Dr.Sivilay GENÇ

Taraf GAZETESİ



Bookmark and Share

Masayı döven, dizini döver


01.11.2012 - Bu Yazı 3436 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Soru: Sevgili Sivilay Abla; geçen gün trafikte arkamdaki araç benim arabama çarptı. Sürücü telefonla konuşuyordu. Üstelik bir de suçu bana atmaya, üste çıkmaya kalkıştı. Sadece trafikte değil, okulda, işyerinde, apartmanda kimse kimsenin hakkını saygı duymuyor. Hukuk bilincimiz çok zayıf. Herkes her tartışmada haklı olduğuna inanıyor. Ruh ve sivil hastalıkları uzmanı olarak bu durumu nasıl açıklarsınız? (Rümeysa Topuz)


Cevap:
 Sevgili Rümeysa; biz ruh ve sivil hastalıkları doktorları sorunların kaynağını çocuklukta ararız. Herkesin malumu hastalarımızın kapitoneli rahat kanepeye uzanmalarını ister, “çocukluğunuza inelim” deriz.

Hukuk bilincimizin olmamasının, her tartışmada kendimizi haklı bulmamızın köklerini de çocukluğumuzda aramalıyız.

Bir bebek kafasını masaya çarptığında anne-baba ne yapar? Canının yanmasıyla çığlığı koparan çocuğu kucağına alıp masayı döver. “Al sana, al sana kötü masa” der. Sonra da çocuğuna dönüp “Bak masayı dövdüm kızım. Hadi ağlama artık” der.

Kardeşim, masa senin koyduğun yerde hareketsiz durmaktadır. Çocuğun gelip masaya çarpmıştır. Kazada sekiz de sekiz çocuk kusurludur. Olsa olsa o masayı ortada bıraktığın ve sivri uçlarını yumuşak bir malzemeyle kaplamadığın için iki üç puanlık kusur da sana yazılabilir. Ancak tamamen suçsuz olduğu hâlde tek suçlu ilan edilip ânında cezalandırılan masa olur. Yargılama peşin peşin yapılır. Ceza da ânında infaz edilir.

Bu çocuğun hikâyesinden tabii hukuk, adalet çıkmaz. Hatalarından ders çıkarmaz. Kendisinin de hatalı olabileceğine bir an için bile olsun ihtimal vermez. İntikam almadan, kendi elleriyle misliyle karşılık vermeden rahat edemez.

Cep telefonuyla konuşup arkadan çarptığı hâlde yine sana yüklenen adımın da çocukluğunda kesin bir masa dövme olayı vardır. Dua et sadece ağız dalaşı ile kaldığına. Kafa göz de dalabilirdi.


Atam Sağolsun


Soru:
 Sevgili Sivilay Abla; Yılmaz Özdil yedi kelimelik bir yazı yazarak meramını pekâlâ anlatabiliyor. Milyonlarca okuyucusu oluyor, yazıları binlerce kez sosyal medyada paylaşılıyor. Siz üç bin, dört bin vuruş yazıyorsunuz. Yine de mevzuu noktalayamıyorsunuz. Yazdığınızı biri iyi anlıyor diğeri anlamıyor belki. Nedir onda olan sizde olmayan şey? (Tarık Arı)


Cevap:
 Sevgili Tarık; DSİP her yıl kasım ayında Marksizm toplantıları düzenliyor. Marx’ın söylediklerinden şunu mu yoksa bunu mu kastettiği üzerinde tartışılıyor. Birçok ekol var. Sadece Marx değil, liberal, milliyetçi her türlü fikir insanının düşünceleri yoruma açık. Tek ve mutlak bir tanrının yazdığına inanılan kutsal kitaplar bile didik didik edilir. Kuran’ın bugüne kadar binlerce tefsirleri yapılmıştır. Ana metnin ve peygamberin sizlerindeki yoruma açık alandan Fıkıh ve Kelam gibi iki disiplin doğmuştur. Durum böyle iken Gülay Göktürk’ün ya da Hayrettin Karaman’ın bir meseleyi yedi kelimede anlatıp bitirmesini bekleyemeyiz.

Yılmaz Özdil ise Atatürkçü. Taha Akyol’un bir iki suni solunum denemesini saymazsak Atatürkçülük kaya gibi.

Bu dünya görüşü iki temel kurala dayanır:


1- Atatürk her zaman doğrudur ve haklıdır.


2- Atatürk’le ilgili ihtilafa düşüldüğünde birinci maddeye başvurulur.

Bu kadar net ve sağlam bir ideolojiden yedi kelimede derdini anlatabileceğin yazılar çıkar. Okuyucu tarafının da kafası çok nettir. Uzun yazılar itibar görmez. Virgülden çok “enter” tuşuna basılan yazılar sevilir.

Atatürk sayesinde, yazan mutlu, okuyan mutludur.

***

Toplumsal Onarım ve Siyasal Rehabilitasyon

Anabilim Dalı Başkanı, Ruh ve Sivil

Hastalıkları Mütehassısı

sivilayabla@gmail.com

Facebook Yorumları

reklam
02.05.2013
Sibirya ablası
25.04.2013
Hep birlikte kaybettik
18.04.2013
Simitçinin samimiyeti
11.04.2013
Feriştah’tan Hürrem’e Bahçeli’nin dünyası
28.03.2013
Uluönder sorunu
21.03.2013
Çölde Vahşi Newvrouz
14.03.2013
Çanakkale geçilseydi
07.03.2013
Sezaryen barış
28.02.2013
İki artı iki dört müdür
21.02.2013
‘Başka şubemiz yoktur’
14.02.2013
Çizgisiz kâğıt
07.02.2013
Kıbrıs yatağı
31.01.2013
Donanma-mış
24.01.2013
Pargalı için helva
17.01.2013
İpsiz Recep’in mor taytı
10.01.2013
Çevreci aga nigi, naga nigi
03.01.2013
Liderlik sorunu
27.12.2012
Ortaya karışık yılbaşı
20.12.2012
Teselli ikramiyesi
13.12.2012
Koşu bandında röveşata
06.12.2012
Ağaçları keselim
29.11.2012
Serbest kıyafet ve saç inkılâbı
22.11.2012
Nükhet Masaj Salonu
15.11.2012
Taksiyle hipotenüs hesabı
01.11.2012
Masayı döven, dizini döver
25.10.2012
Orhan Gencebay ile bir ömür jürisi
18.10.2012
Sıkıcı köyün sıkıcı enstitüsü
11.10.2012
Şişkoluk vergisi
04.10.2012
Cahil Sizsiniz Türkiye
27.09.2012
Siyasette süper market kahraman bakkal olayı
20.09.2012
Çanta, don, vale, kâğıt havlu...
06.09.2012
Benim sansürüm
30.08.2012
Doktor Mertcan’ı okutan emekli Ahmet Amca
16.08.2012
Naim’e üzüntü testi
09.08.2012
Zevkler ve renkler tartışılmalı –Logolar (2)
02.08.2012
Logolardan yansıyan şehir
26.07.2012
Afrika menekşesi deneyi ve UNICEF
19.07.2012
Bedava köprü için kuyruk hali
12.07.2012
KPSS keşke tamamen çalınsa
05.07.2012
Engelli komşu
28.06.2012
Beta Yasa
21.06.2012
İstanbul’u boşaltanlara öneriler
07.06.2012
Charlie Chaplin Uludere’de
17.05.2012
Kov bostancı danayı
10.05.2012
Buradan sol arabesk çıkabilir
03.05.2012
Baro ve Piç
26.04.2012
Havucun mektubu
19.04.2012
Her işin başı emperyalizm
12.04.2012
Bana siyaset yapma
05.04.2012
Çöle saygı
29.03.2012
Konferans dinleyicisi köpek ve ‘sahibi’
22.03.2012
Hayvanlar
15.03.2012
Korkma! Niye korkasın ki!
08.03.2012
Domatesin kokusu
01.03.2012
Kıyafetle gelen eşitlik
23.02.2012
İstanbul’u Kadir Topbaş fethetseydi...
16.02.2012
Gerçeklik tapıcılığı
09.02.2012
Samanyolu TV günahı
02.02.2012
Çocukluğumuzda yediğimiz helvalar, bugün kulağımızı tırmalar...
26.01.2012
‘Sen mevsimler gibisin, değişirsin sevgilim’
19.01.2012
Kâğıt kokusu
05.01.2012
Zaman düşmanlığı
29.12.2011
Yılbaşı süslemesi
22.12.2011
Onlar ağlamasın da kim ağlasın
15.12.2011
Ekmek, yoğurt, çay ve statüko
08.12.2011
Fareler ve köpekbalıkları
24.11.2011
Futbola hayat öpücüğü
17.11.2011
Varoluşsal araba çıkartması
03.11.2011
Naylon çorap anayasası
27.10.2011
Bir uyuyup uyanalım
13.10.2011
Derthill Rezidans
06.10.2011
Öğretmenlik tarihe karışırken
29.09.2011
Emlak sözlüğü (2)
22.09.2011
Bekara ev yok!!
15.09.2011
Best Model
01.09.2011
Ürkek ve mahcup sivilleşme
25.08.2011
Evlilik programları
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.