Geçenlerde başka bir gazetede bu konuya ilişkin yazdığım yazıyı bugün konuya demokrasi ilkesini de ilave ederek genişletiyorum; bir önceki yazıda daha ziyade hukuk devleti ilkesine vurgu yapmaya çalışmış idim. 

Bu geçiş ve yolcu garantileri toplumun vicdanını çok fena rahatsız ediyorlar, bütçeye çok büyük yük getiriyorlar.

Ama, rahatsız ettikleri, zarar verdikleri alan sadece vicdanlar ve bütçe değil. 

Hukuku, anayasa hukukunu da çok büyük ölçüde ihlal ediyorlar.

En başta da, yürürlükteki Anayasanın değiştirilmesi daha teklif edilemeyecek ikinci maddesindeki demokrasi ve hukuk devleti ilkelerinin söz konusu geçiş ve yolcu garantileri bütçe ödemeleri nedeniyle ihlal edildikleri kanısındayım.

Hukukçu değilim ama maliyeciyim, bütçe konusu mesleki alanım.

Anayasanın 161 ve 165. Maddeler arasındaki hükümler ağırlıklı olarak bütçe sürecini düzenliyorlar ama bütçeleme sürecini düzenleyen temel ve tarihsel bütçe ilkeleri (birlik ilkesi, genellik ilkesi, yıllık olma ilkesi, ÖNCEDEN İZİN ALMA İLKESİ, ALENİLİK İLKESİ, anlaşılabilir olma ilkesi, SAMİMİYET İLKESİ, DOĞRULUK İLKESİ, denklik ilkesi, MALİ SAYDAMLIK İLKESİ, hesap verme sorumluluğu ilkesi, verimlilik ilkesi ) Anayasa yargısı tarafından anayasanın mütemmim cüzü olarak görülmüyorlar.

2010 senesinde 2010/12 numaralı bir AYM kararı mevcut, konu elektrik piyasası ve bazı kamu gelirlerinin bütçenin genellik ilkesine (tahsis yapmama) aykırı olarak paylaştırılması.

AYM başvuruyu reddediyor çünkü bu yaşamsal bütçe ilkesini (genellik ilkesi, tahsis yapmama) anayasal bir norm olarak görmüyor.

Mahkeme üyesi Sayın Zehra Ayla Perktaş’ın ise harika bir karşı oy yazısı var bu karara ilişkin.

Demokrasi Anayasanın ikinci maddesinde ifadesini bulan temel bir ilke ve bu demokrasi ilkesinin en önemli ayağı, seçme, seçilme hakkı kadar, bütçe hakkı.

Daha lise yıllarımda idim, rahmetli Süleyman Demirel’in bir sözü beni çok etkilemiş idi, demokrasinin en muhteşem yanı bütçe hakkıdır demiş idi; ilerleyen senelerde bu ifadenin önemi çok daha netleşti kafamda.

Ancak, demokrasinin özü olan bütçe hakkının kullanımında yukarıda isimlerini vermekle yetindiğim temel ve tarihsel bütçe ilkeleri uygulanmıyor ya da büyük ölçüde ihlal ediliyorlar ise artık bütçe hakkının Meclis tarafından kullanıldığı söylenemez.

Başka bir ifade ile de bütçe ilkelerine uyum anayasal demokrasi ilkesinin vazgeçilmez bir parçasıdır.

Benzer bir mantıkla bütçe hukuku da hukuk devletinin vazgeçilmez bir öğesidir ve bütçe ilkelerinin uygulanmadığı bir ülkede hukuk devleti de yok demektir.

Bu açıdan Anayasa Mahkemesinin bütçe ilkelerinin uygulanmamasını anayasa ihlali olarak görmemiş olmasını hayretle karşılıyorum.

Örneğin, bütçeleme sürecinde önceden izin alma ilkesinin olmadığı ya da büyük ölçüde ihlal edildiği bir mali ortamda demokrasi de, hukuk devleti de yoktur.

Yolcu ve geçiş garantileri uygulaması da bütçe ilkelerinden “önceden izin alma ilkesi” ile taban tabana zıttır; yukarıda bütçe ilkelerin sıralarken büyük harflerle yazdığım ilkeler bu geçiş ve garanti uygulamaları nedeniyle ihlal edilen bütçe ilkeleridir.

Bu konuda anayasal yargıya büyük görev düşmektedir. 

Bir gün yeniden yazılmasını umduğumuz yepyeni bir anayasada mali hükümler içine bütçe ilkeleri de konabilir ama konu anayasayı daha detaylı hale getirerek değil, anayasal yargının daha nitelikli kararları ve yorumlarıyla çözülmelidir kanısındayım.