananı olmadı, olmayacak.

2013 Mart ayında, Sn. Beşir Atalay’dan Akil İnsanlar Heyeti'nde yer alma teklifini aldığım zaman eşimleydik.

Kısaca konuştuk, ve tereddüt duymadan teklifi kabul ettim.

Tüm risklerine ve yalnış anlaşılmaya açık yanlarına rağmen, insan hayatı için, acıların bitmesi için, Türkiye’nin daha demokratik ve güvenli olması için, ve Kürt sorununa kalıcı çözümün yolunun açılması için, çözüm süreci önemliydi, ve akil insan olarak bu sürece el vermek gerekliydi.

Annemden öğrendiğim, “Yastığa başını koyduğun zaman, bugün ne hayırlı iş yaptım diye sor kendine; hayır yaptıysan huzurlu uyursun” öğretisi nedeniyle akil insan olarak çalışmam gerekliydi.

Ahlaki benlik olarak yapmam gereken bir şeydi.

Siyasi olarak Türkiye’nin, hepimizin yararına olacak bir şeydi.

Elimden geldiğince çalıştım, ilk üç ay çok yoğun olarak.

Hala da bu süreç için çalışmaya, kendimce katkı vermeye devam ediyorum.

Çok yere gittim, çok insanla konuşma, dertleşme fırsatı buldum.

Eğe bölgesi illeri ve ilçelerine gittim.

Van, Hakkari, Diyarbakır, Batman, Siirt, Mardin’e gittim.

Denizli’de ziyaret ettiğimiz şehit evinde, şehit annesinin bizlere bakışı ve duyguları, şehit olan oğlunun odasında yaşadıklarım, çözüm sürecinin ne kadar doğru ve önemli olduğunu gösteriyordu.

Hakkari’de, kolumu tutup, bana, “İki oğlum dağda, bir oğlum askerde, ne olur çalışın, barış hızla gelsin” diyen annenin yüzündeki ifade, çözüm sürecinin ne kadar doğru ve önemli olduğunu bir kere daha gösteriyordu.

Bölgede yaşanan normalleşme, Kürt vatandaşlarımızın yüzlerindeki mutluluk ve huzur, bana, “Evet, doğru olanı yapıyorsun” diyordu.

Hiç bir menfaat gözetmeden çalıştım, çoğumuz çalıştık Akil İnsanlar Heyeti olarak.

Bu süreç içinde, yaşadıklarımı, insanlardan duyduklarımı okurlarımla ve beni dinleyenlerle paylaştım; Önerilerimi ve endişelerimi hükümete anlattım; çoğumuz anlattık.

“Barış için pedal sürekli çevrilmeli, yapılması gerkenler yapılmalı” dedik.

“Çözüm süreci tek ve temel odak olmalı” dedik.

“Herkes için demokratikleşme ve Türkiye demokrasisinin pekişmesi ve derinleşmesi için yapılacak hamleler ve reformlar, çözüm sürecinde başarının anahtarıdır” dedik.

“Hem çözüm süreci, hem başkanlık sistemine geçmek: her ikisini de istemek sürece zarar verir, bugün için önemli olan yeni ve demokratik anayasadır” dedik.

Hükümet, ve muhalefet partileri son kertede söylenenleri dinlemediler, kendi çıkarlarını ve iktidarlarını ön plana aldılar.

Sonunda çözüm süreci durdu, bugün geldiğimiz noktaya geldik.

İkinci çağrım başta Hükümet ve Cumhurbaşkanı olmak üzere tüm siyasi partileredir:

Bırakın artık iktidar mücadelelerini; bırakın artık kendinizin, liderliğinizin, ya da partinizin siyasi gücünüzü arttırmak için çabalamayı; insanımızı, Türkiye’yi düşünün; uzlaşın ve Türkiye’yi yönetin. İnsanımızın güvenliği için, Türkiye’nin yararı için, Türkiye’yi adil ve iyi yönetin.

1 Kasım seçimlerine bu algıyı içeride ve dışarıya karşı yaratarak gidin.

PKK ile HDP’yi ayırarak, HDP’nin sistem içinde bir parti olarak çalışmasının önünü açın.

Son olarak, hepimiz net olarak PKK ve Kürt vatandaşlarımızı ayırmalıyız.  

Sn. Abdullah Gül’ün çok doğru olarak vurguladığı gibi, “Devlet PKK ile savaşıyor, Kürt vatandaşlarımızla değil”.

Sorun PKK, Kürt vatandaşlarımız değil.

Umarım hızla siyasete döneriz, bu çılgınlık dönemi biter.

RADİKAL

Facebook Yorumları

0 0
reklam
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
  
Yaşar Yakış: Gülen'e yakın olmak, AK Parti'de kariyer yapmanın en etkili yollarından biriydi!
"FETÖ'nün siyasi uzantılarına ileride dokunulabileceği kanaatindeyim"...
  
Mete Çubukçu: Yedinci Yılına Girerken Suriye: Kaybedilmiş Bir Savaş!
......
  
Fuat Keyman: Türkiye Trump’ın ‘hızlı başkanlığı’nı fırsata çevirebilir
Sabancı Üniversitesi Uluslararası Çalışmalar Bölümü’nden Prof. Dr. E. Fuat Keyman, Washington ziyare...
  
Barzani: Kürdistan'ın bağımsızlığı bu bölgede bir istikrar alanı yaratır
İtalyan La Stampa gazetesine konuşan Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesud Barzani, Orta D...
  
Kılıçdaroğlu'ndan Uluslararası Basın Heyeti'ne: Hükümet, ciddi bir sivil dikta rejimi uyguluyor
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, uluslarası basın meslek örgütlerini...
  
Prof. Dr. İskender Öksüz: Değerleri olmayan bir toplumla nereye kadar
Alt Akıl: Aptallar ve Diktatörler’ kitabının yazarı Prof. Dr. İskender Öksüz, güven-ahlâk ve demokra...
  
Yusuf Kaplan: Dalga-kıran ve dalga-kuran bir öncü: Erbakan
Hürriyet gazetesi,”Karargâh Rahatsız” başlıklı bir manşet attı!...
  
Fikret Başkaya: 'Şark cephesinde yeni bir şey yok!'
Her darbede Mülkiye'ye saldırdılar, nice değerli hocalarını kürsülerinden söküp aldılar, işlerinden ...
  
Akif Beki: Ertuğrul Özkök'e bir sağduyu geldi ki, tutabilene aşk olsun!
Hürriyet yazarı ve eski Başbakanlık Danışmanı Akif Beki, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı İlnur Çevik'e y...
  
Kurtulmuş: Kararsız önemli bir kitle var, 15 günde
Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş, anayasa değişikliği teklifinin darbe tehdid...
  
Orhan Gazi Ertekin: Erdoğan'ın Mustafa Kemal gibi yeni bir dönem başlatabileceği koşullar yok; iktidar kendini tahrip ediyor
2011’den beri Gülen cemaatinin yargı içindeki örgütlenmesine dikkat çeken Demokrat Yargı Eş Başkanı...
  
"Ya yeni bir yol bulacağız ya yeni bir yol yapacağız" diyen Kartacalı Hannibal, CHP'ye ilham oldu
Referandum öncesi özel radyo ve televizyonlar için YSK ilkelerine uyma şartının kaldırılmasının ard...
  
KHK ile ihraç edilen Prof. Cantek: Akademi bizimle birlikte sokağa yayıldı; bu da onlara dert olsun
7 Şubat gecesi Resmi Gazete'de yayımlanan kanun hükmünde kararnameyle (KHK) Ankara Üniversitesi İle...
  
Doğan Medya Grubu, 'Hayır' diyen bir ekran yüzü ile bir yazarın işine son verdi!
Doğan Medya Grubu, partili cumhurbaşkanlığı sistemini getiren ve ‘tek adam’ yaratacağı gerekçesiyle...
  
Ayşe Böhürler: İslâm tarz-ı siyasetinde yeni bir dönem mi?
Tunus, Arap Baharı sonrası demokratik hedeflerini koruyarak istikrarlı bir yapı kurmayı başaran tek...
  
Ahmet Takan: Hakan Fidan, Katar ziyaretlerinde Gülen cemaatinden bazı isimlerle bir araya geldi, barış görüşmeleri yapılıyor
Ahmet Takan: AKP'de çok önemli isimlerden duymasam kaleme almayı hiç düşünmem...