Gürültü hasılatı


16.3.2017 - Bu Yazı 786 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Milliyetçi-muhafazakâr çevreler portakal hançerleyerek Avrupa’ya haddini bildirmenin gururunu yaşayabilirler. Fakat bu sarhoşluk, Türkiye’nin artık bir ‘sorun’ olarak görüldüğü gerçeğini değiştirmez. Sadece Avrupa’daki aktörler değil ABD de 16 Nisan referandumunu etkilememek için sözlerini ertesi güne saklıyor.

Zorbalığın utanması yok. Olmaz da. Sermayesidir arsızlık. Geçmişi yüzlerce yıla dayanan dostane ilişkilerin üzerine kezzap suyu döktükten sonra hasılata bakıyor. Gerine gerine Avrupa ile yaşanan diplomatik kriz sayesinde ‘Evet’ oylarının yüzde 1-2 puan arttığını söylüyor.

Bu iktidarın Türk siyasal literatürüne bıraktığı miras katıksız istismardır.

İşe yarar ne varsa hepsini kullandı.

Filistin davası tüketildi.

Rabia işaretiyle Mısır’daki İhvan trajedisi tüketildi.

Suriye’de istismarın her türlüsü yaşandı.

Mutlak iktidarın temini için FETÖ ile elde edilebilecek maksimum fayda sağlandı.

Darbe girişimi önce manipüle edildi, sonra kullanıldı ve hala kullanılıyor.

Kürt düşmanlığı hortlatıldı, devlet terörü siyasal çıkar aracı olarak yeniden tedavüle sokuldu. Barış cephesine savaş açıldı!

Yani iktidar ‘iç düşman’ safsatasıyla epeyce yol aldı.

Bütün bunlar ‘Evet’ için yetmemiş olmalı ki sıra ‘dış düşman’a geldi.

Restler ve tehditler inanılmaz bir üslupla havada uçuşuyor. Diplomasi çıldırmış vaziyette. Görevi, siyasi liderlerin yarattığı gerilimleri emmek olan diplomasi bizzat körük pozisyonunda.

***

Bu krizi tartışırken Avrupa’nın çifte standart ve çelişkilerini atlayacak değiliz. Ama “Tencere dibin kara, seninki benden kara” diyerek de gözümüzdeki merteği görmezden gelecek de değiliz.

Hollanda Başbakanı Mark Rutte’un çaresizliği “Erdoğan’ın oyununa gelmiş olmak”. Şaşkınlığını “Yanlış bir filmin içine düştüm” diye dile getirdi. Erdoğan’a tepki vermese aşırı sağcı Geert Wilders’in çektiği filmin içine düşecek. Tabii bugün yapılacak seçim öncesi aşırı sağa malzeme vermeyeyim derken Türk göstericilere atlı-köpekli müdahaleyle Wilders’e bir ‘eşek sırıtışı’ hediye etmiş oldu.

İşlerin bu noktaya gelmesinde Avrupa’nın oyunu dürüstçe oynamamasının payı büyük. İngiltere’nin İkinci Dünya Savaşı’na dek ‘teskin politikası’ ile Adolf Hitler’in yükselişi karşısında üç maymunu oynaması gibi AB de Türkiye’yi tek adam rejimine götüren süreçte sessiz kaldı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bir süre AB’ye karşı Rusya kartıyla, bir süre de “Kapıları açar mültecileri salarız” şantajıyla Avrupa’yı susturdu. Mülteci anlaşmasına ön ayak olan Almanya Şansölyesi Angela Merkel ve diğer AB liderleri hem göç baskısından kurtulmak hem de aşırı sağın yükselişini önlemek için Erdoğan’la ortaklığın sürmesini tercih etti.

Ne var ki Erdoğan durmadı. İçerde başlattığı savaşla milliyetçi çevreleri ‘Evet’ katarının arkasına taktığı halde istediği sonucu alamayacağını görünce her zaman işe yaramış olan ‘dış düşmanlar’ jargonunu devreye soktu. Türkiye’deki kutuplaşmanın Avrupa’ya taşınması, Almanya’da Diyanet imamlarının da kullanıldığı casusluk faaliyetlerinin ifşa olması ve Die Welt muhabiri Deniz Yücel’in tutuklanıp Alman ajanı ilan edilmesi bardağı taşıran son damlalar oldu. Merkel, Erdoğan’ın Nazi ve Nazi artığı benzetmeleriyle zehre bandırdığı salvolar karşısında susarak aşırı sağı tutamayacağını gördü. Ve sessizlik bozuldu.

Halbuki Deniz Yücel’e gelinceye dek Türkiye’nin AB kurumları ve Avrupa Konseyi ile olan taahhütleri gereği AB’nin sessiz kalamayacağı binlerce fecaat yaşandı.

– Evvela Gezi protestoları sırasında polisin açıkça işlediği cinayetler karşısında Türkiye’nin sorumlulukları hatırlatılmalıydı.

– Yolsuzluk ve hukuksuzluk ayyuka çıkarken, yargı bağımsızlığını yitirirken ve polis teşkilatı AKP’nin milis yapılanmasına dönüşürken AB’nin objektif kriterleri masaya gelmeliydi.

– Sur, Nusaybin ve Cizre yerle bir edilirken, insanlar bodrumlarda yakılırken, analar çocuklarının cesetlerini çuval içinde birkaç et parçası olarak teslim alırken, bir anne kokmasın diye çocuğunun cesedini buzdolabında saklarken, 500 bine yakın insan evsiz kalırken, BM’nin tespitiyle ‘kıyamet benzeri bir tablo’ yaşanırken ‘olamaz’ denilmeliydi.

– Hukuki gerekçeler olmadan on binlerce insan tutuklanırken, kamuda görevli 121 bin kişinin işine son verilirken, 4 bin 180 akademisyen üniversitelerden atılırken yüzler öteki tarafa çevrilmemeliydi.

– 62 gazete, 18 televizyon, 24 radyo ve 4 haber ajansı ile birlikte toplam 179 medya organı kapatılırken, buralarda çalışan 10 bin kişi işsiz kalırken, 157 gazeteci tutuklanırken ve 2 bin 708 gazeteci işten çıkarılırken sessiz kalınmamalıydı.

– HDP’den 10 bin kişi gözaltına alınıp parti fiilen felç edilirken, 13 milletvekili tutuklanıp 5 milyon seçmenin iradesi hapsedilirken, HDP’li belediyeler kayyum atanarak gasp edilirken hiçbir şey olmamış gibi davranılmamalıydı.

– Sivil örgütleri baş tacı eden AB, KHK ile 2 bin 800 sivil toplum örgütü kapatıldığında bir şeyler yapmalıydı.

– Avrupa Parlamentosu kendi raportörü Kati Piri’ye bile sahip çıkmadı. Piri Türkiye’ye sokulmayıp terör destekçisi olarak yaftalandığında durumun vahameti geçiştirilmemeliydi.

Bütün bu ağır tabloya rağmen AB üç maymunu oynadı; kendi çıkarlarını Erdoğan’ın hakaret ve şantajlarını sineye çekmekte gördü.

Keşke bütün bunları AB’den değil kendi insanlarımız, kendi partilerimiz, kendi sivil örgütlerimizden umabilseydik. Fren vazifesi gören biz olabilseydik. Maalesef bunu kendimiz yapmadığımız sürece de kötülüğün biteceği yok.

***

Avrupa krizinin bizi ilgilendiren skandal boyutları da var.

AKP’nin 2008’de getirdiği yurt dışında propaganda yasağını bizzat kendisinin delmesi gibi…

Bakan ve vekillerin halkın parasıyla ‘Evet’ kampanyası yürüterek suç işlemesi gibi…

Elçilik ve konsoloslukların iktidar için miting yerine çevrilmesi gibi…

Diplomatik misyonların parti teşkilatına dönüşüp misyon dışına çıkması gibi…

Ülkenin düşürüldüğü durumdan dolayı yaşamak zorunda kaldığımız utanç gibi…

AKP’lilere “Bizi tutuklayacak halleri yok, burası Türkiye mi” dedirtecek kadar güven içinde yaşadıkları Avrupa’da, bundan sonra karşılaşacakları sıkıntılar da hasılatın gurbetçiye düşen tarafını oluşturuyor.

***

Rotterdam’ın Müslüman belediye başkanı nasıl oyuna getirildiklerini günlerdir anlatıyor. Yalan, dalavere ve şantajla dış politikanın bedeli ağır olur. Kendileri de tehditlerin arkasını getiremeyeceklerinin farkındalar. ‘Güçlü Türkiye’nin yaptırım tehdidi diplomatik ilişkileri kesmekle sınırlı kaldı. Bu yüzden de Rutte dalgasını geçti: “Yeni yaptırımlar çok da kötü değil! Bizim orada çok büyük yatırım pozisyonumuz var. Ya bir numarayız ya da iki. Bir şey yapmamalarını anlıyorum.”

Ekonomi alarm vermeye başlamışken Hollandalı şirketlere kapıyı gösterecek değiller ya!

Ya da Başbakan Binali Yıldırım’ın gemiciklerini Hollanda sahillerinden çekecek halleri yok ya!

Bir kişisel beka savaşı, sınırların dışına taşarken bu tehlikeli oyunda tek şansları AB’nin kendi iç kırılganlıkları yüzünden meseleyi hala alttan alıyor olmasıdır.

Ancak siyasette tiyatro, asla tiyatro olarak bitmez. Numaradan açılan perde gerçeklerle kapanır.

Milliyetçi-muhafazakâr çevreler portakal hançerleyerek Avrupa’ya haddini bildirmenin gururunu yaşayabilirler. Fakat bu sarhoşluk, Türkiye’nin artık bir ‘sorun’ olarak görüldüğü gerçeğini değiştirmez. Sadece Avrupa’daki aktörler değil ABD de 16 Nisan referandumunu etkilememek için sözlerini ertesi güne saklıyor.

Venedik Komisyonu’nun referandumda oylanacak anayasa taslağının Türkiye’yi otoriter bir sisteme götüreceği uyarısında bulunması; Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Denetim Komisyonu’nun siyasi ve hukuksal planda Türkiye’yi denetime alması ve Avrupa Komisyonu’nun ilerleme sağlanamayan reform alanlarında öngörülen yardımları askıya alması zor bir döneme girildiğine işaret ediyor.

Güç ile gürültü arasındaki farkı görmemiz uzun sürmeyebilir.

Facebook Yorumları

reklam
19.11.2018
Kaddafi’nin ahı ve İtalya bozgunu
13.11.2018
Siyon düşünde Arap çözülmesi
11.11.2018
Arap sokağında İran kışı, İsrail baharı: Yoksa serap mı?
6.11.2018
'Ak Gezer'in 'Şir'le savaşı: Kabadayılıkta yeni sezon
30.10.2018
X-large'tan X-small'a: Çaresizliğin hikâyesi
23.10.2018
Bela fırtınası: Katar öfkesi, Kaşıkçı intikamı, Kuveyt çalımı ve 'Küçük Saddam'
20.10.2018
Körfez'deki 'pitbull'lar
16.10.2018
Bir rehineden, bir suçtan lütuf devşirmek
10.10.2018
Suud işi: Ortadoğu’da oyuncu olmanın ‘elif-ba’sı
7.10.2018
Kafkasya’da tehlikeli restleşmeler
4.10.2018
Kürtler Bağdat’a dönerken…
28.9.2018
Sahi İsrail hiç mi afallamadı?
26.9.2018
Ahvaz tuzağı ve ‘ödenmiş’ devrimciler
20.9.2018
Dehşet dengesine İL-20 girdisi
19.9.2018
Erdoğan eliyle tasfiye
9.9.2018
İdlib zehirlenmesi
4.9.2018
Su savaşlarından ‘Mavi Barış’a
31.8.2018
Bağdat’ta şeytanla dans
28.8.2018
'Stratejik müşteri' ve İdlib çengeli
22.8.2018
İran kumarı ve ilk hasıla
20.8.2018
Çal kemancı!
11.8.2018
Bir başka açıdan İran-ABD gerilimi: Aslında iyi anlaşırlardı
6.8.2018
Diplomaside serseri zamanlar
3.8.2018
Savaşların anası ve nevzuhur İttihatçıların çaresizliği
31.7.2018
Kürtlerle müzakere: Ankara’yı ifrit eden seçenek
24.7.2018
Beyaz Miğferler için tahliye zamanı: Bir rejim değiştirme aparatı emin ellerde
14.7.2018
Moskova’ya çıkan çift şeritli yol: Bir kefede Netanyahu diğerinde Velayeti
11.7.2018
‘Kabadayılar Çetesi’nin son güncesi
7.7.2018
Güneyde ‘dost ihaneti’ ve 'düşman suskunluğu'
4.7.2018
Selefi İslamcıları ‘yetmez ama evetçi’ yapan nedir?
30.6.2018
Sen sus patatesler konuşsun!
27.6.2018
Kapa çeneni!
22.6.2018
Yemen boğun eğer mi? Suudi atası aksini söylüyor
21.6.2018
Gökdelen azgınları ve yalın ayaklar
19.6.2018
Kürtlerin Şam’la diyalogu: ABD’ye rağmen mümkün mü?
18.6.2018
Menbic: Yeni bir fetihçi beklemeyen eski 'kutsal şehir'
13.6.2018
Roket adamların barışı: Dünyanın nasibine düşen ne?
6.6.2018
Ürdün’de isyan; kralca hamleler, bölgesel oyunlar
4.6.2018
Cehennem Borsası
29.5.2018
Golan hesapları: Kaostan lütfa, tampondan petrole
26.5.2018
İsfahan: İnsanın insana bir iyiliği
24.5.2018
12 emir, İran, Suriye: Sanki herkes Putin’e çalışıyor!
11.5.2018
Trump’ın barutu, Bibi’nin ateşi
8.5.2018
Veliahtım, prensim! Lübnan size ‘şey’ dedi
2.5.2018
Trump’a atılan pas İran’a gol olur mu?
30.4.2018
Kore baharındaki 'parlamayan' yıldız
26.4.2018
Bir ‘diyet IŞİD’ almaz mıydınız?
23.4.2018
Toz duman dağılınca geriye kalan
16.4.2018
Küresel küstahlığın yüzünü kurtaran 105 salvo
11.4.2018
Felakete doğru
5.4.2018
Elysée’de ne konuşuldu? Afrin’den sonra Kürtler ne bekliyor?
1.4.2018
Bak şu Elysée’nin işine!
29.3.2018
Batı'nın Rusya krizi ve bizim payımıza düşen
21.3.2018
'Afrin’in Fethi' ve nasipse 'Birinci Tayyip Dönemi'
15.3.2018
Pompeo orta dünyaya ne pompalar?
13.3.2018
İran, Kürtleri yakın plana alırken…
7.3.2018
‘Makul’ darbeler, ‘biçare’ Yemenliler ve Batılı vicdanı!
24.2.2018
Afrin çıkmazı
19.2.2018
Menbic senaryosu: ABD çekilirse ne olur?
13.2.2018
Savaşın fabrika ayarları
6.2.2018
Afrin aynasında İdlib ve Rus ruleti
2.2.2018
Kuvayi Milliye! Hayalden öteye…
30.1.2018
Erdoğan’ın kefil olduğu ‘Milli Ordu’
21.1.2018
Ateşle dansın ‘cool’ partnerleri
16.1.2018
Bir gece ansızın girersiniz ama bin gecede çıkamazsınız!
12.1.2018
Erdoğan'ın yürüdüğü son sahne
6.1.2018
İki gerçek arasında: İran çıkmazı
2.1.2018
İran nereye gidiyor?
20.12.2017
‘Vatansever Kürt’ten ‘hain Kürt’e: Suriye’de kritik dönemeç
12.12.2017
Kendi oyununda tepetaklak olanlar
4.12.2017
Yemen’deki hesaplaşma
1.12.2017
Komşumuzdur İran! Ona ne şüphe!
22.11.2017
Bence Lübnan!
13.11.2017
Feyruz’un çocukları!
6.11.2017
Suudiler Lübnan’ı neden ateşe atıyor?
3.11.2017
İran’ın oyunu, Bağdat’ın talihi
27.10.2017
Çölün Martin Luther’ine yer açın!
25.10.2017
ABD Kürtlerden vazgeçti mi?
10.10.2017
İdlib’de El Kaide ile Amerikan güreşi!
7.10.2017
Kral hazretleri Rus gemisine neden bindi?
3.10.2017
Çuvala sokulan, Mossad’a çalınan Kürt sandığı
1.10.2017
Rusya’nın Kürdistan nüansı
27.9.2017
Referandumdan sonra: Paniğe mahal yok!
15.9.2017
Golavinka’nın ağacı, Çerkes yarası ve bir sessiz ağıt
7.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı - 3: Haşd el Şaabi Kerkük için savaşır mı?
6.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı - 2: KDP cephesinden bir bakış: Kürdistan çaresiz değil
5.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı: Tarihi fırsat mı, oyun mu?
25.8.2017
Raconatif diplomasi
23.8.2017
Biçare!
20.8.2017
Kürdistan’daki İsrail parantezi; kârdan çok zarar
14.8.2017
Savaşın en zoru: Deyr el Zor
10.8.2017
Türkiye Çin için Uygurları terk edecek mi?
8.8.2017
Şiiler arasında bir Suud kılıcı! Sahi mi?
3.8.2017
Kıtlıkla beslenen darbe ve Chavismo’nun kaderi
31.7.2017
Pakistan FETÖ’sü darbe mi yaptı?
27.7.2017
Hariri, Trump’la âbâd olurken Lübnan cephesi
23.7.2017
İdlib’deki tuzak: Türk’ün Talibanistan’ında işler karıştı
21.7.2017
Suriye’deki Kafkasya lejyonu: Kadirov’dan ötesi
14.7.2017
Boru hattında yüzen Filistin sevdası!
9.7.2017
Tampon pazarı
6.7.2017
Körfez krizindeki rahmet!
4.7.2017
Irak’ı kurtarmak!
23.6.2017
Taht kavgasından Badiya Çölü'ne
21.6.2017
Ya Fırat kızıla çalarsa!
14.6.2017
Puslu havada ‘Amerikan hilali’
8.6.2017
IŞİD’in püskürtülmesi, Haşd’ın Kürtleri ve alabora hesaplar
7.6.2017
Terör sofrasında terör muhabbeti
6.6.2017
Ah Katar vah Katar!
25.5.2017
Jöleli-Arap-İslam NATO’su
20.5.2017
Diplomaside Yerkelizm
17.5.2017
Noktalı virgül
15.5.2017
Fars mı seçim mi?
5.5.2017
Çatışmasızlık bölgeleri: Bu tampon, başka tampon
30.4.2017
İsrail'in IŞİD ve El Kaide aşkı!
26.4.2017
Referandum Orta Doğu siyasetine nasıl yansıyacak?
22.4.2017
Suriyelinin canı, Katar’ın fidyesi
19.4.2017
Yerim daraldı ama oynayacağım!
10.4.2017
Ebu İvanka! Saçma sıkan kovboy!
7.4.2017
Kimyasal dehşetten sonra
6.4.2017
Kerkük; ateş orada, duman burada
5.4.2017
‘Kiril Mücahitlerle’ yüzleşme
25.3.2017
50 aşiretlik yeni ordu: Yine kâğıttan kaplan
22.3.2017
Kürtlerin 'çıkış' senaryosu
16.3.2017
Gürültü hasılatı
10.3.2017
Menbic Düzeni’nden Rakka’ya: Uygunsuz adım marş marş!
9.3.2017
Menbic’te oyunu bozan oyun ve bayrak savaşı
4.3.2017
Bab’tan sonra Menbic tuzağı
2.3.2017
Beyaz ile siyah inci arasındaki Kürt kaderi
28.2.2017
İyi Şii kötü Şii!
26.2.2017
İran-Türkiye gerilimi ekonomiyi vuruyor
24.2.2017
Kürt’ü seven Kürt’ü döven!
22.2.2017
Kürtlere göre Rakka’da Türkiye olmayacak
20.2.2017
El Bab’ı aşmadan Rakka inandırıcı mı?
19.2.2017
Erdoğan’ın vadettiği ordu milli mi hayalet mi?
17.2.2017
Fırat’ın fısıldadıkları
13.2.2017
Golan’ın Çerkesleri: Ateş hattında hayat
12.2.2017
Rakka’yı Suriye’siz kurtarmak!
10.2.2017
Suriye’de ABD’ye Mehmet olmak!
9.2.2017
Türk'ün eliyle Rus ruleti: Cihatçıyla cihatçıyı temizlemek!
3.2.2017
Trump’ın levhasız yolu
2.2.2017
Savaş kendini dayatırsa Kürtler ne yapacak?
29.1.2017
İD’in PYD’den gizli talebi: Kürt İslam devleti
26.1.2017
Şam’dan Kamışlı’ya: Özerklik gerilimi
23.1.2017
Suriyelilerin Suriye’si (1)
21.1.2017
Halep bir Pirus zaferi mi?
14.1.2017
Suriyelilerin Suriye’si
28.12.2016
El Bab ateşi halkı yaktığı gibi hükümeti yakmıyor
26.12.2016
Sıradaki İdlib Emirliği; ibretlik bir miras
25.12.2016
Ankara’nın boynu artık kıldan ince
23.12.2016
Halep’ten sonra Türk’ün senaryosu
21.12.2016
Mahşerin üç atlısı!
20.12.2016
Suikastı Moskova’nın nasıl okuduğu önemli!
19.12.2016
Hezimetten Türk usulü zafer çıkarmak!
11.12.2016
Şeyh Maksud’daki Kürt düğümü
8.12.2016
Türk'ün Türk'le, Türk'ün Rum'la imtihanı
6.12.2016
Halep ateşi niçin Türkiye’yi yakıyor?
1.12.2016
Dua kardeşliğinde son perde
30.11.2016
Salih Müslim’i yakalama kararı Türkiye’ye ne getirir?
26.11.2016
El Bab! Felaket Kapısı!
24.11.2016
Asya’nın NATO’sunda Türk’ün yeri
20.11.2016
Şengal ikinci bir Kandil olur mu?
12.11.2016
Menbic taktiği Rakka için de geçerli
11.11.2016
Trump dünyanın sonu mu?
8.11.2016
Bu kez Rakka’nın gazabı!
6.11.2016
Halep cehenneminde yakıcı kartlar
3.11.2016
'Hacı' Bekir'in ekseni kaybediyor!
28.10.2016
Rojava’yı kemiksiz Esad’a teslim etmek! Öyle mi?
22.10.2016
Musul’dan sonra nasipse Rakka! Amma velakin fakat…
18.10.2016
Musul’a beş kala!
14.10.2016
Musul’u ne yapsak? Musullulara bıraksak! Birlikte kurtarsak! Parçalasak! Dağıtsak!
8.10.2016
Dicle’dir kalkanın adı paşam! Ama bu Musul o Musul değildir!
5.10.2016
Korkunun İdaresi
10.9.2016
Türk müdahalesi Kürt-Arap ittifakını bozar mı?
4.9.2016
TÜRKİYE’NİN KENDİNİ SÜRÜKLEDİĞİ TUZAK
24.8.2016
İran’la balayı ne vaat ediyor?
14.8.2016
Rusya ile ikinci baharın diyeti: Suriye
31.7.2016
İnce ayar Kürt hesabı
3.7.2016
IŞİD Türkiye'nin komşularıyla barışını mı hedef aldı?
15.6.2016
Son nakavt Erdoğan’a
7.6.2016
‘Değerli Yalnız’ın Afrika fethi!
28.5.2016
Rakka’ya doğru yol temizliği
26.4.2016
ROJAVA, AVRUPA’DA ‘DİPLOMATİK’ AĞINI GENİŞLETİYOR
16.4.2016
Türkiye’nin İD’e karşı ilk hamlesi fiyasko
7.4.2016
Bu bir veda değildir!
13.3.2016
KÜRT HESABI!
11.3.2016
ABD Kürtleri terk mi ediyor?
20.2.2016
Türkiye’nin umutsuz Azez savaşı
2.2.2016
Cenevre'nin ahı Rojava'dan çıkıyor!
4.1.2016
'Beyaz IŞİD'in aynasından...
2.1.2016
Düşman kardeşliği!
23.12.2015
Bir kayıp hikayesi: Şii Türkmenler-5
22.12.2015
IŞİD'e karşı Sünni direnişi-4
21.12.2015
Kerbela'dan Samarra, Tıkrit ve Beyci'ye...
20.12.2015
Ali Ekber Tugayı: Şii-Sünni-Hıristiyan ittifakı
19.12.2015
IRAK'IN IŞİD İLE SAVAŞI-1: Kerbela; IŞİD eliyle yeniden...
18.12.2015
Suud şakası: Aşırıların aşırılıkla savaşı
15.12.2015
Bağdat'ın şifreleri
11.12.2015
Suudilerin elinin değdiği hamur
8.12.2015
Bağdat'tan dönen Musul hesabı!
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.