Cehennemin kapıları tıklanırken…


23.1.2019 - Bu Yazı 141 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

  Yeni savaş, basitçe, İsrail’in Gazze ya da Lübnan’ı vurmasıyla sınırlı olmayabilir. Daha doğrusu yeni savaşın cephelerini İsrail’in belirlemesi veya sınırlaması mümkün olmayabilir. Suriye’de saldırganlığın artmasının altında bu olasılık yatıyor. İsrail, Lübnan’dan cephe açarsa Suriye’deki güçler de Golan’dan cephe açabilir. Eş zamanlı olarak Filistin’in iki yakasında intifada tetiklenebilir. Çoklu cepheye bundan sonra Irak’ı da eklemek gerekecek.

İsrail, Suriye’de herkesin açıktan izleyebildiği ‘örtülü savaşı’ artık aleni hale getirmekte beis görmüyor. Önce geçen hafta emekliye ayrılan Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot, 11 Ocak’ta New York Times’a verdiği demecinde son iki yılda Suriye’de en az 2 bin hedefi vurduklarını söyledi. Sonra 13 Ocak’ta Başbakan Benyamin Netanyahu, 11 Ocak’ta Şam’da belli yerleri hedef alan saldırıları açıkça üstlendi. Bu şekilde ‘ne inkâr ne teyit’ mantığına dayalı ‘muğlaklık’ siyasetine son verilmiş oldu. Bunda Suriye’yi çökertme planlarının çökmesi, İsrail’in silah ve başka yardımlarla desteklediği Golan/Kuneytra cephesi ile Ürdün sınırından beslenen Dera cephesindeki çöküşün payı büyük. Suriye’de saldırganlığı sürdürmek için İran ve Hizbullah hedef tanımlamasında odağa alındı. İran’ın geçen yıl Suriye’deki askeri unsurlarının yarısını çektiğini söyleyenler de yine kendileri. Rusya ile pazarlıklar sayesinde Ürdün sınırı ve Golan’dan 60-100 kilometre içeriye doğru İran unsurları ve Hizbullah’ın olmadığı ‘tehlikeden arındırılmış bölge’ tavizi de İsrail’i kesmiyor. Ne de olsa İran ve Hizbullah’a karşı her türlü operasyon konusunda İsrail’in elini bağlayacak bir şey yok. Bu türden bir tehdit algısı İsrail açısından hayli kullanışlı. Hem uluslararası alanda kendisine dokunulmazlık kazandırıyor hem de mali ve askeri destekte Amerikan bonkörlüğünü garanti ediyor.

Geçen eylülde Suriye’nin kuzeybatısında saldırılar düzenlerken bir Rus uçağını kendisine siper ederek Suriye hava savunma sistemine yem yapan İsrail, bir süredir Rus tepkisinden emin olamadığı için kendisini tutuyordu. Ancak ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’ı geriletme, IŞİD’i bitirme ve Şam’da siyasal geçişi sağlama hedefine dayalı üç ayaklı Suriye stratejisine rağmen Amerikan güçlerini aniden çekme kararı alması, İsrail’in güvenlik siyasetindeki ‘pitbull’u uyandırdı.

***

19-20 Ocak’ta yaşanan son salvolar oyunun kuralının her iki taraf açısından değiştiğini gösterdi. Dikkat çekilen iyi yeni durum var: Birincisi saldırılarını genelde karanlıkta düzenleyen İsrail ilk kez 19 Ocak’ta gündüz vakti Şam Uluslararası Havaalanı’nı vurdu. Saldırı Tahran’dan kalkan Mahan Airlines’e ait bir uçağın piste ineceği sırada gerçekleşti.

İkincisi Suriye’den karadan karaya orta menzilli füzeyle işgal altındaki Golan Tepeleri’ne (Cebel el Şeyh tarafına) misilleme yapılmasıydı. 10 Mayıs 2018’de İsrail’in saldırılarına karşılık Golan’a doğru 30 kadar füze fırlatılmış ama çoğu Suriye hava sahasında imha edilmişti.

20 Ocak’ta İsrail bu kez Şam yakınlarında birkaç yeri hedef aldı. Netanyahu’ya göre vurulan yerler İranlılara ait silah depoları, istihbarat merkezi ve eğitim kampı. Fakat Rus ve Suriyeli kaynaklara göre saldırının kurbanları Suriyeli askerler. Rus Savunma Bakanlığı’na göre Suriye hava savunması İsrail’in fırlattığı 30 güdümlü füzeyi havada imha etti.

İsrail’in uluslararası topluma sunduğu senaryoya göre Golan istikametindeki misilleme atışında İran yapımı Fecr füzesi kullanıldı, füzeyi ateşleyen de İran Devrim Muhafızları’na bağlı Kudüs Gücü’ydü.

Bu iddiadan bağımsız olarak Suriye, İran, Hizbullah/Lübnan arasında işlerin nasıl döndüğünü yakından takip edenler, İsrail’in saldırılarına nasıl yanıt verileceği konusunda ‘direniş güçleri’ arasında bir koordinasyon ya da ortak karar olduğu olasılığını gözardı etmez.

İsraillilerin ‘Hermon Dağı’ dediği Cebel el Şeyh’te insanlar kayak yaparken havada infilak eden füze görüntüsü İsrail için ‘tanrının lütfu’ sayılır. İsrail gazeteleri İran’la ilk kez bu kadar yakın çatışmanın yaşandığını kalın puntolarla not ediverdi. “Saldırı, İran’ın gerilimi artırmaya hazır olduğunu gösteriyor” da denildi.

İsrail, Suriye’de binlerce hedefi vururken haklı ama vurulan taraf meşru müdafaa hakkından mahrum bir saldırgan! İsrail Savunma Bakanlığı’na göre Suriye hava savunma sistemi, Suriye hava sahasında yanıt verebilir ama İsrail topraklarına ateş açamaz! “İsrail toprakları” dedikleri yer İsrail’in Suriye’den gasp ettiği Golan Tepeleri. Böyle zamanlarda tepkilerin alt metni hiç değişmiyor: “Ne cüretle kutsal devletin güvenliğine halel getirirsin!” Saldırı günü “Siyonist rejisi yeryüzünden silecek nihai savaşa hazırız” diyen İran Hava Kuvvetleri Komutanı Tuğgeneral Aziz Nasırzade’nin sözleri de bu yorumlara iliştirildiğinde artık hiçbir uluslararası mekanizma İsrail’i tutamaz. Tutmuyor da! (Bu arada İranlılar da neden yapamayacakları tehditleri savurur orası ayrı bir mesele. Onların da zor zamanlardan geçerken Kudüs Gücü’nün getireceği efsanevi havaya ihtiyacı var her halde.)

***

Bu tırmanış bir sürü şeyle ilintili. İsrail, Ortadoğu’da İran’ı püskürtme konusunda yakaladığı psikolojik ve siyasal iklimi kaybetmek istemiyor. ABD’yi, ortak İran stratejisinde sabitlemek birincil öncelik. İran ve Suriye’yi kışkırtan hamleler, ABD’ye “Suriye’de kal” demenin başka bir yolu. Gerçi Trump yönetimi, Suriye’den çekilseler bile Ortadoğu’daki bütün üslerden İsrail’i koruyacakları taahhüdünü yineliyor. Yine de Suriye’deki Amerikan varlığı, İran’ı dizginleme stratejisini canlı tutmaya, bölgeyi bu tehditle şekillendirmeye ve Suriye’nin toparlanmasını önlemeye yarayacak bir faktör.

İkincisi “İran bizim kadar Arapların da düşmanıdır” algısını yayarken Suriye üzerinden koparılan fırtına kararsızları etkiliyor. Fars-Arap zıtlığı İsrail’in Arap ülkeleriyle ilişkileri normalleştirme hedefini kolaylaştırıyor. Bu salvolar, Umman’dan sonra Arap turuna yeni halkalar ekleyen Netanyahu’nun Çad ziyaretine denk geldi. Netanyahu, İran’ın Suriye’de askeri tahkimatına izin vermeyecekleri mesajını Çad’da verdi.

Üçüncüsü “İran hedeflerini vuruyorum” diyerek Suriye ve müttefiklerine kendi koşullarını dayatıyor. Suriye’nin tek parça halinde ayağa kalkması İsrail’in umduğu bir sonuç değildi. Öngörüldüğü üzere Suriye içten patlama senaryosuyla çökertilemeyince doğrudan müdahaleyle kırmızı çizgileri kabul ettirme evresine geçildi.

En önemli dayatma Golan’da işgalci statükonun asla değişemeyeceği yönünde. Amerikan elçiliğinin Kudüs’e taşınması kararında olduğu gibi son zamanlarda Golan’ın İsrail toprağı ilan edilmesi yönünde Beyaz Saray üzerinde kurulan kumpası burada not edelim.

8 yıldır süren savaştan güçlenerek çıkan Suriye’nin yarın Golan’ı geri almak için fırsat kollayacağı ihtimali artık İsrail’in savaş senaryolarında birinci sırada.

Dördüncüsü, İsrail sınır tanımayan saldırganlıkla Rus hamiliğine de sınırlar tayin ediyor. Rus güçlerini tekrar tehlikeye sokmadığı sürece Rusya’nın kendisi için körelmesini istiyor. S-300 ve S-400 sistemlerinin İsrail’e karşı çalıştırılmaması bunun için yeterli.

***

Şam ve Golan semalarında çarpışan füzeler oyunun kurallarının iki taraf için de değiştiğini gösteriyor.

İran, Körfez-Amerikan-İsrail ortaklığının kapsamlı çökertme hamleleriyle yüzleşirken risk çıtasını yükseltebilir. “Eğer düşmanlar savaşı İran topraklarına taşımak istiyorsa önce kendi kapıları yanar” diyen bir yaklaşım öne çıkıyor. İsrail tarafında da İran-Suriye ekseni çökertilmeden Hamas ve Hizbullah gibi yerel düşmanlarla savaşın bitmeyeceği kanaati güçleniyor. İsrail güvenlik kaynakları, Suriye ordusunun 2011’den öncesiyle kıyasla daha güçlü hale geldiğini ve ABD’nin çekilmesi halinde daha sert yanıtlar geleceğini söylüyor.

Eisenkot’un hesabına göre İran Suriye’yi ayakta tutmak için 16 milyar dolar harcadı. 2016’da Afganistan, Pakistan ve Irak’tan Suriye’ye 3 bin Şii savaşçı getiren Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani, bugün 100 bin kişilik bir orduyla İran’ın bölgesel hegemonya heveslerini temsil ediyor. “Yıllarca zayıf bir düşmanla savaştığınızda bu sizi de zayıflatır” diyen Eisenkot, “Hamas ve Hizbullah gibi ikincil düşmanlarla değil doğrudan İran’la savaşmanın vaktinin geldiğini” düşünüyor. Yeni Genelkurmay Başkanı Aviv Kohavi de Eisenkot’un ayak izlerinden gidiyor. Kohavi 2010-2014 arasında askeri istihbarat şefiyken Suriye Devlet Başkanı Beşşar el Esad’ı öldürme planını hükümete sunmuştu. Jerusalem Post, Kohavi’nin ülkeyi yeni savaşa hazırlayacağını yazdı.

Yeni savaş, basitçe, İsrail’in Gazze ya da Lübnan’ı vurmasıyla sınırlı olmayabilir. Daha doğrusu yeni savaşın cephelerini İsrail’in belirlemesi veya sınırlaması mümkün olmayabilir. Suriye’de saldırganlığın artmasının altında bu olasılık yatıyor. İsrail, Lübnan’dan cephe açarsa Suriye’deki güçler de Golan’dan cephe açabilir. Eş zamanlı olarak Filistin’in iki yakasında intifada tetiklenebilir. Çoklu cepheye bundan sonra Irak’ı da eklemek gerekecek. Irak Ulusal Güvenlik Sekreteri Falih Feyyaz’ın 30 Aralık’ta Şam’da görüştüğü Esad’dan Haşd el Şaabi güçlerinin sınırın Suriye tarafında IŞİD’e karşı operasyon düzenlemesi için izin alması ABD ve İsrail’i rahatsız etti. ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo Bağdat’ı ziyaretinde Başbakan Adil el Abdülmehdi’ye İsrail’in Haşd el Şaabi’yi vurabileceğini belirtip buna karışmayacaklarını söyledi. Yani ABD, İsrail’e Haşd el Şaabi’yi vurması için yeşil ışık yaktı. Haşd el Şaabi de böyle bir saldırıya yanıtın Lübnan’ın güneyinden verileceğini hatırlattı. Ayrıca Irak’taki Amerikan askeri varlığının tehlikeye gireceği mesajı verildi.

***

Bunların ötesinde hiçbir tarafın bu gerilimi büyük bir savaşa dönüştürmek niyetinde olmadığına dair soğukkanlı öngörüler de var. Netanyahu yolsuzluk skandallarla cebelleşen siyasi kariyerini batırmamak için Filistin, Lübnan ve Suriye hattında gerilimlere ihtiyaç duyuyor. Nisandaki seçimlerde öne çıkan eski Genelkurmay Başkanı ve Hosen Le’Yisrael partisinin lideri Benny Gantz’ın Gazze’yi yakıp yıkan savaşın görüntülerini kampanya videosu yapıp cehennemden ateş devşirirken Netanyahu da Suriye’de İran ve Hizbullah’a nefes aldırmayan lider pozuna bel bağlıyor.

Özetlersek Hizbullah’ın 130 bin roketlik bir cephaneye kavuştuğunu düşünen İsrail ilk kez caydırıcı güç olma özelliğini yitirme endişesi yaşıyor. İsrailli kaynaklar Hizbullah’ı roketleriyle birlikte yok etmek için Lübnan’ı işgal etmenin gerektiğini söylüyor. Ama 2006’da hezimetle biten işgali tekrarlamanın garantisi yok. Gazze’de Hamas, İslami Cihad ve Filistin Halk Kurtuluş Cephesi’ni bitirmek için de Gazze’yi yeniden işgal seçeneği gündemde. İsrail’deki hakim askeri ve siyasi akıl ise “İran’ı devreden çıkarırsak bütün bu cepheler zaten kendiliğinden çözülürler” mantığıyla hareket ediyor. Ne var ki direniş dinamiğini İran’a bağlamak İsraillilerin en büyük yanılgısı. Ve ayrıca İran’ı vurmak farklı cephelerde cehennemin kapılarını aralamak demek.

Facebook Yorumları

reklam
20.2.2019
IŞİD bitmiş, teşekkürler Trump!
10.2.2019
İstihbarat rejimi olmak
6.2.2019
Irak’ın Amerikan sancısı depreşirken…
4.2.2019
ABD’nin Hizbullah hesabı neden tutmadı?
1.2.2019
Uyanık kalın, piyangodan bir darbe vurabilir
28.1.2019
Basılan Türk karargâhının anlattıkları…
23.1.2019
Cehennemin kapıları tıklanırken…
16.1.2019
Tampon fantezisi ve Kürtler: TOKİ’den bahçeli evler, iki kat olanından...
15.1.2019
Tampon fakat kime?
13.1.2019
İdlib, buyurun eseriniz!
10.1.2019
Yeni Sykes-Picot ve Suriye’de jandarma olmak
31.12.2018
Orta Dünya’nın simsarları nereye gidiyor?
26.12.2018
İki nehir arasında boğulmak
25.12.2018
Pimi çekilmiş bir çuval el bombası
20.12.2018
ABD’nin çekilmesi ne anlama geliyor?
20.12.2018
Fırat'ta restleşme mi, Şam uçağına bilet mi?
18.12.2018
Sarı Yelekliler nereye koşuyor?
14.12.2018
Fırat seferine ayarlı sandıklar!
1.12.2018
Meydan muharebesinden Kerç dalaşına: En pahalı faşist kart
27.11.2018
Barzani bir kez daha Bağdat’a dönerken…
24.11.2018
Tampon düşüren tampon
20.11.2018
Kaddafi’nin ahı ve İtalya bozgunu
13.11.2018
Siyon düşünde Arap çözülmesi
11.11.2018
Arap sokağında İran kışı, İsrail baharı: Yoksa serap mı?
6.11.2018
'Ak Gezer'in 'Şir'le savaşı: Kabadayılıkta yeni sezon
30.10.2018
X-large'tan X-small'a: Çaresizliğin hikâyesi
23.10.2018
Bela fırtınası: Katar öfkesi, Kaşıkçı intikamı, Kuveyt çalımı ve 'Küçük Saddam'
20.10.2018
Körfez'deki 'pitbull'lar
16.10.2018
Bir rehineden, bir suçtan lütuf devşirmek
10.10.2018
Suud işi: Ortadoğu’da oyuncu olmanın ‘elif-ba’sı
7.10.2018
Kafkasya’da tehlikeli restleşmeler
4.10.2018
Kürtler Bağdat’a dönerken…
28.9.2018
Sahi İsrail hiç mi afallamadı?
26.9.2018
Ahvaz tuzağı ve ‘ödenmiş’ devrimciler
20.9.2018
Dehşet dengesine İL-20 girdisi
19.9.2018
Erdoğan eliyle tasfiye
9.9.2018
İdlib zehirlenmesi
4.9.2018
Su savaşlarından ‘Mavi Barış’a
31.8.2018
Bağdat’ta şeytanla dans
28.8.2018
'Stratejik müşteri' ve İdlib çengeli
22.8.2018
İran kumarı ve ilk hasıla
20.8.2018
Çal kemancı!
11.8.2018
Bir başka açıdan İran-ABD gerilimi: Aslında iyi anlaşırlardı
6.8.2018
Diplomaside serseri zamanlar
3.8.2018
Savaşların anası ve nevzuhur İttihatçıların çaresizliği
31.7.2018
Kürtlerle müzakere: Ankara’yı ifrit eden seçenek
24.7.2018
Beyaz Miğferler için tahliye zamanı: Bir rejim değiştirme aparatı emin ellerde
14.7.2018
Moskova’ya çıkan çift şeritli yol: Bir kefede Netanyahu diğerinde Velayeti
11.7.2018
‘Kabadayılar Çetesi’nin son güncesi
7.7.2018
Güneyde ‘dost ihaneti’ ve 'düşman suskunluğu'
4.7.2018
Selefi İslamcıları ‘yetmez ama evetçi’ yapan nedir?
30.6.2018
Sen sus patatesler konuşsun!
27.6.2018
Kapa çeneni!
22.6.2018
Yemen boğun eğer mi? Suudi atası aksini söylüyor
21.6.2018
Gökdelen azgınları ve yalın ayaklar
19.6.2018
Kürtlerin Şam’la diyalogu: ABD’ye rağmen mümkün mü?
18.6.2018
Menbic: Yeni bir fetihçi beklemeyen eski 'kutsal şehir'
13.6.2018
Roket adamların barışı: Dünyanın nasibine düşen ne?
6.6.2018
Ürdün’de isyan; kralca hamleler, bölgesel oyunlar
4.6.2018
Cehennem Borsası
29.5.2018
Golan hesapları: Kaostan lütfa, tampondan petrole
26.5.2018
İsfahan: İnsanın insana bir iyiliği
24.5.2018
12 emir, İran, Suriye: Sanki herkes Putin’e çalışıyor!
11.5.2018
Trump’ın barutu, Bibi’nin ateşi
8.5.2018
Veliahtım, prensim! Lübnan size ‘şey’ dedi
2.5.2018
Trump’a atılan pas İran’a gol olur mu?
30.4.2018
Kore baharındaki 'parlamayan' yıldız
26.4.2018
Bir ‘diyet IŞİD’ almaz mıydınız?
23.4.2018
Toz duman dağılınca geriye kalan
16.4.2018
Küresel küstahlığın yüzünü kurtaran 105 salvo
11.4.2018
Felakete doğru
5.4.2018
Elysée’de ne konuşuldu? Afrin’den sonra Kürtler ne bekliyor?
1.4.2018
Bak şu Elysée’nin işine!
29.3.2018
Batı'nın Rusya krizi ve bizim payımıza düşen
21.3.2018
'Afrin’in Fethi' ve nasipse 'Birinci Tayyip Dönemi'
15.3.2018
Pompeo orta dünyaya ne pompalar?
13.3.2018
İran, Kürtleri yakın plana alırken…
7.3.2018
‘Makul’ darbeler, ‘biçare’ Yemenliler ve Batılı vicdanı!
24.2.2018
Afrin çıkmazı
19.2.2018
Menbic senaryosu: ABD çekilirse ne olur?
13.2.2018
Savaşın fabrika ayarları
6.2.2018
Afrin aynasında İdlib ve Rus ruleti
2.2.2018
Kuvayi Milliye! Hayalden öteye…
30.1.2018
Erdoğan’ın kefil olduğu ‘Milli Ordu’
21.1.2018
Ateşle dansın ‘cool’ partnerleri
16.1.2018
Bir gece ansızın girersiniz ama bin gecede çıkamazsınız!
12.1.2018
Erdoğan'ın yürüdüğü son sahne
6.1.2018
İki gerçek arasında: İran çıkmazı
2.1.2018
İran nereye gidiyor?
20.12.2017
‘Vatansever Kürt’ten ‘hain Kürt’e: Suriye’de kritik dönemeç
12.12.2017
Kendi oyununda tepetaklak olanlar
4.12.2017
Yemen’deki hesaplaşma
1.12.2017
Komşumuzdur İran! Ona ne şüphe!
22.11.2017
Bence Lübnan!
13.11.2017
Feyruz’un çocukları!
6.11.2017
Suudiler Lübnan’ı neden ateşe atıyor?
3.11.2017
İran’ın oyunu, Bağdat’ın talihi
27.10.2017
Çölün Martin Luther’ine yer açın!
25.10.2017
ABD Kürtlerden vazgeçti mi?
10.10.2017
İdlib’de El Kaide ile Amerikan güreşi!
7.10.2017
Kral hazretleri Rus gemisine neden bindi?
3.10.2017
Çuvala sokulan, Mossad’a çalınan Kürt sandığı
1.10.2017
Rusya’nın Kürdistan nüansı
27.9.2017
Referandumdan sonra: Paniğe mahal yok!
15.9.2017
Golavinka’nın ağacı, Çerkes yarası ve bir sessiz ağıt
7.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı - 3: Haşd el Şaabi Kerkük için savaşır mı?
6.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı - 2: KDP cephesinden bir bakış: Kürdistan çaresiz değil
5.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı: Tarihi fırsat mı, oyun mu?
25.8.2017
Raconatif diplomasi
23.8.2017
Biçare!
20.8.2017
Kürdistan’daki İsrail parantezi; kârdan çok zarar
14.8.2017
Savaşın en zoru: Deyr el Zor
10.8.2017
Türkiye Çin için Uygurları terk edecek mi?
8.8.2017
Şiiler arasında bir Suud kılıcı! Sahi mi?
3.8.2017
Kıtlıkla beslenen darbe ve Chavismo’nun kaderi
31.7.2017
Pakistan FETÖ’sü darbe mi yaptı?
27.7.2017
Hariri, Trump’la âbâd olurken Lübnan cephesi
23.7.2017
İdlib’deki tuzak: Türk’ün Talibanistan’ında işler karıştı
21.7.2017
Suriye’deki Kafkasya lejyonu: Kadirov’dan ötesi
14.7.2017
Boru hattında yüzen Filistin sevdası!
9.7.2017
Tampon pazarı
6.7.2017
Körfez krizindeki rahmet!
4.7.2017
Irak’ı kurtarmak!
23.6.2017
Taht kavgasından Badiya Çölü'ne
21.6.2017
Ya Fırat kızıla çalarsa!
14.6.2017
Puslu havada ‘Amerikan hilali’
8.6.2017
IŞİD’in püskürtülmesi, Haşd’ın Kürtleri ve alabora hesaplar
7.6.2017
Terör sofrasında terör muhabbeti
6.6.2017
Ah Katar vah Katar!
25.5.2017
Jöleli-Arap-İslam NATO’su
20.5.2017
Diplomaside Yerkelizm
17.5.2017
Noktalı virgül
15.5.2017
Fars mı seçim mi?
5.5.2017
Çatışmasızlık bölgeleri: Bu tampon, başka tampon
30.4.2017
İsrail'in IŞİD ve El Kaide aşkı!
26.4.2017
Referandum Orta Doğu siyasetine nasıl yansıyacak?
22.4.2017
Suriyelinin canı, Katar’ın fidyesi
19.4.2017
Yerim daraldı ama oynayacağım!
10.4.2017
Ebu İvanka! Saçma sıkan kovboy!
7.4.2017
Kimyasal dehşetten sonra
6.4.2017
Kerkük; ateş orada, duman burada
5.4.2017
‘Kiril Mücahitlerle’ yüzleşme
25.3.2017
50 aşiretlik yeni ordu: Yine kâğıttan kaplan
22.3.2017
Kürtlerin 'çıkış' senaryosu
16.3.2017
Gürültü hasılatı
10.3.2017
Menbic Düzeni’nden Rakka’ya: Uygunsuz adım marş marş!
9.3.2017
Menbic’te oyunu bozan oyun ve bayrak savaşı
4.3.2017
Bab’tan sonra Menbic tuzağı
2.3.2017
Beyaz ile siyah inci arasındaki Kürt kaderi
28.2.2017
İyi Şii kötü Şii!
26.2.2017
İran-Türkiye gerilimi ekonomiyi vuruyor
24.2.2017
Kürt’ü seven Kürt’ü döven!
22.2.2017
Kürtlere göre Rakka’da Türkiye olmayacak
20.2.2017
El Bab’ı aşmadan Rakka inandırıcı mı?
19.2.2017
Erdoğan’ın vadettiği ordu milli mi hayalet mi?
17.2.2017
Fırat’ın fısıldadıkları
13.2.2017
Golan’ın Çerkesleri: Ateş hattında hayat
12.2.2017
Rakka’yı Suriye’siz kurtarmak!
10.2.2017
Suriye’de ABD’ye Mehmet olmak!
9.2.2017
Türk'ün eliyle Rus ruleti: Cihatçıyla cihatçıyı temizlemek!
3.2.2017
Trump’ın levhasız yolu
2.2.2017
Savaş kendini dayatırsa Kürtler ne yapacak?
29.1.2017
İD’in PYD’den gizli talebi: Kürt İslam devleti
26.1.2017
Şam’dan Kamışlı’ya: Özerklik gerilimi
23.1.2017
Suriyelilerin Suriye’si (1)
21.1.2017
Halep bir Pirus zaferi mi?
14.1.2017
Suriyelilerin Suriye’si
28.12.2016
El Bab ateşi halkı yaktığı gibi hükümeti yakmıyor
26.12.2016
Sıradaki İdlib Emirliği; ibretlik bir miras
25.12.2016
Ankara’nın boynu artık kıldan ince
23.12.2016
Halep’ten sonra Türk’ün senaryosu
21.12.2016
Mahşerin üç atlısı!
20.12.2016
Suikastı Moskova’nın nasıl okuduğu önemli!
19.12.2016
Hezimetten Türk usulü zafer çıkarmak!
11.12.2016
Şeyh Maksud’daki Kürt düğümü
8.12.2016
Türk'ün Türk'le, Türk'ün Rum'la imtihanı
6.12.2016
Halep ateşi niçin Türkiye’yi yakıyor?
1.12.2016
Dua kardeşliğinde son perde
30.11.2016
Salih Müslim’i yakalama kararı Türkiye’ye ne getirir?
26.11.2016
El Bab! Felaket Kapısı!
24.11.2016
Asya’nın NATO’sunda Türk’ün yeri
20.11.2016
Şengal ikinci bir Kandil olur mu?
12.11.2016
Menbic taktiği Rakka için de geçerli
11.11.2016
Trump dünyanın sonu mu?
8.11.2016
Bu kez Rakka’nın gazabı!
6.11.2016
Halep cehenneminde yakıcı kartlar
3.11.2016
'Hacı' Bekir'in ekseni kaybediyor!
28.10.2016
Rojava’yı kemiksiz Esad’a teslim etmek! Öyle mi?
22.10.2016
Musul’dan sonra nasipse Rakka! Amma velakin fakat…
18.10.2016
Musul’a beş kala!
14.10.2016
Musul’u ne yapsak? Musullulara bıraksak! Birlikte kurtarsak! Parçalasak! Dağıtsak!
8.10.2016
Dicle’dir kalkanın adı paşam! Ama bu Musul o Musul değildir!
5.10.2016
Korkunun İdaresi
10.9.2016
Türk müdahalesi Kürt-Arap ittifakını bozar mı?
4.9.2016
TÜRKİYE’NİN KENDİNİ SÜRÜKLEDİĞİ TUZAK
24.8.2016
İran’la balayı ne vaat ediyor?
14.8.2016
Rusya ile ikinci baharın diyeti: Suriye
31.7.2016
İnce ayar Kürt hesabı
3.7.2016
IŞİD Türkiye'nin komşularıyla barışını mı hedef aldı?
15.6.2016
Son nakavt Erdoğan’a
7.6.2016
‘Değerli Yalnız’ın Afrika fethi!
28.5.2016
Rakka’ya doğru yol temizliği
26.4.2016
ROJAVA, AVRUPA’DA ‘DİPLOMATİK’ AĞINI GENİŞLETİYOR
16.4.2016
Türkiye’nin İD’e karşı ilk hamlesi fiyasko
7.4.2016
Bu bir veda değildir!
13.3.2016
KÜRT HESABI!
11.3.2016
ABD Kürtleri terk mi ediyor?
20.2.2016
Türkiye’nin umutsuz Azez savaşı
2.2.2016
Cenevre'nin ahı Rojava'dan çıkıyor!
4.1.2016
'Beyaz IŞİD'in aynasından...
2.1.2016
Düşman kardeşliği!
23.12.2015
Bir kayıp hikayesi: Şii Türkmenler-5
22.12.2015
IŞİD'e karşı Sünni direnişi-4
21.12.2015
Kerbela'dan Samarra, Tıkrit ve Beyci'ye...
20.12.2015
Ali Ekber Tugayı: Şii-Sünni-Hıristiyan ittifakı
19.12.2015
IRAK'IN IŞİD İLE SAVAŞI-1: Kerbela; IŞİD eliyle yeniden...
18.12.2015
Suud şakası: Aşırıların aşırılıkla savaşı
15.12.2015
Bağdat'ın şifreleri
11.12.2015
Suudilerin elinin değdiği hamur
8.12.2015
Bağdat'tan dönen Musul hesabı!
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Düzce Satılık ve Kiralık Emlaklar Emlak8.net