Dr.Sivilay GENÇ

Taraf GAZETESİ



Bookmark and Share

Derthill Rezidans


13.10.2011 - Bu Yazı 3007 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Soru: Sevgili Sivilay Abla, geçen haftalarda yazdığın enfes emlak yazıları üzerine sana danışmaya karar verdim. Zaten ruh ve sivil hastalıkları uzmanısın. Barınma da sivil bir konu ve eviniz bazen sinirlerinizi bozabiliyor. Efendim, ben Kuzguncuk sırtlarında Boğaz gören küçük bir evde oturuyordum. Yokuştu, park yeriydi derken sattık savuşturduk, bankaya da borçlandık ve bir rezidansın otuz yedinci katından daire satın aldık. Havuzu var, fitness salonu var dedik manzaramızdan feragat edip, senin deyiminle “Pazar sabahı 130 km. hızla giden otomobil ile köprüye on beş dakika” mesafede olan sitemize taşındık.

Allah sizi inandırsın sekiz ayda üç kez havuza, iki kez fitness salonuna gittim. İşten eve döndüğümde kravatımı bile çözesim gelmiyor. Karım da ben de daha önce hiç olmadığı kadar eve iş getirmeye başladık. Şen yuvamızı kasvet sardı. Acaba bize nazar mı değdi yoksa yüksek rakım mı çarptı? Bize yardım edin, yuvamızı kurtarın. (Efecan Baturlu)


Cevap:
 Sevgili Efecan oğlum, senin derdine çare bulabilmek için haftasonumu o hill senin bu konak benim gezerek geçirdim. Sorunu yerinde tesbit ettim.

Öncelikle çok iyi bilmemiz ve hiç aklımızdan çıkarmamız gereken bir gerçek var: Üzerimizde bir hayalet dolaşıyor. O hayalet şeytani bir akıla sahip neo-kapitalizmin hayaletidir. (Ne o neo? demeyin. Bu aralar çok moda bir sıfat. Ancak sadece kötü olduğuna inandığınız kelimelerin önünde kullanabiliyorsunuz. O kelimenin içerdiği kötülüğe çarpan etkisi yapıyor.)

Başta İstanbul olmak üzere, rezidanslar ve ‘hill’ler etrafımızda yükseliyor, ev ile işyeri arasındaki fark giderek ortadan kalkıyor. Aynı güvenlik kapısı, bina girişinde sizi karşılayan benzer üniformalı güvenlik görevlisi, kart okutarak açılan kapılar, asansörler, bir oteli andıran koridorlardan geçilip ulaşılan evler. Evlerin içinde ofis mobilyası düzlüğünde, soluk renkli, minimalist mobilyalar. Balık kızartmaya, karalâhana pişirmeye imkân vermeyen açık mutfaklar. Dışarıyla bağlantıyı kestiği için evde olağanüstü sessizlik sağlayan son derece gelişmiş vasistaslı pencereler. (Aslında bu şartlarda intihar ihtimalinin yüksek olacağını düşünürsek en isabetlisi bu...) Zaten pencere açmaya gerek bırakmayacak düzeyde maharetli merkezî havalandırma sistemi. Tercihe göre jaluzi ya da stor perde. Cumartesi günü bile güneşin cazibedar, davetkâr ışınlarını eve sokmayan, sürekli bir Polonya sineması içinde yaşıyor hissi veren renkli film kaplı camlar.

Düşün şimdi. Böyle evde yaşayan bir uzman, bir yönetici asistanı ya da bir genel müdür; sabahın köründe sıcak yuvasını bırakıp steril plazasına gitmeyi yadırgamaz. İşten eve döndüğünde ofis ortamından uzaklaşmış olmaz. Gece saat on olmuş, on bir olmuş farketmez. Çalışmaya ara vermez, bu durumu da yadırgamaz. Çalışmasını bölecek kimse de yoktur. Kapıda kimlik bırakıp ziyaretçi kartı alma düşüncesi birinci dereceden yakınları bile iter, çok nadir misafir gelir. En kötüsü de böyle bir hayat için KOBİ olmaya yetecek sermaye kadar para dökülür.

Rezidans hayatının paragrafı bile beni yazarken bunalttı. Şöyle bir balkon kapısını ardına kadar açasım var. Tam kapanmayan pencerenin aralığından rüzgâr ıslık çalsın, üst komşudan kapı kapanma sesi gelsin. Daha evden çıkarken döndüğümde evin önünde park yeri bulabilecek miyim heyecanı ruhumu sarsın. Bu kış çok kar yağar yollar kapanırsa buz tutmuş yokuşları zor inip çıkarız. Evde mahsur kalacağımızın resmidir. Evde mahsur kalmak tembelliğin en haklı mazeretli halidir.

Evladım, evin altındaki havuza gidilmez mi hiç. Plates de var mı sizde plates?

-

Toplumsal Onarım ve Siyasal Rehabilitasyon

Anabilim Dalı Başkanı, Ruh ve Sivil

Hastalıkları Mütehassısı

sivilayabla@gmail.com

 

Facebook Yorumları

reklam
02.05.2013
Sibirya ablası
25.04.2013
Hep birlikte kaybettik
18.04.2013
Simitçinin samimiyeti
11.04.2013
Feriştah’tan Hürrem’e Bahçeli’nin dünyası
28.03.2013
Uluönder sorunu
21.03.2013
Çölde Vahşi Newvrouz
14.03.2013
Çanakkale geçilseydi
07.03.2013
Sezaryen barış
28.02.2013
İki artı iki dört müdür
21.02.2013
‘Başka şubemiz yoktur’
14.02.2013
Çizgisiz kâğıt
07.02.2013
Kıbrıs yatağı
31.01.2013
Donanma-mış
24.01.2013
Pargalı için helva
17.01.2013
İpsiz Recep’in mor taytı
10.01.2013
Çevreci aga nigi, naga nigi
03.01.2013
Liderlik sorunu
27.12.2012
Ortaya karışık yılbaşı
20.12.2012
Teselli ikramiyesi
13.12.2012
Koşu bandında röveşata
06.12.2012
Ağaçları keselim
29.11.2012
Serbest kıyafet ve saç inkılâbı
22.11.2012
Nükhet Masaj Salonu
15.11.2012
Taksiyle hipotenüs hesabı
01.11.2012
Masayı döven, dizini döver
25.10.2012
Orhan Gencebay ile bir ömür jürisi
18.10.2012
Sıkıcı köyün sıkıcı enstitüsü
11.10.2012
Şişkoluk vergisi
04.10.2012
Cahil Sizsiniz Türkiye
27.09.2012
Siyasette süper market kahraman bakkal olayı
20.09.2012
Çanta, don, vale, kâğıt havlu...
06.09.2012
Benim sansürüm
30.08.2012
Doktor Mertcan’ı okutan emekli Ahmet Amca
16.08.2012
Naim’e üzüntü testi
09.08.2012
Zevkler ve renkler tartışılmalı –Logolar (2)
02.08.2012
Logolardan yansıyan şehir
26.07.2012
Afrika menekşesi deneyi ve UNICEF
19.07.2012
Bedava köprü için kuyruk hali
12.07.2012
KPSS keşke tamamen çalınsa
05.07.2012
Engelli komşu
28.06.2012
Beta Yasa
21.06.2012
İstanbul’u boşaltanlara öneriler
07.06.2012
Charlie Chaplin Uludere’de
17.05.2012
Kov bostancı danayı
10.05.2012
Buradan sol arabesk çıkabilir
03.05.2012
Baro ve Piç
26.04.2012
Havucun mektubu
19.04.2012
Her işin başı emperyalizm
12.04.2012
Bana siyaset yapma
05.04.2012
Çöle saygı
29.03.2012
Konferans dinleyicisi köpek ve ‘sahibi’
22.03.2012
Hayvanlar
15.03.2012
Korkma! Niye korkasın ki!
08.03.2012
Domatesin kokusu
01.03.2012
Kıyafetle gelen eşitlik
23.02.2012
İstanbul’u Kadir Topbaş fethetseydi...
16.02.2012
Gerçeklik tapıcılığı
09.02.2012
Samanyolu TV günahı
02.02.2012
Çocukluğumuzda yediğimiz helvalar, bugün kulağımızı tırmalar...
26.01.2012
‘Sen mevsimler gibisin, değişirsin sevgilim’
19.01.2012
Kâğıt kokusu
05.01.2012
Zaman düşmanlığı
29.12.2011
Yılbaşı süslemesi
22.12.2011
Onlar ağlamasın da kim ağlasın
15.12.2011
Ekmek, yoğurt, çay ve statüko
08.12.2011
Fareler ve köpekbalıkları
24.11.2011
Futbola hayat öpücüğü
17.11.2011
Varoluşsal araba çıkartması
03.11.2011
Naylon çorap anayasası
27.10.2011
Bir uyuyup uyanalım
13.10.2011
Derthill Rezidans
06.10.2011
Öğretmenlik tarihe karışırken
29.09.2011
Emlak sözlüğü (2)
22.09.2011
Bekara ev yok!!
15.09.2011
Best Model
01.09.2011
Ürkek ve mahcup sivilleşme
25.08.2011
Evlilik programları
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları