Fuat Keyman: Bir akil insan (heyeti üyesi) olarak...

9.9.2015 - Bu Yazı 6779 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

Fuat Keyman: Bir akil insan (heyeti üyesi) olarak...

 En başta PKK’ya çağrımdır: Bitirin bu terör eylemlerini, bırakın silahları, bitsin bu patlatılan bombalar, saldırılar, öldürülen insanlar, acıya boğulan aileler.

Bitirin; kızının yanında babasını, eşinin yanında kocasını öldürmeyi. Bitirin; bölge insanları için çalışan doktorları, yoldan geçen gencecik kızları, çocukları öldüren silahları ateşlemeyi, bombaları patlatmayı.

Bırakın şiddeti, bırakın silahı.

Kaç kere görüldü, kaç kere yaşandı; bu savaşın, bu çatışmanın galibi yok, olamaz.

Yine bir gün masaya oturulacak, yine konuşulacak, yine “yeni” sıfatıyla bir dönem başlatılacak, yine siyasete dönülecek.

Olan ölen insanlara oluyor; onların acı çeken ailelerine oluyor.

2011 Haziran seçimleri sonrasında da böyle bir dönem yaşandı. O zamanda çok sayıda insanımız öldü.

Sonra açlık grevleri yapıldı. Ama en sonunda, 2012 Aralık ayında çözüm süreci başlatıldı.

Bugün de aynısı olacak.

Tırmandırılan şiddet bir noktaya gelecek, taşınamaz hale gelecek. Ve siyasete geri dönülecek.

İnsan hayatına değer verin; ölüm bitsin, bırakın silahlarınızı; siyasete dönün.

HDP’yi paralize etmeyin. 7 Haziran seçim sonuçlarının değerini bilin, HDP’nin önünü açın.

Şu gerçek değişmez; hele çözüm sürecinde ve 7 Haziran seçimlerinde ortaya çıkan umutlardan sonra hiç değişmez: Şiddet ile siyasi getiri kazanılamaz; şiddet ile siyasi sonuç alınamaz; Şiddetle kazanan olmaz. Bu savaşın kazananı olmadı, olmayacak.

2013 Mart ayında, Sn. Beşir Atalay’dan Akil İnsanlar Heyeti'nde yer alma teklifini aldığım zaman eşimleydik.

Kısaca konuştuk, ve tereddüt duymadan teklifi kabul ettim.

Tüm risklerine ve yalnış anlaşılmaya açık yanlarına rağmen, insan hayatı için, acıların bitmesi için, Türkiye’nin daha demokratik ve güvenli olması için, ve Kürt sorununa kalıcı çözümün yolunun açılması için, çözüm süreci önemliydi, ve akil insan olarak bu sürece el vermek gerekliydi.

Annemden öğrendiğim, “Yastığa başını koyduğun zaman, bugün ne hayırlı iş yaptım diye sor kendine; hayır yaptıysan huzurlu uyursun” öğretisi nedeniyle akil insan olarak çalışmam gerekliydi.

Ahlaki benlik olarak yapmam gereken bir şeydi.

Siyasi olarak Türkiye’nin, hepimizin yararına olacak bir şeydi.

Elimden geldiğince çalıştım, ilk üç ay çok yoğun olarak.

Hala da bu süreç için çalışmaya, kendimce katkı vermeye devam ediyorum.

Çok yere gittim, çok insanla konuşma, dertleşme fırsatı buldum.

Eğe bölgesi illeri ve ilçelerine gittim.

Van, Hakkari, Diyarbakır, Batman, Siirt, Mardin’e gittim.

Denizli’de ziyaret ettiğimiz şehit evinde, şehit annesinin bizlere bakışı ve duyguları, şehit olan oğlunun odasında yaşadıklarım, çözüm sürecinin ne kadar doğru ve önemli olduğunu gösteriyordu.

Hakkari’de, kolumu tutup, bana, “İki oğlum dağda, bir oğlum askerde, ne olur çalışın, barış hızla gelsin” diyen annenin yüzündeki ifade, çözüm sürecinin ne kadar doğru ve önemli olduğunu bir kere daha gösteriyordu.

Bölgede yaşanan normalleşme, Kürt vatandaşlarımızın yüzlerindeki mutluluk ve huzur, bana, “Evet, doğru olanı yapıyorsun” diyordu.

Hiç bir menfaat gözetmeden çalıştım, çoğumuz çalıştık Akil İnsanlar Heyeti olarak.

Bu süreç içinde, yaşadıklarımı, insanlardan duyduklarımı okurlarımla ve beni dinleyenlerle paylaştım; Önerilerimi ve endişelerimi hükümete anlattım; çoğumuz anlattık.

“Barış için pedal sürekli çevrilmeli, yapılması gerkenler yapılmalı” dedik.

“Çözüm süreci tek ve temel odak olmalı” dedik.

“Herkes için demokratikleşme ve Türkiye demokrasisinin pekişmesi ve derinleşmesi için yapılacak hamleler ve reformlar, çözüm sürecinde başarının anahtarıdır” dedik.

“Hem çözüm süreci, hem başkanlık sistemine geçmek: her ikisini de istemek sürece zarar verir, bugün için önemli olan yeni ve demokratik anayasadır” dedik.

Hükümet, ve muhalefet partileri son kertede söylenenleri dinlemediler, kendi çıkarlarını ve iktidarlarını ön plana aldılar.

Sonunda çözüm süreci durdu, bugün geldiğimiz noktaya geldik.

İkinci çağrım başta Hükümet ve Cumhurbaşkanı olmak üzere tüm siyasi partileredir:

Bırakın artık iktidar mücadelelerini; bırakın artık kendinizin, liderliğinizin, ya da partinizin siyasi gücünüzü arttırmak için çabalamayı; insanımızı, Türkiye’yi düşünün; uzlaşın ve Türkiye’yi yönetin. İnsanımızın güvenliği için, Türkiye’nin yararı için, Türkiye’yi adil ve iyi yönetin.

1 Kasım seçimlerine bu algıyı içeride ve dışarıya karşı yaratarak gidin.

PKK ile HDP’yi ayırarak, HDP’nin sistem içinde bir parti olarak çalışmasının önünü açın.

Son olarak, hepimiz net olarak PKK ve Kürt vatandaşlarımızı ayırmalıyız.  

Sn. Abdullah Gül’ün çok doğru olarak vurguladığı gibi, “Devlet PKK ile savaşıyor, Kürt vatandaşlarımızla değil”.

Sorun PKK, Kürt vatandaşlarımız değil.

Umarım hızla siyasete döneriz, bu çılgınlık dönemi biter.

RADİKAL

Facebook Yorumları

0 0
reklam
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
  
E. Fuat Keyman: Türkiye-Amerika ilişkilerindeki krizi nasıl anlamalıyız?
Amerika: II. Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan dünya düzeninin hâlâ lideri, hegemonik konumdaki tek ...
  
Fuat Keyman: 'Yeni Ortadoğu'ya doğru Türkiye ne yapmalı?
Sabancı Üniversitesi Öğretim Üyesi ve İstanbul Politikalar Merkezi Direktörü Prof. Dr. E. Fuat Keyma...
  
Fuat Keyman: Etnik ve seküler aktör olarak Kürtler: 'Yeni Ortadoğu'ya doğru
Sabancı Üniversitesi Öğretim Üyesi ve İstanbul Politikalar Merkezi Direktörü Prof. Dr. E. Fuat Keyma...
  
Mücahit Bilici’yle Söyleşi: "İstibdad her zaman riyakârlığı milli bir spor haline getiriyor”
Mücahit Bilici'yle, İslâmda Savaş Bitmiştir kitabı (Avesta Yayınları, 2017) üzerine söyleşi... ...
  
Ertuğrul Günay: Adalet Yürüyüşü ve mitingi üstüne bir değerlendirme yazısı
Türkiye'de muhalefetin, özellikle de ana muhalefetin sorunu derinde bir yerde iktidarın retoriğinin ...
  
OHAL'in bir yıllık bilançosu
Ne zaman sonuçlanacağı belirsizliğini koruyan OHAL sürecinde 29 kişi gözaltında hayatını kaybetti, b...
  
Mustafa Erdoğan: Adalet duygusunu yitirmiş bir toplum iflah olur mu?
Bu sayfada 29 Mart tarihinde çıkan yazımda adaleti toplumsal-siyasal bir erdem olan yanıyla ele alar...
  
Prof. Dr. İskender Öksüz: Din, millî birliğe yardımcıdır ama onun yerini alamaz
‘Millet ve Milliyetçilik’ kitabının yazarı Prof. Dr. İskender Öksüz, milliyetçilik, millet ve toplu...
  
Solda Yenilenme Deneyimi: TİP-TKP BİRLİĞİ
YENİ KİTABIM:...
  
Aster İş Üyeleri, Panelde ve yemekte bir araya geldi
Bir dönem Gölcük’te askeri iş yerlerinde örgütlü olan, 12 Eylül 1980 darbesiyle kapatılan DİSK’e bağ...
  
Aster İş Üyeleri, Panelde bir araya gelecek
Bir dönem Gölcük’te askeri iş yerlerinde örgütlü olan, 12 Eylül 1980 darbesiyle kapatılan DİSK’e bağ...
  
KONDA’nın raporunda ‘geçersiz oy’ kuşkusu: Açıklayamadığımız bir durum var
Türkiye’nin saygın kamuoyu araştırması kurumu KONDA’nın yüzde 48.59’luk ‘Hayır’ oyuna karşılık yüzde...
  
Prof. Dr. E. Fuat Keyman: Post-referandum Türkiye’si ve Kürtlerin dördüncü kez uzattığı el
Sabancı Üniversitesi Uluslararası Çalışmalar Bölümü Öğretim Üyesi ve İstanbul Politikalar Merkezi D...
  
Kılıçdaroğlu: 'Hayır'cılar bir demokrasi zaferi yazdı
xc...
  
Oral Çalışlar: Seçmenden AK Parti'ye ağır bir sarı kart
5 büyük ilde kaybetti...
  
Etyen Mahçupyan: Yönetilmesi çok zor bir Türkiye’ye doğru gidiyoruz
"Oyunun kurallarını değiştiriyoruz ve toplumun yarısı bu kurallarla oynamak istemiyor"...