Enver SEZGİN

Taraf GAZETESİ



Bookmark and Share

Midyat’ta Süryani olmak (2)


14.7.2015 - Bu Yazı 2436 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Bazı kentler var ki, her ziyaret ettiğinizde ondan etkilenir; burada bulunan eserleri yaratanlara hayranlık duyarsınız. İşte Midyat böyle bir şehirdir.

İlk kez lisede okuduğum yıllarda sınıf arkadaşlarım ile birlikte bu ilçeye gitmiştim. Lezzetli yemekler yemiş, ev yapımı şarapların tadına bakmıştık. O zamanlar Midyat’ın ahalisinin büyük çoğunluğunu Süryaniler oluşturuyordu.

Peki, ya bugün?

Çoğumuz, Mor Gabriel Manastırı’nı büyük bir merakla gezmiş; Gelüşke Hanı’nda küçük bir mola vererek karnımızı doyurmuşuzdur. Kubbeleri, taş evleri, abbaraları, çan kuleleri ve mozaiklerini büyük bir keyifle incelemişizdir.

Yöre insanının deyimiyle, “gelen ağlar, giden ağlar” sloganıyla özdeşleşen kadim bir kent burası.

Bu tarihî kentin geri planında büyük bir medeniyet vardır.

Ve o medeniyetin yaratıcıları.

Süryaniler…

Onlar yüzyıl önce soykırıma uğradılar. Büyük bir trajedi yaşadılar, sürgüne gönderildiler.

UNESCO’ ya göre Süryanice, Türkiye’de ciddi anlamda yok olmayla karşı karşıya kalan dört dilden biridir.

Yuhanna Aktaş, doğma büyüme bir Midyatlıdır. Süryani Kültür Derneği’nin başkanlığını yaptığı gibi, HDP Parti Meclisi üyeliği görevinde de bulunmaktadır. Süryanilerin ayakta kalması için çaba sarf edenlerden biridir. Kentin meydanına bakan mağazasında buluşuyoruz. İlk lafı şu oluyor: “Süryaniler hâlâ çok tedirgin.

Söylediğine göre Midyat’ta sadece 130 Süryani aile kalmış.

Süryanice dilinin tehlike altında olduğunun farkındadırlar. Bunun için Süryanice eğitim verecek bir ilköğretim okulunun açılması için İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne müracaat etmişler. Şimdi bakanlıktan gelecek cevabı bekliyorlar. Benzeri bir girişim İstanbul’da yapılmış. Süryaniler, her şeyden önce Lozan Anlaşması’ndan doğan haklarını kullanmak istiyorlar. Azınlık statüsünde kabul edilmedikleri için 1928 yılından beri okul açmalarına izin verilmiyor. Bugün, gecikerek de olsa bu haksızlığın giderilmesini talep ediyorlar.

Süryani topluluğu, ne yazık hâlâ güven içinde bir hayat sürdüremiyor. “Kılıç Artığı” insanların evlatları için kötü günler tam olarak geride kalmış değil. 90’lı yılların karanlık ve korku dolu günlerinde yaşadıklarından hiç söz etmeyeceğim. Daha dokuz yıl önce büyük bir katliam tehlikesi ilke karşı karşıya kalmışlar.

Yuhanna Aktaş, o günleri şöyle anlattı: “Danimarka’da, bir dergide Hazreti Muhammed’in karikatürünün çizilmesi sonrası meydana gelen olaylar buraya da sıçradı. Bir Cuma namazı sonrası bir grup şehir merkezinde gösterilere başlamıştı. Ellerinde yeşil flamalar, alınlarında ‘Allahu Ekber’ yazılı bantlar vardı. Derken, evlerimizin ve işyerlerimizin bulunduğu bölgeye yöneldiler. Ne acıdır ki, içlerinde daha bir gün önce birlikte oturup çay içtiğimiz bazı kişiler de vardı.

İşte asıl bu bizi çok üzmüştü. Can güvenliğimiz tehlikedeydi. Bereket versin kısa zamanda evlerimiz ve işyerlerimiz polisler tarafından koruma altına alındı. Birkaç gün çocuklarımızı okula gönderemedik. Biz saldırmak isteyen bu insanların çoğu Danimarka’nın haritadaki yerini bile bilmiyordu. Ama işte birileri bu kalabalığı galeyana getirmişti.

İşin sevindirici yanı ise, dost olarak kabul ettiğimiz bazı arkadaşlarımız tehlikeyi göze alarak gelip yanımızda durdular. Bize moral verdiler. Sonunda hiç kimseye bir zarar gelmemişti. Ancak bir kez daha güvende olmadığımız anlaşılmıştı.

Çocukluğumuzda, Süryanilere yapılan zulümleri dinlerdik. Gençlik yıllarımızda ise bu haksızlıkların bir bölümüne bizzat şahit olduk.

O gün, bunları bir kez daha hatırladım.

Utandım, üzüldüm,

Midyat’ta 500 civarında Süryani yaşıyor. Bir o kadarı da Mardin il merkezinde.

Diyarbakır’da ise taş patlasa 30 kişi.

Bu topraklarda Süryani bırakmadık. Mezopotamya coğrafyasının “kadim bir rengi” soluyor.

Çok az sayıda insan ayakta kalmaya, varlıklarını sürdürmeye çalışıyor.

enversezgin54@gmail.com

Facebook Yorumları

reklam
1.6.2016
Ekrem Sezgin
11.5.2016
Eylül yalnızlığı (7)
13.4.2016
Bu savaşı durdurun
2.3.2016
Operasyon ve hendek
16.2.2016
Yeni Anayasa Platformu
9.2.2016
Amedspor
26.1.2016
Bu savaş sona ersin
13.1.2016
Yeni bir başlangıç
30.12.2015
Geç olmadan
23.12.2015
Yıkım ve göç
8.12.2015
Hendek ya da siyaset
25.11.2015
Bir tren yolculuğu
17.11.2015
Kurtalan garı (2)
10.11.2015
Silah ve siyaset
3.11.2015
Kaybeden muhalefet
27.10.2015
Kurtalan garı
21.10.2015
Şiddete karşı siyaset (3)
15.9.2015
Şiddete karşı siyaset (2)
1.9.2015
Şiddete karşı siyaset
19.8.2015
Süreç neden çöktü
4.8.2015
Çatışmanın ortasında cenaze töreni
31.7.2015
Şerif Bayram
14.7.2015
Midyat’ta Süryani olmak (2)
7.7.2015
HDP ve yeni Meclis
23.6.2015
Demirel’i nasıl bilirdik
17.6.2015
Fırat’ın ötesi (2)
9.6.2015
Fırat’ın ötesi
27.5.2015
Ezidiler Meclis’e
19.5.2015
Babam ve Kenan Evren
12.5.2015
Batman ve yaklaşan seçimler
5.5.2015
Sason’un son Ermenileri
14.4.2015
Barış sürecini büyütmek
7.4.2015
Eylül yalnızlığı (6)
31.03.2015
Nurettin Yılmaz
24.03.2015
Yeni bir süreç
10.03.2015
Barışa bir adım daha
17.02.2015
Çingene olmak
10.02.2015
HDP barajı aşarsa
27.01.2015
Cizre’den sonra
20.01.2015
Hapishaneler öldürüyor
13.01.2015
Viranşehir katliamı
30.12.2014
Roboski için adalet
23.12.2014
Süreçte yeni dönem
09.12.2014
Çözüm süreci ve güvenlik
25.11.2014
Çözüm ve üslup
18.11.2014
Partiya Azadiya Kurdistanê
11.11.2014
Çözüm ya da çatışma
28.10.2014
Kamplardan notlar
21.10.2014
İmralı
14.10.2014
Diyalog ve sağduyu
07.10.2014
Kobani ve Suruç
23.09.2014
Kürtçe eğitim
16.09.2014
Önce inanacaksınız
09.09.2014
Eylül yalnızlığı (5)
02.09.2014
Selahattin Demirtaş’a vurmak
26.08.2014
Hangi aşamadayız
19.08.2014
Ezidilere dostluk eli
12.08.2014
Selahattin Demirtaş
29.07.2014
Devletleşen Kürdistan
22.07.2014
Ekmel Bey ve anadil
08.07.2014
Yasal zemin
02.07.2014
Çoban Orhan
24.06.2014
Hepsi bu değil
17.06.2014
Umuda dair
10.06.2014
Geç olmadan
03.06.2014
Diyarbakır’dan bakmak (2)
27.05.2014
Sınırda cinayet
20.05.2014
Diyarbakır’dan bakmak
06.05.2014
Tanıklığımdır
29.04.2014
Cezaevinden mektup var
22.04.2014
Çatı partisi
08.04.2014
Yerel seçim sonuçları ve Kürtler
02.04.2014
Seçim sonuçları, Kürtler ve BDP
25.03.2014
Eylül yalnızlığı (4)
21.03.2014
Newroz
11.03.2014
Hasta mahpuslar (2)
04.03.2014
Urla’da ne oldu
25.02.2014
Eylül yalnızlığı (3)
18.02.2014
Suçsuz yere mahkûmiyet
04.02.2014
Cezaevi gerçeği
28.01.2014
Eylül yalnızlığı (2)
21.01.2014
Çocuk mahpuslar
14.01.2014
Adaletin peşinde
07.01.2014
Yüksekova’da ne oldu
31.12.2013
Eylül yalnızlığı
17.12.2013
Midyat’ta Süryani olmak
10.12.2013
Çözüm süreci ve yerel seçimler
03.12.2013
İsmail Ağaya nerede
26.11.2013
Şivan Perwer
19.11.2013
Kaybedilen yıllar
12.11.2013
Savaş sürsün istediler
05.11.2013
Yüz yıllık suskunluğun sonu
29.10.2013
Hasta mahpuslar
22.10.2013
Duvarlar neyi çözer
15.10.2013
Şaredariya Misirce
08.10.2013
Aile boyu mahkûmiyet
01.10.2013
Olumlu ama eksik
24.09.2013
Ozan Toprak ölmesin
10.09.2013
Kırk dokuz yıl sonra çalan zil
03.09.2013
Devletin dili
28.08.2013
Sanma ki kanamıyor: Faili meçhul cinayetler
20.08.2013
Kürdistan adı
13.08.2013
Sason’da Ermeni olmak
06.08.2013
Kürtlerle beraber
30.07.2013
Suriye üzerinden çözüm sürecini vurmak
23.07.2013
Ünal Şengül çözüm süreci hakkında ne düşünüyor
16.07.2013
Dönüş yolundaki Ezidiler
09.07.2013
Güven ve güvenlik
02.07.2013
Zorlukları aşmak
25.06.2013
Batman izlenimleri (3): Barış Kürt anne için çocuğunun eve dönmesidir
18.06.2013
Batman izlenimleri (2)
11.06.2013
Batman izlenimleri (1)
04.06.2013
Çoğunlukçu demokrasinin çıkmazı
28.05.2013
Cumhurbaşkanı partili olursa...
26.05.2013
Eşit olmaya hazır mıyız
16.05.2013
İki çekilme arasındaki fark
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive