Dr.Sivilay GENÇ

Taraf GAZETESİ



Bookmark and Share

Gerçeklik tapıcılığı


16.02.2012 - Bu Yazı 2631 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Geçen gün bir üniversitede çocuklara yönelik düzenlenen bir kamp programının resim sergisini gezdim. Yaşları beş ile on iki arasında değişen çocukların yaptıkları resimleri birbirinden çirkindi.

Çocukluk; insan ömrünün en heyecanlı, en enerjik, hayal gücü en yüksek olması gereken biyolojik evresiyken, bu çocuklar bu kadar kötü resimler çizmeyi nasıl başarıyorlar, aklım almadı. Bir kere bütün resimlerde bina var. İyimser olmak gerekirse çocuklar daha bu yaşta Maslow’un ihtiyaç sıralamasını tutturmuşlar. Barınma ihtiyacına resimlerinde müstesna bir yer ayırmışlar. Hayır, son zamanlarda konut üreten müteahhitler çok kazanıyor, ondan mı bu konut düşkünlüğü diye düşündüm ancak bu resimlerin benim çocukluğumda da böyle çizildiğini hatırladım. Taze dimağlardaki bu ev düşkünlüğünü “Orta Asya’dan göçtük”, “Osmanlı çadırlarda kuruldu” gibi ev hasreti oluşturacak iğdiş eden tarih bilgilerinin de payı büyük olmalı.

Resimlerde tabii sadece çatılı binalar yok. Haliyle insan da var. Ayrık duran bacaklarının arasından neredeyse kamyon geçecek kadınlar. Dikdörtgen gövdeli erkekler ve korkuluktan hallice çocuklar. Ve mutlaka yol.

Resimdeki her nesne reel. Her renk gerçeğine uyun.

Peki! Hayal gücünde fırtınalar kopan bir çocuğa her daim ev, yeşil ağaç, mavi gökyüzü çizdiren nedir? Gerçekliğe bu övgünün kaynağı nedir?

Bir insan yedisinde neyse yetmişinde de aynıdır diye pek hikmetli bir söz söylemiş atalarımız. Yedisinde hayal kuramayan on yedisinde de kuramaz, yirmi yedisinde de kuramaz, kırk yedisinde de kuramaz.

Yeni yıl öncesi televizyoncuların sokak röportajlarında insanlara sorduğu “Milli Piyango’nun yılbaşı ikramiyesi size çıkarsa ne yaparsınız” sorularına verilen cevapları bir düşünelim. Soruya cevap veren insanların yüzde 99’u “bir ev, bir araba alırım” der. Çeyreği kadarı da ev-arabanın yanına “bir de dünya turuna çıkarım” diye ekler. Ev nasıl burada da karşımıza çıktı gördünüz mü? Ee, ne de olsa çocukluk travmamız.

En absürd hayaller kurma fırsatında bile bir insanı bu kadar reel düşünmeye mecbur hissettiren nedir?

Tabii ki bu kuraklık genetik değil öğrenilmiş. Okullarda okutulmuş. Anaokulundan itibaren aşırı doz doktrinasyondan beyinler dumur olmuş. Rejimin “bu halkın hayal kurmasına izin verirsen ya davulcuya varır ya zurnacıya” itikadıyla hayal kurmak ikinci bir emre kadar yasaklanmış. Ya da en fazla “Atatürk bugün yaşasaydı” sınırlarına kadar tasmalar gevşetilmiş. Haliyle, çikolata paketi üzerinde gördüğünde bile “hıh! Mor inek mi olur! Saçmalık” dedirtecek hale gelinmiş.


Parti, cemaati dövebilir mi?

MİT kriziyle birlikte AK Parti ile Gülen cemaati arasında yüzyılın savaşı çıktığı söyleniyor. Mehmet Uzun’un dillendirdiği “her ağacın kurdu kendindendir” sözünde yatan hikmet, Fenerbahçe Orduevi’nden Basın-Ekspres yoluna pek çok kesimi sevince gark etmiş durumda. “Bu irticacıları biz deviremedik, kendi kurtları devirecek” ‘party’lerinde eğlence sabaha kadar hız kesmeden sürüyor.

Peki, böyle bir kavgada parti cemaati dövebilir mi?

Hayır, çünkü “Allah çalışana verir” prensibine aykırı.

Parti bir şehre gider. En kalabalık meydanında, salonunda insanları toplar. İki saat konuşur ve bir oylarını ister. Cemaat bir şehre gider, orada kalır. Her bir insanla tek tek konuşur. Sonra tekrar konuşur ve tekrar konuşur. Evine gider, dükkânına gider, evine çağırır. Ondan kalbini ister, zamanını ister, çocuğunu ister, parasını ister.

Allah var. Bu iki çalışma denk mi? Partinin cemaati dövmesi ilahi adalete sığar mı?

-

Toplumsal Onarım ve Siyasal Rehabilitasyon

Anabilim Dalı Başkanı, Ruh ve Sivil

Hastalıkları Mütehassısı


sivilayabla@gmail.com

Facebook Yorumları

reklam
02.05.2013
Sibirya ablası
25.04.2013
Hep birlikte kaybettik
18.04.2013
Simitçinin samimiyeti
11.04.2013
Feriştah’tan Hürrem’e Bahçeli’nin dünyası
28.03.2013
Uluönder sorunu
21.03.2013
Çölde Vahşi Newvrouz
14.03.2013
Çanakkale geçilseydi
07.03.2013
Sezaryen barış
28.02.2013
İki artı iki dört müdür
21.02.2013
‘Başka şubemiz yoktur’
14.02.2013
Çizgisiz kâğıt
07.02.2013
Kıbrıs yatağı
31.01.2013
Donanma-mış
24.01.2013
Pargalı için helva
17.01.2013
İpsiz Recep’in mor taytı
10.01.2013
Çevreci aga nigi, naga nigi
03.01.2013
Liderlik sorunu
27.12.2012
Ortaya karışık yılbaşı
20.12.2012
Teselli ikramiyesi
13.12.2012
Koşu bandında röveşata
06.12.2012
Ağaçları keselim
29.11.2012
Serbest kıyafet ve saç inkılâbı
22.11.2012
Nükhet Masaj Salonu
15.11.2012
Taksiyle hipotenüs hesabı
01.11.2012
Masayı döven, dizini döver
25.10.2012
Orhan Gencebay ile bir ömür jürisi
18.10.2012
Sıkıcı köyün sıkıcı enstitüsü
11.10.2012
Şişkoluk vergisi
04.10.2012
Cahil Sizsiniz Türkiye
27.09.2012
Siyasette süper market kahraman bakkal olayı
20.09.2012
Çanta, don, vale, kâğıt havlu...
06.09.2012
Benim sansürüm
30.08.2012
Doktor Mertcan’ı okutan emekli Ahmet Amca
16.08.2012
Naim’e üzüntü testi
09.08.2012
Zevkler ve renkler tartışılmalı –Logolar (2)
02.08.2012
Logolardan yansıyan şehir
26.07.2012
Afrika menekşesi deneyi ve UNICEF
19.07.2012
Bedava köprü için kuyruk hali
12.07.2012
KPSS keşke tamamen çalınsa
05.07.2012
Engelli komşu
28.06.2012
Beta Yasa
21.06.2012
İstanbul’u boşaltanlara öneriler
07.06.2012
Charlie Chaplin Uludere’de
17.05.2012
Kov bostancı danayı
10.05.2012
Buradan sol arabesk çıkabilir
03.05.2012
Baro ve Piç
26.04.2012
Havucun mektubu
19.04.2012
Her işin başı emperyalizm
12.04.2012
Bana siyaset yapma
05.04.2012
Çöle saygı
29.03.2012
Konferans dinleyicisi köpek ve ‘sahibi’
22.03.2012
Hayvanlar
15.03.2012
Korkma! Niye korkasın ki!
08.03.2012
Domatesin kokusu
01.03.2012
Kıyafetle gelen eşitlik
23.02.2012
İstanbul’u Kadir Topbaş fethetseydi...
16.02.2012
Gerçeklik tapıcılığı
09.02.2012
Samanyolu TV günahı
02.02.2012
Çocukluğumuzda yediğimiz helvalar, bugün kulağımızı tırmalar...
26.01.2012
‘Sen mevsimler gibisin, değişirsin sevgilim’
19.01.2012
Kâğıt kokusu
05.01.2012
Zaman düşmanlığı
29.12.2011
Yılbaşı süslemesi
22.12.2011
Onlar ağlamasın da kim ağlasın
15.12.2011
Ekmek, yoğurt, çay ve statüko
08.12.2011
Fareler ve köpekbalıkları
24.11.2011
Futbola hayat öpücüğü
17.11.2011
Varoluşsal araba çıkartması
03.11.2011
Naylon çorap anayasası
27.10.2011
Bir uyuyup uyanalım
13.10.2011
Derthill Rezidans
06.10.2011
Öğretmenlik tarihe karışırken
29.09.2011
Emlak sözlüğü (2)
22.09.2011
Bekara ev yok!!
15.09.2011
Best Model
01.09.2011
Ürkek ve mahcup sivilleşme
25.08.2011
Evlilik programları
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.