Suriyelilerin Suriye’si (1)


23.1.2017 - Bu Yazı 993 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Lübnan yarım kalmış hesapların ülkesi. Her yanıyla sancılı; kazanın içinde barut, altında ateş. Lübnan’a her geldiğimde 14 yıllık iç savaşın ardından bunca zaman geçmesine rağmen o meşum günlerin yükünü görüyor, hissediyorum. Yanı başında hesaplaşmaların tam ortasında kanayan ülke Suriye. Suriye’nin krizi her açıdan Lübnan’ınkinden çok farklı.

28 Aralık’ta Beyrut’tan Anti-Lübnan Dağları’na tırmandıkça hava buz kesiyor. Toprağın günahlarını örten kar, kirini süpüren sular! Yol kalabalık. “Bu kadar kamyon Suriye yolcusuysa işler epey değişmiş demektir” diye söyleniyorum. Şoför “Yok” diyor. “Bunlar Şitura kentine giden ve gelen araçlar.”
Hakikaten Şitura’dan sonra Mesna ve Cideyde Yabus sınır kapılarına kadar yol handiyse tenha. Hâlbuki güzergâh sorunsuz, çatışmalardan uzak.

Suriye bir yanıyla ölürken diğer yanıyla diriliyor. Bu yolların vızır vızır işlemesi gerekiyor. Şoföre sordum:
– Sınır niye bu kadar tenha?
– Bilmem.
– Neyse yorma kafanı, vardır bir cevabı.

Şam çetin bir savaşla cebelleşen bir ülkenin başkenti gibi karşılamıyor bizi. Şam’dan bakıp ülkenin geri kalanına dair fikir yürütmek yanıltıcı olabilir. Karınca yuvasını andıran caddeleri, çöplerin düzenli kaldırıldığı temiz sokakları, işlek dükkânları, doludizgin akan hayat “Burada asayiş berkemal” dedirtiyor ama bu yöndeki ilk izlenim yanıltıcı. ‘Özgürlükçü’ dünyanın üstünkörü Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) diye sunduğu, Suriyelilerin ise “silahlılar” (musellahin) ya da “teröristler” diye kodladığı İslam Ordusu ve Nusra (Şam’ın Fethi) gibi örgütlerin kontrol ettiği Şam kırsalından ansızın gelip can alan roketler, yer yer yaşanan patlamalar, hayatı çekilmez kılan elektrik ve su kesintileri, artan fiyatlar, kontrol noktalarındaki aramalar ve bundan kaynaklanan trafik, çatışma bölgelerinden kaçan iki milyonu aşkın insanın getirdiği yükler savaşın başkente yansımaları. Yine de devlet mekanizmaları işliyor; toplumsal canlılık ve ekonomik devinim hızından bir şey kaybetmiş değil.

SU VE ATEŞKES

Halep’in Nusra Cephesi, Ahrarü’ş Şam ve Nureddin Zengi gibi silahlı gruplardan kurtarıldıktan sonra başkentin gündemine damgasını vuran iki şey var: Rusya, İran ve Türkiye’nin Moskova’da başlatıp Astana’da devam ettirmeyi kararlaştırdığı yeni süreçten çıkan ateşkes ve musluktan akan ‘terör’. Şam’daki kaynaklara göre Nusra Cephesi, Fije Pınarı’nın da bulunduğu Barada Vadisi’nde su kaynaklarına petrol karıştırdı ve tesisleri bombaladı. Vadi Temmuz 2016’da Nusra’nın 15 askeri infaz etmesiyle gündeme gelmişti.

barada1

Şam’ın en önemli içme suyu kaynaklarından Barada Vadisi.

30 Aralık’ta başlayan ateşkese dahil edilmeyen Nusra’nın 5.5 milyon insanı etkileyen su terörü, Türkiye’nin resmi haber kurumu Anadolu Ajansı tarafından iki haberle şöyle servis edildi:
– “Suriye’nin yeni ‘Halep’i: Barada Vadisi… Esed ordusu ve Hizbullah, 6 gündür Şam’ın batı kırsalındaki Barada Vadisi’ne yoğun şekilde saldırıyor.”

– “Esed’in ateşkes ihlalleri Barada Vadisi’nde yoğunlaştı… Hizbullah ve Suriye ordusu, bölgedeki su kaynaklarının kontrolünü ele geçirmek için Barada Vadisi’ni temmuz ayı sonunda kuşatma altına almış, tüm giriş çıkışları kapatmıştı.”
Dünya medyasını sabahtan akşama kadar meşgul eden ateşkesin Şam’da büyük bir heyecan yarattığı söylenemez. Umursanmadığından değil, Türkiye’nin silahlı grupları dizginleme konusundaki taahhüdünü yerine getirebileceğine inanmalarından. Suriye ordusunu asıl zorlayan örgütlerin başında Nusra ve IŞİD geliyor; onlar da ateşkese dahil değiller. Şam’ın ateşkese bakışı “Hiç yoktan iyidir ama derde deva değildir” diye özetlenebilir.

Ateşkesin siyasi çözüm sürecinin önünü açması ihtimalinden bağımsız olarak Suriye’nin silahlı isyan bitinceye kadar sonuna kadar götürmeye kararlı olduğu bir savaş, bir de silahlı grupların silah bırakmasına yönelik bir iç barış süreci var. Şam’daki havaya bakılırsa Astana’da dörtlü zirve olsun ya da olmasın sözünü ettiğimiz çift yönlü strateji devam edecek. Bugüne kadar onlarca yerde silahlı gruplarla pazarlık yapıldı, bunlardan sonuç da alındı. Muhalefetteyken 2012’de hükümete katılmış olan Ulusal Uzlaşma Bakanı Ali Haydar’ın silah bıraktırma çabalarında son zamanlarda Rusya da kolaylaştırıcı rol oynamaya başladı. Başkentteki su krizini önlemek için Barada’da yaptığı arabuluculuk bunun son örneği.

samm

Başkent Şam’da elektrik ve su kesintileri ile yüksek gıda fiyatlarının yanısıra kırsaldan ateşlenen roketler günlük hayatı zorlaştıran en önemli etmenler.

Bunun dışında ateşkesle ilgili tartışmalarda Devlet Başkanı Beşşar el Esad’ın Astana’ya gidip gitmemesi de spekülasyon konusu. Esad’ın Astana’ya koşullara bağlı olarak kendisinin gidebileceği, olmazsa Dışişleri Bakanı Velid Muallim’i gönderebileceği konuşuluyor. Muallim’in sağlık sorunları nedeniyle başka bir isim de gidebilir. Suriyelilere bakılırsa Esad’ın Erdoğan’la aynı masaya oturmasına insanların gönlü el vermiyor. Ancak devletlerarası ilişkiler ve ulusal çıkarların hatırına iki lider masada buluşursa bunu, Esad’ın değil Erdoğan’ın yenilgisi olarak göreceklerini de ekliyorlar. Şam’da üst düzey askeri bir yetkili “Esad gider mi” sorusuna gülerek şu yanıtı verdi:
“Esad’ın gitmese de olur, Putin gidiyor ya! Putin’in orada olması Suriye için garantidir.”
Putin’in Suriye’de bazı çevrelerde “Ebu Ali” kod adıyla anılması boşuna değil!

OLAĞANDIŞI BİR YILBAŞI 

Halep’te elde edilen zafer Şam’daki havayı da etkiliyor. Yılbaşı için her zamankinden daha fazla hazırlık vardı. Dükkânlar geç saatlere kadar açık, eski Şam’ın daracık sokakları kaynıyor, aileler çocuklarıyla dolaşıyordu. Süslenmiş bir çam ağacı ya da Noel Baba kostümlü birini görmeye dursunlar, hemen hatıra fotoğrafı çektiriyorlar. El ele tutuşup gezen genç kadın ve erkeklerin sayısında ciddi bir artış dikkatimi çekti. Aileler gençlere eskisi gibi karışmıyor; sosyal denetim ve baskılar azalmış gözüyor. Bu da savaşın yan etkisi!

Yılbaşı gecesi Bab Tuma ve Bab Şarkî’ye giden yollar üzerinde güvenlik pek sıkıydı. Göreviler ellerinde tabancayı andıran antenli bomba dedektörlerle araçları teker teker kontrol ediyordu.
Eski şehirde daracık sokaklarda küçük ve mütevazı kapıların açıldığı geniş avlulu konaklar Suriye’nin sosyal ve siyasal halini betimliyor. Dışardan basit bir duvar, içerde başka bir dünya. Konakların çoğu ya lokanta, kahvehane ya da otel olarak işletiliyor. Biz dolaşırken yılbaşına özel program yapmayan tek bir yer yoktu. Hepsi rezervliydi. Akşam yemeği için girdiğimiz üç yerin yanıtı aynı oldu:
“Maalesef özel program var, yerimiz yok, servis yapamıyoruz.”
Dördüncü lokantayı insafa getiren “Ya açız, öğlen de yememiştik” serzenişi oldu:
– Program bir saat sonra başlayacak, eğer hızlıca yer kalkarız diyorsanız buyurun.”
– Tamam, anlaştık.

Yemekten sonra oturulacak bir kafe de yok. Tematik bir kafeyi kafadarlar kapatmış, müzik eşliğinde dans ediyordu. Müşterilerin eğlencesine eşlik eden kafe sahibi Türk olduğumuzu öğrenince onca curcuna arasında iğneyi batırdı:
“6 yıl önce Erdoğancıydım. İki ülke dosttu. O zaman buraya gelip giden bir Türk arkadaşımız, ‘Yavaş ol, her şey göründüğü gibi değil’ diye uyardı. Haklı çıktı, biz fena halde yanıldık. Her şeye rağmen Türk halkının iyiliğini istiyorum ama Erdoğan’ın bize yaptığı kötülük maalesef Türkiye’ye de ulaşacak.”
Suriye’de “Türk olmak” bugünlerde biraz sıkıntılı. Elbette kimse sizi taciz etmiyor, size saldırmıyor ya da hakaret etmiyor ama herkesin, Ankara’nın dostluktan düşmanlığa paraşütle geçişine dair söyleyecek birkaç acı sözü var.
sam5
Şamlılar yeni yıla havai fişekler ve gerçek fişeklerle girdi. “Yıkılmadık, ayaktayız” dercesine gökyüzü kurşunlandı.
Yılbaşının cafcaflı görüntüsünü geri alsanız da Şam’da hayat en kötü günlerinde bile deviniminden çok az şey kaybetti. Şam en eskiye yaslanıp en yeniye uzanan bir kent. Savaş zamanında bile! Birkaç kez Emevi Camii’nin arka tarafındaki çarşının girişinde yer alan Nofara Kahvehanesi’ne uğradım. Her akşam kırmızı fes ve beyaz cüppesini giyinen meddah, kürsüde hikâye okuma geleneğini sürdürüyor. Bir farkla; hikâyeci Ebu Şadi iki yıl önce ölmüş. Yerinde Ebu Sami oturuyor. Çay için nargile tüttürenlere Memluk Sultanı Baybars’ın hikâyesini okuyordu.

Ticaret hayatı da canlı sayılır. Mithat Paşa ve Hamidiye Çarşısı her zamanki gibi kalabalık. Yakınından geçen Barada nehrinin sularının çekilmesiyle zemininde çöküntülerin oluştuğu Süleymaniye Külliyesi’ne uğradım. Turizm Bakanlığı külliyedeki dükkânları yenilemiş. Hamalı dokumacı Münir Müsaddi tezgâhının başında peşkir dokumaya devam ediyor.

HALEP YOLU HÂLÂ MEŞAKKATLİ

Yeni yılın ilk gününde sabahın köründe Halep yolcusuyum. Yol arkadaşım Şam’da gazetecilik yapan Hediye Levent.
Bab Tuma’nın sokakları tenha, yerlerde yılbaşı gecesinden kalan mermi kovanları. Bir çöpçü bir de muaccenad (peynirli, kıymalı ve ıspanaklı minik pideler) yapan fırın iş başında.

İslam Devleti’nin (İD) zaman zaman çölden gelerek kestiği Humus-Hanasır yolu, geçen yıla göre daha istikrarlı. 2015’teki seyahatim sırasında yolda tamir çalışmaları vardı. Hasat mevsimi geçtiğinden yük kamyonlarının sayısı daha az. Yolun güvenliğini sık aralıklarla kurulmuş gözetleme noktalarındaki askerler sağlıyor.
Humus ve Hama üzerinden Halep’e çıkan otoban kırsaldaki Nusra ve müttefiklerinin hakimiyeti yüzünden kapalı. Alternatif yol Humus’un kuzeyindeki Nusra ile kuzeydoğuda İD’in kontrol ettiği bölgelerin arasından önce Selemiye’ye, ardından doğudaki Isriye’ye, sonra Rakka yolu sapağından kuzeydeki Hanasır ve Safira’ya, ardından Halep’e çıkıyor. Sürücülerin bir an önce bitirmek için gaza bastığı bir yol. Bu yolu açmak için verilen savaş Hanasır ve Safira’yı harabeye çevirdi. Havaalanı yolu açılmış ama kurtarılmış bölgeler ulaşıma el vermediğinden yine güneyde Sukkari ve Selahaddin’in altından Halep’e giriyoruz.


Bu yazı ilk olarak Al-Monitor’da yayınlanmıştır.

Facebook Yorumları

reklam
13.11.2018
Siyon düşünde Arap çözülmesi
11.11.2018
Arap sokağında İran kışı, İsrail baharı: Yoksa serap mı?
6.11.2018
'Ak Gezer'in 'Şir'le savaşı: Kabadayılıkta yeni sezon
30.10.2018
X-large'tan X-small'a: Çaresizliğin hikâyesi
23.10.2018
Bela fırtınası: Katar öfkesi, Kaşıkçı intikamı, Kuveyt çalımı ve 'Küçük Saddam'
20.10.2018
Körfez'deki 'pitbull'lar
16.10.2018
Bir rehineden, bir suçtan lütuf devşirmek
10.10.2018
Suud işi: Ortadoğu’da oyuncu olmanın ‘elif-ba’sı
7.10.2018
Kafkasya’da tehlikeli restleşmeler
4.10.2018
Kürtler Bağdat’a dönerken…
28.9.2018
Sahi İsrail hiç mi afallamadı?
26.9.2018
Ahvaz tuzağı ve ‘ödenmiş’ devrimciler
20.9.2018
Dehşet dengesine İL-20 girdisi
19.9.2018
Erdoğan eliyle tasfiye
9.9.2018
İdlib zehirlenmesi
4.9.2018
Su savaşlarından ‘Mavi Barış’a
31.8.2018
Bağdat’ta şeytanla dans
28.8.2018
'Stratejik müşteri' ve İdlib çengeli
22.8.2018
İran kumarı ve ilk hasıla
20.8.2018
Çal kemancı!
11.8.2018
Bir başka açıdan İran-ABD gerilimi: Aslında iyi anlaşırlardı
6.8.2018
Diplomaside serseri zamanlar
3.8.2018
Savaşların anası ve nevzuhur İttihatçıların çaresizliği
31.7.2018
Kürtlerle müzakere: Ankara’yı ifrit eden seçenek
24.7.2018
Beyaz Miğferler için tahliye zamanı: Bir rejim değiştirme aparatı emin ellerde
14.7.2018
Moskova’ya çıkan çift şeritli yol: Bir kefede Netanyahu diğerinde Velayeti
11.7.2018
‘Kabadayılar Çetesi’nin son güncesi
7.7.2018
Güneyde ‘dost ihaneti’ ve 'düşman suskunluğu'
4.7.2018
Selefi İslamcıları ‘yetmez ama evetçi’ yapan nedir?
30.6.2018
Sen sus patatesler konuşsun!
27.6.2018
Kapa çeneni!
22.6.2018
Yemen boğun eğer mi? Suudi atası aksini söylüyor
21.6.2018
Gökdelen azgınları ve yalın ayaklar
19.6.2018
Kürtlerin Şam’la diyalogu: ABD’ye rağmen mümkün mü?
18.6.2018
Menbic: Yeni bir fetihçi beklemeyen eski 'kutsal şehir'
13.6.2018
Roket adamların barışı: Dünyanın nasibine düşen ne?
6.6.2018
Ürdün’de isyan; kralca hamleler, bölgesel oyunlar
4.6.2018
Cehennem Borsası
29.5.2018
Golan hesapları: Kaostan lütfa, tampondan petrole
26.5.2018
İsfahan: İnsanın insana bir iyiliği
24.5.2018
12 emir, İran, Suriye: Sanki herkes Putin’e çalışıyor!
11.5.2018
Trump’ın barutu, Bibi’nin ateşi
8.5.2018
Veliahtım, prensim! Lübnan size ‘şey’ dedi
2.5.2018
Trump’a atılan pas İran’a gol olur mu?
30.4.2018
Kore baharındaki 'parlamayan' yıldız
26.4.2018
Bir ‘diyet IŞİD’ almaz mıydınız?
23.4.2018
Toz duman dağılınca geriye kalan
16.4.2018
Küresel küstahlığın yüzünü kurtaran 105 salvo
11.4.2018
Felakete doğru
5.4.2018
Elysée’de ne konuşuldu? Afrin’den sonra Kürtler ne bekliyor?
1.4.2018
Bak şu Elysée’nin işine!
29.3.2018
Batı'nın Rusya krizi ve bizim payımıza düşen
21.3.2018
'Afrin’in Fethi' ve nasipse 'Birinci Tayyip Dönemi'
15.3.2018
Pompeo orta dünyaya ne pompalar?
13.3.2018
İran, Kürtleri yakın plana alırken…
7.3.2018
‘Makul’ darbeler, ‘biçare’ Yemenliler ve Batılı vicdanı!
24.2.2018
Afrin çıkmazı
19.2.2018
Menbic senaryosu: ABD çekilirse ne olur?
13.2.2018
Savaşın fabrika ayarları
6.2.2018
Afrin aynasında İdlib ve Rus ruleti
2.2.2018
Kuvayi Milliye! Hayalden öteye…
30.1.2018
Erdoğan’ın kefil olduğu ‘Milli Ordu’
21.1.2018
Ateşle dansın ‘cool’ partnerleri
16.1.2018
Bir gece ansızın girersiniz ama bin gecede çıkamazsınız!
12.1.2018
Erdoğan'ın yürüdüğü son sahne
6.1.2018
İki gerçek arasında: İran çıkmazı
2.1.2018
İran nereye gidiyor?
20.12.2017
‘Vatansever Kürt’ten ‘hain Kürt’e: Suriye’de kritik dönemeç
12.12.2017
Kendi oyununda tepetaklak olanlar
4.12.2017
Yemen’deki hesaplaşma
1.12.2017
Komşumuzdur İran! Ona ne şüphe!
22.11.2017
Bence Lübnan!
13.11.2017
Feyruz’un çocukları!
6.11.2017
Suudiler Lübnan’ı neden ateşe atıyor?
3.11.2017
İran’ın oyunu, Bağdat’ın talihi
27.10.2017
Çölün Martin Luther’ine yer açın!
25.10.2017
ABD Kürtlerden vazgeçti mi?
10.10.2017
İdlib’de El Kaide ile Amerikan güreşi!
7.10.2017
Kral hazretleri Rus gemisine neden bindi?
3.10.2017
Çuvala sokulan, Mossad’a çalınan Kürt sandığı
1.10.2017
Rusya’nın Kürdistan nüansı
27.9.2017
Referandumdan sonra: Paniğe mahal yok!
15.9.2017
Golavinka’nın ağacı, Çerkes yarası ve bir sessiz ağıt
7.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı - 3: Haşd el Şaabi Kerkük için savaşır mı?
6.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı - 2: KDP cephesinden bir bakış: Kürdistan çaresiz değil
5.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı: Tarihi fırsat mı, oyun mu?
25.8.2017
Raconatif diplomasi
23.8.2017
Biçare!
20.8.2017
Kürdistan’daki İsrail parantezi; kârdan çok zarar
14.8.2017
Savaşın en zoru: Deyr el Zor
10.8.2017
Türkiye Çin için Uygurları terk edecek mi?
8.8.2017
Şiiler arasında bir Suud kılıcı! Sahi mi?
3.8.2017
Kıtlıkla beslenen darbe ve Chavismo’nun kaderi
31.7.2017
Pakistan FETÖ’sü darbe mi yaptı?
27.7.2017
Hariri, Trump’la âbâd olurken Lübnan cephesi
23.7.2017
İdlib’deki tuzak: Türk’ün Talibanistan’ında işler karıştı
21.7.2017
Suriye’deki Kafkasya lejyonu: Kadirov’dan ötesi
14.7.2017
Boru hattında yüzen Filistin sevdası!
9.7.2017
Tampon pazarı
6.7.2017
Körfez krizindeki rahmet!
4.7.2017
Irak’ı kurtarmak!
23.6.2017
Taht kavgasından Badiya Çölü'ne
21.6.2017
Ya Fırat kızıla çalarsa!
14.6.2017
Puslu havada ‘Amerikan hilali’
8.6.2017
IŞİD’in püskürtülmesi, Haşd’ın Kürtleri ve alabora hesaplar
7.6.2017
Terör sofrasında terör muhabbeti
6.6.2017
Ah Katar vah Katar!
25.5.2017
Jöleli-Arap-İslam NATO’su
20.5.2017
Diplomaside Yerkelizm
17.5.2017
Noktalı virgül
15.5.2017
Fars mı seçim mi?
5.5.2017
Çatışmasızlık bölgeleri: Bu tampon, başka tampon
30.4.2017
İsrail'in IŞİD ve El Kaide aşkı!
26.4.2017
Referandum Orta Doğu siyasetine nasıl yansıyacak?
22.4.2017
Suriyelinin canı, Katar’ın fidyesi
19.4.2017
Yerim daraldı ama oynayacağım!
10.4.2017
Ebu İvanka! Saçma sıkan kovboy!
7.4.2017
Kimyasal dehşetten sonra
6.4.2017
Kerkük; ateş orada, duman burada
5.4.2017
‘Kiril Mücahitlerle’ yüzleşme
25.3.2017
50 aşiretlik yeni ordu: Yine kâğıttan kaplan
22.3.2017
Kürtlerin 'çıkış' senaryosu
16.3.2017
Gürültü hasılatı
10.3.2017
Menbic Düzeni’nden Rakka’ya: Uygunsuz adım marş marş!
9.3.2017
Menbic’te oyunu bozan oyun ve bayrak savaşı
4.3.2017
Bab’tan sonra Menbic tuzağı
2.3.2017
Beyaz ile siyah inci arasındaki Kürt kaderi
28.2.2017
İyi Şii kötü Şii!
26.2.2017
İran-Türkiye gerilimi ekonomiyi vuruyor
24.2.2017
Kürt’ü seven Kürt’ü döven!
22.2.2017
Kürtlere göre Rakka’da Türkiye olmayacak
20.2.2017
El Bab’ı aşmadan Rakka inandırıcı mı?
19.2.2017
Erdoğan’ın vadettiği ordu milli mi hayalet mi?
17.2.2017
Fırat’ın fısıldadıkları
13.2.2017
Golan’ın Çerkesleri: Ateş hattında hayat
12.2.2017
Rakka’yı Suriye’siz kurtarmak!
10.2.2017
Suriye’de ABD’ye Mehmet olmak!
9.2.2017
Türk'ün eliyle Rus ruleti: Cihatçıyla cihatçıyı temizlemek!
3.2.2017
Trump’ın levhasız yolu
2.2.2017
Savaş kendini dayatırsa Kürtler ne yapacak?
29.1.2017
İD’in PYD’den gizli talebi: Kürt İslam devleti
26.1.2017
Şam’dan Kamışlı’ya: Özerklik gerilimi
23.1.2017
Suriyelilerin Suriye’si (1)
21.1.2017
Halep bir Pirus zaferi mi?
14.1.2017
Suriyelilerin Suriye’si
28.12.2016
El Bab ateşi halkı yaktığı gibi hükümeti yakmıyor
26.12.2016
Sıradaki İdlib Emirliği; ibretlik bir miras
25.12.2016
Ankara’nın boynu artık kıldan ince
23.12.2016
Halep’ten sonra Türk’ün senaryosu
21.12.2016
Mahşerin üç atlısı!
20.12.2016
Suikastı Moskova’nın nasıl okuduğu önemli!
19.12.2016
Hezimetten Türk usulü zafer çıkarmak!
11.12.2016
Şeyh Maksud’daki Kürt düğümü
8.12.2016
Türk'ün Türk'le, Türk'ün Rum'la imtihanı
6.12.2016
Halep ateşi niçin Türkiye’yi yakıyor?
1.12.2016
Dua kardeşliğinde son perde
30.11.2016
Salih Müslim’i yakalama kararı Türkiye’ye ne getirir?
26.11.2016
El Bab! Felaket Kapısı!
24.11.2016
Asya’nın NATO’sunda Türk’ün yeri
20.11.2016
Şengal ikinci bir Kandil olur mu?
12.11.2016
Menbic taktiği Rakka için de geçerli
11.11.2016
Trump dünyanın sonu mu?
8.11.2016
Bu kez Rakka’nın gazabı!
6.11.2016
Halep cehenneminde yakıcı kartlar
3.11.2016
'Hacı' Bekir'in ekseni kaybediyor!
28.10.2016
Rojava’yı kemiksiz Esad’a teslim etmek! Öyle mi?
22.10.2016
Musul’dan sonra nasipse Rakka! Amma velakin fakat…
18.10.2016
Musul’a beş kala!
14.10.2016
Musul’u ne yapsak? Musullulara bıraksak! Birlikte kurtarsak! Parçalasak! Dağıtsak!
8.10.2016
Dicle’dir kalkanın adı paşam! Ama bu Musul o Musul değildir!
5.10.2016
Korkunun İdaresi
10.9.2016
Türk müdahalesi Kürt-Arap ittifakını bozar mı?
4.9.2016
TÜRKİYE’NİN KENDİNİ SÜRÜKLEDİĞİ TUZAK
24.8.2016
İran’la balayı ne vaat ediyor?
14.8.2016
Rusya ile ikinci baharın diyeti: Suriye
31.7.2016
İnce ayar Kürt hesabı
3.7.2016
IŞİD Türkiye'nin komşularıyla barışını mı hedef aldı?
15.6.2016
Son nakavt Erdoğan’a
7.6.2016
‘Değerli Yalnız’ın Afrika fethi!
28.5.2016
Rakka’ya doğru yol temizliği
26.4.2016
ROJAVA, AVRUPA’DA ‘DİPLOMATİK’ AĞINI GENİŞLETİYOR
16.4.2016
Türkiye’nin İD’e karşı ilk hamlesi fiyasko
7.4.2016
Bu bir veda değildir!
13.3.2016
KÜRT HESABI!
11.3.2016
ABD Kürtleri terk mi ediyor?
20.2.2016
Türkiye’nin umutsuz Azez savaşı
2.2.2016
Cenevre'nin ahı Rojava'dan çıkıyor!
4.1.2016
'Beyaz IŞİD'in aynasından...
2.1.2016
Düşman kardeşliği!
23.12.2015
Bir kayıp hikayesi: Şii Türkmenler-5
22.12.2015
IŞİD'e karşı Sünni direnişi-4
21.12.2015
Kerbela'dan Samarra, Tıkrit ve Beyci'ye...
20.12.2015
Ali Ekber Tugayı: Şii-Sünni-Hıristiyan ittifakı
19.12.2015
IRAK'IN IŞİD İLE SAVAŞI-1: Kerbela; IŞİD eliyle yeniden...
18.12.2015
Suud şakası: Aşırıların aşırılıkla savaşı
15.12.2015
Bağdat'ın şifreleri
11.12.2015
Suudilerin elinin değdiği hamur
8.12.2015
Bağdat'tan dönen Musul hesabı!
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.