Hakan TAHMAZ

basnews.com



Bookmark and Share

Çözümün, barışın zeminini güçlendirmek


13.5.2017 - Bu Yazı 617 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Anayasa değişikliğinin Kürd seçmenden beklenenin ötesinde “evet” oyu alarak yürürlüğe girmesi, bazı çevrelerde iki yıldır izlenen Kürd politikasının revize edilmesi beklentisine yol açtı. Güvenlik eksenli politikanın yumuşatılması, diyaloga kapı aralanması ve barış/çözüm sürecinin gelişme ihtimalleri üzerinde duruluyor.

Siyasi iktidarın ve tarafların yeniden barış sürecine dönmeye hazır olup olmadıkları ya da buna istekli olup olmadıkları ayrı bir tartışma konusu. Ancak Kürd Meselesi nihayetinde müzakereyle çözüme kavuşturulacaksa taraflardan önce, yeni bir barış sürecine sivil toplum örgütleri hazır mı veya ne derece hazır sorusu da büyük önem arz ediyor.

Uluslararası tecrübelerden biliyoruz ki, çatışma çözümleri/barış, salt taraflar arasında merkezi düzeyde yapılan müzakereyle tamamlanabilecek süreçler değildir. Taraflar arasındaki merkezi müzakerelere paralel, onu besleyen ve daha farklı, belki de alt alt düzeyde, yatay bir biçimde konusunda uzmanlaşmış ve kurumsallaşmış sivil toplum örgütlerinin çalışmaları/müzakereleri gerekir. Dünyada tek başına siyasi aktörlerle yapılan merkezi/tepedeki görüşmelerle/müzakerelerle başarıya ulaşmış çatışma çözümü örneği yoktur.

Uluslararası arenada sivil toplum örgütlerinin barış süreçlerinde yedi önemli işlevi olduğu kabul edilir. Bunları, 1- Vatandaşların korunması 2-İzleme ve hesap verebilirlik 3- Savunuculuk ve kamu iletişimi 4-Sosyalleşme ve barış kültürü   5-Çatışmaya duyarlı toplumsal birliktelik 6-Arabuluculuk ve kolaylaştırıcılık 7- Hizmet sağlamak olarak ifade etmek mümkün.

Bu işlevlik kriterlerine göre son on yılda gündeme gelen “Demokratik Açılım”, “Milli Birlik, Kardeşlik Projesi”, “Oslo Süreci” ve son olarak içinden geçtiğimiz “Çözüm Süreci” olarak adlandırılan dönem dahil tüm deneyimlerde, oldukça etkisiz ve cılız sivil toplum faaliyetlerinden/katkılarından söz edilebilir.

Türkiye siyasetinin eksenini belirleme kapasitesine sahip Kürd Meselesi’nde, barış çabaları Ortadoğu’nun alt üst olduğu bugünkü süreçte sivil toplum kurumlarının, bu 7 işlev doğrultusunda çalışma yürütebilir kapasiteye ulaşılmaları hayati önem arz etmektedir.

Artık “masayı kim devirdi?”, “hata kimde?” ya da “sürecin tasarımında mı yanlışlık vardı?” gibi bir dizi soru etrafında süren tartışmaları aşmak durumundayız. İki buçuk yıldır, bunlara benzer soruları ya da Kobanê’de/Suriye’de yaşananların süreç üzerinde ne düzeyde etkisi olduğu problemlerini tartışıyoruz. Ama bu süreçte sivil toplum kurumlarının rolünü, neredeyse hiç konuşmadık/ tartışmadık.

Bugün dönüp geriye baktığımızda çözüm süreciyle birlikte ne kadar kıymetli bir fırsatın ve bu fırsatın yarattığı potansiyellerin avucumuzun içinden kayıp gittiğini daha iyi gözlemleyebiliyoruz. Bu gözlemin açığa çıkarttığı en önemli sonuçlardan birisi süreçte sivil toplum örgütlerinin ciddi eksiklerinin olduğudur.

Türkiye’de sivil toplum örgütlerinin barışın inşası ve çatışma çözümleri konularında çok fazla birikime, yeterli bilgiye ve donanıma sahip olmadığı çözüm sürecinde açığa çıktı. Zayıf, etkisiz, toplum nezdinde kredibiltesi tükenmeye yüz tutmuş sivil toplum örgütleri gerçeği ile yüz yüzeye gelindi.

Her şeyden önce uluslararası deneyimlerden hareketle sivil toplum örgütlerinin işlevli olabilmesi için çözüm süreçlerinde sivil toplum kurumlarının işlevleri belirlenir, çalışmaları yasal güvenceye kavuşturulur. Bir anlamda yasal statüye kavuşturulur. İki buçuk yıl bir kez dahi uygulanmamış çözüm yasası olarak tanımlanan (6551 sayılı kanun) yasada dahi sivil toplum kurumlarına yer verilmemiş, çalışmalar devlet kurumlarıyla sınırlı bir alana hapsedilmiştir.

Türkiye’de sivil toplum örgütü neye denir, nasıl çalışır, kapsamı nedir gibi sorular enine boyuna tartışılmış ve açığa kavuşturulabilmiş konular değil. Türkiye’de sivil alan siyasi aktörler ve esas olarak da devlet tarafından kapatılmış durumda. Siyasi aktörler, sivil toplum kurumlarını sonuna kadar kendi etki alanında tutmayı, kendi perspektifine paralel çalışmalar yürütmesini sağlamaya dönük baskı uygularlar. Sivil toplum örgütlerinin bağımsız olmalarına izin vermek istemezler.

Siyaset kurumu gri alandan hoşlanmaz. Sivil toplum örgütleri ise gri alanda var olabilirler, etkili olabilirler. Bu hiçbir biçimde tarafsızlıkla tanımlanabilecek kadar basit bir durum değildir. Ama “taraftar” olmamak gibi bir netliği gerektirir. Bu, evrensel değerler ekseninde taraf olmak ama “taraftar” olmamaktır. Evrensel değerlerle, toplumsal kültürel değerlerin buluşma noktaları sivil alanı oluşur. Bu alan güçlendiği ölçüde barışın imkânı gelişir, çatışmanın sonlandırılmasına yaklaşılır. Bu açıdan hak temelli, özgürlüklerin tarafı olmak ile “taraftar” olmayı karıştırmamak gerekir.

Sivil toplum örgütlerinin bir başka önemli zayıf noktası veya konusunu objektif olup olamama sorunu oluşturur.  Değerler sistemine sahip olmadan yürütülen faaliyet doğal olarak “taraftarlık” konumuna sürükler ve nesnellikten uzaklaştırır. Barış çalışması, evrensel değerlere amasız/fakatsız sahip çıkmayı emreder. Örneğin evrensel en kutsal değer olan yaşam hakkı konusunda ama veya fakat ile kurulan her cümle barış çalışmasını zedeler ve sarsar. Aynı biçimde İnsan Hakları Beyannamesi’nde ifade edilen bireyin temel insan haklarını korumaya dönük çabaya/direnme hakkına mesafeli duruş da tartışmalıdır.  

Sivil toplum kurumlarının, müzakere süreçlerinde toplumsal güveni artırıcı, siyasal tarafları teşvik edici, uyarıcı, ikna etmeye dönük çalışma yapabilmeleri barış dilinin yaygınlaşmasına paralel olarak başarılabilir. Bu nedenle de çözüm süreçlerinde silahsızlanma, dilin ve sivil toplum örgütlerinin silahsızlandırılmasıyla birlikte ilerler.  

Son olarak sivil toplum kurumları çözüm süreçlerinde belirleyici aktör değillerdir, çözüm süreçlerinin toplumsal güvenlik kurumları olarak görülmelidirler. Onları kıymetli kılan bu işlevleridir. Tarafları sürekli masaya, müzakereye davet eden yaklaşım sahibi olan çalışmalarla, toplumda barış talebinin güçlü hale gelmesini, tarafları bu konuda zorlayarak barış sürecinin terk edilmemesini sağlarlar. Bu türden çalışmalarla, taraflar arasındaki krizlerin aşılmasını kolaylaştırıcı bir işlevi vardır sivil toplum örgütlerinin.

Özetle Türkiye’nin yeniden barış sürecine dönmesi, siyasi aktörlerden bağımsız olarak, sivil toplum örgütlerinin donanımlarını geliştirmelerinden ve çalışmalarını yoğunlaştırmalarından, farklı alanlarda uzmanlaşmalarını, kurumsallaşmalarını güçlendirmelerinden geçiyor. Bu noktaya uzak olduğumuz çok açık değil mi?

Hakan Tahmaz

htahmaz@imp-news.com

(IMP News)

Facebook Yorumları

reklam
30.04.2019
Yerel seçimler ve sonrası
15.4.2019
Sayım çıkmazı ve ayrımcılık
17.2.2019
İYİ Parti’nin peşinden sürüklenmek
21.1.2019
Parlamentoyu savunmak
2.11.2018
Cumhur İttifakı: Mecburi koalisyona devam
20.10.2018
Gizli tanık yargısı
25.9.2018
Yeni sisteme muhalefet
12.9.2018
Üçlü Tahran zirvesi
2.9.2018
Galatasaray Meydanı ve siyasal İslamcılar
23.8.2018
ABD’den sonra Suriye krizi de alevlenebilir
10.8.2018
Suriye ve Kürtler
4.8.2018
eni rejim, meşruiyet, hak ve özgürlükler
28.7.2018
Yeni rejim, meşruiyet, hak ve özgürlükler
24.7.2018
Seçim sonrası Türkiye
28.6.2018
Seçimler, Türk milliyetçiliği ve otoriterizm
24.6.2018
Kötü insanlar ittifakının panzehiri HDP/Demirtaş
9.6.2018
Darbe ve muhalefet cephesi
1.6.2018
CHP’nin cesur çıkışının gerekleri
26.5.2018
Seçimler ve barışın araçsallaştırılması
19.5.2018
Normalleşme, HDP ve Demirtaş
12.5.2018
Sevgili Celalettin, bu kez T A M A M
1.5.2018
24 Haziran seçimleri: Pirus zaferi
20.4.2018
Zor seçim ve zorlaşan günler
14.4.2018
Muhbir, itirafçı ve “elin kiri”
7.4.2018
Afrin yeni bir fay hattı
28.3.2018
Afrin ve sonrası hâlimiz
14.1.2018
CHP, HDP ve muhafazakâr otoriter cumhuriyete doğru
4.1.2018
2019’da korkulanın olmaması için
15.12.2017
Filistin çıkmazı haydut devlet
2.12.2017
ABD’deki dava sizin meseleniz
30.10.2017
smanlıyı ve bugünü, Girit tarihinden bakarak anlamak
23.10.2017
Osman Kavala
26.6.2017
Referandum gerçekçiliği
19.6.2017
Krizi fırsata dönüştürmek
11.6.2017
Ortadoğu’da yalnızlaşan Türkiye
29.5.2017
Yeni siyaset ve sivil toplum
13.5.2017
Çözümün, barışın zeminini güçlendirmek
4.5.2017
Savaşta yeni cephe
25.4.2017
Kürdler mi şaşırttı, şaşkınlık mı?
19.4.2017
Referandumun gösterdiği
15.4.2017
'Referandum, ölüme yatmak'
8.4.2017
Kerkük: keskin bıçak
3.4.2017
Sonucu algı operasyonu belirleyecek
25.3.2017
Newroz ve Dolmabahçe
19.3.2017
Newroz ve Dolmabahçe
14.3.2017
Barış ve özgürlükler için 'Hayır'
4.3.2017
HDP'nin HAYIR'ı
20.2.2017
Referandum, Kürdler, ‘biz’
11.2.2017
AKP geri dönülmesi zor yolda
9.2.2017
Barış Ne Zaman
5.2.2017
Tek yetkili Beştepe’ye doğru
28.1.2017
Kırmızı çizgilerin sonu
22.1.2017
Astana toplantısı ve barış
20.1.2017
ABD karşıtlığı rejimi dizaynın bir parçası
8.1.2017
Pesimizm, bıkkınlık ve alışmayacağız
2.1.2017
2017'de Kürd Meseles
25.12.2016
13. İnsan Hakları Hareketi Konferansı
20.12.2016
Öfke ve kin siyaseti
4.12.2016
Tasfiyeler çöküştür
15.11.2016
Trump ve Kürdler
7.11.2016
Sona doğru
1.11.2016
Gültan Kışanak ve Fırat Anlı
24.10.2016
Musul ve Türklük halleri
17.10.2016
Sivil alanda savaş, başkanlık
11.10.2016
Güvenliği tehdit eden siyaset
3.10.2016
Kolombiya ve Kürd barışı
26.9.2016
Kürdler, birlik ve gelecek
19.9.2016
Öcalan’ın çağrısı ve ara rejim
11.9.2016
Sorun kırılan gönülleri onarmak
5.9.2016
Israrla barış açısını savunmak
29.8.2016
Cerablus ve barış
22.8.2016
Büyük felaket öncesi
15.8.2016
Ötekileştirme ve CHP
8.8.2016
Ayrımcılık vebası ve milli birlik tebaası
2.8.2016
Türkiye nereye gidiyor?
25.7.2016
Darbe, OHAL ve üç açmaz
18.7.2016
Ak Parti, dünya trendinin parçası
11.7.2016
Ortadoğu, Kürdler ve demokrasi cephesi
4.7.2016
Dış politikada değişiklik ve belirtileri
27.6.2016
Dönüşü olmayan yol
20.6.2016
Aracı KDP neden olmasın
14.6.2016
Daha da kirlenen savaş
6.6.2016
Çözüme yol arayışı
30.5.2016
Yeni milli Türkiye ve Kürd karşıtlığı
24.5.2016
Kazananı olmayan oylama
16.5.2016
Paralı asker savaşta
9.5.2016
Şahinleşen iktidar
25.4.2016
Çözüm zorda
19.4.2016
Dokunulmazlıklara dokunmak
11.4.2016
Barış, cumhuriyetçiler ve muhafazakârlar
28.3.2016
Amed Newrozu ardından
21.3.2016
Newroz’da barış tutuklu
14.3.2016
Ortadoğu’da yeni dönem ve Kürdler
7.3.2016
Anayasa’ya Cumhurbaşkanı engeli
29.2.2016
Anayasa’ya Türklük engeli
23.2.2016
Felakete kulaç atılıyor
15.2.2016
Kürdistan Ulusal Birliği
8.2.2016
Ortadoğu ve Kürdler
2.2.2016
Kürdlerin tarih sahnesi çıkışına itiraz
28.1.2016
İmralı Notları ve süreç
12.1.2016
DTK, Çözüm Süreci’nin örtüsünü açtı
28.12.2015
Batının sessizliği üzerine
24.12.2015
Barzani sonrası tartışmalar
20.12.2015
Ya Çözüm
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive