Dr.Sivilay GENÇ

Taraf GAZETESİ



Bookmark and Share

Hep birlikte kaybettik


25.04.2013 - Bu Yazı 5647 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Soru: Sevgili Sivilay Abla; bir 24 Nisan daha geçti. Ermeniler bizi kesti, yok biz Ermenileri kestik ile geçen bir yıl daha. Bu tartışmayı nasıl kesebilirim. En azından kafamda. Yardımınızı rica ediyorum.(İsmail Hakkı Uğur)


Cevap:
 Sevgili İsmail Hakkı; Osmanlı bir dudağı yerde bir dudağı gökte devasa bir devletti. Sonra Fransa’dan gelen alçak basınç sisteminin neden olduğu milliyetçi fırtınalarda üşüttü, hasta oldu. Hasta adam günden güne güç kaybetti, eridi. Kayıpların faturası padişahlara çıkartıldı. Alçak basınç sisteminin merkezi Fransa’da, Almanya’da eğitim görmüş askerler, doktorlar bu eriyip tükenmeye bir dur demek istediler. Bugün parti kursalar CHP kadar laik, MHP kadar milliyetçi, kırk tane oyum olsa bir tanesini vermeyeceğim bu insanlar iktidar oldu.

Bu arada topraklar birer parça birer parça gitmeye devam ediyordu. Baktılar hepsini tutmak zor, tüm gayrımüslimler gitsin, Müslüman topluluklar ile Osmanlı devleti yoluna devam eder noktasına geldiler. Ancak bu sefer de Müslüman Arnavutlar isyan etti. Arap topluluklar “yolcudur abbas bağlasan durmaz” noktasında koptu kopacak bekliyorlardı.

İstanbul yönetiminin tahammül haddi Türklerin çoğunlukta olduğu Anadolu’ya kadar gerilemek durumunda kaldı; zaten daha geriye çekilebilecek bir pay da kalmamıştı. Padişah toprakları koruyamadı propagandasıyla iktidar elde eden bu iyi eğitimli milliyetçi Türkler en çok toprak kaybeden padişahtan bile on kat daha fazlasını kaybettiler. Padişah nihayetinde dedelerinin kazandığı toprağı kaybetmişti. Bunlar ödünç aldıkları toprakları kaybediyorlardı. Hatta çoğunun doğup büyüdüğü şehirler dahi başkalarının eline geçmişti. Kısacası çok ağır bir psikoloji. İki sene boyunca en yüksek doz Xanax tedavisi uygulasan zor belini doğrultur vakalar.

Bu arkadaşlar gözlerini kararttılar. Ne de olsa virüsün yayıldığı yerden geliyorlardı. Her zehrin panzehiri kendindendir hesabı, milliyetçiliğe daha fazla milliyetçilikle cevap verdiler.

Artık herkes kopabilir ama Anadolu’dan ayrılmak isteyen ancak valiziyle ayrılabilirdi. Tabii bu çizilen sınırlar içinde sadece Türkler yoktu. Hatırı sayılır çoğunlukta Kürtler ve Ermeniler vardı. Dindar Arnavutlar bile isyan etmişti ama Ermeniler hâlâ Osmanlı kimliğine sahip çıkıyorlardı. Çok önemli görevlerde Ermeni paşalar vardı.

Aynı Ermeniler baktılar ki memleket gemisinin dümenine geçenler Osmanlı’dan ziyade bir Fransız’a, bir Alman’a daha çok benziyor. Bir şeylerin ters gittiğini anladılar ve “bizim de başımızın çaresine bakmamızın zamanı geldi” demeye başladılar. Bu arada herkesi etkileyen milliyetçilik rüzgârları onların da içinde yaprakları kımıldatıyordu hâliyle. Sonuç olarak şehirlerin, köylerin kimyası bozuldu. Herkes birbirine şüphe duyar oldu. Normal zamanlarda mahalle kavgası denip geçilecek hadiseler etnik çatışma olarak kulaktan kulağa yayıldı. Dişler iyice bilendi. Enfeksiyona açık ortam başkalarını da harekete geçirdi. Herkes için zor günler başladı. İstanbul yönetimindeki genç Türkler için vatan Osmanlı gibi bin bir çeşit milletten insanın biraraya gelmesiyle oluşacak bir yer değildi. Vatanın Avrupai tanımına göre herkesin Türk olması gerekiyordu. Öyle olması için Ermenilerin gitmesi elzemdi. Bunlar olup biterken Ermenilerle en çok komşu olan Kürtleri ise bekleyen iki seçenek vardı. Ya onlar da Osmanlı’ya karşı bağımsızlık mücadelesi verecek, başarılı olabilirlerse akabinde de Ermenilerle kavgaya tutuşarak Kürt ulus-devletini kurmaya çalışacaklardı. Ya da Ermenilerle Türklerin kavgasında bir tarafı tercih edecekler, kim kimi keserse kalanlarla birlikte yaşamaya devam edeceklerdi. Bu durumda Hıristiyan Ermenilerle yaşamaktansa Müslüman Türkleri tercih ettiler.

Sonrası Ermeniler için hiç iyi olmadı. Şanslı olanlar valizlerini toplayıp yola düşebildi. Onların şanslı olanları da sağ olarak Suriye’den bir gemiye binebildi.

Gerisi malûm. Türklerle Kürtler baş başa kaldık. Ermeni taş ustalarının yerini Laz müteahhitler ile Kürt ameleler aldı. Birbirinden ucube apartmanlarımız hatta ucube camilerimiz oldu.

Çanakkale savaşında yaşanan yetişmiş insan soykırımı, 1915’te de devam etti. Hep birlikte kaybettik. Olay bundan ibaret.

***

Toplumsal Onarım ve Siyasal Rehabilitasyon

Anabilim Dalı Başkanı, Ruh ve Sivil

Hastalıkları Mütehassısı


sivilayabla@gmail.com

Facebook Yorumları

reklam
02.05.2013
Sibirya ablası
25.04.2013
Hep birlikte kaybettik
18.04.2013
Simitçinin samimiyeti
11.04.2013
Feriştah’tan Hürrem’e Bahçeli’nin dünyası
28.03.2013
Uluönder sorunu
21.03.2013
Çölde Vahşi Newvrouz
14.03.2013
Çanakkale geçilseydi
07.03.2013
Sezaryen barış
28.02.2013
İki artı iki dört müdür
21.02.2013
‘Başka şubemiz yoktur’
14.02.2013
Çizgisiz kâğıt
07.02.2013
Kıbrıs yatağı
31.01.2013
Donanma-mış
24.01.2013
Pargalı için helva
17.01.2013
İpsiz Recep’in mor taytı
10.01.2013
Çevreci aga nigi, naga nigi
03.01.2013
Liderlik sorunu
27.12.2012
Ortaya karışık yılbaşı
20.12.2012
Teselli ikramiyesi
13.12.2012
Koşu bandında röveşata
06.12.2012
Ağaçları keselim
29.11.2012
Serbest kıyafet ve saç inkılâbı
22.11.2012
Nükhet Masaj Salonu
15.11.2012
Taksiyle hipotenüs hesabı
01.11.2012
Masayı döven, dizini döver
25.10.2012
Orhan Gencebay ile bir ömür jürisi
18.10.2012
Sıkıcı köyün sıkıcı enstitüsü
11.10.2012
Şişkoluk vergisi
04.10.2012
Cahil Sizsiniz Türkiye
27.09.2012
Siyasette süper market kahraman bakkal olayı
20.09.2012
Çanta, don, vale, kâğıt havlu...
06.09.2012
Benim sansürüm
30.08.2012
Doktor Mertcan’ı okutan emekli Ahmet Amca
16.08.2012
Naim’e üzüntü testi
09.08.2012
Zevkler ve renkler tartışılmalı –Logolar (2)
02.08.2012
Logolardan yansıyan şehir
26.07.2012
Afrika menekşesi deneyi ve UNICEF
19.07.2012
Bedava köprü için kuyruk hali
12.07.2012
KPSS keşke tamamen çalınsa
05.07.2012
Engelli komşu
28.06.2012
Beta Yasa
21.06.2012
İstanbul’u boşaltanlara öneriler
07.06.2012
Charlie Chaplin Uludere’de
17.05.2012
Kov bostancı danayı
10.05.2012
Buradan sol arabesk çıkabilir
03.05.2012
Baro ve Piç
26.04.2012
Havucun mektubu
19.04.2012
Her işin başı emperyalizm
12.04.2012
Bana siyaset yapma
05.04.2012
Çöle saygı
29.03.2012
Konferans dinleyicisi köpek ve ‘sahibi’
22.03.2012
Hayvanlar
15.03.2012
Korkma! Niye korkasın ki!
08.03.2012
Domatesin kokusu
01.03.2012
Kıyafetle gelen eşitlik
23.02.2012
İstanbul’u Kadir Topbaş fethetseydi...
16.02.2012
Gerçeklik tapıcılığı
09.02.2012
Samanyolu TV günahı
02.02.2012
Çocukluğumuzda yediğimiz helvalar, bugün kulağımızı tırmalar...
26.01.2012
‘Sen mevsimler gibisin, değişirsin sevgilim’
19.01.2012
Kâğıt kokusu
05.01.2012
Zaman düşmanlığı
29.12.2011
Yılbaşı süslemesi
22.12.2011
Onlar ağlamasın da kim ağlasın
15.12.2011
Ekmek, yoğurt, çay ve statüko
08.12.2011
Fareler ve köpekbalıkları
24.11.2011
Futbola hayat öpücüğü
17.11.2011
Varoluşsal araba çıkartması
03.11.2011
Naylon çorap anayasası
27.10.2011
Bir uyuyup uyanalım
13.10.2011
Derthill Rezidans
06.10.2011
Öğretmenlik tarihe karışırken
29.09.2011
Emlak sözlüğü (2)
22.09.2011
Bekara ev yok!!
15.09.2011
Best Model
01.09.2011
Ürkek ve mahcup sivilleşme
25.08.2011
Evlilik programları
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.