Gürbüz Çimen

gurbuzcimen81@gmail.com



Bookmark and Share

Dil başka alfabe başka


22.12.2014 - Bu Yazı 1248 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 T. C. Devleti toprakları içerisinde tahsil görmüş ve aynı devletin “filolog” unvanı verdiği, bir başka deyişle “dilbilimci” sıfatıyla bu yazıyı kaleme almak istedim biraz da… Bilirsiniz ki okul aslında bir nevi insanların üretildiği yere deniyor. Diyeceksiniz ki üretimi yapan anne babadır. Esasen, biyolojik olarak üretimi yapan anne-babadır bu doğrudur. Ancak, düzene uygun kafaların yetişmesi için üretim yapılması gerektiği için vardır okul.

            Üretim hatası çokça rastlandığından muktedir yapısı değişmese de eğitim yapısı haliyle her sene değiştirilmekte ve dönüştürülmekte… Haliyle, değiştirilen ve dönüştürülen bir eğitim sistemi sayesinde anne-babaları tarafından biyolojik olarak tüketim toplumuna bırakılan yeni bireylerin üretim sahası içinde bozulmasına sebebiyet vermekte.

            Son değişiklik ise bildiğiniz üzere, koca cihana hükmeden atalarımızın kullandığı dildir azizim, Osmanlıca. Önce tarihi bir bilgi gerek, Türkler Talas Savaşını kaybettikten sonra, sadece İslamiyet’i değil aynı zaman da Arap alfabesini de kabullenmek zorunda bırakılmıştır 8. Yüzyıldan itibaren.

            Ancak bu kabul, dinsel temelden çok, idari bir kabuldü. Saraya boyun eğmekten kaynaklıydı, zira halifelik sistemi idari temelde en güçlüydü o zamanlar… Arap alfabesinin kabulüyle yazılan Türkçe, Farsça ve Arapça ’nın yoğun etkilenmesiyle birlikte, “Osmanlıca”yı doğurdu.

            İhtiyaçtan doğar, büyür ve gelişir dil, tıpkı bireyler ve hatta sosyolojik temelde toplumlar gibi… Bu bağlamda toplum ve dil bir bütündür, toplum bittiğinde dil de bitmiş olur.

            Hepimiz biliriz, Osmanlı feodal bir yapılanma içindeydi ve Osmanlıca da saray dilinden ziyade başka bir şey değildi. Tabi o zamanları düşününce feodal devletler çok olduğu için Osmanlı bunun için tekil bir örnek teşkil etmez. Feodal sınıf nedir derseniz de tebaanın yani halkın, köylünün mahsulüne el koyup, onun gelişmesini engellemek hatta sarayda bile bilim yapmamak ve yapanları dahi engellemekten geçmekteydi.

            Peki dilleri bugünkü hallerine getiren neydi? Burjuvazi bir başka deyişle kapitalist, orta sınıf ile hareket eden bilim insanları, politikacılar ve filozofların olmasıydı. Ancak, bunlar Osmanlı feodal sınıfında yoktu, hatta bütün toplumsal gelişmelerin önünü tıkadı ve hatta çağdaşlarına nazaran daha da başarılı oldu.

            Feodal sistemin çözülmesiyle birlikte ortaya çıkan merkezi kapitalist devletler sayesinde endüstrileşme ve ticaret arttı; yaygın ve sürekli ve hatta zorunlu eğitim ile birlikte modern toplum orduları da kurulmaya başlandı.

            Dil de bu alanlar içerisinde en önemli bir alanı teşkil etmekteydi. Dilin yazılı olarak kullanılması gerekliliği, okur-yazarlığın da artmasına sebep oldu ve dolayısıyla hâkim milliyetin dili de gelişmiş, ezilen ve azınlıkta olan dillerin de ortadan kalkmasına ve asimile olmasına sebebiyet vermiş oldu.

            Bütün bunları düşününce 1928’de Cumhuriyet Türkiye’sinin ilan ettiği “Dil Devrimi” mantıklı görünmekteydi. Zira bunların topyekûn Cumhuriyetçilerle de ilgisi yok, Abdülhamid döneminde de, padişah dilde yapılacak yenilikler ve sadeleşmede ve hatta “Latin Alfabesine” geçişten bahsetmektedir.

            Latin alfabesine geçişle “Öztürkçe” akımı ön plana çıkar, dil sadeleşince haliyle okur-yazar oranı artacaktı nitekim öyle de oldu. Fakat aşırıya kaçmalara ve hatta alfabenin değiştirilmesine de gerek yoktu, Arap alfabesiyle Öztürkçe akımı başlatılabilirdi. Neden Arap alfabesinden vazgeçildi, çünkü salt Batıya yönünü çeviren Türk Milliyetçiliğinin bir göstergesiydi bu o zamanlar, tabi Arapların Türkleri, İngilizlere satması da cabası olmuştu.

            Velhasıl, şimdi liselerde Osmanlıca ’nın seçmeli ders olarak okutulması konuşulmakta. Esasen, yazımda da belirttiğim gibi Osmanlıca’ nın öğrenilmesine karşıt bir fikrim yok ama ve lakin bunun liselerde olmasına da tamamen karşıyım. Tıpkı Çağdaş Yunanların, eski Yunancayı bilmedikleri gibi… Osmanlı bir bilim dili olarak üniversitelerde gösterilmelidir, zira Osmanlı feodalitesinde pek çok yazılı eserler mevcuttur. Tarihe ışık tutacak olan bu belgelerin de lise eğitiminde değil, üniversitelerde “Tarih, Türk Dili ve Edebiyatı” gibi alanlarda okutulması gerektiği. Zira Osmanlıca bir dildir, alfabe değil… Unutmayınız, dil başka alfabe başkadır.       

Facebook Yorumları

reklam
2.7.2015
2 Dil 1 Bavul
13.5.2015
ÖZGÜRLÜĞÜN ÜLKESİ
18.02.2015
Toplumsal cinsiyet eşit(siz)liği
28.01.2015
KOMŞUDA PİŞER BİZE DE DÜŞER (Mİ)?!
22.12.2014
Dil başka alfabe başka
20.10.2014
Çocuk sadece çocuktur!
27.09.2014
Rektörlük seçimleri
11.09.2014
(ZULA)ŞIM
12.08.2014
ÇATIDA TATİL!
11.07.2014
KISKANÇLIK BÜYÜK(MÜ)TÜR SEVGİDEN!
26.06.2014
"KIZLIK" ADIN
04.06.2014
KADININ ADI YOK !!!
30.05.2014
KARŞITLIKLAR DENGESİ!!!
04.04.2014
BAŞ(BA)KAN'IN BİZLERE ÖĞRETTİĞİ!
25.03.2014
MAVİ KUŞ
20.03.2014
İNCE AYAR
06.03.2014
KOD ADI: YURT!
28.02.2014
SÜKUT-U HAYAL
16.02.2014
14 ŞUBAT KAPİTALİZM GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN!
11.02.2014
YEREL SEÇİMLER YAZI DİZİSİ - 2
07.02.2014
YEREL SEÇİMLER YAZI DİZİSİ - 1
23.01.2014
Kültür Terminal Merkezi
13.01.2014
Dış mihraklar!
06.01.2014
Düzce'mizin gülen yüzü
29.12.2013
Ergenekon'dan Yolsuzluk Operasyonuna
20.12.2013
Bir Nevi Aydın Selahattin Eyyubi
14.12.2013
Yol medeniyetti ama doğru yola çıkarsa
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive