IŞİD bitmiş, teşekkürler Trump!


20.2.2019 - Bu Yazı 161 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

  Trump büyük bir krediye çevirmeye çalıştığı zafer konuşmasına hazırlansa da acı gerçek şu: IŞİD bitmedi, sadece saha hakimiyetini kaybetti. IŞİD yeraltına çekildi ve yeniden yapılanıp karanlık yüzüyle saldırmaya devam edecek.

ABD Başkanı Donald Trump iki aydır “IŞİD’i yendik” deyip duruyor. Hormonlu Amerikan kibriyle. IŞİD’in bakiyesiyle de müttefiklerin ilgilenmesini istiyor. Son mesajında, “Avrupalı müttefiklerden Suriye’de yakaladığımız 800 IŞİD militanını teslim alarak yargılamasını istiyoruz. Hoş olmayan diğer alternatif ise onları serbest bırakmak zorunda kalmak” dedi. Başkası dese “Küstahça şantaj” diye tepesine çullanılır. Bugün yarın “IŞİD’i tamamen bitirdik” diye kendi namına mutlak zaferi ilan edecek. Ve dünyanın geri kalanından büyük bir teşekkür bekleyecek.
“Amerikan müdahaleleri ve işgalleri olmasaydı IŞID olur muydu” diye sormak lazım; kimsenin ABD’ye borcu olmadığını söylemek için!

Sonra da IŞİD’le mücadelede asıl bedeli ödeyen YPG-YPJ/SDG’nin, Rusya ve İran’ın desteğiyle Suriye ordusu ve Hizbullah gibi güçlerin, Irak tarafında ordu, Haşd el Şaabi ve Peşmerge’nin hakkının teslim edilmesi lazım, ABD’ye “Yaşattığın cehennem yeter, defol” diyebilmek için!
Elbette IŞİD’i besleyen yerel etkenler, mezhepsel çelişkiler, tarihsel referanslar ve fikri kaynaklık eden dini metinlerin rolünü göz ardı edip IŞİD için, “Made in USA” deme kolaycılığına kaçamayız. Ama bu potansiyeli harekete geçiren, örgütlenmesine imkân veren ve hayat bulmasını kolaylaştıran yıkıcı koşulların müsebbibi de ortada. Ne var ki istikrar ve barış için cehennemin kapılarını açıp işler kontrolden çıkınca zebanileri geri tıkma savaşının da kredisini kimseye kaptırmıyor. Küresel hegemonyanın kitabında bu var.

Bu fasılda sözü 1970’lerden alarak Afganistan ve Irak işgallerine, ardından Libya, Yemen ve Suriye’ye müdahalelere getirmek lazım ama bu yazının boyutunu çok aşar.

En basitinden yanı başımızda Irak’ın nasıl berbat bir terör kuluçkasına dönüştürüldüğünü günbegün izledik.

Devleti devlet yapan bütün kurumları dağıtılmış, askerinden istihbaratçısına yüzbinlerce kamu görevlisi bir gecede sokağa atılmış, 1 milyon civarında insanı toprağa düşmüş, Ebu Gureby ve Bukka gibi kamplarda binlerce insanı işkenceden geçirilmiş, mezhebi fay hatları kırılmış, yediden yetmişe insanları aşağılanmış, değersizleştirilmiş, geleceksiz bırakılmış, siyaseten ve iktisadi olarak yönetilemez hale getirilmiş bir ülke size IŞİD’den başka ne verebilir? Sonra kendi bölgesel ortaklarınız başka hesaplarla sizin yarattığınız canavarı palazlandırmaya ve kullanmaya devam eder.

Eski Suudi Dışişleri Bakanı Prens Suud el Faysal, Haziran 2014’te IŞİD’in Musul’u ele geçirmesi üzerine dönemin ABD Dışişleri Bakanı John Kerry’ye, Irak’ta işgalin ardından Şii partilerin iktidara gelmesine atfen “DAİŞ (Irak-Şam İslam Devleti) sizin Davet’e desteğinize bizim yanıtımızdır” diyordu. Bunu tekraren yazıyoruz çünkü Trump’ın küstah tweet’leri vakitli vakitsiz kulak çınlatıyor.

***

Amerikan müdahaleciliği yarattığı canavarla bölgenin canını yaktığı gibi bu canavara karşı savaş stratejisiyle de bölgeyi dizayn etmeye ve yeni bedeller ödettirmeye devam ediyor. İstihbarat servisleri, Dışişleri ve Pentagon Suriye’deki isyanın ilk evresinden itibaren IŞİD’in ilk versiyonu Irak İslam Devleti’nin (IİD) devrede olduğunu ve müttefiklerin El Kaide bağlantılı cihatçıları hararetle desteklediklerini biliyordu. Buna rağmen rejim değiştirme oyununu sürdürdüler. Savunma İstihbarat Dairesi’nin 5 Ağustos 2012 tarihli gizli raporunda yer alan şu bilgiler resimde hiçbir muğlaklık bırakmıyor:

“Olaylar belirgin bir şekilde mezhepçi istikamet alıyor. Selefiler, Müslüman Kardeşler ve Irak’taki El Kaide Suriye’de isyanı sürükleyen ana güçlerdir. Rusya, Çin ve İran rejimi desteklerken Batı, Körfez ülkeleri ve Türkiye muhalefeti desteklemektedir…

Irak’taki El Kaide (bugünkü IŞİD) başından itibaren muhalefete destek verdi…

Irak’taki El Kaide, Nusra Cephesi adı altında farklı kentlerde çok sayıda operasyon yürüttü… (14-L-0552/DIA/289)

Rejim ayakta kalacak ve Suriye toprakları üzerindeki kontrolünü sürdürecek… (14-L-0552/DIA/ 290)

Muhalif güçler Türkiye sınırlarına ilaveten doğu bölgelerini (Haseke ve Deyr el Zor) kontrol altına almaya çalışıyor. Batılı ülkeler, Körfez devletleri ve Türkiye bu çabaları destekliyor…

Son gelişmeler ışığındaki hipoteze göre bu durum Libya’da Bingazi’nin geçici hükümetin kumanda merkezine dönüşmesi örneğindeki olduğu gibi uluslararası himaye altında güvenli bir bölgenin oluşturulmasına yardımcı olacaktır…

Eğer durum değişmezse doğu Suriye’de bir selefi eyaletin kurulması muhtemeldir. Bu, Şii genişlemesinin stratejik derinliği olarak görülen Suriye rejimini tecrit etmek açısından tam da muhalefeti destekleyen güçlerin istediği şeydir. (14-L-0552/DIA/291)”

Raporda bu sürecin Arap dünyasından cihatçı seferberliğinin önünü açtığı ve günün sonunda bir İslam devleti ilan etme olasılığını doğurduğu da not ediliyor. Bu gerçeği gördükleri halde silahlı örgütlere silah, mühimmat, istihbarat ve eğitim desteği kesilmedi.

CIA’in Katar ve Suudi parasıyla Doğu Avrupa’dan toplayıp Türkiye ve Ürdün üzerinden Suriye’ye sevk ettiği silahların IŞİD, Nusra ve diğer cihatçı örgütlerin eline geçtiği ta başından biliniyordu. Hırvatistan’ın öne çıktığı Doğu Avrupa tedarik hattı kurulmadan önce Ekim 2011’de Libya’da Kaddafi’nin öldürülmesinden sonra CIA bu ülkede asilere dağıtılan silahları toplayıp Suriye’ye göndermek üzere bir Gizli Hat/Sıçan Hattı (Rat Line) kurmuştu.

‘Özgür Suriye Ordu’ maskeli sözde ılımlı muhaliflere gönderilen silahların cihatçıların eline geçtiğine dair Amerikalı yetkililerin uyarıları New York Times üzerinden kamuoyuna taşındığında tarih 14 Ekim 2012’ydi. Hatadan çok rahat dönebilecekleri kadar erken bir dönemdi. Ama geri vites işlerine gelmedi.

2014’ten itibaren kullanılan silahları belgeleyen Conflict Armament Research (CAR), IŞİD’in ABD ve müttefiklerince Suriye’ye sokulan silahları önemli ölçüde kullandığını ortaya koydu. Rapora göre IŞİD el yapımı patlayıcı (EYP) ve roketli patlayıcıların (EYRP) üretiminde kullandığı alüminyum macunu, amonyum nitrat, potasyum nitrat, sorbitol, variller, infilak fitilleri, kablo ve tellerin neredeyse tamamını Türkiye’den tedarik ediyordu. Türkiye sınırlarının IŞİD’e ne kadar lütufkâr olduğunu zaten biliyoruz.

***

Kerry de daha sonra “IŞİD’in gücünü artırdığını gördük ve zannettik ki bu şekilde Esad tehdit ediliyor. Yine de bunu idare edebileceğimizi ve sonra Esad’ın müzakereye oturacağını düşündük” itirafında bulundu.

Fakat bu lanet oyun geçmişte kalmadı. Mesela Yemen’de El Kaide gibi cihatçı örgütlerin yine Amerikan müttefikleri tarafından silahlandırıldığına bilgiler daha yeni yeni ortaya çıkıyor. CNN’den 5 muhabirin imzasını taşıyan 5 Şubat 2019 tarihli habere göre, 2015’ten beri Yemen’deki savaşın başını çeken Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, Amerikan yapımı zırhlı araç (Oshkosh), mayına dirençli araç (MRAP) ve tanksavar (TOW) gibi askeri donanımları El Kaide ve diğer selefi örgütlere verdi.

IŞİD, Irak’ta istikrar namına elde edilen kazanımları tersine çevirmeseydi, Suriye’de diğer muhalif güçleri saf dışı bırakıp kendi hilafet devletini ilan etmeseydi ve Rusya savaşa girip dengeleri değiştirmeseydi silah ve mühimmat akışı muhtemelen devam edecekti.

Irak ve Suriye’de IŞİD’i yenme kararlılığından söz eden ABD bölgede rakip güçlerin bu örgüte karşı operasyonlarını baltalamaktan da kaçınmadı. Birkaç kez Suriye sınır hatlarında IŞİD’i kovalayan Irak’ın Haşd el Şaabi güçlerini bombaladı. Deyr el Zor taraflarında IŞİD’in üzerine giden Suriye ordusunu defalarca vurdu. Bunun bahanesi, “Irak-Suriye sınırlarında İran’ın transfer hattı oluşturmasını engellemek.”

Ama bu, özünde kendisi için çizdiği nüfuz alanı dışında IŞİD’in ömrüne ömür katan bir strateji.

Neticede IŞİD ile savaş, ABD’nin Suriye’de çizmelerine yer açmasına ve bir etki alanı oluşturmasına hizmet etti.

Trump büyük bir krediye çevirmeye çalıştığı zafer konuşmasına hazırlansa da acı gerçek şu: IŞİD bitmedi, sadece saha hakimiyetini kaybetti. IŞİD yeraltına çekildi ve yeniden yapılanıp karanlık yüzüyle saldırmaya devam edecek. Ki Irak’ta bu günlerde birden fazla kentte saldırılara yeniden başlamış gözüküyor. Üstelik örgütün saha hakimiyeti biterken Suriye ve Irak’a gelip adam öldürme, bomba patlatma, çatışmaya girme deneyimi kazanmış binlerce yabancı savaşçı ya yeni sıcak bölgelere ya da geldikleri yerlere dönmeye çalışıyor. International Centre for the Study of Radicalisation’a (ICSR) göre Nisan 2013-Temmuz 2018 arasında IŞİD’e katılmak için Irak ve Suriye’ye giden yabancı sayısı 41 bin 490. Bunların 18 bin 852’ü Orta Doğu ve Afrika, 5 bin 904’ü Batı Avrupa’dan. Batı Avrupa’ya dönenlerin sayısı 1.765. Suriye’ye ‘cihatçı otobanı’ kurulurken bu şekilde tek yönlü biletle cihatçı ihraç etme taktiğine ‘hayırlı iş’ diye bakan hükümetler ve istihbarat servisleri şimdi kara kara düşünüyor. Eğer Afganistan işgali sırasında yakalananların hukukun işlemediği ‘gri’ ülkelerde yasadışı olarak tutulduğu ‘hayalet hapishaneler’ uygulaması yeniden başlarsa şaşmamalı.

Facebook Yorumları

reklam
18.3.2019
Bir ziyaretin kodları: Şeytan çarpacak ama…
12.3.2019
Devrimin Kudüs’ü geri mi dönüyor?
6.3.2019
Üç ziyaret, çok kurgu
1.3.2019
Kral ve prensin çalımları: Asıl tecrit olan kim?
25.2.2019
Bu tampon o tampon değil!
20.2.2019
IŞİD bitmiş, teşekkürler Trump!
10.2.2019
İstihbarat rejimi olmak
6.2.2019
Irak’ın Amerikan sancısı depreşirken…
4.2.2019
ABD’nin Hizbullah hesabı neden tutmadı?
1.2.2019
Uyanık kalın, piyangodan bir darbe vurabilir
28.1.2019
Basılan Türk karargâhının anlattıkları…
23.1.2019
Cehennemin kapıları tıklanırken…
16.1.2019
Tampon fantezisi ve Kürtler: TOKİ’den bahçeli evler, iki kat olanından...
15.1.2019
Tampon fakat kime?
13.1.2019
İdlib, buyurun eseriniz!
10.1.2019
Yeni Sykes-Picot ve Suriye’de jandarma olmak
31.12.2018
Orta Dünya’nın simsarları nereye gidiyor?
26.12.2018
İki nehir arasında boğulmak
25.12.2018
Pimi çekilmiş bir çuval el bombası
20.12.2018
ABD’nin çekilmesi ne anlama geliyor?
20.12.2018
Fırat'ta restleşme mi, Şam uçağına bilet mi?
18.12.2018
Sarı Yelekliler nereye koşuyor?
14.12.2018
Fırat seferine ayarlı sandıklar!
1.12.2018
Meydan muharebesinden Kerç dalaşına: En pahalı faşist kart
27.11.2018
Barzani bir kez daha Bağdat’a dönerken…
24.11.2018
Tampon düşüren tampon
20.11.2018
Kaddafi’nin ahı ve İtalya bozgunu
13.11.2018
Siyon düşünde Arap çözülmesi
11.11.2018
Arap sokağında İran kışı, İsrail baharı: Yoksa serap mı?
6.11.2018
'Ak Gezer'in 'Şir'le savaşı: Kabadayılıkta yeni sezon
30.10.2018
X-large'tan X-small'a: Çaresizliğin hikâyesi
23.10.2018
Bela fırtınası: Katar öfkesi, Kaşıkçı intikamı, Kuveyt çalımı ve 'Küçük Saddam'
20.10.2018
Körfez'deki 'pitbull'lar
16.10.2018
Bir rehineden, bir suçtan lütuf devşirmek
10.10.2018
Suud işi: Ortadoğu’da oyuncu olmanın ‘elif-ba’sı
7.10.2018
Kafkasya’da tehlikeli restleşmeler
4.10.2018
Kürtler Bağdat’a dönerken…
28.9.2018
Sahi İsrail hiç mi afallamadı?
26.9.2018
Ahvaz tuzağı ve ‘ödenmiş’ devrimciler
20.9.2018
Dehşet dengesine İL-20 girdisi
19.9.2018
Erdoğan eliyle tasfiye
9.9.2018
İdlib zehirlenmesi
4.9.2018
Su savaşlarından ‘Mavi Barış’a
31.8.2018
Bağdat’ta şeytanla dans
28.8.2018
'Stratejik müşteri' ve İdlib çengeli
22.8.2018
İran kumarı ve ilk hasıla
20.8.2018
Çal kemancı!
11.8.2018
Bir başka açıdan İran-ABD gerilimi: Aslında iyi anlaşırlardı
6.8.2018
Diplomaside serseri zamanlar
3.8.2018
Savaşların anası ve nevzuhur İttihatçıların çaresizliği
31.7.2018
Kürtlerle müzakere: Ankara’yı ifrit eden seçenek
24.7.2018
Beyaz Miğferler için tahliye zamanı: Bir rejim değiştirme aparatı emin ellerde
14.7.2018
Moskova’ya çıkan çift şeritli yol: Bir kefede Netanyahu diğerinde Velayeti
11.7.2018
‘Kabadayılar Çetesi’nin son güncesi
7.7.2018
Güneyde ‘dost ihaneti’ ve 'düşman suskunluğu'
4.7.2018
Selefi İslamcıları ‘yetmez ama evetçi’ yapan nedir?
30.6.2018
Sen sus patatesler konuşsun!
27.6.2018
Kapa çeneni!
22.6.2018
Yemen boğun eğer mi? Suudi atası aksini söylüyor
21.6.2018
Gökdelen azgınları ve yalın ayaklar
19.6.2018
Kürtlerin Şam’la diyalogu: ABD’ye rağmen mümkün mü?
18.6.2018
Menbic: Yeni bir fetihçi beklemeyen eski 'kutsal şehir'
13.6.2018
Roket adamların barışı: Dünyanın nasibine düşen ne?
6.6.2018
Ürdün’de isyan; kralca hamleler, bölgesel oyunlar
4.6.2018
Cehennem Borsası
29.5.2018
Golan hesapları: Kaostan lütfa, tampondan petrole
26.5.2018
İsfahan: İnsanın insana bir iyiliği
24.5.2018
12 emir, İran, Suriye: Sanki herkes Putin’e çalışıyor!
11.5.2018
Trump’ın barutu, Bibi’nin ateşi
8.5.2018
Veliahtım, prensim! Lübnan size ‘şey’ dedi
2.5.2018
Trump’a atılan pas İran’a gol olur mu?
30.4.2018
Kore baharındaki 'parlamayan' yıldız
26.4.2018
Bir ‘diyet IŞİD’ almaz mıydınız?
23.4.2018
Toz duman dağılınca geriye kalan
16.4.2018
Küresel küstahlığın yüzünü kurtaran 105 salvo
11.4.2018
Felakete doğru
5.4.2018
Elysée’de ne konuşuldu? Afrin’den sonra Kürtler ne bekliyor?
1.4.2018
Bak şu Elysée’nin işine!
29.3.2018
Batı'nın Rusya krizi ve bizim payımıza düşen
21.3.2018
'Afrin’in Fethi' ve nasipse 'Birinci Tayyip Dönemi'
15.3.2018
Pompeo orta dünyaya ne pompalar?
13.3.2018
İran, Kürtleri yakın plana alırken…
7.3.2018
‘Makul’ darbeler, ‘biçare’ Yemenliler ve Batılı vicdanı!
24.2.2018
Afrin çıkmazı
19.2.2018
Menbic senaryosu: ABD çekilirse ne olur?
13.2.2018
Savaşın fabrika ayarları
6.2.2018
Afrin aynasında İdlib ve Rus ruleti
2.2.2018
Kuvayi Milliye! Hayalden öteye…
30.1.2018
Erdoğan’ın kefil olduğu ‘Milli Ordu’
21.1.2018
Ateşle dansın ‘cool’ partnerleri
16.1.2018
Bir gece ansızın girersiniz ama bin gecede çıkamazsınız!
12.1.2018
Erdoğan'ın yürüdüğü son sahne
6.1.2018
İki gerçek arasında: İran çıkmazı
2.1.2018
İran nereye gidiyor?
20.12.2017
‘Vatansever Kürt’ten ‘hain Kürt’e: Suriye’de kritik dönemeç
12.12.2017
Kendi oyununda tepetaklak olanlar
4.12.2017
Yemen’deki hesaplaşma
1.12.2017
Komşumuzdur İran! Ona ne şüphe!
22.11.2017
Bence Lübnan!
13.11.2017
Feyruz’un çocukları!
6.11.2017
Suudiler Lübnan’ı neden ateşe atıyor?
3.11.2017
İran’ın oyunu, Bağdat’ın talihi
27.10.2017
Çölün Martin Luther’ine yer açın!
25.10.2017
ABD Kürtlerden vazgeçti mi?
10.10.2017
İdlib’de El Kaide ile Amerikan güreşi!
7.10.2017
Kral hazretleri Rus gemisine neden bindi?
3.10.2017
Çuvala sokulan, Mossad’a çalınan Kürt sandığı
1.10.2017
Rusya’nın Kürdistan nüansı
27.9.2017
Referandumdan sonra: Paniğe mahal yok!
15.9.2017
Golavinka’nın ağacı, Çerkes yarası ve bir sessiz ağıt
7.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı - 3: Haşd el Şaabi Kerkük için savaşır mı?
6.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı - 2: KDP cephesinden bir bakış: Kürdistan çaresiz değil
5.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı: Tarihi fırsat mı, oyun mu?
25.8.2017
Raconatif diplomasi
23.8.2017
Biçare!
20.8.2017
Kürdistan’daki İsrail parantezi; kârdan çok zarar
14.8.2017
Savaşın en zoru: Deyr el Zor
10.8.2017
Türkiye Çin için Uygurları terk edecek mi?
8.8.2017
Şiiler arasında bir Suud kılıcı! Sahi mi?
3.8.2017
Kıtlıkla beslenen darbe ve Chavismo’nun kaderi
31.7.2017
Pakistan FETÖ’sü darbe mi yaptı?
27.7.2017
Hariri, Trump’la âbâd olurken Lübnan cephesi
23.7.2017
İdlib’deki tuzak: Türk’ün Talibanistan’ında işler karıştı
21.7.2017
Suriye’deki Kafkasya lejyonu: Kadirov’dan ötesi
14.7.2017
Boru hattında yüzen Filistin sevdası!
9.7.2017
Tampon pazarı
6.7.2017
Körfez krizindeki rahmet!
4.7.2017
Irak’ı kurtarmak!
23.6.2017
Taht kavgasından Badiya Çölü'ne
21.6.2017
Ya Fırat kızıla çalarsa!
14.6.2017
Puslu havada ‘Amerikan hilali’
8.6.2017
IŞİD’in püskürtülmesi, Haşd’ın Kürtleri ve alabora hesaplar
7.6.2017
Terör sofrasında terör muhabbeti
6.6.2017
Ah Katar vah Katar!
25.5.2017
Jöleli-Arap-İslam NATO’su
20.5.2017
Diplomaside Yerkelizm
17.5.2017
Noktalı virgül
15.5.2017
Fars mı seçim mi?
5.5.2017
Çatışmasızlık bölgeleri: Bu tampon, başka tampon
30.4.2017
İsrail'in IŞİD ve El Kaide aşkı!
26.4.2017
Referandum Orta Doğu siyasetine nasıl yansıyacak?
22.4.2017
Suriyelinin canı, Katar’ın fidyesi
19.4.2017
Yerim daraldı ama oynayacağım!
10.4.2017
Ebu İvanka! Saçma sıkan kovboy!
7.4.2017
Kimyasal dehşetten sonra
6.4.2017
Kerkük; ateş orada, duman burada
5.4.2017
‘Kiril Mücahitlerle’ yüzleşme
25.3.2017
50 aşiretlik yeni ordu: Yine kâğıttan kaplan
22.3.2017
Kürtlerin 'çıkış' senaryosu
16.3.2017
Gürültü hasılatı
10.3.2017
Menbic Düzeni’nden Rakka’ya: Uygunsuz adım marş marş!
9.3.2017
Menbic’te oyunu bozan oyun ve bayrak savaşı
4.3.2017
Bab’tan sonra Menbic tuzağı
2.3.2017
Beyaz ile siyah inci arasındaki Kürt kaderi
28.2.2017
İyi Şii kötü Şii!
26.2.2017
İran-Türkiye gerilimi ekonomiyi vuruyor
24.2.2017
Kürt’ü seven Kürt’ü döven!
22.2.2017
Kürtlere göre Rakka’da Türkiye olmayacak
20.2.2017
El Bab’ı aşmadan Rakka inandırıcı mı?
19.2.2017
Erdoğan’ın vadettiği ordu milli mi hayalet mi?
17.2.2017
Fırat’ın fısıldadıkları
13.2.2017
Golan’ın Çerkesleri: Ateş hattında hayat
12.2.2017
Rakka’yı Suriye’siz kurtarmak!
10.2.2017
Suriye’de ABD’ye Mehmet olmak!
9.2.2017
Türk'ün eliyle Rus ruleti: Cihatçıyla cihatçıyı temizlemek!
3.2.2017
Trump’ın levhasız yolu
2.2.2017
Savaş kendini dayatırsa Kürtler ne yapacak?
29.1.2017
İD’in PYD’den gizli talebi: Kürt İslam devleti
26.1.2017
Şam’dan Kamışlı’ya: Özerklik gerilimi
23.1.2017
Suriyelilerin Suriye’si (1)
21.1.2017
Halep bir Pirus zaferi mi?
14.1.2017
Suriyelilerin Suriye’si
28.12.2016
El Bab ateşi halkı yaktığı gibi hükümeti yakmıyor
26.12.2016
Sıradaki İdlib Emirliği; ibretlik bir miras
25.12.2016
Ankara’nın boynu artık kıldan ince
23.12.2016
Halep’ten sonra Türk’ün senaryosu
21.12.2016
Mahşerin üç atlısı!
20.12.2016
Suikastı Moskova’nın nasıl okuduğu önemli!
19.12.2016
Hezimetten Türk usulü zafer çıkarmak!
11.12.2016
Şeyh Maksud’daki Kürt düğümü
8.12.2016
Türk'ün Türk'le, Türk'ün Rum'la imtihanı
6.12.2016
Halep ateşi niçin Türkiye’yi yakıyor?
1.12.2016
Dua kardeşliğinde son perde
30.11.2016
Salih Müslim’i yakalama kararı Türkiye’ye ne getirir?
26.11.2016
El Bab! Felaket Kapısı!
24.11.2016
Asya’nın NATO’sunda Türk’ün yeri
20.11.2016
Şengal ikinci bir Kandil olur mu?
12.11.2016
Menbic taktiği Rakka için de geçerli
11.11.2016
Trump dünyanın sonu mu?
8.11.2016
Bu kez Rakka’nın gazabı!
6.11.2016
Halep cehenneminde yakıcı kartlar
3.11.2016
'Hacı' Bekir'in ekseni kaybediyor!
28.10.2016
Rojava’yı kemiksiz Esad’a teslim etmek! Öyle mi?
22.10.2016
Musul’dan sonra nasipse Rakka! Amma velakin fakat…
18.10.2016
Musul’a beş kala!
14.10.2016
Musul’u ne yapsak? Musullulara bıraksak! Birlikte kurtarsak! Parçalasak! Dağıtsak!
8.10.2016
Dicle’dir kalkanın adı paşam! Ama bu Musul o Musul değildir!
5.10.2016
Korkunun İdaresi
10.9.2016
Türk müdahalesi Kürt-Arap ittifakını bozar mı?
4.9.2016
TÜRKİYE’NİN KENDİNİ SÜRÜKLEDİĞİ TUZAK
24.8.2016
İran’la balayı ne vaat ediyor?
14.8.2016
Rusya ile ikinci baharın diyeti: Suriye
31.7.2016
İnce ayar Kürt hesabı
3.7.2016
IŞİD Türkiye'nin komşularıyla barışını mı hedef aldı?
15.6.2016
Son nakavt Erdoğan’a
7.6.2016
‘Değerli Yalnız’ın Afrika fethi!
28.5.2016
Rakka’ya doğru yol temizliği
26.4.2016
ROJAVA, AVRUPA’DA ‘DİPLOMATİK’ AĞINI GENİŞLETİYOR
16.4.2016
Türkiye’nin İD’e karşı ilk hamlesi fiyasko
7.4.2016
Bu bir veda değildir!
13.3.2016
KÜRT HESABI!
11.3.2016
ABD Kürtleri terk mi ediyor?
20.2.2016
Türkiye’nin umutsuz Azez savaşı
2.2.2016
Cenevre'nin ahı Rojava'dan çıkıyor!
4.1.2016
'Beyaz IŞİD'in aynasından...
2.1.2016
Düşman kardeşliği!
23.12.2015
Bir kayıp hikayesi: Şii Türkmenler-5
22.12.2015
IŞİD'e karşı Sünni direnişi-4
21.12.2015
Kerbela'dan Samarra, Tıkrit ve Beyci'ye...
20.12.2015
Ali Ekber Tugayı: Şii-Sünni-Hıristiyan ittifakı
19.12.2015
IRAK'IN IŞİD İLE SAVAŞI-1: Kerbela; IŞİD eliyle yeniden...
18.12.2015
Suud şakası: Aşırıların aşırılıkla savaşı
15.12.2015
Bağdat'ın şifreleri
11.12.2015
Suudilerin elinin değdiği hamur
8.12.2015
Bağdat'tan dönen Musul hesabı!
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Düzce Satılık ve Kiralık Emlaklar Emlak8.net