Dr.Sivilay GENÇ

Taraf GAZETESİ



Bookmark and Share

Sıkıcı köyün sıkıcı enstitüsü


18.10.2012 - Bu Yazı 3331 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Soru: Sevgili Sivilay Abla; Bu Toprağın Çocukları filmi Altın Portakal Jüri Özel Ödülü aldı. Filmi izledin mi bilmiyorum ama izlediysen bu kadar kötü bir filmin ödül almasını neye bağlıyorsun? (Tuğçe Şahiner)


Cevap:
 Sevgili Tuğçe; filmi izledim, izlemeyen okuyucularımız için önce özet geçelim. Bir elinde saban, bir elinde piyano kâh tarla sürüp kâh ağaç gölgesinde Eflatun okumaları yapan, yüzü aydınlık, kalbi temiz, ruhu engin, iyi insanların bozkırın ortasında elleriyle inşa ettiği beyaz badanalı, sakız sardunyalı, fırsat verilse soğuk füzyon deneylerinde üç aya füzyon reaksiyonunun hayata geçirilip süt sağımının verimliliğinde kullanılacağı bilim yuvası bir Köy Enstitüsü; badem bıyıklı (zaman makinesiyle 1950’lere ışınlanmış nurcu model) kötü polis tarafından zalim kahkahalar eşliğinde yok ediliyor. Her biri bir Nobel fizik, bir Nobel kimya ödülü almaya namzet münevver gençler de kafalarına balta ve sopalarla vurularak öldürülüyor.

Antalya Belediye Başkanı bu filme özel ödül vermesin de kime versin. Onun için rüya gibi bir film. Köy Enstitüleri başarsaydı Tayyip Erdoğan Rize’de çay topluyor, Kemal Kılıçdaroğlu Tunceli’de küçükbaş hayvan sürüsünü otlatıyordu.

Ne alakası var deme. Aslında hikâye çok eskilere dayanıyor. Atatürk ilk başlarda köylüsüyle kentlisiyle tüm ahaliyi bir İsviçreli kadar Batılı yapmak için şartları zorladı. Baktı ki olmayacak, köylüleri gözden çıkardı. Tabii köylülüğü baki kalan köylünün gözden ırak olması, şehirlere doluşmaması gerekiyordu. “Köylü milletin efendisidir” sözü bir şifreydi ve köylünün efendi efendi köyünde oturması hedefini ortaya koyuyordu. “Köylüsün sen köyünde kal enstitüleri” işte o zaman çıktı ortaya.

Köy Enstitüsü’nde öğretilenle uluslararası ticaret yapılamıyordu. Master için Harvard’dan kabul alınamıyordu. Doktor, baytar olunamıyor, en fazla olsa olsa askerde sıhhiye çavuşu olunuyordu.

Enstitü neticede, bir köylünün köyde kalması için gerekli iki temel şeyi öğretiyordu: Çiftçilik ve tiyatro. Ee köylü zaten babadan atadan çiftçiliği biliyor, eli kazma tutmamış öğretmenin kitabi bilgisinden ne olacak. Geriye bir tek tiyatro kalıyor. Kışları uzun ve sıkıcı köy gecelerini şenlendirmek için skeçler sahnelemek adına oldukça yararlı bir bilgi.

Tiyatrocuların, sinemacıların bitmek bilmeyen Köy Enstitüsü seviciliğinin, methiyeler düzen filmler çekmelerinin esas nedeni ise bu.

Aslında köyler hiç güzel yerler değildir. Yazın dondurma bulunmaz. En yakın şehir merkezinden getirmeye kalksan yolda erir. Geceleri kulakları sağır eden bir sessizlik hâkimdir. Kışın soba yanan oturma odası 70 derece, banyo 20 derece olur. Çıt çıkarsan herkes duyar. Dedikodu gırladır. Köy insanı boğar. Köyde enstitü olsa olsa boğma işlemini daha sofistike hâle getirmeye yarar. Şehirlerimizin kıymetini bilelim.


İlk 500 sancısına son


Soru:
 Sevgili Sivilay Abla; dünyanın ilk 500 üniversitesi açıklandı. Türkiye’den sadece dört üniversite listeye girebilmiş. Bu hâlimizle nasıl daha zengin ve güçlü bir ülke olacağız. (Kamil Sayar)


Cevap:
 Sevgili Kamil; dünyanın en ünlü ilk 500 listesine girecek dört pop şarkıcımız çıkmaz.

Dünyanın en çok buluş yapan şirketler listesinde ilk 500’e girebilecek dört teknoloji şirketimiz yok.

Dünyanın en önemli 500 markası içinde bizden beş marka sayamazsın.

Dünyanın en önemli 500 filmi arasında kaç Türk filmi vardır. Bir tane bile aklıma gelmiyor.

Dünya ilk 500 listesinde dört romancımız, gazetecimiz, modelimiz, modacımız yok. İlk 500’de dört üniversite varsa bu büyük bir başarı. Bu sancıdan kurtulmalısın.

***

Toplumsal Onarım ve Siyasal Rehabilitasyon

Anabilim Dalı Başkanı, Ruh ve Sivil

Hastalıkları Mütehassısı


sivilayabla@gmail.com

Facebook Yorumları

reklam
02.05.2013
Sibirya ablası
25.04.2013
Hep birlikte kaybettik
18.04.2013
Simitçinin samimiyeti
11.04.2013
Feriştah’tan Hürrem’e Bahçeli’nin dünyası
28.03.2013
Uluönder sorunu
21.03.2013
Çölde Vahşi Newvrouz
14.03.2013
Çanakkale geçilseydi
07.03.2013
Sezaryen barış
28.02.2013
İki artı iki dört müdür
21.02.2013
‘Başka şubemiz yoktur’
14.02.2013
Çizgisiz kâğıt
07.02.2013
Kıbrıs yatağı
31.01.2013
Donanma-mış
24.01.2013
Pargalı için helva
17.01.2013
İpsiz Recep’in mor taytı
10.01.2013
Çevreci aga nigi, naga nigi
03.01.2013
Liderlik sorunu
27.12.2012
Ortaya karışık yılbaşı
20.12.2012
Teselli ikramiyesi
13.12.2012
Koşu bandında röveşata
06.12.2012
Ağaçları keselim
29.11.2012
Serbest kıyafet ve saç inkılâbı
22.11.2012
Nükhet Masaj Salonu
15.11.2012
Taksiyle hipotenüs hesabı
01.11.2012
Masayı döven, dizini döver
25.10.2012
Orhan Gencebay ile bir ömür jürisi
18.10.2012
Sıkıcı köyün sıkıcı enstitüsü
11.10.2012
Şişkoluk vergisi
04.10.2012
Cahil Sizsiniz Türkiye
27.09.2012
Siyasette süper market kahraman bakkal olayı
20.09.2012
Çanta, don, vale, kâğıt havlu...
06.09.2012
Benim sansürüm
30.08.2012
Doktor Mertcan’ı okutan emekli Ahmet Amca
16.08.2012
Naim’e üzüntü testi
09.08.2012
Zevkler ve renkler tartışılmalı –Logolar (2)
02.08.2012
Logolardan yansıyan şehir
26.07.2012
Afrika menekşesi deneyi ve UNICEF
19.07.2012
Bedava köprü için kuyruk hali
12.07.2012
KPSS keşke tamamen çalınsa
05.07.2012
Engelli komşu
28.06.2012
Beta Yasa
21.06.2012
İstanbul’u boşaltanlara öneriler
07.06.2012
Charlie Chaplin Uludere’de
17.05.2012
Kov bostancı danayı
10.05.2012
Buradan sol arabesk çıkabilir
03.05.2012
Baro ve Piç
26.04.2012
Havucun mektubu
19.04.2012
Her işin başı emperyalizm
12.04.2012
Bana siyaset yapma
05.04.2012
Çöle saygı
29.03.2012
Konferans dinleyicisi köpek ve ‘sahibi’
22.03.2012
Hayvanlar
15.03.2012
Korkma! Niye korkasın ki!
08.03.2012
Domatesin kokusu
01.03.2012
Kıyafetle gelen eşitlik
23.02.2012
İstanbul’u Kadir Topbaş fethetseydi...
16.02.2012
Gerçeklik tapıcılığı
09.02.2012
Samanyolu TV günahı
02.02.2012
Çocukluğumuzda yediğimiz helvalar, bugün kulağımızı tırmalar...
26.01.2012
‘Sen mevsimler gibisin, değişirsin sevgilim’
19.01.2012
Kâğıt kokusu
05.01.2012
Zaman düşmanlığı
29.12.2011
Yılbaşı süslemesi
22.12.2011
Onlar ağlamasın da kim ağlasın
15.12.2011
Ekmek, yoğurt, çay ve statüko
08.12.2011
Fareler ve köpekbalıkları
24.11.2011
Futbola hayat öpücüğü
17.11.2011
Varoluşsal araba çıkartması
03.11.2011
Naylon çorap anayasası
27.10.2011
Bir uyuyup uyanalım
13.10.2011
Derthill Rezidans
06.10.2011
Öğretmenlik tarihe karışırken
29.09.2011
Emlak sözlüğü (2)
22.09.2011
Bekara ev yok!!
15.09.2011
Best Model
01.09.2011
Ürkek ve mahcup sivilleşme
25.08.2011
Evlilik programları
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.