Fuat Keyman: Bir akil insan (heyeti üyesi) olarak...

9.9.2015 - Bu Yazı 6394 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

Fuat Keyman: Bir akil insan (heyeti üyesi) olarak...

 En başta PKK’ya çağrımdır: Bitirin bu terör eylemlerini, bırakın silahları, bitsin bu patlatılan bombalar, saldırılar, öldürülen insanlar, acıya boğulan aileler.

Bitirin; kızının yanında babasını, eşinin yanında kocasını öldürmeyi. Bitirin; bölge insanları için çalışan doktorları, yoldan geçen gencecik kızları, çocukları öldüren silahları ateşlemeyi, bombaları patlatmayı.

Bırakın şiddeti, bırakın silahı.

Kaç kere görüldü, kaç kere yaşandı; bu savaşın, bu çatışmanın galibi yok, olamaz.

Yine bir gün masaya oturulacak, yine konuşulacak, yine “yeni” sıfatıyla bir dönem başlatılacak, yine siyasete dönülecek.

Olan ölen insanlara oluyor; onların acı çeken ailelerine oluyor.

2011 Haziran seçimleri sonrasında da böyle bir dönem yaşandı. O zamanda çok sayıda insanımız öldü.

Sonra açlık grevleri yapıldı. Ama en sonunda, 2012 Aralık ayında çözüm süreci başlatıldı.

Bugün de aynısı olacak.

Tırmandırılan şiddet bir noktaya gelecek, taşınamaz hale gelecek. Ve siyasete geri dönülecek.

İnsan hayatına değer verin; ölüm bitsin, bırakın silahlarınızı; siyasete dönün.

HDP’yi paralize etmeyin. 7 Haziran seçim sonuçlarının değerini bilin, HDP’nin önünü açın.

Şu gerçek değişmez; hele çözüm sürecinde ve 7 Haziran seçimlerinde ortaya çıkan umutlardan sonra hiç değişmez: Şiddet ile siyasi getiri kazanılamaz; şiddet ile siyasi sonuç alınamaz; Şiddetle kazanan olmaz. Bu savaşın kazananı olmadı, olmayacak.

2013 Mart ayında, Sn. Beşir Atalay’dan Akil İnsanlar Heyeti'nde yer alma teklifini aldığım zaman eşimleydik.

Kısaca konuştuk, ve tereddüt duymadan teklifi kabul ettim.

Tüm risklerine ve yalnış anlaşılmaya açık yanlarına rağmen, insan hayatı için, acıların bitmesi için, Türkiye’nin daha demokratik ve güvenli olması için, ve Kürt sorununa kalıcı çözümün yolunun açılması için, çözüm süreci önemliydi, ve akil insan olarak bu sürece el vermek gerekliydi.

Annemden öğrendiğim, “Yastığa başını koyduğun zaman, bugün ne hayırlı iş yaptım diye sor kendine; hayır yaptıysan huzurlu uyursun” öğretisi nedeniyle akil insan olarak çalışmam gerekliydi.

Ahlaki benlik olarak yapmam gereken bir şeydi.

Siyasi olarak Türkiye’nin, hepimizin yararına olacak bir şeydi.

Elimden geldiğince çalıştım, ilk üç ay çok yoğun olarak.

Hala da bu süreç için çalışmaya, kendimce katkı vermeye devam ediyorum.

Çok yere gittim, çok insanla konuşma, dertleşme fırsatı buldum.

Eğe bölgesi illeri ve ilçelerine gittim.

Van, Hakkari, Diyarbakır, Batman, Siirt, Mardin’e gittim.

Denizli’de ziyaret ettiğimiz şehit evinde, şehit annesinin bizlere bakışı ve duyguları, şehit olan oğlunun odasında yaşadıklarım, çözüm sürecinin ne kadar doğru ve önemli olduğunu gösteriyordu.

Hakkari’de, kolumu tutup, bana, “İki oğlum dağda, bir oğlum askerde, ne olur çalışın, barış hızla gelsin” diyen annenin yüzündeki ifade, çözüm sürecinin ne kadar doğru ve önemli olduğunu bir kere daha gösteriyordu.

Bölgede yaşanan normalleşme, Kürt vatandaşlarımızın yüzlerindeki mutluluk ve huzur, bana, “Evet, doğru olanı yapıyorsun” diyordu.

Hiç bir menfaat gözetmeden çalıştım, çoğumuz çalıştık Akil İnsanlar Heyeti olarak.

Bu süreç içinde, yaşadıklarımı, insanlardan duyduklarımı okurlarımla ve beni dinleyenlerle paylaştım; Önerilerimi ve endişelerimi hükümete anlattım; çoğumuz anlattık.

“Barış için pedal sürekli çevrilmeli, yapılması gerkenler yapılmalı” dedik.

“Çözüm süreci tek ve temel odak olmalı” dedik.

“Herkes için demokratikleşme ve Türkiye demokrasisinin pekişmesi ve derinleşmesi için yapılacak hamleler ve reformlar, çözüm sürecinde başarının anahtarıdır” dedik.

“Hem çözüm süreci, hem başkanlık sistemine geçmek: her ikisini de istemek sürece zarar verir, bugün için önemli olan yeni ve demokratik anayasadır” dedik.

Hükümet, ve muhalefet partileri son kertede söylenenleri dinlemediler, kendi çıkarlarını ve iktidarlarını ön plana aldılar.

Sonunda çözüm süreci durdu, bugün geldiğimiz noktaya geldik.

İkinci çağrım başta Hükümet ve Cumhurbaşkanı olmak üzere tüm siyasi partileredir:

Bırakın artık iktidar mücadelelerini; bırakın artık kendinizin, liderliğinizin, ya da partinizin siyasi gücünüzü arttırmak için çabalamayı; insanımızı, Türkiye’yi düşünün; uzlaşın ve Türkiye’yi yönetin. İnsanımızın güvenliği için, Türkiye’nin yararı için, Türkiye’yi adil ve iyi yönetin.

1 Kasım seçimlerine bu algıyı içeride ve dışarıya karşı yaratarak gidin.

PKK ile HDP’yi ayırarak, HDP’nin sistem içinde bir parti olarak çalışmasının önünü açın.

Son olarak, hepimiz net olarak PKK ve Kürt vatandaşlarımızı ayırmalıyız.  

Sn. Abdullah Gül’ün çok doğru olarak vurguladığı gibi, “Devlet PKK ile savaşıyor, Kürt vatandaşlarımızla değil”.

Sorun PKK, Kürt vatandaşlarımız değil.

Umarım hızla siyasete döneriz, bu çılgınlık dönemi biter.

RADİKAL

Facebook Yorumları

0 0
reklam
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
  
Mehmet Taş: Demokrasi için solun birliği
MHP’nin katılımıyla sağ, AKP’nin şemsiyesi altında bir araya geldi. Tüm sağ, blok halinde sola karş...
  
Mesud Barzani: Bağımsız Kürdistan artık bir hayal değil, gerçek; bu amaca ulaşmak için her şeyi yapacağız
Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesud Barzani, "Bağımsız bir Kürdistan artık bir hayal veya...
  
Yaprak Zihnioğlu: Bu kumaştan, demokrasiye bir elbise biçilemiyor
Güvenlik ve özgürlük, her zaman mı karşıtlık ve birinden birini seçme zorunluluğu olarak yaşanacak? ...
  
'FETÖ'den tutuklu savcı: Cemaate tahsis ettiği evde Suat Kılıç'la birlikte kaldık; Gülen'in vaazlarını dinlerdik
Denizli savcısıyken 'FETÖ'den tutuklanan F.B., hukuk fakültesi 4. sınıfta okurken, eski Bakan Suat ...
  
Adil Zozani: Başkanlık teklifi tartışmalarına farklı bir bakış
Türkiye’de sistem değişikliği ile iktidar değişikliği aynı potada eritilmektedir. AK Parti iktidarı...
  
Tanıl Bora: AKP-MHP işbirliği, MHP'nin AKP içinde yutulma riskini içeriyor
Birikim Dergisi Yayın Koordinatörü, yazar Tanıl Bora, yeni çıkan kitabında tek adam ve kişi kültü e...
  
CHP'den hodri meydan: Bir rejim değişikliğine kalkışmaktansa erken seçim teklifine 'evet' diyoruz
CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin erken seçim imasından sonra ...
  
Erdoğan: Elinde silahı olan teröristle; doları, avrosu, faizi olan terörist arasında hiçbir fark yok!
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan dolar/TL paritesinin 4'e dayandığı ekonomik durumla ilgili olarak "Eko...
  
TBMM'de anayasa değişikliği teklifinin birinci maddesi 347, ikinci maddesi 343 oyla kabul edildi
316 AKP milletvekilinin imzasıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığı'na sunulan ve part...
  
Barolar Birliği madde madde anlattı; anayasa teklifi neyi değiştiriyor?
AKP ile MHP'nin partili cumhurbaşkanlığı sistemine geçişi esas alan anayasa değişikliği teklifinin T...
  
"3.70 = Türkiye hukuk dışı ve demokratik olmayan, denetimsiz bir patikayı kaldırmıyor demek"
Hürriyet gazetesi ekonomi yazarı Uğur Gürses, Türk lirasının dolar karşısında tarihinin en yüksek d...
  
Ümit Özdağ: Tek adam rejimi kuracak bir değişikliğin önünü açıyor; tarih Bahçeli’yi affetmeyecek
MHP’den ihraç edilen Ümit Özdağ, “Bahçeli, korumakla ilgili yemin etmiş olduğu anayasayı korumak ye...
  
AKP’de vekiller birbirine 'zimmetleniyor'
TBMM Genel Kurulu’nda yarın başlayacak partili cumhurbaşkanlığı anayasa mesaisi öncesinde iktidar ve...
  
Başbakan Yıldırım Barzani ile görüştü: PKK'nın Şengal'de yuvalanması asla kabul edeceğimiz bir şey değil
Bağdat'taki temaslarının ardından Erbil'e geçen Başbakan Binali Yıldırım, Irak Kürdistan Bölgesel Yö...
  
'İdam cezası gibi ilkel bir uygulama'
12 Eylül döneminde vatandaşlıktan çıkarılan sanatçı Şanar Yurdatapan, "Bu ilkel sistemi yeniden geti...
  
Kılıçdaroğlu: Havuz medyasının PKK'dan hiçbir farkı yok
"Kafalarının içinde beyin yok. Saldırmazsanız namertsiniz"...


EN ÇOK OKUNANLAR