Hakan TAHMAZ

basnews.com



Bookmark and Share

Öfke ve kin siyaseti


20.12.2016 - Bu Yazı 902 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Halep’te yaşanan insanlık dramı ve İstanbul Dolmabahçe katliamı her şeyi gözlerimize soktu.

İnsanlığın bin yıllara ait, ortak değerleri altüst oluyor. Birçoğunun yerinde çoktan yeller esmeye başladı. Her savaş, her çatışma insanlıktan bir şeyleri götürüyor. Kuralsızlık, güce dayalı kural oluşturma güçleniyor. Yeni anaforlar, yeni çatışma ve savaş alanları oluşuyor.

İnsanlık tarihi, savaşlar ve güçlünün güçsüzü alt etme tarihi. Savaşla tarih yazmaya çalışanlar, eninde sonunda barış yapmayı öğrenirler. Çünkü cephede kazanılan zaferin kaderini, içeriğini, kapsamını ve geleceğini anlaşmalar belirler. Savaşlarda kuralsızlığa yol açanlar ve insani değerleri yok edenler hep “güçlü” olanlar olmuştur.   

Temiz savaş yoktur

2. Dünya Savaşı sonrası kurulan BM gibi kurumlar ve uluslararası sözleşmeler/anlaşmalarla insanlığın ortak değerleri belirleme ve yerleştirme çaba ve çalışmaları, bizzat bu çaba ve çalışma içinde olanlar tarafından, farklı zamanlarda ve olaylarda etkisiz kılındı. Temiz savaş yoktur, sözü bunun ifadesidir. Örneğin 2. Dünya Savaşı’ndan bu yana savaşan bütün taraflar, evrensel kabullerden biri olan sivillerin, hastanelerin savaşta zarar görmemesi kuralını sözde kabul ederler. Ancak yeryüzünde bu kuralların ihlal edilmediği bir savaş, çatışma ve ihlal etmeyen bir devlet veya örgüt yoktur. Her türden ihlali araştırmak ve açığa çıkarmak için oluşturulmuş kurullar, mekanizmalar ve belirlenmiş kurallar ender işletiliyor. BM ve AİHM gibi birçoğu uzun yılların yıpranmışlığıyla işlevsizleşti. Belirlenmiş ortak değerler ve kurallarla yerin güç ve çıkar ilişkilerinin tercih etmesi iflasın eşiğine getirdi.

AK Parti’nin Dolmabahçe katliamına, AB ülkelerinin verdikleri tepkiyi yetersiz bulması, yakınması ve hatta bazı AB ülkelerinin terörü desteklediğinden şikâyet etmesi tam böylesine bir durum. Keza hükümetin Halep savaşı konusunda batıyı tutarsızlıkla suçlaması anlatmaya çalıştığım ilkesizliğin, ortak değerlerden uzaklaşmanın sonucudur. Türkiye’nin yalnızlığı, kendi kuralsızlığının, ilkesizliğinin, ortak insani değerler yerine inançsal değerleri geçirmesinin ve siyasal hesap pragmatizminin ürünü olsa gerek.

Bölgesel, küresel güç ve çıkar çatışmasıyla babasından sonra büyük umutlarla iktidara taşınan “yenilikçi” Beşir Esad, kısa sürede bir caniye dönüştü. Esad’ın Rusya ve İran’ın patronajı altında tarihi, sosyal, kültürel dokusunu yok ettiği Halep için insanların harekete geçmemesi, insanlığın iflasın eşiğine dayandığını gösteriyor. Ya da yeni değerler etrafında yaratılmaya çalışılan “insanlığın çirkin yüzü’’ budur.

Türkiye’nin çağrılarının dünyada hatta AK Parti’nin seçmeninde dahi gerektiği kadar yankı yaratmaması bunun sonucu olsa gerek. Bu hafta içinde yapılan oldukça cılız eylemler insani ortak değerlerden uzaklaşmanın ve ilkesizliğin yarattığı çürümenin boyutlarına dair işarettir. Bu bakımdan AK Parti’nin, Rusya ve İran ile geçici ateşkes sağlamak amaçlı kurmak zorunda kaldığı ilişkiler ve izlediği siyaset fazlasıyla öğretici olsa gerek.

Mazlumun muktedire benzemesi

Bugün Halep’te yaşananların benzeri çok değil bir yıl kadar önce Cizre, Sur, Yüksekova, Lice gibi birçok yerde yaşandı. Kamu otoritesini sağlamak veya tesis etmek gerekçesiyle kuralsız, hukuksuz ve orantısız güç kullanmaya sessiz kalanların, Halep konusundaki duyarlıklarına ilgisiz kalmak mazlumu muktedirlere benzetiyor. Başka bir ifadeyle Halep vahşetine ses çıkarmamak Sur, Cizre, Yüksekova konusunda gösterilen duyarlığın kıymetinden azaltıyor, sözün anlamını zayıflatıyor. Benzer bir biçimde Sur, Cizre, Yüksekova’da olanları sessizce izleyenlerin, destekleyenlerin veya görmemezlikten gelenlerin bugün Halep konusundaki haklı duyarlılıklarını zayıflatıyor.  

Hendek savaşı sonrasında yaşanan insan hakları ihlalleri konusunda yapılan uyarılara kulak tıkayanların bugün hak hukuktan söz etmesi hiçte şaşırtıcı değildi. Aksine ilkesiz ve faydacı siyasetin kendisidir. Bir yıl önceki gibi yeni Sur, Cizre, Yüksekova olmasının önüne geçmenin yolu bugün öfkemize yenik düşmemekten, aklımızı öfkemizin önünde tutmaktan, Halep konusunda yüksek duyarlık göstermekten, Esad’ın ve ortakların vahşetine sessiz kalmamaktan geçiyor. Sur’un harabeye dönüştürülmesiyle, Halep’in harabeye dönüştürülmesinin hiçbir farkı yoktur, olamaz. Fark gözeten veya bunu iddia eden insanlığından vazgeçiyor demektir.

Halep konusundaki ilkesizlik ve pragmatizm TAK tarafından gerçekleştirildiği açıklanan 10 Aralık Dolmabahçe Katliamı konusunda da kendini gösterdi. Ama fakat sözcükleri kullanmadan, katliama tutum alma yerine yaşanmışlar, ilkesizliğin mazereti yapılıyor. İnsani değerlerin en başında ve en kutsalı, yaşam hakkıdır. Bunu herhangi bir nedenle ve gerekçeyle tali kılmaya çalışmak acizliği ürünüdür. İzlenen güvenlikçi politikaların toplumsal desteğini fazlasıyla büyüten bir aymazlıktır.

Yaşam hakkı, gasp edilen ve edilmek istenen haklar için direnme hakkını da içeren bir haktır. Ancak bu direnme hakkının kullanımı, başkalarının yaşama hakkını tehlikeye atan veya ortadan kaldıran bir yöntem ve biçimde olamaz. Hak savunuculuğun sınırını da yaşam hakkı belirler.

2004 yılında kuruluş bildirgesinde hiçbir kurala bağlı olmayacağını ve intikam eylemleri yapacağını duyuran PKK’nin paramiliter gücü TAK’ın, hiçbir siyasal meşruiyeti yoktur. Hiçbir gerekçe varlığını anlamlı kılamaz.

Keza 44 insanın katledilmesi vahşetinin yarattığı haklı toplumsal öfkeyi, kine, nefrete dönüştürerek öç/intikam alma seansları ile milli seferberlik ilan etmenin toplumsal altyapısını oluşturma çabası, bu ülkeye ve ülke insanına yapılabilecek en büyük kötülüktür. Bir yönüyle de acizliğin ve siyasetsizliğin ürünüdür.

Hükümetin bu acizliği, silahlı olanın belini kırmak için demokratik siyasete yüklenme biçiminde sürüyor. Silahlı güçleri, silahlarını bırakılmaya zorlamak için seçilmişleri “rehin alma” gibi, görülmemiş ve meşru zemini olmayan bir siyaset icat edildi. Siyasal linç politikasıyla, demokratik siyaseti dizayn etme yaklaşımı toplumun fay hatlarını derinleştirip çoğaltmakta.

Hakan Tahmaz

Facebook Yorumları

reklam
30.04.2019
Yerel seçimler ve sonrası
15.4.2019
Sayım çıkmazı ve ayrımcılık
17.2.2019
İYİ Parti’nin peşinden sürüklenmek
21.1.2019
Parlamentoyu savunmak
2.11.2018
Cumhur İttifakı: Mecburi koalisyona devam
20.10.2018
Gizli tanık yargısı
25.9.2018
Yeni sisteme muhalefet
12.9.2018
Üçlü Tahran zirvesi
2.9.2018
Galatasaray Meydanı ve siyasal İslamcılar
23.8.2018
ABD’den sonra Suriye krizi de alevlenebilir
10.8.2018
Suriye ve Kürtler
4.8.2018
eni rejim, meşruiyet, hak ve özgürlükler
28.7.2018
Yeni rejim, meşruiyet, hak ve özgürlükler
24.7.2018
Seçim sonrası Türkiye
28.6.2018
Seçimler, Türk milliyetçiliği ve otoriterizm
24.6.2018
Kötü insanlar ittifakının panzehiri HDP/Demirtaş
9.6.2018
Darbe ve muhalefet cephesi
1.6.2018
CHP’nin cesur çıkışının gerekleri
26.5.2018
Seçimler ve barışın araçsallaştırılması
19.5.2018
Normalleşme, HDP ve Demirtaş
12.5.2018
Sevgili Celalettin, bu kez T A M A M
1.5.2018
24 Haziran seçimleri: Pirus zaferi
20.4.2018
Zor seçim ve zorlaşan günler
14.4.2018
Muhbir, itirafçı ve “elin kiri”
7.4.2018
Afrin yeni bir fay hattı
28.3.2018
Afrin ve sonrası hâlimiz
14.1.2018
CHP, HDP ve muhafazakâr otoriter cumhuriyete doğru
4.1.2018
2019’da korkulanın olmaması için
15.12.2017
Filistin çıkmazı haydut devlet
2.12.2017
ABD’deki dava sizin meseleniz
30.10.2017
smanlıyı ve bugünü, Girit tarihinden bakarak anlamak
23.10.2017
Osman Kavala
26.6.2017
Referandum gerçekçiliği
19.6.2017
Krizi fırsata dönüştürmek
11.6.2017
Ortadoğu’da yalnızlaşan Türkiye
29.5.2017
Yeni siyaset ve sivil toplum
13.5.2017
Çözümün, barışın zeminini güçlendirmek
4.5.2017
Savaşta yeni cephe
25.4.2017
Kürdler mi şaşırttı, şaşkınlık mı?
19.4.2017
Referandumun gösterdiği
15.4.2017
'Referandum, ölüme yatmak'
8.4.2017
Kerkük: keskin bıçak
3.4.2017
Sonucu algı operasyonu belirleyecek
25.3.2017
Newroz ve Dolmabahçe
19.3.2017
Newroz ve Dolmabahçe
14.3.2017
Barış ve özgürlükler için 'Hayır'
4.3.2017
HDP'nin HAYIR'ı
20.2.2017
Referandum, Kürdler, ‘biz’
11.2.2017
AKP geri dönülmesi zor yolda
9.2.2017
Barış Ne Zaman
5.2.2017
Tek yetkili Beştepe’ye doğru
28.1.2017
Kırmızı çizgilerin sonu
22.1.2017
Astana toplantısı ve barış
20.1.2017
ABD karşıtlığı rejimi dizaynın bir parçası
8.1.2017
Pesimizm, bıkkınlık ve alışmayacağız
2.1.2017
2017'de Kürd Meseles
25.12.2016
13. İnsan Hakları Hareketi Konferansı
20.12.2016
Öfke ve kin siyaseti
4.12.2016
Tasfiyeler çöküştür
15.11.2016
Trump ve Kürdler
7.11.2016
Sona doğru
1.11.2016
Gültan Kışanak ve Fırat Anlı
24.10.2016
Musul ve Türklük halleri
17.10.2016
Sivil alanda savaş, başkanlık
11.10.2016
Güvenliği tehdit eden siyaset
3.10.2016
Kolombiya ve Kürd barışı
26.9.2016
Kürdler, birlik ve gelecek
19.9.2016
Öcalan’ın çağrısı ve ara rejim
11.9.2016
Sorun kırılan gönülleri onarmak
5.9.2016
Israrla barış açısını savunmak
29.8.2016
Cerablus ve barış
22.8.2016
Büyük felaket öncesi
15.8.2016
Ötekileştirme ve CHP
8.8.2016
Ayrımcılık vebası ve milli birlik tebaası
2.8.2016
Türkiye nereye gidiyor?
25.7.2016
Darbe, OHAL ve üç açmaz
18.7.2016
Ak Parti, dünya trendinin parçası
11.7.2016
Ortadoğu, Kürdler ve demokrasi cephesi
4.7.2016
Dış politikada değişiklik ve belirtileri
27.6.2016
Dönüşü olmayan yol
20.6.2016
Aracı KDP neden olmasın
14.6.2016
Daha da kirlenen savaş
6.6.2016
Çözüme yol arayışı
30.5.2016
Yeni milli Türkiye ve Kürd karşıtlığı
24.5.2016
Kazananı olmayan oylama
16.5.2016
Paralı asker savaşta
9.5.2016
Şahinleşen iktidar
25.4.2016
Çözüm zorda
19.4.2016
Dokunulmazlıklara dokunmak
11.4.2016
Barış, cumhuriyetçiler ve muhafazakârlar
28.3.2016
Amed Newrozu ardından
21.3.2016
Newroz’da barış tutuklu
14.3.2016
Ortadoğu’da yeni dönem ve Kürdler
7.3.2016
Anayasa’ya Cumhurbaşkanı engeli
29.2.2016
Anayasa’ya Türklük engeli
23.2.2016
Felakete kulaç atılıyor
15.2.2016
Kürdistan Ulusal Birliği
8.2.2016
Ortadoğu ve Kürdler
2.2.2016
Kürdlerin tarih sahnesi çıkışına itiraz
28.1.2016
İmralı Notları ve süreç
12.1.2016
DTK, Çözüm Süreci’nin örtüsünü açtı
28.12.2015
Batının sessizliği üzerine
24.12.2015
Barzani sonrası tartışmalar
20.12.2015
Ya Çözüm
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive