Ekin GÜN

Hür Haber



Bookmark and Share

1 Mayıs Günlüğü…


4.5.2015 - Bu Yazı 1085 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Aslında her şey “good weather” tadında başladı. Piyasadaki en pahalı gazete olan Cumhuriyet’in 1 Mayıs’a özel vermiş olduğu kutsal kitap Komünist Manifesto sokağa dökülmek için hazır kıta bekleyen solcuların hatim etmesi için bayide hazır bulunuyordu. Gece yatmadan önce 3 Yılmaz Özdil, 1 Emin Çölaşan okuyanların sabah alanlara gitmeden önce okuyacağı bir kutsal kitaptı gerçekten Komünist Manifesto.


Kendimi Liberal Demokrat biri olarak tanımladığım için çok fazla anlamam ama yeni dönemin Can Dündar, Ceyda Karan ve Nuray Mert gibi Nişantaşı Marksistlerini görseydi Marks ve Engels herhalde Komünist Manifesto’yu yazdıklarına pişman olurlardı. Aslında popülizmin doruklarına batmış bu Marks’ın Nişantaşı Elçilerinin Taksim Meydanı’nı Kabe’ye benzeten Selahattin Demirtaş’tan da almış oldukları tam destek 1 Mayıs’ın nasıl geçeceğine yönelik sinyalleri de içinde barındırıyordu.

Önce TKP’den 150 kişilik bir grubun The Marmara Oteli’nden Taksim Meydanı’na devrim yürüyüşüyle başladı 1 Mayıs kutlamaları. Sömürüye karşı olan bir partinin Bağdat Caddesi’nde seçim arabalarının turlamasına her ne kadar alışmış olsak da dolar hesabı olan otel odalarında bir gece konaklayan TKP’nin de sömürüye ve emperyalizme ne derece karşı olduğunu da böylece görmüş olduk.

Bugüne kadar bu yaşıma kadar öğrendiğim sol ezilenlerin, yoksulların, mültecilerin yanında yer alan bir ideolojiydi. İsveç solundan tutun da Alman soluna kadar aynı perspektifi görmek mümkünken Türkiye’de ise durum tam tersi her ne sebeptense. Mültecilere nefret suçuna teşkil edebilecek kadar karşı çıkan, yoksul semtlerin hiçbirinden oy alamayan hatta aksine Bağdat Caddesi’nden, Nişantaşı’ndan, Bebek Sahil’den oy potansiyeline sahip olan bu Cihangir Solu için 1 Mayıs’ın anlamı işçinin ve emekçinin hakkından çok öte olsa gerek. 
Sömürüye karşı çıkarken belki de insan önce duygu sömürüsünün dibine batmamalı. Örneğin; 1 Mayıs’ın yine şiddet temalı tanıdık siması DHKP-C adlı terör örgütünün işinin, emeğinin başında olan bir savcıyı öldürmesi acaba hangi emek, iş ve hak mücadelesinden beri geliyordu? Hadi DHKP-C 1 Mayıs gibi özel bir günde dahi kendi iş kolunun alet ve hırdavatları olan molotoflarla, yüz maskeleriyle ve pompalı tüfeklerle Okmeydanı’nı mesken tutadursun, irili ufaklı bu sol örgütlerin 1 Mayıs gibi işçinin, emekçinin hakkının hatırlandığı bir günde Savcı Mehmet Selim Kiraz’ı anmaları, onu katleden bir terör örgütünü tek bir ağızdan lanetlemeleri sola halel mi getirirdi, yoksa itibar mı kazandırırdı varın siz düşünün.

Evet onlar için Savcı Mehmet Selim Kiraz bir anlam ifade etmiyordu. Aslında devrimden sonraki kuracakları sosyalist devlette tüm özel işletmeleri mülkleştirip devlet tekeline alacakları bir sistemde devlet mensubu olan herkes o zaman onlar için değerli olacaktı. Lakin işte bu durum devrimden sonraya sarktığı için, 1923’ü 1968 geçe saatleri şuanda işleyecek durumda değil. Onlar için şuan ki devlet kurumunun bir anlamı ya da devlet çalışanlarının bir özelliği yok. Her ne kadar KESK gibi bir sendikaları olsa da.

Belki de yıllardır bu solu bitiren biz değil, ben mantığı oldu. Bu mantığın bataklığına saplandıkça Cihangir’in sınırlarının içinden çıkamaz oldular. Öğlen eylem, akşam alkol sofralarında devrim yapmak daha hayırlı bir iş oldu. Sonucunda iki sene önce olduğu gibi içki yasakları için barikat kurmak da işin farzı olmaktan öteye gidemedi.

Artık kendini sol olarak tanımlayan hiçbir sendika, parti ve STK için Taksim Meydanı’nın 1977 açısından bir anlamı yok. Taksim Meydanı’nın uzun zamandan beri tek anlamı oraya zor kullanarak, kaos yaratarak çıkıp AK Parti Hükümeti’ni ve dolayısıyla Erdoğan’ı zora düşürmek. İş AK Parti ve Erdoğan fobisi olunca 1977’de yaşananların da bir kıymeti kalmıyor. Bu psikolojik durumun açıklaması da Komünist Manifesto’da değil, tıp kitaplarında yazıyor.

İşin açıkçası Taksim Meydanı’nda 1 Mayıs’ı kutlamanın özgürlükle uzaktan yakından alakası yok. Özgürlük karşıdan bakıldığında hesabı matematiksel işlemlerle açıklanan somut bir kavramın ötesinde sosyal bir anlamı da barındırıyor. Taksim’in yaya ve araç trafiğine kapanması 1 Mayıs’ı kutlamayanlar için özgürlüğü kısıtlayan bir durumu ifade etmiyor mu? Yoksa sol için özgürlük sadece kendilerine uygulanan “her istediğimi yaparım” özgürlüğünden mi ibaret?

Sanırım öyle olacak ki 1 Mayıs gibi işçinin ve emekçinin hakkının hatırlandığı, kutlandığı ve hayatını kaybeden işçilerin anıldığı bir günde milletvekilliğini unutup belediye otobüsüne saldıran CHP Milletvekili Aykut Erdoğdu’ya ne demeli? İşinin başında onuruyla belediye otobüsünü kullanan şoför sanırım Erdoğdu için işçi statüsünde sayılmıyor. Çünkü onlar AK Parti’li belediyenin şoförü olmak gibi affedilemeyecek suçlara sahip.

İşin özü… 1 Mayıs’ta emek ve sermaye sömürüsünden daha çok zor kullanarak, kaos çıkartma hevesiyle Taksim Meydanı’na zorla inmek duygu sömürüsünden fazlası olmayıp mağdur durumuna düşmek adına yapılan bir organizasyondan öteye gitmiyor sol için. 1 Mayıs’ın anlamı işçiden, emekçiden öte iktidara karşı kurgulanan bir organizasyon oluyorsa artık ve halk bu organizasyona prim vermiyorsa Türkiye’de bir şeyler değişiyor demektir. Yeni Türkiye’nin sivilleşmesi ve normalleşmesi de bu prim vermeyen toplumla birlikte inşa edilecektir.

Belki de her ne kadar Deniz Gezmiş’in bit pazarından almış olduğu parkaları mağazadaki lüks bir marka altında giyseler de, Nike hırka New Balance ayakkabıyla 1 Mayıs’ta sömürünün karşısında olsalar da, hatta ve hatta dolar hesabıyla lüks bir otelde bir gece konaklasalar da insanlık biz de kalsın ve milyon dolarlık reklam boşa gitmesin. O nedenle hep birlikte özel olarak çalışmayla dahi bir araya gelmeyecek bu tezatlıkları bir araya getiren solu gösterdikleri “emek” için ayakta “Milletçe Alkışlayalım”. Hiç değilse buna değerler.

Facebook Yorumları

reklam
29.10.2018
MİLLETİN KURDUĞU İTTİFAK…
24.9.2018
BİR MEDYA ELEŞTİRİSİ VE BİZİM YAZARLARIMIZ
9.9.2018
MAKAM ARACI
19.8.2018
ASIL HEDEF CUMHURBAŞKANLIĞI SİSTEMİ!
29.7.2018
BEDELLİ ASKERLİK KONUSU NİYE KİMSEYİ MEMNUN ETMEDİ?
15.7.2018
FUAT UĞUR HAKSIZ MI?
1.7.2018
HAVADA MİS GİBİ MAKARNA VE KEK KOKUSU VAR…
14.6.2018
HER ŞEY İZMİR MARŞI'YLA ÇÖZÜLSEYDİ…
4.6.2018
MECLİS İŞLEVİNİ YİTİRİYOR MU?
9.1.2016
Bu Anayasa Komisyonu’ndan bir iş çıkmaz!
18.12.2015
En büyük Türk Adele…
4.12.2015
Tahir Elçi üzerinden siyasi malzeme üretenler
29.11.2015
Başkanlık sistemi neden gerekli?
26.11.2015
Berat Albayrak kadar başınıza taş düşsün!
22.11.2015
İsmet Paşa ve Charlie Chaplin
13.11.2015
Keşke vicdanın da adın gibi olsaymış Melek Baykal…
7.11.2015
Yılmaz Özdil ve tayfası…
21.10.2015
Kırmızı boyayla devrim yapacaklarmış…
15.10.2015
Ya Türkiye’nin yanındasınız ya da…
10.10.2015
Halk Böyle İstedi
8.10.2015
Halk Böyle İstedi
3.10.2015
Bekir Coşkun yine coşmuş!
30.9.2015
Vay Kelkitli Aydın…
24.9.2015
Grup Tillo: “Ortağız Bir Namusa…”
22.9.2015
Sen Hep Konuş Reis…
19.9.2015
AK Parti’nin Doğal Lideri Erdoğan’dır!
17.9.2015
Sen PKK’yı Lanetleyebilir misin Demirtaş?
11.9.2015
Anasından Doğduğuna Pişman Edeceklermiş!
9.9.2015
Gün Erdoğan’ın Yanında Olma Günüdür!
4.9.2015
AK Parti’nin 8 Temel Hatası
2.9.2015
Akademisyenler Her Şeyi Bilir mi?
29.8.2015
MHP Reality Show!
26.8.2015
Hormonlu Aydın Mevsimi
21.8.2015
Başkan Erdoğan
19.8.2015
MHP Ne İşe Yarar?
15.8.2015
İstikşafinin Sonu…
12.8.2015
Selda Bağcan ve Sol Şiddet
10.8.2015
Atilla Yayla İlkeleri İçin Yaşar!
7.8.2015
Ahmet Hakan Nişantaşı’ndan Bildiriyor…
31.7.2015
Demek ki…
30.7.2015
Yüksekdağ ve Demirtaş’a 25 Soru
25.7.2015
Suruç ve İzmir’deki Suriyeli Çocuk
22.7.2015
3 Konu 3 Soru
17.7.2015
Kurusırt’ın Ardı
15.7.2015
2002’den Bugüne AK Parti…
9.7.2015
AK Parti - HDP Koalisyonunu Konuş(a)mamak…
4.7.2015
Doğu Türkistan İçin Dünya 5’ten Büyüktür!
30.6.2015
Muhalefete Dr. House Lazım!
26.6.2015
AK Parti – MHP Koalisyonu
22.6.2015
Nutella Koalisyonu
15.6.2015
Bu mektup sana
9.6.2015
Halk Böyle İstedi
6.6.2015
Buraya Kadar Demirtaş…
2.6.2015
Yapma Be Hakan Ağabey…
29.5.2015
Oy ve Ötesi Meselesi…
27.5.2015
Eski Bir Solcunun Hikayesi…
22.5.2015
Oyum AK Parti’ye, Nolmuş?
19.5.2015
Barajı Geçemeyeceksin HDP!
14.5.2015
Seni başkan yapacağız!
8.5.2015
Geç bu işleri Ahmet Altan!
4.5.2015
1 Mayıs Günlüğü…
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Düzce Satılık ve Kiralık Emlaklar Emlak8.net