Ayşe Böhürler: Nargile kafelerden tesettür defilesi ayarı

2.5.2015 - Bu Yazı 2813 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

Ayşe Böhürler: Nargile kafelerden tesettür defilesi ayarı

 Başörtülü oluş sebeplerimiz de başörtüsüne bakışımız da çok farklı olduğu için olsa gerek böyle defilelere yaklaşımım hep negatif oldu. Sadece ben değil birçok aydın kadın bu meseleyi İslam'ın felsefesiyle uzlaşmayan bir eylem olarak görüp uzak durdu. Bu konuda yazılarımız ortada. Bu konuya has fikrimi merak edenler Diyanet Dergisi Kasım 2014 sayısındaki “Dindarlaşıyoruz Derken Uzlaşmaz Çelişkilerimiz” başlıklı yazıma bakabilirler. 


Amma velakin geçenlerde “Tarz-ı Bahar Tesettür Defilesi” vesilesiyle muhafazakar kesimden genç erkeklerin kınayıcı sosyal medya mesajlarını görünce, meseleye farklı bir bakış açısından bakmak istedim.
Adına ne dersek diyelim “İslami olandan uzaklaşma/dünyevileşme” topyekûn yaşanan bir şey. Sadece kadınlara odaklanarak bu değişimi söz konusu edip hayıflanmak ise büyük haksızlık olur. Kimliklerimizin inşa sürecindeki çevresel koşullar kadın-erkek herkesi kuşatıyor. Ayrıca “İslam” düşüncesinin daha serbest ortamlarda ifade edilebilmesi, görüntüde muhafazakarlaşmanın artması, bu gidişe mani değil. Tam tersine algı ilizyonuna sebep oluyor. 

Bu çerçevede İslami kesimin erkeklerinin kendilerini değişimin dışında tutup, sadece kadınların değişimini kınayan sözleri, tek taraflı ve tahakküm edici bir anlayışı sergiliyor. Geçmişte de bunun örnekleri çok yaşandı. Erkeklerin dünyevileşmesi her zaman normal görülür, bu durumla onları yüzleştirmek de her zaman büyük suç kabul edilirdi. Şimdi de durum farklı değil. Nargile kafelerden, Tarzı-ı Bahar defilesi yapan kızlara ayar vermeye kalkan dindar erkekler kendilerine ayna tutmak yerine kadınlar üzerinden bir baskı dili kurmaya çalışıyorlar. Lüks “İslami?” mekanların süslü tesettürlü kızları, çantaları, arabaları, giyim kuşamları, makyajlarıyla eleştirilirken buraların müdavimi erkekler bahis konusu dahi edilmiyor. Erkeklerle aynı iklim ve ortamın içinde yetişen kadınlar görünmeyi seven bir dini hayat tarzıyla meşgulken “muhafazakar” erkekler de tekke hayatı sürüp “Hu” çekmiyorlar! 

Onların gösteriş enstrümanları elbette çok farklı. Ayrıca tesettür defilelerinin mucitleri ve teşvik edicileri yani toplumdaki muteber bir temayı piyasa koşullarında kâra dönüştürmek isteyenler daha çok erkek yatırımcılar değil mi? Bu alanda kaç girişimci kadın var bilmiyorum ama sayılarının az olduğunu düşünüyorum. 
Meseleye başka bir yerden, arz-talep açısından da bakmak gerekiyor. Muhafazakar erkeklerin eşlerinden beklentilerinin de ibadet nizamıyla ve din dairesiyle sınırlı olmadığı ortada. Bizzat estetik beklenti ve dayatmasıyla eşlerini değişime zorlayan erkekler çok uzağımızda değil. 

Nargile kafelerden tesettür ayarı, şaka dahi olsa tesettür defilelerini basma tehdidi, bir zihniyet aynası olarak önem taşıyor. 
Diğer taraftan, eğitim ve kariyerleriyle, yabancı lisan vukûfiyetleriyle, instagram hesaplarındaki görünümleriyle bizden çok farklı olan yeni jenerasyon başörtülü genç hanımların bu olaylara tepkilerini de merak ediyorum. 
Ancak sözüm yine de erkeklere!

İSYAN AHLAKI 

Konu başlığını okuyunca hemen Gezi ya da 1 Mayıs eylemleri falan gibi konularla bağ kuracağımı zannetmeyin. Bir Türk mütefekkiri Nurettin Topçu'dan; İslam'ın uysallık ve anarşizmi reddeden ahlak prensibi üzerine Sorbonne Üniversitesi'nde yaptığı doktora tezinden söz edeceğim. O yıllarda (1934) soyadı kanunu çıkmadığı için Nureddin Ahmet imzasıyla yayınlanan bu tez daha sonraki yıllarda “İsyan Ahlakı” ismiyle çevrilmiş. “Biz hem uysallığa hem de anarşizme karşıyız. Toplum gerçeğinin her şey olduğu anlayışına karşı olduğumuz kadar bencil ve katı ferdiyetçiliğin de karşısındayız. Sadece bütün iradeleri belirleyen bir irade karşısındaki uysallığı kabul ediyoruz. Toplumun değil merhametin ve isyanın esiri olan bir ideal sahibi olmalıyız”, “Felsefe olmazsa Büyük Kitabı hakkıyla anlayamazsınız, sadece ezberlersiniz. Kur'an Allah'ın kitabı, felsefe ise bizim onu anlayacak olan şahsiyetimizin örgüsüdür” diyen Nurettin Topçu'yu bugünkü nesiller ne kadar biliyor tartışılır. 

Topçu, Cumhuriyetin ilk yıllarında Sorbonne'da doktora yapan ilk Türk olarak tarihe geçer. Ancak felsefe alanındaki akademik başarısına rağmen kendisine Türk üniversitelerinde yer verilmez. Hayatını liselerde felsefe dersi vererek sürdürür. (Nureddin Topçu'nun felsefe dersine girenlerin anıları derlenebilseydi keşke!) Hareket dergisini çıkarır. Bugün kitaplaştırılan birçok yazı oradan derlenmiş durumda. İnsanlığın selametini, İslam'ın ahlak boyutunun ön planda tutulmasında bulan Topçu, İslam dünyasında çöküşün sebebini de Kur'an'ın özü olan Ahlak'ın kaybedilmesinde bulur.
Gençlik yıllarımda Nureddin Topçu'yu okumuştum. Ancak uzun süredir kitaplarına bakmadığımı bir vesileyle fark ettim. Geçen hafta Dergah yayınlarından çıkan “İsyan Ahlakı” başta olmak üzere külliyatını yeni baskılarıyla edindim ve masadaki kitaplarımın arasına kattım. 

Tüm bunları hatırlamama vesile olansa Topçu'nun yeğeni olan Tuncer Enginertan'ın vefatı oldu. Bir hafta önce cenazesinde karşılaştığımız yakın dostu Ezel Everdi, dayısı Nureddin Topçu'yu en iyi anlayan ve anlatan kişinin o olduğunu söylüyordu. Hayatını ahlak ve erdemlilik üzerine şekillendiren ve kendisini tanıyan çevrelerde entelektüel birikimi ve saygınlığıyla tanınan Tuncer Enginertan'ı hayatının son günlerinde tanıdım. Kendisine Allah'tan rahmet ve yakınlarına sabır diliyorum. Umut ederim fikir mirası sonraki nesillerde de korunur ve devam ettirilir. 

YENİ ŞAFAK

Facebook Yorumları

0 0
reklam
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
  
"Ayşe Teyze"ler unutmayacak; Prof. Dr. Güngör Uras hayatını kaybetti
...
  
Cumhurbaşkanlığı Uluslararası İlişkiler Başkanı Ayşe Sözen Usluer: ABD Münbiç’te geri adım atacak
Münbiç’e girerseniz ABD askerleriyle karşılaşırsınız gibi bir tehdide göre hareket edecek bir ülke d...
  
Ayşe Bilge Dicleli Hayatını Kaybetti
Türkiye komünist ve kadın hareketi militanlarından Ayşe Bilge Dicleli yaşama gözlerini yumdu....
  
Ayşe Böhürler: “Dünyanın iyiliği için Türkiye”
Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcı yukarıdaki cümleyi 3. Milli Kültür Şurası'nın içeriğini en iyi if...
  
Ayşe Böhürler: Anayasa toplantısı
Beyoğlu Belediyesi ev sahipliğinde yapılan “Beyoğlu Sohbetleri”salı günü Anayasa değişikliğini kon...
  
Ayşe Böhürler: İslâm tarz-ı siyasetinde yeni bir dönem mi?
Tunus, Arap Baharı sonrası demokratik hedeflerini koruyarak istikrarlı bir yapı kurmayı başaran tek...
  
Ayşe Böhürler: Amerika’nın ilk Cizvit başkanı ve paleoconlar
Trump'ın temsil ettiği hareket ve arkasındaki düşünceyi yadırgayarak izliyoruz. “Yönü ne olacak” bi...
  
Ayşe Böhürler: Müslümanlığımızla yüzleşme
Evetçiler, hayırcılar ve kendi içlerindeki kavgaya ilişkin bir not düşmek isterim. “Evet”çilerin iç...
  
Ayşe Böhürler: İslamcılığın iflası mı?
"İslamcılık” meselesine nereden ve nasıl bakılacağına dair bizzat hareketin içindeki kişiler bile or...
  
Ayşe Böhürler: Lütfen ciddiyet
"Anayasa değişikliği” (demek isterdim) ancak eskisini koruyarak yapılan yeni düzenleme üzerine TBMM...
  
Ayşe Böhürler: Diyanet’ten ne beklenir…
Reina saldırısı gerçekleştiği anda sosyal medya ajanları devreye girdi....
  
Ayşe Böhürler: Parasız yatılı
"...Kefil mal mülk isterlerse ben derim ki ne gerek? Benim kızım kalmaz sınıfta, Devlet masrafına z...
  
Ayşe Böhürler: Nazizm geri mi geliyor?
Birleşik Avrupa fikrini ilk dillendiren Fransa kralı Henri Navarre'dir....
  
Ayşe Böhürler: 12 yılın ardından…
Harran'da okuma yazma kursunda öğrenci olan 15 yaşında bir genç kıza “Hayatta en çok ne yapmayı ist...
  
Ayşe Böhürler: Bu cadde çıkmaz sokak!
“Durun kalabalıklar! Bu cadde çıkmaz sokak! Haykırsam kollarımı makas gibi açarak…”...
  
Ayşe Böhürler: Yaşamdan tecrit edilmenin sonuçları
Bizim neslimiz 12 Mart ve 12 Eylül dönemi işkencelerinin insan hayatı üzerindeki tahribatlarını biz...