Hangi çılgın Suriyeli, Hollanda hükümetini bizzat Hollanda Adalet Bakanlığı’nın ‘terör örgütleri’ listesinde oldukları halde savunma bakanlığı kanalıyla, kendileri ve yakınlarına zarar veren cihatçılara askeri yardım yapmakla suçlayabilir? En başta ‘yaşama hakkı’ olmak üzere insan haklarını en ağır şekilde ihlal eden olaylar zincirinde ‘teşvikçi ve tedarikçi’ rolüyle itham edebilirler? Mümkün müdür?

Oysa iki sene önce Hollanda parlamentosundaki soruşturmada, bizzat Hollanda makamlarının ‘halifelik iddiasındaki selefi suç örgütü’ saydığı Şam Cephesi gibi örgütlere yardım edildiği ortaya serildi. Önce mevzuyu ‘devlet sırrı’ diye yayınlatmayan Hollanda Dışişleri’nin kabullenmek zorunda kaldığı ‘zararsız lojistiğin’ cihatçıların insan hayatına mal olan eylemlerinde kullanıldığı anlaşıldı. Ne ki Suriyelilerin ihlalcilerini cezalandırmaya çalışabilecekleri bir makam yok.

JEOPOLİTİK GÜÇ MÜCADELESİNİN AYGITI OLARAK İNSAN HAKLARI

‘İnsan hakları’ küreselleşme çağında jeopolitik güç mücadelesinin en gözde başlığı. Mevzuya ‘cezalandırıcılık’ unsuru eşliğinde ‘yasallık’ bahşetmek ABD’ye düşmüştü. 2012’de Obama döneminde ABD ‘Magnitsky Yasası’nı çıkarttı. Rusya’da büyük paralar kazanmış şaibeli hedge fon yöneticisi Bill Browder’ın, ‘avukatı’ gibi sunduğu muhasebecisi Sergey Magnitsk’nin kötü koşullarıyla namlı Rus hapishanelerinde ölümü üzerinden açıldı ‘Magnitsky cephesi’. 2017’de ABD Kongresi bunu ‘Küresel Magnitsky Yasası’ ile tamamladı. Bu sayede küresel insan hakları ihlallerinden ötürü beğenilmeyen devletlerin yetkililerine yaptırımların önü açıldı.

Artık AB’nin de ABD’den ithal bir ‘Magnitsky’si var. Yasanın onayı AB zirvesi ve insan hakları evrensel bildirgesinin yıldönümü olan 10 Aralık’a denk getirildi. ‘Magnitsky’ ismi anılmasa da içerik aynı. Genel çerçeveyle ‘insan hakları ihlallerinde rol oynadığına inanılan yetkililer ve şahısların hesapları dondurulacak, seyahat yasakları getirilecek’.

Hem ABD hem AB’deki girişime öncülük eden Hollandalı vekil Sjoerd Sjoerdsma, Af Örgütü’nün Hollanda’daki dergisine şöyle demiş: “Bu gerçekten de siyasi bir aygıt... Bazıları hatalı biçimde bundan azade kalabilir.”

 

BROWDER’IN DER SPIEGEL’LE SINAVI

Hata işin özünde. En başta Hedge fonu yöneticiliğinden insan hakları aktivistliğine terfi etmiş Bill Browder’ın ‘Küresel Magnitsky Adalet Hareketi’nde. Kendisi AB’nin Magnitsky’sinden çok memnun kalmış, “Abidevi ve tarihi bir gün!” diye tweet attı. Düne kadar keyfini tek bozan, 10 senedir etkin lobicilikle anlattığı hikayenin Batı medyasında ilk kez ana akımdan sorgulanmış olması.

Alman Der Spiegel dergisinden Benjamin Bidder, 26 Kasım 2019’da ‘Magnitsky dosyasına’ el attığında, Browder’ın hikayesindeki tutarsızlıkları derhal tespit etti. https://www.spiegel.de/international/world/the-case-of-sergei-magnitsky-anti-corruption-champion-or-corrupt-anti-hero-a-1297796.html

Magnitsky’nin söylendiği gibi bir ‘kahraman’ olmadığını, bu hikayede kimsenin ‘kahraman’ olmadığını, Browder’ın Londra’nın Finsburg bölgesindeki ofisinden Rusya’ya karşı ‘kan davası’ yürüttüğünü yazmaya cüret etti. Browder ağır eleştiriler yöneltse de Der Spiegel makalenin arkasında durdu. https://www.spiegel.de/international/world/spiegel-responds-to-browder-criticisms-of-magnitsky-story-a-1301716.html

Browder, Hermitage Sermaye Yönetimi’yle Rusya’da yatırımlarından kısa sürede yüzde 1500 kar elde etmiş birisi. O kadar az vergi ödemiş ki, sonunda Rus makamları soruşturma başlatmış. Amerikan doğumlu Browder’ın vergiden kaçınmak için Britanya vatandaşlığına geçmişliği var. Browder’ın iddiası, muhasebecisi Magnitsky’nin Rus devletinin 230 milyon dolarlık vergi kaçakçılığını ihbar eden bir avukat olduğu ve keyfi olarak tutuklanıp hapiste öldürüldüğü.

Der Spiegel’in soruşturması, bir kez daha meselenin bu olmadığını sergiliyor. Magnitsky bir avukat değil maliyeci ve vergi denetçisi. Browder’ın kıdemli avukatının talimatıyla hareket ediyor. Rus makamlarına yolsuzluk bildiriminden önce patronu hakkında soruşturma açılıyor. Browder’ın hedef aldığı Rus polisleri asla cinayetle suçlanmıyorlar, Britanya mahkemesinde açtıkları davada aklanıyorlar. AİHM, Rusya devletini geçen sene hapiste yaşam hakkını koruyamamaktan ötürü Magnitsky’nin ailesine 34 bin euro cezaya çarptırıyor, cinayetin lafı geçmiyor. Magnitsky’nin tutuklanmasının da keyfi değil haklı suç isnatlarına dayandığı hükme bağlanıyor.

Der Spiegel, Browder’ın saldırıları karşısında Rusya devletini savunmak gibi bir misyonları bulunmadığını ancak Browder’ın Batı kamuoylarına anlattığı ve Rus yetkililere yaptırımları tetikleyen hikayedeki tutarsızlık, çelişki ve kanıtlanmamış iddiaları aydınlatmayı hedeflediğini vurguluyor. İroniktir ifade özgürlüğü savunucusu Batılılar daha önce Rusya’da Putin’e eleştirileriyle nam salmış yönetmen Andrei Nekrasov’un Browder’ın iddialarını çürüten belgeselini yasaklatabilmişti.

Velhasıl Browder’ın lobiciliği Avrupa’da da meyvelerini verdi. Amerikalıların hop oturup hop kalktıkları Kaşıkçı cinayeti yüzünden Suudilere karşı Magnitsky yasasını kullanacakları yok. Avrupa’da ise şimdiden Fransa lideri Macron, insan hakları standartlarını geçen hafta ağırladığı el Sisi’nin Mısır’ı için koşul kılmayacaklarını beyan etmiş vaziyette. Yasanın 2013’te Hollanda’nın Rotterdam kentindeki hücresinde, bizzat Hollanda makamlarının soruşturmasında -tıpkı Magnitsky’de olduğu gibi- ‘ihtiyaç duyduğu tıbbi tedavi ve yasal desteği alamadığı için öldüğü’ saptanan Rusya vatandaşı Alexander Dolmatov’dan ötürü, yine Hollandalı yetkililer için uygulanması da pek olası görünmüyor. Fakat Avrupa ve Amerikalılar ‘işte şimdi Çin’in peşine düşebiliriz’ diyorlar. İnsan hakları mı dediniz? Bütün bu hikayelerde bir tek ‘o yok’.