Gökhan BACIK



Bookmark and Share

"Yeter söz milletindir" öldü, yaşasın "son söz YSK’nindir"


18.4.2019 - Bu Yazı 293 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 AKP, uzun bir süredir otoriter bir yol haritası takip ediyor. Ancak, 31 Mart 2019 seçimlerine kadar sandıktan istediğini aldığı için AKP, demokrasi, ulusal egemenlik, halk iradesi gibi kavramları politik söyleminde rahat bir biçimde kullanmaktaydı.

Tabir yerinde ise seçimler çerçevesinde AKP’nin otoriter yolculuğu sorunsuz devam ediyordu. Ne var ki bu yolculuk, 31 Mart 2019 günü duvara çarptı.

Seçimlerin yaşattığı şokun arkasından AKP radikal bir karşı hamle ile karşımıza çıktı: İslamcılar, Türkiye’nin bir vesayet rejimine geçmesini öneriyor.

Seçimlerin daha önceki yıllarda olduğu gibi kendi lehlerine sonuçlanmayacağından endişe eden İslamcılar, bir tür vesayet rejimi ile uzun vadede pozisyonlarını korumayı planlıyor.

İslamcı vesayet rejimi, bazı kurum ve kuruluşlar yolu ile halkın iradesinin müesses nizam lehine yorumlanması biçiminde çalışacaktır.

İslamcı vesayet arayışlarının ilk büyük işareti de “son söz YSK’nindir” şeklinde kendini göstermiştir.

Hemen hatırlayalım: İslamcıları da içine alan Türkiye sağının kök sloganı Demokrat Parti’nin 1950 seçimlerine girerken kullandığı “yeter söz milletindir” ifadesiydi.

Ancak, İslamcılık artık nihai söz mercii olarak halkı görmek istemiyor onun yerine kendi lehine kararlar vereceğine umduğu Yüksek Seçim Kurulu (YSK) gibi kuruluşlara sırtını dayamak istiyor.

Bir vesayet rejimi kurmak denemesi esasen zor bir iştir. Demek ki AKP, ordu, bürokrasi, yüksek yargı gibi alanlarda İslamcı bir vesayet kurabilecekleri güçte olduğunu düşünüyor.

AKP’nin vesayet rejimi talebine yüksek yargının nasıl cevap vereceğini İstanbul seçimlerinin akıbeti ile öğrenmiş olacağız. Ancak, bu talebe YSK nasıl cevap verirse versin, İslamcıların vesayet rejimi ısrarı sona ermeyecektir.

Burada bir noktanın altını çizmek gerekiyor. Demokrasiye karşı en büyük suçlardan birisi darbedir. Nitekim darbe konusunda Türk kamuoyu ileri derece hassas.

Ama meşru seçim sonuçlarını ret etmek de demokrasiye yönelik vahim bir suikasttır. Seçimin sonuçlarını ret etmek, darbeden kadar kötü bir suçtur.

Dolayısıyla, İstanbul seçimlerinin sonuçlarının reddi, Türkiye siyasi tarihinde darbeler, darbe girişimleri, muhtıralar, parti kapatmalar gibi en üst düzeyde demokrasiye karşı bir suikast olarak tanımlanacaktır.

Artık bir vesayet düzenini talep eden partiye dönüşen AKP, o nedenle bir zamanların eleştirdiği CHP’si gibi konuşmaktadır: “Üç kişinin oyu ile seçim kazanılır mı?” “Bu kadar az farkla seçim mi kazanılır?” “Bu seçim murdardır.”

Bu söylemlerin özünde halk iradesini kabul etmemek yatmaktadır.

Özellikle İslamcı yönetimde önemli roller oynamış Binali Yıldırım’ın seçim sonuçları için “murdar” demesi ibret vericidir. Murdar kelimesi dinen yahut ahlaken kirli ve pis anlamına gelir. Halkın tercihini pis, kirli gibi sıfatlarla küçümsemek İslamcıların eleştirdiği eski Türkiye’de dahi görülmezdi.

Yeri gelmiş iken seçimlerden sonra Binali Yıldırım hakkında yaygınlaşan naif yorumları da eleştirmek gerekiyor: Mevcut rejimin otoriterleşme ve ekonomik ilişkiler gibi her kritik ajandasında başat roller oynayan Yıldırım’dan seçimler sonrası demokratik bir tavır beklemek yanlıştı.

Binali Yıldırım, Türkiye’de İslamcı otoriter rejimin sempatik yüzüdür. Ancak genel hatları ile İslamcı rejimin ne otoriter ne ekonomik ilişkileri konusunda farklı bir konumdadır. Dolayısı ile Yıldırım’ın İstanbul seçimleri için “murdar” kelimesini kullanması şaşırtıcı değildir. Yıldırım’ın diğer İslamcı elitlerden farklı tek yönü daha sık gülümsemesidir.

İslamcılık seçkinci ve vesayetçi bir yöne savrulurken, seçim sürecinde adaylara yardımcı olması için dağıtılan CHP broşüründe şu yazıyor: “Ne mutlu ki dağdaki çobanla profesörün eşit oy hakkı var!”

Esasen tarihi bir zaman diliminden geçiyoruz: Kemalist seçkinlerin vesayetini eleştirmekten doğan İslamcılık, seçim sonuçlarını ret etmek eşiğine kadar geldi.

Ucuz soğan bulmak için market önünde kadınların birbirini ezdiği günün akşamı İslamcı seçkinler ile eski devrin artığı İstanbul burjuvazisinin en kompradorları Çırağan Sarayı’nda eğleniyorlar.

AKP’nin bundan sonra yenilenmesi, değişmesi, dönüşmesi mümkün değildir. Böyle beklentiler ya bilgisizlikten yahut politik motivasyondan dolayı dile getirilmektedir.

Hatta büyük olasılıkla AKP demokrasi karşıtı siyasi dili, tabanında daha da yaygınlaştırmak için uğraşacaktır. AKP, kısa zamanda İslamcı bir seçkinci söylem ile demokrasi karşıtı dilini keskinleştirecektir.

Ekonomik ve başka nedenlerden dolayı AKP’nin pragmatik hamleleri ise hiçbir zaman yapısal büyüklükte ve nitelikte olmayacaktır.

AKP artık Shrodinger’in dolabındaki tabaklar gibidir. Bu tabaklar henüz kırılmamıştır ancak dolabın kapısına dayanmışlardır. Birisi dolabı açarsa bu tabaklar dökülüp kırılacaktır. Tabakları kırmamanın yegâne yolu ise dolabı hiç açmamaktır.

AKP henüz “kırılmamıştır” ama ekonomik yahut yargısal reformlar yapamaz yani “dolabın kapağını” açamaz. Çünkü AKP, var oluşunu normalleşmeye tahammülü olmayacak ekonomik ve politik ilişkilere endeksli hale getirmiştir. AKP artık anormal yollarla gücünü koruyabilir.

O nedenle AKP’nin “dolabın kapağını” açmak zorunda kalacağını beklemek naif ve yanlış bir beklentidir.

Facebook Yorumları

reklam
13.07.2019
Yeni partiyi günahı olmayanlar (!) kursun
4.07.2019
21 Haziran Öcalan hadisesi
26.06.2019
Erdoğan değişebilir mi?
19.06.2019
Dış politikada krizin temel nedeni nedir?
12.06.2019
İkinci Johnson Mektubu vakıası
7.06.2019
Yeni bir safsata: 'Yeni Zelanda, İsviçre ve Norveç en İslami ülkelerdir'
15.05.2019
Ekonominin fiilen nasıl durduğunu izliyoruz
10.05.2019
İslamcı postmodern darbe
1.05.2019
Yeni parti hangi boşluğu dolduracak?
18.4.2019
"Yeter söz milletindir" öldü, yaşasın "son söz YSK’nindir"
10.4.2019
31 Mart’tan sonra Erdoğan: İstikamet Kürt Sorunu
3.4.2019
Yerel seçimlerin sonucu
28.3.2019
31 Mart Seçimleri: Devlet partisi mi, parti devleti mi?
6.3.2019
Türkiye’de İslami grup teorisi
1.3.2019
'Türkiye’de bundan sonra seçimle iktidarın değişeceğine inanıyor musunuz?'
23.2.2019
Ekonomik krizin olası sonuçları: Üç senaryo
14.2.2019
Olağan şüpheli olarak ekonomi
10.2.2019
Papa, İslam ve Türkiye
23.1.2019
Türkiye’nin rejimi: Bilim ne diyor?
3.1.2019
2019’a girerken Türkiye: Normalleşmenin haram olduğu ülke
14.12.2018
Alaturka adalet: Maslahat mülkün temelidir
30.11.2018
Bir Şark kurnazlığı: 'Anneleştirmek'
23.11.2018
Seküler İhvan ve Erdoğan
8.11.2018
Türkiye’de kimlik tartışmaları: Lafla yürümeyen peynir gemisi
25.10.2018
Ezilenin rızası: Ters sosyoloji
20.10.2018
Sağ Kemalizm ve ordu
12.10.2018
Krizin köklerine bakmak: İslami hareketin rantiyeci doğası
30.9.2018
Türkiye iş dünyasının entelektüel sefaleti
20.9.2018
Ekonomik kriz ve devlet: çıkış mümkün mü?
13.9.2018
Türkiye’nin Suriye’de büyük hayalleri: İdlib
3.9.2018
Türkiye: Sağcı bir memleket
25.8.2018
Türkiye’den Ortodoks ekonomik politika beklemek gerçekçi mi?
15.8.2018
Ekonomik kriz: Türkiye’yi yanlış okumak
9.8.2018
Türkler Amerika’dan neden nefret ediyor?
2.8.2018
Türkiye ve Amerika: İslamcı bir kopuş mümkün mü?
26.7.2018
İslamcılar tarikatları bitirir mi?
18.7.2018
Türkiye’nin İslamcıları ve Faiz Konusu
11.7.2018
Yeni Devletin sahibi kim?
26.6.2018
AKP'nin rakibi artık siyasi partiler değil
22.6.2018
Helva Tanrı’dan kek Devletten: Türklerin gerçekleşen ütopyası
15.6.2018
İslami Devrim’in gölgesinde Türk siyaseti
8.6.2018
Osmanlının mirasçısı kim?
31.5.2018
İslami geleneği yenilemek mümkün mü?
26.5.2018
İslamcılığın halleri ve Türkiye’nin İslamcıları
16.5.2018
Cemaatin entelektüel krizi
9.5.2018
Gülen Cemaati bu noktaya nasıl geldi?
12.7.2016
Kürt devleti kaçınılmaz hale gelir mi?
10.7.2016
İslam dünyasında neden bayram günleri farklı?
7.7.2016
Mülteciler konusu: Somut bazı öneriler
5.7.2016
İyi niyetli yıkıcılar
3.7.2016
Dış politikanın kilidi: Suriye
29.6.2016
Türkiye ve İsrail: Mahcup barış
27.6.2016
Dünya siyaseti ve milliyetçilik
25.6.2016
Popülizm çağı
23.6.2016
Yeni düşman kim?
20.6.2016
Dış politikadan elde ne kaldı?
18.6.2016
Güçsüzlük ve Türk dış politikası
16.6.2016
Rejim değişikliği ve Türk dış politikası
13.6.2016
İslam dünyası: Olmayacak dua
12.6.2016
Türkiye-AB: İpler kopacak mı?
9.6.2016
Türk dış politikası: Koptu
6.6.2016
Muhammed Ali
5.6.2016
Bir dal Ermeni sorunu yazısı
1.6.2016
Nahda’nın açıklaması ve küresel İslami hareketler
30.5.2016
Ordu ve Dış Politika
29.5.2016
Demokrasi neden “Türk dünyasında” gelişmiyor?
26.5.2016
Dünya Beş’ten büyük mü?
23.5.2016
Yalan-politik ve Ortadoğu
22.5.2016
Yeni Başvekil ve dış politika
19.5.2016
Neden Kilis?
17.5.2016
Kürt sorunu, dönüşüm ve bölgesel durum
15.5.2016
Dış politika Türkiye’nin demografisini değiştirdi
11.5.2016
Ahlaksızlık çağında uluslararası ilişkiler
10.5.2016
İslamcı Türk dış politikası
8.5.2016
Ahmet Hoca
4.5.2016
Dış politik hataların bedelini içeride ödemek
1.05.2016
Hanefiliğin Erozyonu ve IŞİD’in Türkiye Siyaseti
26.4.2016
IŞİD’in Türkiye saldırıları
24.4.2016
Uluslararası düzen ve İslam
2.3.2016
Muhafazakârlar ve çevre
26.2.2016
Suriye'den bir Kürt devleti çıkar mı?
24.2.2016
Dış politik krizin kökenleri
20.2.2016
Savaşa kanlı ‘davetiye'
16.2.2016
Savaş düzenine geçilirken
12.2.2016
Bir meta olarak mülteci
10.2.2016
İlahiyat/ilahiyatçı ve bilim sorunumuz
3.2.2016
Aklın dışına çıkmak üzere iken
29.1.2016
İaşe çağı, iaşe toplumu
26.1.2016
5 yıl sonra Arap ‘Baharı': Fırsat nasıl kaçtı?
23.1.2016
İslam'ın iç savaşı ve silah tüccarları
19.1.2016
İran'ın dünya sistemine dönüşü
15.1.2016
IŞİD sorununu doğru anlamak
13.1.2016
Dış politikanın güvenlik maliyeti
9.1.2016
Titanik sendromu
7.1.2016
Bir bölgesel savaş çıkar mı?
3.1.2016
Türkler ve Araplar
31.12.2015
Dış politikada hayatî bir ilke: Mesafeyi koru!
27.12.2015
Siyaset cahilliğimiz
25.12.2015
Türkiye ve İsrail: Dış politikada tabusal bir alan
19.12.2015
Sünni dünyanın lideri kim?
15.12.2015
Hurafelerin uluslararası ilişkileri istilası
9.12.2015
İslamcı Batıcılık
2.12.2015
Sosyolojiye teslim olmak
28.11.2015
Rusya ne yapacak?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive