İran’la balayı ne vaat ediyor?


24.8.2016 - Bu Yazı 1100 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın St. Petersburg’da Rusya lideri Vladimir Putin ile görüşmesinden sonra Suriye odaklı İran-Rusya ve Türkiye-İran ikili temasları ilginç boyutlar kazanıyor. Bu ikili temasların üçlü bir mekanizmaya dönüşeceğine dair beklenti artıyor. Moskova ve Tahran'dan gelen açıklamalar Türkiye ile anlayış birliğine varıldığına dair iyimserlik havası veriyor. Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması, ülkenin geleceğine Suriyelilerin karar vermesi ve terörle mücadele gibi ilkelerden bahsediliyor.

Türk dış politikasında dönüşüm sancısının yaşandığı bir dönemde Suriye krizinin etrafında gözden kaçan bir dizi çarpıcı gelişme ardı ardına geldi. İran, Suriye ve Rusya savunma bakanları 9 Haziran 2016’da Tahran’da buluştu. Suriye krizi çıktığından beri birbiriyle yakın çalışan üç ülke arasında ilk kez bu tür bir toplantı gerçekleşti. İran devlet televizyonu bu toplantıyı “Suriye savaşında nihai aşamaya geçildi” diye yorumladı.

15 Temmuz darbe girişiminden sonra İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ile Tayyip Erdoğan arasında bir telefon görüşmesi gerçekleşti. Bu görüşmede de bölgesel konular ele alındı.

8 Ağustos’ta Bakü’de İran, Azerbaycan ve Rusya liderleri zirve yaparken Türkiye’nin yerinin de masada hazır olduğu mesajı verildi. İran Dışişleri Bakan Yardımcısı İbrahim Rahimpur darbe girişimi karşısında Batılı müttefiklerinden aradığı desteği bulamayan Erdoğan’ın da zirveye katılması gerektiğini belirtti: “Vladimir Putin ve Hasan Ruhani’nin Erdoğan’a verebileceği desteği, ne Arap ne de Batı ülkeleri veremez.”

Erdoğan’ın 9 Ağustos’taki Rusya gezisinde Suriye krizinin çözümü için istihbarat, dışişleri ve askeri kanatların katılımıyla ikili mekanizma kuruldu.

12 Ağustos’ta İran Dışişleri Bakanı Cevat Zarif, Ankara’daki kritik temaslarında bölgesel konuların çözümü için olası iş birliği mekanizmalarını müzakere etti. Bu temaslarda Türkiye, İran ve Rusya arasında bölgesel iş birliği perspektifi öne çıktı.

İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Hüseyin Cabiri Ensari, 15 Ağustos’ta Kremlin özel elçisi Mihail Bogdanov’u ağırladı. Konu yine Suriye’ydi. Zarif’in Ankara ziyareti hakkında bilgi veren Ensari’ye göre Suriye krizinin çözümü konusunda Suriye’nin toprak bütünlüğü ve ulusal birliğinin korunması başta olmak üzere ana ilkelerde uzlaşma sağlandı. Ayrıca her iki taraf da Suriye halkının oylarıyla kapsamlı bir ulusal hükümetin kurulması konusunda mutabık kaldı. Ensari, “İran-Rusya-Türkiye üçlüsünün kurulmasını ne kadar gerçekçi görüyorsunuz?” sorusu üzerine amaçlarının başka ülkelerin hassasiyetlerini tahrik edecek ittifaklar kurmak değil, “hiçbir yabancı aktör bölge halkları adına karar vermemelidir” ilkesi etrafında ülkelerin görüşlerini birbirine yaklaştırmak olduğunu söyledi.

Tahran gelişen çapraz diplomasiye üçlü mekanizma demekten kaçınıyor. Kuşkusuz Suriye’deki dayatmalardan kaynaklansa da emperyal miraslar üzerinde oturan üç gücün ittifakı “tarihi” olur. Ama bunun olması, Suriye üzerindeki iş birliğinden çok daha fazlasını gerektiriyor.

Türkiye-İran yakınlaşması kuşkusuz özellikle Suriye konusunda Türkiye’nin ABD, Suudi Arabistan, Ürdün ve İsrail ekseninden uzaklaşması anlamına geliyor. Peki, bu ne kadar mümkün? Malum iki ülkenin Suriye krizine yaklaşımları taban tabana zıt. İran’ın hiçbir esneme göstermediği dikkate alındığında Türkiye’nin epeyce zikzak yapması gerekecek. İran öteden beri Suriye krizinin çözümü için dört ayaklı bir öneride bulunuyor:

  • Ateşkes
  • Ulusal birlik hükümetinin kurulması
  • Bütün etnik ve dini grupların hassasiyetlerini yansıtan bir anayasanın hazırlanması
  • Uluslararası gözetim altında seçimlerin organize edilmesi. 

Bu plan Kürtlerin desteğini de almayı hedefliyor. Türkiye’nin seyir çizgisinin geldiği yer ise şu: Mümkünse Esad gitsin, gitmiyorsa da Suriye’nin kuzeyinde Kürtlerin kurduğu fiili özerkliği bitirecek bir siyasi çözüm bulunsun. Anahtar kelime artık Esad’dan ziyade Kürtler. Peki, iki ülkenin yaklaşımı böyleyken Ankara’da üzerinde uzlaşma sağlandığı söylenen temel ilkelerle ilgili nasıl bir ilerleme sağlanacak? Madde madde gidelim:

Türkiye açısından toprak bütünlüğü parantezinde Suriyeli Kürtlerin özerkliğine son verilmesi var. Ne var ki İran ve Rusya meseleye Türkler gibi bakmıyor. Elbette Kürtlerin bağımsızlık yolunda atacakları adımlar karşısında Türkiye ve İran’ın pozisyonu aynı: Sınırlar değişemez.

İran başından beri Suriye ve Irak’la ilgili tartışmalarda Türkiye ile iş birliği zemini ararken sınırların değiştirilmesine yönelik Batılı komplolara işaret ediyor. Ayrıca Suriyeli Kürt aktörler Demokratik Birlik Partisi (PYD) ve Halk Koruma Birlikleri’nin (YPG) PKK ile ilintisi Türkiye kadar İran için de sorun. Bugün Türkiye’yi Batı ile karşı karşıya getiren de bu korku.

Ancak İran yönetimi şimdiye kadar PYD ve YPG’yi terör örgütü olarak nitelendirmedi. Üstelik Kürtlerin İslam Devleti’ne (İD) karşı verdikleri mücadeleyi takdir etti.

Tahran’ın Rojava’ya yaklaşımını önemli ölçüde Suriye’nin izlediği ya da izleyeceği politika tayin ediyor. Bu minvalde sadece İran değil Rusya’nın da hassasiyetini yansıtan iki kırmızı çizgi var: Toprak bütünlüğünün korunması ve Suriye’nin kuzeyinde Amerikan çizmelerine daha fazla yer açılmaması.

Ankara’nın Kürtlerle ilgili beklentileri bu hassas dengeler açısından ters sonuçlar doğurabilir.

Ankara-Tahran arasında ikinci mutabakat konusu Suriye halkına dışarıdan dayatma olmadan kendi kaderini tayin etmesi ve ulusal birlik hükümeti kurulması. Bu mutabakatın nasıl ilerletileceği de belirsiz. Türkiye, Esad’lı bir sürece rıza gösterdiğine dair şimdiye kadar açık bir deklarasyonda bulunmadı. İran ise bu konuda çok net. En son dini lider Ayetullah Hamaney’in Başdanışmanı Ali Ekber Velayeti İran’ın Esad’a yaklaşımında bir değişiklik olmadığını yineledi.

Aşırılıkçılık ve terörle mücadele konusunda da herkes kendi filini tarif ediyor. İran, adını Şam’ın Fethi Cephesi olarak değiştiren Nusra dâhil Türkiye’nin doğrudan ya da dolaylı olarak desteklediği örgütlerin kökünü kazımaktan bahsediyor. Türkiye ise yolun sonuna geldiği halde bu gruplarla oyununu sürdürüyor. Son olarak Türkiye, Halep cephesinde savaşmaları için 1000 militanın sınırdan geçişine izin verdi. 

İranlılar Türkiye sınırlarının kapatılması halinde Suriye’deki krizin büyük oranda çözüleceğine inanıyor. Tam bu noktada Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un bir açıklaması önemli. Lavrov, BM Güvenlik Konseyi’nin 2165 sayılı kararı çerçevesinde Suriye sınırındaki iki kapının uluslararası denetime açılması konusunda Türkiye ile anlaşmaya vardıklarını söyledi. 2165 sayılı karar, yardım malzemelerinin geçişi için kullanılan Bal El Selame ve Bab El Heva’nın BM denetimine açılmasını öngörüyor. Lavrov’un sözünü ettiği şekilde Türkiye’nin bunu kabul etmesi silahlı grupların lojistik ve militan akışının kesilmesi anlamına geliyor. Ankara bu konuda sessizliğini koruyor.

15 Temmuz darbe girişiminde Erdoğan’a verdiği desteği fırsata çeviren İran, Suriye krizinde aranan ortaklığın ötesinde Türkiye’ye yeni bir eksen tarif ediyor. Bu, bölgesel ve küresel meselelerde ortaklık gerektiren bir eksen. Muhafazakâr Türk dış politikası ise bize İranlılarla iyi geçinin, Ruslarla düşman olmayın, sırtınızı doğuya yaslayıp yüzünüzü Batı’ya dönün der. Tarihi tecrübeler de der ki Farslarla Türkler birbiriyle iyi geçindiğinde bölgesel sorunların üstesinden gelirler. Kavga ettiklerinde de sorunları katlayarak büyütürler. (Al Monitor)

Facebook Yorumları

reklam
13.11.2018
Siyon düşünde Arap çözülmesi
11.11.2018
Arap sokağında İran kışı, İsrail baharı: Yoksa serap mı?
6.11.2018
'Ak Gezer'in 'Şir'le savaşı: Kabadayılıkta yeni sezon
30.10.2018
X-large'tan X-small'a: Çaresizliğin hikâyesi
23.10.2018
Bela fırtınası: Katar öfkesi, Kaşıkçı intikamı, Kuveyt çalımı ve 'Küçük Saddam'
20.10.2018
Körfez'deki 'pitbull'lar
16.10.2018
Bir rehineden, bir suçtan lütuf devşirmek
10.10.2018
Suud işi: Ortadoğu’da oyuncu olmanın ‘elif-ba’sı
7.10.2018
Kafkasya’da tehlikeli restleşmeler
4.10.2018
Kürtler Bağdat’a dönerken…
28.9.2018
Sahi İsrail hiç mi afallamadı?
26.9.2018
Ahvaz tuzağı ve ‘ödenmiş’ devrimciler
20.9.2018
Dehşet dengesine İL-20 girdisi
19.9.2018
Erdoğan eliyle tasfiye
9.9.2018
İdlib zehirlenmesi
4.9.2018
Su savaşlarından ‘Mavi Barış’a
31.8.2018
Bağdat’ta şeytanla dans
28.8.2018
'Stratejik müşteri' ve İdlib çengeli
22.8.2018
İran kumarı ve ilk hasıla
20.8.2018
Çal kemancı!
11.8.2018
Bir başka açıdan İran-ABD gerilimi: Aslında iyi anlaşırlardı
6.8.2018
Diplomaside serseri zamanlar
3.8.2018
Savaşların anası ve nevzuhur İttihatçıların çaresizliği
31.7.2018
Kürtlerle müzakere: Ankara’yı ifrit eden seçenek
24.7.2018
Beyaz Miğferler için tahliye zamanı: Bir rejim değiştirme aparatı emin ellerde
14.7.2018
Moskova’ya çıkan çift şeritli yol: Bir kefede Netanyahu diğerinde Velayeti
11.7.2018
‘Kabadayılar Çetesi’nin son güncesi
7.7.2018
Güneyde ‘dost ihaneti’ ve 'düşman suskunluğu'
4.7.2018
Selefi İslamcıları ‘yetmez ama evetçi’ yapan nedir?
30.6.2018
Sen sus patatesler konuşsun!
27.6.2018
Kapa çeneni!
22.6.2018
Yemen boğun eğer mi? Suudi atası aksini söylüyor
21.6.2018
Gökdelen azgınları ve yalın ayaklar
19.6.2018
Kürtlerin Şam’la diyalogu: ABD’ye rağmen mümkün mü?
18.6.2018
Menbic: Yeni bir fetihçi beklemeyen eski 'kutsal şehir'
13.6.2018
Roket adamların barışı: Dünyanın nasibine düşen ne?
6.6.2018
Ürdün’de isyan; kralca hamleler, bölgesel oyunlar
4.6.2018
Cehennem Borsası
29.5.2018
Golan hesapları: Kaostan lütfa, tampondan petrole
26.5.2018
İsfahan: İnsanın insana bir iyiliği
24.5.2018
12 emir, İran, Suriye: Sanki herkes Putin’e çalışıyor!
11.5.2018
Trump’ın barutu, Bibi’nin ateşi
8.5.2018
Veliahtım, prensim! Lübnan size ‘şey’ dedi
2.5.2018
Trump’a atılan pas İran’a gol olur mu?
30.4.2018
Kore baharındaki 'parlamayan' yıldız
26.4.2018
Bir ‘diyet IŞİD’ almaz mıydınız?
23.4.2018
Toz duman dağılınca geriye kalan
16.4.2018
Küresel küstahlığın yüzünü kurtaran 105 salvo
11.4.2018
Felakete doğru
5.4.2018
Elysée’de ne konuşuldu? Afrin’den sonra Kürtler ne bekliyor?
1.4.2018
Bak şu Elysée’nin işine!
29.3.2018
Batı'nın Rusya krizi ve bizim payımıza düşen
21.3.2018
'Afrin’in Fethi' ve nasipse 'Birinci Tayyip Dönemi'
15.3.2018
Pompeo orta dünyaya ne pompalar?
13.3.2018
İran, Kürtleri yakın plana alırken…
7.3.2018
‘Makul’ darbeler, ‘biçare’ Yemenliler ve Batılı vicdanı!
24.2.2018
Afrin çıkmazı
19.2.2018
Menbic senaryosu: ABD çekilirse ne olur?
13.2.2018
Savaşın fabrika ayarları
6.2.2018
Afrin aynasında İdlib ve Rus ruleti
2.2.2018
Kuvayi Milliye! Hayalden öteye…
30.1.2018
Erdoğan’ın kefil olduğu ‘Milli Ordu’
21.1.2018
Ateşle dansın ‘cool’ partnerleri
16.1.2018
Bir gece ansızın girersiniz ama bin gecede çıkamazsınız!
12.1.2018
Erdoğan'ın yürüdüğü son sahne
6.1.2018
İki gerçek arasında: İran çıkmazı
2.1.2018
İran nereye gidiyor?
20.12.2017
‘Vatansever Kürt’ten ‘hain Kürt’e: Suriye’de kritik dönemeç
12.12.2017
Kendi oyununda tepetaklak olanlar
4.12.2017
Yemen’deki hesaplaşma
1.12.2017
Komşumuzdur İran! Ona ne şüphe!
22.11.2017
Bence Lübnan!
13.11.2017
Feyruz’un çocukları!
6.11.2017
Suudiler Lübnan’ı neden ateşe atıyor?
3.11.2017
İran’ın oyunu, Bağdat’ın talihi
27.10.2017
Çölün Martin Luther’ine yer açın!
25.10.2017
ABD Kürtlerden vazgeçti mi?
10.10.2017
İdlib’de El Kaide ile Amerikan güreşi!
7.10.2017
Kral hazretleri Rus gemisine neden bindi?
3.10.2017
Çuvala sokulan, Mossad’a çalınan Kürt sandığı
1.10.2017
Rusya’nın Kürdistan nüansı
27.9.2017
Referandumdan sonra: Paniğe mahal yok!
15.9.2017
Golavinka’nın ağacı, Çerkes yarası ve bir sessiz ağıt
7.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı - 3: Haşd el Şaabi Kerkük için savaşır mı?
6.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı - 2: KDP cephesinden bir bakış: Kürdistan çaresiz değil
5.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı: Tarihi fırsat mı, oyun mu?
25.8.2017
Raconatif diplomasi
23.8.2017
Biçare!
20.8.2017
Kürdistan’daki İsrail parantezi; kârdan çok zarar
14.8.2017
Savaşın en zoru: Deyr el Zor
10.8.2017
Türkiye Çin için Uygurları terk edecek mi?
8.8.2017
Şiiler arasında bir Suud kılıcı! Sahi mi?
3.8.2017
Kıtlıkla beslenen darbe ve Chavismo’nun kaderi
31.7.2017
Pakistan FETÖ’sü darbe mi yaptı?
27.7.2017
Hariri, Trump’la âbâd olurken Lübnan cephesi
23.7.2017
İdlib’deki tuzak: Türk’ün Talibanistan’ında işler karıştı
21.7.2017
Suriye’deki Kafkasya lejyonu: Kadirov’dan ötesi
14.7.2017
Boru hattında yüzen Filistin sevdası!
9.7.2017
Tampon pazarı
6.7.2017
Körfez krizindeki rahmet!
4.7.2017
Irak’ı kurtarmak!
23.6.2017
Taht kavgasından Badiya Çölü'ne
21.6.2017
Ya Fırat kızıla çalarsa!
14.6.2017
Puslu havada ‘Amerikan hilali’
8.6.2017
IŞİD’in püskürtülmesi, Haşd’ın Kürtleri ve alabora hesaplar
7.6.2017
Terör sofrasında terör muhabbeti
6.6.2017
Ah Katar vah Katar!
25.5.2017
Jöleli-Arap-İslam NATO’su
20.5.2017
Diplomaside Yerkelizm
17.5.2017
Noktalı virgül
15.5.2017
Fars mı seçim mi?
5.5.2017
Çatışmasızlık bölgeleri: Bu tampon, başka tampon
30.4.2017
İsrail'in IŞİD ve El Kaide aşkı!
26.4.2017
Referandum Orta Doğu siyasetine nasıl yansıyacak?
22.4.2017
Suriyelinin canı, Katar’ın fidyesi
19.4.2017
Yerim daraldı ama oynayacağım!
10.4.2017
Ebu İvanka! Saçma sıkan kovboy!
7.4.2017
Kimyasal dehşetten sonra
6.4.2017
Kerkük; ateş orada, duman burada
5.4.2017
‘Kiril Mücahitlerle’ yüzleşme
25.3.2017
50 aşiretlik yeni ordu: Yine kâğıttan kaplan
22.3.2017
Kürtlerin 'çıkış' senaryosu
16.3.2017
Gürültü hasılatı
10.3.2017
Menbic Düzeni’nden Rakka’ya: Uygunsuz adım marş marş!
9.3.2017
Menbic’te oyunu bozan oyun ve bayrak savaşı
4.3.2017
Bab’tan sonra Menbic tuzağı
2.3.2017
Beyaz ile siyah inci arasındaki Kürt kaderi
28.2.2017
İyi Şii kötü Şii!
26.2.2017
İran-Türkiye gerilimi ekonomiyi vuruyor
24.2.2017
Kürt’ü seven Kürt’ü döven!
22.2.2017
Kürtlere göre Rakka’da Türkiye olmayacak
20.2.2017
El Bab’ı aşmadan Rakka inandırıcı mı?
19.2.2017
Erdoğan’ın vadettiği ordu milli mi hayalet mi?
17.2.2017
Fırat’ın fısıldadıkları
13.2.2017
Golan’ın Çerkesleri: Ateş hattında hayat
12.2.2017
Rakka’yı Suriye’siz kurtarmak!
10.2.2017
Suriye’de ABD’ye Mehmet olmak!
9.2.2017
Türk'ün eliyle Rus ruleti: Cihatçıyla cihatçıyı temizlemek!
3.2.2017
Trump’ın levhasız yolu
2.2.2017
Savaş kendini dayatırsa Kürtler ne yapacak?
29.1.2017
İD’in PYD’den gizli talebi: Kürt İslam devleti
26.1.2017
Şam’dan Kamışlı’ya: Özerklik gerilimi
23.1.2017
Suriyelilerin Suriye’si (1)
21.1.2017
Halep bir Pirus zaferi mi?
14.1.2017
Suriyelilerin Suriye’si
28.12.2016
El Bab ateşi halkı yaktığı gibi hükümeti yakmıyor
26.12.2016
Sıradaki İdlib Emirliği; ibretlik bir miras
25.12.2016
Ankara’nın boynu artık kıldan ince
23.12.2016
Halep’ten sonra Türk’ün senaryosu
21.12.2016
Mahşerin üç atlısı!
20.12.2016
Suikastı Moskova’nın nasıl okuduğu önemli!
19.12.2016
Hezimetten Türk usulü zafer çıkarmak!
11.12.2016
Şeyh Maksud’daki Kürt düğümü
8.12.2016
Türk'ün Türk'le, Türk'ün Rum'la imtihanı
6.12.2016
Halep ateşi niçin Türkiye’yi yakıyor?
1.12.2016
Dua kardeşliğinde son perde
30.11.2016
Salih Müslim’i yakalama kararı Türkiye’ye ne getirir?
26.11.2016
El Bab! Felaket Kapısı!
24.11.2016
Asya’nın NATO’sunda Türk’ün yeri
20.11.2016
Şengal ikinci bir Kandil olur mu?
12.11.2016
Menbic taktiği Rakka için de geçerli
11.11.2016
Trump dünyanın sonu mu?
8.11.2016
Bu kez Rakka’nın gazabı!
6.11.2016
Halep cehenneminde yakıcı kartlar
3.11.2016
'Hacı' Bekir'in ekseni kaybediyor!
28.10.2016
Rojava’yı kemiksiz Esad’a teslim etmek! Öyle mi?
22.10.2016
Musul’dan sonra nasipse Rakka! Amma velakin fakat…
18.10.2016
Musul’a beş kala!
14.10.2016
Musul’u ne yapsak? Musullulara bıraksak! Birlikte kurtarsak! Parçalasak! Dağıtsak!
8.10.2016
Dicle’dir kalkanın adı paşam! Ama bu Musul o Musul değildir!
5.10.2016
Korkunun İdaresi
10.9.2016
Türk müdahalesi Kürt-Arap ittifakını bozar mı?
4.9.2016
TÜRKİYE’NİN KENDİNİ SÜRÜKLEDİĞİ TUZAK
24.8.2016
İran’la balayı ne vaat ediyor?
14.8.2016
Rusya ile ikinci baharın diyeti: Suriye
31.7.2016
İnce ayar Kürt hesabı
3.7.2016
IŞİD Türkiye'nin komşularıyla barışını mı hedef aldı?
15.6.2016
Son nakavt Erdoğan’a
7.6.2016
‘Değerli Yalnız’ın Afrika fethi!
28.5.2016
Rakka’ya doğru yol temizliği
26.4.2016
ROJAVA, AVRUPA’DA ‘DİPLOMATİK’ AĞINI GENİŞLETİYOR
16.4.2016
Türkiye’nin İD’e karşı ilk hamlesi fiyasko
7.4.2016
Bu bir veda değildir!
13.3.2016
KÜRT HESABI!
11.3.2016
ABD Kürtleri terk mi ediyor?
20.2.2016
Türkiye’nin umutsuz Azez savaşı
2.2.2016
Cenevre'nin ahı Rojava'dan çıkıyor!
4.1.2016
'Beyaz IŞİD'in aynasından...
2.1.2016
Düşman kardeşliği!
23.12.2015
Bir kayıp hikayesi: Şii Türkmenler-5
22.12.2015
IŞİD'e karşı Sünni direnişi-4
21.12.2015
Kerbela'dan Samarra, Tıkrit ve Beyci'ye...
20.12.2015
Ali Ekber Tugayı: Şii-Sünni-Hıristiyan ittifakı
19.12.2015
IRAK'IN IŞİD İLE SAVAŞI-1: Kerbela; IŞİD eliyle yeniden...
18.12.2015
Suud şakası: Aşırıların aşırılıkla savaşı
15.12.2015
Bağdat'ın şifreleri
11.12.2015
Suudilerin elinin değdiği hamur
8.12.2015
Bağdat'tan dönen Musul hesabı!
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.