“Eeeey Amerika”nın matematik dengesi


15.2.2016 - Bu Yazı 1078 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Sayın Cumhurbaşkanı'mızın “Eeey” ile başlayan hitap biçimleri malum; daha önceleri tüm parti liderleri, TÜSİAD, çok sayıda sivil toplum örgütü, komşu ülkelerin devlet başkanları, en başta Esed, vs. bu hitap biçiminden nasibini aldı.

Bu hitap biçiminin, bu uzatılan “eeey”lerin muhtemelen azımsanmayacak bir siyasi alıcısı var ki, Sayın Erdoğan'dan sonra Başbakan Davutoğlu da dönem dönem bu hitap biçimine başvuruyor.

Bu “eeey”lerden sadece komşu ülkelerin devlet adamları değil, Avrupa Birliği ülkelerinin de liderleri, başbakanları, şansölyeleri, cumhurbaşkanları da nasiplerini almıştı. Benim hatırlayabildiğim kadarıyla bu hitap biçiminden, bu nidadan, bu tuhaf seslenişten, bu ilginç serzenişten payını almayan bir Birleşmiş Milletler, bir de Amerika Birleşik Devletleri (ABD) kalmıştı.

Geçtiğimiz hafta bu da oldu ve Sayın Cumhurbaşkanı'mız “Ey ABD”, “Ey BM” de diyerek kimseyi bu hitap tercihinin dışında bırakmayacağını ortaya koymuş oldu. Bir cumhurbaşkanının, Sayın Erdoğan'ın bu tür hitap biçimlerini siyaseten çok yoğun kullanmasını eleştirebilirsiniz, doğrusu bana da çok trajikomik geliyor. Aradan geçen bunca süreye rağmen kulaklarımı tırmalamayı sürdürüyor ama aynı süre bana da, bizlere de Sayın Erdoğan'ın bu tuhaflıklarını küçümsememeyi öğretti galiba biraz. Sayın Erdoğan'ın bu hitap tarzının mutlaka bir parça doğallık payı da vardır, kuşkum yok ama ben bu İstanbul eski kabadayılarına özgü “eeey”le başlayan cümlelerin biraz da siyaseten hesaplı, kitaplı bir tarza tekabül ettiğini düşünüyorum . Kanımca bu tarzın bu kısmı doğal kısmının çok önünde gidiyor. Bu hitap tarzlarının siyasi getirisinin bugüne kadar Sayın Erdoğan'a negatif bir siyasi maliyeti olduğunu söylemek mümkün değil ama bu malum ve ilginç tarzın ABD'ye, Rusya'ya, AB'ye de teşmil edilmesinin ne gibi siyasi sonuçlar vereceğinin iyi de düşünülmesi, analiz edilmesi gerekiyor.  

Hitap tarzının getiri ve maliyetleri  

Matematik, özellikle matematik mantığı sadece matematik ya da fizik için geçerli değildir; matematik mantığın toplumsal olaylara, olgulara uygulanması çok önemli sonuçlar üretir. Bu satırların yazarı Sayın Cumhurbaşkanı'mızın “Eeeey ABD” seslenişinin mutlaka önemli bir matematik analizinin yapılmasının gerekli olduğunu düşünüyor. Sayın Cumhurbaşkanı ya da danışmanları da böyle bir matematik mantık analizi yapıp mı bu seslenişleri hayata geçiriyorlar, emin değilim ama olabilir.  Bir danışman grubu bu durumun, bu hitap tarzının getirilrinin yani siyasi artılarının maliyetlerinin yani siyasi eksilerinin önünde olduğunu düşünebilir. Benim kanaatim ise özellikle bu hitap tarzı ABD'ye kadar uzandığında orta vadede Türkiye için çok yararlı olmayacağı istikamtinde.

“Eeeey”lerle başlayan hitap tarzının getirileri ve maliyetleri var.  Bunlara kısaca bir göz atmakta yarar var. Türkiye milliyetçilik, ulusalcılık damarı çok kuvvetli bir ülke. Bu durumun mutlaka çok farklı açıklamaları var, bu konulara detaylı bir biçimde girmek istemiyorum. Olağanüstü bir iletişim ve saydamlık çağında kişi başına gelir düzeyi ve verimlilik olarak ABD'den altı kat, Avrupa Birliği ortalamasından da yaklaşık dört kat geride kalmış olmak muhtemelen geniş kitlelerde büyük sıkıntılar yaratıyor. Bu fark Türkiye ile bu ülkeler arasındaki mevcut verimlilik farkını yansıtıyor. Türkiye'nin Avrupa ülkelerine oranla milliyetçilik kavramıyla en son tanışan ülke olmasının bu duygunun hâlâ çok ergence yaşanmasının da muhtemelen başka bir nedeni. Avrupa Birliği'nin Avrupalı olma kriterini ne kadar karşıladığı belirsiz muhteris ama yetersiz bir iki devlet ya da hükümet başkanının da bu konuda ciddi sorumluluğu var. Milli denen eğitim sisteminin yetersizliği nedeniyle ulusalcı tezlere çok fazla yüklenmesinin hepimiz üzerinde yarattığı olumsuzluklar da işin cabası. Başka çok vahim nedenler de sıralayabiliriz. Tüm bu olumsuzluklar havuzunda siyasi anlamda popülist bir siyasetçinin ABD'ye “Eeeey Amerika”, Avrupa Birliği'ne de “Eeeey Avrupa” diye hitap etmeyi tercih etmesi büyük bir sürpriz değil.  Bu tarzın oy patlaması, oy maksimizasyonu yarattığı açık. Mesele siyaseten popülist lider için bu oy maksimizasyon konusu ile de sınırlı değil. Popülist milliyetçiliğe yaslanarak oy maksimizasyonu sağlayan lider ya da parti görünürde bir ölçüde bir siyasal istikrar ortamı da sağlar gibi oluyor ve bu görünürdeki, virtüel, sanal siyasal istikrarın yine lider ve partisi için pozitif dışsallıkları oluyor. Bu oy maksimizasyonu ve buna bağlı virtüel istikrar meselenin bir ayağı ama lider ve partisi için olumlu görünen ayağı.

“Eeeey”leri tercih eden liderler istikrarı olumsuz etkiliyor

Ancak, meselenin bir ayağı daha var, bu ayak da “Eeeey Amerika”ların hepimiz için olumsuz ayağı. Bu olumsuzluk orta ve uzun vadede popülist lider ve partisini de vuracak ama genel kuraldır, siyasetçi daima kısa vadeyi orta ve uzun vadeye tercih eden insandır. Şunu unutmayalım, Türkiye ekonomisi dünya ekonomisinin yüzde biri, ABD ekonomisinin de yaklaşık yirmide biri. Türkiye ekonomisi AB ülkeleri ekonomilerinin toplamının da yine yirmide biri. Böyle bir mukayeseli ortamda “Eeeey” ile başlayan hitap, sesleniş tarzlarının, yabancı ülke yöneticileri tarafından çok ciddiye alınmasa bile, çok belirgin gerginlik maliyetleri var . Bu da en fazla sermaye finans piyasalarında hissediliyor. Liderlerinin sürekli olarak finans dünyasının lider ülkelerine “Eeeey” ile başlayan hitap, sesleniş ve hatta tehdit tarzının “Eeeey”leri çok seven liderleri olan ülkelere küresel kaynak, tasarruf akışını olumsuz etkiliyor. Bu durum da “Eeeey”leri tercih eden liderlerin ülkelerinin büyüme oranlarını ve böylece de siyasal ve ekonomik istikrarı olumsuz etkiliyor. Bu konuda “Eeeey Amerika” hitap tarzının ilk ve en önemli olumsuz sonucu. Başka olumsuzluklar da, mesela sınırların kontrolünün güçleşmesi gibi, saymak mümkün. Siyaset, küresel siyaset nihai analizde bir güç dengesi olarak tanımlanabilir ve bu gücün temel kriteri de ülkelerin küresel katma değer üretimi içindeki payı tarafından belirleniyor. Cumhurbaşkanı'nın “Eeeey”leri çok sevdiği ülkesinin küresel ekonomi içindeki payının da yüzde bir olduğunu sevimsiz bir gerçek olarak tekrar hatırlatalım.

“Eeeey Amerika”nın matematiği dediğimi de bu iki farklı vektörün, eğilimin ortaya çıkardığı bileşke ya da sonuç. “Eeeey”lerin bizim gibi ülkelerde oy artırdığına, bu oy artışının lidere büyük bir siyasal güç verdiğine kuşku yok ama öte yandan da başka bir kuvvet devreye giriyor.  Bu “Eeeey”ler ülke ekonomi ve siyasetini küresel dengelerin biraz dışına itiyor ve bu dışa itilmenin de azımsanmayacak ekonomik ve siyasal maliyetleri mevcut.

Türkiye devletinin yöneticileri şimdilik bu iki temel kuvvetten oy maksimizasyonu üreten “Eeey”li kuvveti, vektörü tercih etmiş görünüyorlar ama bu tercihin dışlanma maliyetlerini ne ölçüde hesaba katıyorlar, emin değilim. Zaman bize bu iki kuvvetten oluşan bileşkenin yönünü gösterecek ve bu satırların yazarı da dışlanma maliyetlerinin popülizm getirilerinin çok üzerine çıkacağından çok endişeli.

ZAMAN

Facebook Yorumları

reklam
21.11.2018
Büyük hukuk ihlallerine 'Bu bizim iç işimizdir' denebilir mi?
20.11.2018
Bir orgeneral böyle bir yanlış yapabilir mi?
17.11.2018
Sanayi üretimi düşerken cari açık da düşüyor ve çok önemli öğretim üyeleri gözaltına alınıyor
14.11.2018
Kriz geçti mi, ne yapılabilir?
13.11.2018
Bizde yerel seçimler göstermeliktir
10.11.2018
Beyin göçü, AKP, nitelikli eğitim ve Orhan Pamuk
7.11.2018
Tarım fiyatlarının enflasyona etkisi
6.11.2018
Enflasyon analizlerimiz doğru mu?
31.10.2018
Bütçe gerekçesi üzerinden biraz magazin
30.10.2018
Mali kural, anayasal iktisat ve yapısal reformlar
28.10.2018
Ertuğrul Özkök’ün Ara Güler yazısı
24.10.2018
Türkiye’nin devlet merkezli iki meselesi çözülemiyor
23.10.2018
Andımız meselesi (!) ve Türkiye
21.10.2018
Dünyanın en büyük ekonomileri geyiği
17.10.2018
Somut meseleler konuşmak ve AB
16.10.2018
AB için Trexit referandumu büyük bir şans olabilir
13.10.2018
Nobeller, üniversitelerimiz, liselerimiz
11.10.2018
2008 krizi bugünün dünyasını açıklıyor mu?
9.10.2018
İki yönetim faciası aynı haftaya sığdı
8.10.2018
Saçma sapan bir McKinsey tartışması
7.10.2018
Enflasyon devlet başarısızlığıdır
3.10.2018
Pakistan’a ATAK helikopterleri satışı ve Fransa’nın Karaşi dosyası
2.10.2018
Torunlar davası, AKP ve AKP’nin hukuktan kopuşu
26.9.2018
Başbakan Erdoğan’ın 2023 hedefleri ne aşamada?
26.9.2018
İmam-hatip okullarında sorun nerede?
24.9.2018
Yeni Ekonomi Programı (OVP) ölü doğdu ama nedeni var
19.9.2018
Türkiye’nin temel eğitim problemi nedir?
18.9.2018
ABD’de bir basın müzesi
16.9.2018
Varlık Fonu meselesine bir de Resmi Gazete'den bakalım
12.9.2018
Hazine’nin ekonomi sunumları ve öğrettikleri
11.9.2018
Beni üzen meselenin basitliği
10.9.2018
Çöken kurumlar ve üniversitelerde boş kontenjan
5.9.2018
Vergide kaynakta kesme tartışması
3.9.2018
Kurlarda yabancı parmağı ve Türk Telekom
1.9.2018
Ticaret Bakanımız böyle buyurdu: Zam yapanın ensesindeyiz, stokçular var
29.8.2018
Ekonomik ve siyaset/hukuk göstergeler seçimi
27.8.2018
Yerel seçimlerde temel mesele nerede?
25.8.2018
Dünyayı yanlış okumak
22.8.2018
Haberleri yan yana koyduğunuzda
20.8.2018
Kimse meselenin özünü tartışmak istemiyor
18.8.2018
Üretimi arttırma efsanesi
15.8.2018
Ne zaman uyanmalı idik?
13.8.2018
Sutton yasası ne demek?
8.8.2018
Böyle başa böyle traş
6.8.2018
Erdoğan’ın yepyeni müttefikleri
4.8.2018
Kötü yönetim ne demek şekilde görebilirsiniz
1.8.2018
Sandık demokrasisi, hukuk devleti yokluğu, cari açık
31.7.2018
Tarikatlar tartışması ve yanlış bir devlet anlayışı
28.7.2018
Siyasi iktidara naçiz bir hatırlatma
25.7.2018
Son bir haftanın Türkiye konuları: Çok korkutucu bir durum
23.7.2018
Karadağ (Montenegro) olamadık. (Montenegro’da hakimler var)
22.7.2018
ABD’nin açtığı ticaret savaşları hem ABD’yi hem dünyayı fena vuracak
18.7.2018
Akılsızlığın bir sonu var mı gerçekten?
16.7.2018
Kamu borçlarında bir sorun var mı?
14.7.2018
Yüzde altı büyüme, düşük faiz, güçlü TL
11.7.2018
Yangınların, trafik, tren kazalarının, maden göçüklerinin, iş kazalarının ekonomi politiği
9.7.2018
Aynı kap ve KHK’lar
7.7.2018
Yeni Anayasa ve unutturulan en temel konular
4.7.2018
Erdoğan ve AKP kimlerin heykelini dikmeli?
2.7.2018
Baskıcı rejimler ve kurumların çöküşü
30.6.2018
Hukuk, demokrasi ve seçimlere katılım oranı
27.6.2018
Siyaset-hukuk-futbol
26.6.2018
Seçmenler ve dolaysız vergi mükellefiyeti
24.6.2018
Erdoğan ve Cumhur İttifakı kazanırsa ne olur?
20.6.2018
Erdoğangiller, dünya ve Türkiye
18.6.2018
Eğer haber doğru ise Sayıştay açıklama yapmalı
16.6.2018
Oyumu nasıl kullanacağım? (tercih sapması)
13.6.2018
Ekonomik gelişmeler ve Erdoğan’ın klasik tepkisi
11.6.2018
Dökülen Türkiye kurumları ve liselere geçiş sınavları (LGS)
9.6.2018
Dökülen Türkiye ve bedelli askerlik
6.6.2018
Paçalardan akan ilkesizlikler
4.6.2018
Yerli araba komedyası ve yolsuzluk ihtimali
3.6.2018
Seçimlere giderken neleri konuşmuyoruz?
30.5.2018
Vesayet kurumları aşığı AKP
28.5.2018
Cemevleri ve alevi meselesi
26.5.2018
Fransız Rabiası
23.5.2018
Bu sefer de devlet bankacılığı skandallarına değinelim
21.5.2018
TRT, CHP, muhalefet
19.5.2018
Her Cumhurbaşkanının bilmesi gereken ilk şey
16.5.2018
İmar affı, Boğaziçi öngörünüm, DOKUZ MAHALLE ve milliyetçi muhafazakarlık
14.5.2018
Altı aday arasından Erdoğan çıkarsa
12.5.2018
Eski Türkiye’nin kralına geldik
10.5.2018
Bizim sağ partiler neden böyle?
7.5.2018
Erdoğan’ın gerçek rakibi vicdanlar
2.5.2018
Özel okulculuk, vakıf üniversiteleri
30.4.2018
Davaya ihanet, mesleğine ihanet
25.4.2018
Sevsinler bu nitelikli liseleri
23.4.2018
İki söyleşi, Cumhurbaşkanları, gazeteciler
19.4.2018
Neden çok erken, hatta baskın seçim?
16.4.2018
Kürt meselesi (74266) ne oldu?
8.4.2018
Bekir Coşkun
4.4.2018
Fransa’da zorunlu eğitim 3 yaşında başlayacak ama…
2.4.2018
Milletin değerleri
28.3.2018
Üniversitenin olumsuz sürekliliği
26.3.2018
Edep ve hukuk
21.3.2018
O trafik polisini İstanbul Milli Eğitim Müdürü yapsalar keşke
19.3.2018
Yatırım ortamı ne demek?
14.3.2018
Derecelendirme kuruluşları ne iş yaparlar?
12.3.2018
Yargılanmalılar
28.2.2018
Eğitim sistemi bütünüyle çarpık
26.2.2018
Erke dönergeçten kamu vicdanı ölçümetresine
21.2.2018
Eğitime önce sayısal bir bakış
19.2.2018
Amerikancılık mı, avrasyacılık mı?
14.2.2018
Rektörlere bak, yükseköğretimi anla
12.2.2018
Dünya eskiye dönüyor
7.2.2018
Çöken bir eğitim sistemi
6.2.2018
Korkunç bir haftayı daha geride bıraktık
3.2.2018
Futbolde hedef koymak
31.1.2018
İmam Hatip okulları meselesi
29.1.2018
21-b, hukuk devleti, basına sansür ve işin özü
27.1.2018
Futbolda kurumsallaşamama problemi
24.1.2018
Eğitimin saçma sabiteleri
22.1.2018
Fabrika ayarları ve milli gelir
20.1.2018
Bu işte bir tuhaflık yok mu?
17.1.2018
Üniversiteler badem bıyık hücumuna uğrayacak
8.1.2018
Bacak kırarak uyuşturucu ile mücadele
6.1.2018
Memur maaşları skandalı
26.12.2017
İki yeni KHK ve 29 Temmuz 1931 tarihli Resmi Gazete
24.12.2017
Çöken kurumlar, Galatasaray ve Fatih Terim
17.12.2017
Bu kurumsal yapı en büyük derdimiz
12.12.2017
Kavram kargaşası
10.12.2017
Yolsuzluklar, rüşvetler ve Kudüs’ün kudsiyeti
5.12.2017
Maliye Bakanımız çok mu zengin?
21.11.2017
90’lara çoktan döndük bile
18.11.2017
Atatürk, Atatürkçülük ve hukuk
11.11.2017
Paradise papers meselesi nedir, ne değildir?
7.11.2017
Yerli otomobil, teknolojik dışsallık, Şemdinli ve şeytanla mücadele
31.10.2017
AİHM ve totaliter rejimler
29.10.2017
İhale meselesinin en az konuşulan boyutu
24.10.2017
Kamu ihaleleri skandalları
22.10.2017
2017 Ekim Türkiye manzaraları
18.10.2017
Negatif sıfır, normal sıfır, pozitif sıfır
10.10.2017
Bu tutarlılığa ancak şapka çıkarılır
7.10.2017
Soydaş Türkmen ne demek?
3.10.2017
AB’ye ihtiyacımız her zamankinden fazla
1.10.2017
Diyanet ve modernistler skandalları
26.9.2017
Tarım meselemiz
23.9.2017
Üniversite kontenjanları neden boş kaldı ve kalacak?
19.9.2017
Kızınızı kimlere asla vermeyin
16.9.2017
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsünün ve Kılıçdaroğlu’nun Türkçesi
3.9.2017
Kan donduran haberler
29.8.2017
Nereden çıktığı belli Çin, Rusya aşkı
26.8.2017
Çok anlamsız bir tartışma daha: İki Türkiye, tek Türkiye
22.8.2017
Basında yandaş maaşlarına Sayıştay denetimi olabilir mi?
15.8.2017
Çok anlamsız bir laf: “Dinin doğru yorumu”
12.8.2017
Türkiye ve AKP’liler
8.8.2017
Kamu alımları sistemi
1.8.2017
Şu “devletin valisi” lafı
29.7.2017
Nedir bu yardımcı doçentlik meselesi?
25.7.2017
Çalışma istatistikleri ve az konuşulan çok ciddi sorunlar
23.7.2017
Cihat matematikten önemli dersen işte böyle olursun
22.7.2017
Fransa’da yaşanan komutan krizi
18.7.2017
İçinde Türkiye’nin adı geçmeyen bir Türkiye yazısı
15.7.2017
Utanmasını bilenler için işte utanç belgesi
11.7.2017
Sayın Cumhurbaşkanı meseleyi çok güzel özetlemiş
8.7.2017
Kamu parası: laiklik, İmam-Hatipler, İlahiyat fakülteleri, Diyanet, TRT, AA
5.7.2017
Türkiye neden hukuk üretemiyor ve iki Türkiye
1.7.2017
Bir günde gözüme ilişen haberler ve ülkemiz
27.6.2017
Hukuk, siyaset, futbol
24.6.2017
Fi’yi izlediniz mi?
20.6.2017
Erdoğan’ın korumaları, ABD Anayasasının 1. eki ve Abdülhamit
17.6.2017
Dört akçeli konu dördü de fena halde siyasi
13.6.2017
Laiklik komedileri: Osman Baydemir fezlekesi
6.6.2017
Cumhuriyet’te Çiğdem Toker gazeteciliği
3.6.2017
Muhafazakarlığa değil ama bizim sözde muhafazakarlara kafayı çok taktım
30.5.2017
Bütçe açıkları-Hazine işlemleri
27.5.2017
Kontrollü darbe ve mantık
23.5.2017
Korkunçluklar ve komiklikler
21.5.2017
Sözde uluslararası ilişkiler(ciler), değerler sistemi, masa düzeni
16.5.2017
Dijital devrimin en büyük geçici siyasi meselesi
13.5.2017
İslamcılık, Kadir Topbaş’ın damadı ve Silopi faciası
9.5.2017
Yabancı parça ve devletin doğru bilgi tekeli
7.5.2017
Yeniden ve ısrarla kayıtsız şartsız AB üyeliği ve normları
3.5.2017
Milliyetçilik, muhafazakarlık ve dindarlık
1.5.2017
Şark kurnazlığı ile ne kadar mesafe alınır?
25.4.2017
Referandum sonrası
16.4.2017
Referandum sonrası ve basketbolda başarı
11.4.2017
Liberal demokratlar nerede?
9.4.2017
Yüksek yargıçların meşruiyeti
5.4.2017
16 Nisan 18 maddenin değil, vicdanların referandumu
3.4.2017
Bu ahlak meselesi aklımı çok karıştırıyor
29.3.2017
Güçlü iktidar- Gelir Vergisi Kanunu
26.3.2017
Anayasa, temel haklar ve başkanlık sistemi
21.3.2017
Danışmanlık ya da danışmanlar komedyası
18.3.2017
Sayın Erdoğan ve Sayın Aziz Yıldırım
14.3.2017
Devlet ve enflasyon
12.3.2017
Diyanet sadece önemli bir örnek
8.3.2017
Anadolu Ajansı, TRT ve Diyanet
4.3.2017
AKP bu hukuksuzluğu sürdüremez ama neden?
3.3.2017
Yanlışlıklar ülkesinde 24 saat
1.3.2017
Yeni anayasa ve Kürt meselesi
26.2.2017
Anayasa değişikliği ve döviz kuru
22.2.2017
AKP’liler neden susuyorlar? (nakaratlı bir yazı)
19.2.2017
Türkiye tipi başkanlık sistemi olur mu?
15.2.2017
Hukuk ve ekonomik büyüme
15.7.2016
‘Hukuktan korkmayın’ afra tafrası
13.7.2016
TRT ve Anadolu Ajansı’na karşı sivil itaatsizlik
11.7.2016
Böyle bir Türkiye’de yaşıyoruz
9.7.2016
Yeniden memur maaşları skandalı
6.7.2016
AB Bakanlığı’nın katil ve hırsızlarla dayanışması
4.7.2016
Yargının tarafsız, bağımsız olması yeterli mi?
3.7.2016
Böyle normalleşme olamaz
1.7.2016
Teröre neden bu kadar açığız?
29.6.2016
Ne mutlu Türküm diyene!
29.6.2016
Üç isim üzerinden Türkiye
27.6.2016
Erdoğan neden başkan olmamalı?
26.6.2016
Erdoğan, dünya ve çap
25.6.2016
Erdoğan, dünya ve çap
24.6.2016
Futbol, paralar ve başarı
22.6.2016
Metin Külünk ve LGBT yürüyüşü
20.6.2016
Devlet TCK 301’den kendine ceza vermeli
19.6.2016
AKP neden anayasa yapamaz?
18.6.2016
Yatırım paketleri abesle iştigaldir
16.6.2016
Üst akıl var mıdır, nedir?
14.6.2016
İstiskal
13.6.2016
Anayasayı hep birlikte unutturuyorlar
10.6.2016
AKP’nin sözde dönüşümü
8.6.2016
Benzinli arabaya LPG koyarsanız…
7.6.2016
Cumhurbaşkanı ve Sayıştay’ın düştüğü durum
6.6.2016
Kaderde Sarkozy’i de desteklemek var galiba
4.6.2016
Üniversite ve mahalle baskısı
3.6.2016
Yasin el-Kadı, MGK, Bakanlar Kurulu
2.6.2016
Erdoğan ve AKP’nin MGK aşkı
1.6.2016
Devletin kayda alınmayacak silahları
30.5.2016
Partili cumhurbaşkanlığı ve yerel özerklik
28.5.2016
Yeni bakan, milli eğitim ve 2023 hedefleri
27.5.2016
‘AB yegâne seçenek değil’miş!
26.5.2016
Demirelleşme süreci
25.5.2016
TBMM’nin meşruiyeti
23.5.2016
Roboski ile Dürümlü mukayeses
20.5.2016
Davutoğlu, protokol ve sözde milli irade
18.5.2016
AKP, çifte standart şampiyonu
17.5.2016
Soma felaketi, Erdoğan ve icraat
16.5.2016
Terör meselesini düşünmek
14.5.2016
Eğitimin özünde sorun var
13.5.2016
AKP ve utanma
11.5.2016
Cumhurbaşkanına naçiz bir hatırlatma
10.5.2016
Kabile devleti görüntüsü: Davutoğlu ve Dündar-Gül
9.5.2016
AB’ye vize resti ve terör yasası
7.5.2016
Çıraklık ve asansör
6.5.2016
Yüzde elliye rağmen bu başarısızlık neden?
5.5.2016
Saydamlık ve yolsuzluk genelgesi
4.5.2016
Hiç konuşmadığımız TRT
1.05.2016
TEOG’a takılmayın çocuklar
29.4.2016
AKP’nin laiklik söylemi ve AİHM’nin cemevleri kararı
28.4.2016
“Oyunların nedeni büyüyen Türkiye” mi?
26.4.2016
Türk tipi başkanlık saçmalığı
23.4.2016
Devlet içini korumaktan vazgeçmiyor
19.4.2016
Bu kadar çocuk neden kayboluyor?
16.4.2016
MHP üzerine düşünmek
12.4.2016
Gardaşı değil haklıyı savunalım
8.4.2016
Bu devlet alevi meselesini çözemez
5.4.2016
Siyaset ve modeller
29.3.2016
Cumhurbaşkanı maarif işini hiç anlamamış
26.3.2016
Akbabanın üç günü
22.3.2016
Bu ortamda anayasa yapamayız
19.3.2016
Terör mesajdır: Kime, kimden, neden ve biz
15.3.2016
Apple FBI’a karşı ve Türkiye dersleri
11.3.2016
Berkin Elvan, Doğan Öz, DHKP-C, İbrahim Çiftçi
8.3.2016
Hukuk, meşruiyet, seçilmişler ve askeri darbeler
4.3.2016
Bir milli güvenlik sorunu olarak başkomutanlık
1.3.2016
AYM kararı ve hukukçu sorunu
29.2.2016
2016 bütçesi Anadolu Ajansı ve TRT
27.2.2016
Devletten güçlü koku ve Ortadoğu
23.2.2016
Milli hükümet, milli muhalefet palavraları
22.2.2016
Büyüme ve yolsuzluğun hukuk dengesi
20.2.2016
ANKARA SALDIRISI SABANCI CİNAYETİ
15.2.2016
“Eeeey Amerika”nın matematik dengesi
9.2.2016
İLK DÖRT MADDE TARTIŞMALARI
8.2.2016
Makas açıklığı ve kriz
6.2.2016
DİYARBAKIR SUR
1.2.2016
Yerli ve milli insan hakları
31.1.2016
DAVUTOĞLU'NUN "EŞE, İŞE, EVE BAKARIM" GAFI VE YANLIŞI
25.1.2016
Cumhurbaşkanlığı dokunulmazlığı ve eşitlik ilkesi
23.1.2016
SEVSİNLER BU AKP'LİLERİN PROTOKOL HASSASİYETİNİ
20.1.2016
AKP NEDEN YÖNETEMİYOR VE AKADEMİSYENLER
18.1.2016
Normalleşme karşıtı AKP
15.1.2016
YANLIŞLIKLAR KOMEDYASI
12.1.2016
Rezaletin boyu Diyanet’i aştı, bakan Bozdağ’a geldi
11.1.2016
Sorun çözemeyen bir ülke: Türkiye
9.1.2016
ANAYASA MESELESİNİN İKİ FARKLI TEŞRİHİ
7.1.2016
CUMHURBAŞKANININ ÖZERKLİK DEMECİ VE DOKUNULMAZLIKLAR
5.1.2016
AKP'yi ne zaman askere aldılar?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları