• 30.04.2016 00:00
  • (1574)

CUMA NOTLARI

 

Burada Davutoğlu, Çavuşoğlu, Bozkır, Yenel, Avrupa’da Merkel, Juncker, de Maizières, Tusk, Timmermans, Avramopulos…

 

Bu iki heyet arasında mekik dokuyan, nam salmak ve/veya para kazanmak peşinde olan nevzuhur bir takım uluslararası mühendisler ile AB’nin mülteci konusundan bihaber amatör örokratları… Fasıl heyeti öyle böyle değil…

 

Mülteci Anlaşması çok iyi işliyormuş, artık denizde mülteci boğulmuyormuş, giden sayısı günde 30 mülteciye düşmüş, böyle giderse bu iş bitmişmiş, Türkiye zaten güvenli ülkeymiş…

 

İnsan Hakları ihlâlleri uydurmaymış, Anlaşma Türkiye-Yunanistan ilişkilerini de düzeltecekmiş, AB ile Türkiye üyelik müzakereleri yeniden canlanmış…

 

Ankara vize muafiyetini almak için yerine getirmesi gereken 72 koşulu çok iyi yerine getirmiş, artık sıra vize muafiyetini gerçekleştirmek üzere Schengen ülkelerindeymiş, zaten AB vize konusunda yapıcı olmazsaymış Ankara mültecileri Yunanistan’a salıverir, AB’nin de ödü koparmış…  

 

Duyduk duymadık demeyin, Alice Schengen diyarında…   

 

Söz konusu olan tam anlamıyla bir şizofreni

 

Şimdi bu şizofreni, bakalım 4 Mayıs’ta Avrupa Komisyonu’nun vizeyle ilgili 3. izleme raporuna nasıl yansıyacak. Komisyon ihtimalen bardağın dolu tarafına övgüler düzüp yapıp topu taca atacak, “sonbaharda bir daha bakmamız lâzım” diyecek. Zira koşullar yerine filan getirilmedi ve getirilmeleri mümkün değil. Getirilseler Türkiye demokratik bir ülke olur, vize muafiyetine gerek kalmaz. Komisyon böylece eksikleri görmezden gelmez ve Juncker’in ara sıra verdiği “sert” demeçlerde “taviz, sulandırma yok” tutumu uyarınca “ev ödevi eksik” derse,Ankara kaynaklı bir kriz beklenmeli. Ertelemeye tepkiyi tahmin etmek zor değil.“Kahpe Avrupa” manşetleri hazırdır havuzda.

 

Ya da Komisyon Almanya’nın baskısına boyun eğecek ve takdirini Türkiye’den yana kullanarak vize muafiyeti teklif edecek. Eksikleri alenen görmezden geldiğinde, zaten yerlerde sürünen kredibilitesi hem burada hem orada onulmaz bir yara alacak. Bu defa kıyamet AB’de kopacak. Zira bugün Avrupa’nın Schengen ülkelerinin istisnasız hiçbirinde, kamuoyu önünde veya siyaset dünyasında, “Türkiye vatandaşlarına vize muafiyeti olsun mu olmasın mı” diye bir tartışma yok. “Türklere vizesiz Avrupa” manşetlerinin aşırı sağ hatta orta sağ tarafından nasıl kullanılabileceğini kestirmek zor değil. Bu durumda, son kararı verecek olan siyasetçiler ya kararı erteleyecekler ya da başka bir formül arayışına girecekler.

 

AB vize muafiyeti konusunda çok zor ve gönülsüz bir taahhüt altına girdi, kaldırsa bir türlü kaldırmasa bir türlü. Mülteci meselesinde de elini kolunu bağladı. Eninde sonunda herhalde bir ara yol bulacak. İşinsanları, eğitim ve araştırmacılar, belki AB ülkelerinde yaşayanların akrabalarını kapsayan gruplara kolaylık getirerek bu işin altından kalkacak. Ankara’nın buna “istemem koy yan cebime” diyeceğini düşünüyorum.  

 

Vize uğruna yapılan yalapşap düzenlemeler

 

Hükümet vize muafiyeti uğruna alelacele yasama yapıyor, mâlum. Yasama zaten torbalara doldurulan ve AKP’lilerin topyekûn el kaldırıp el indirdiği bir faaliyet hâline geldi; yasa tasarıları komisyonlarda oldubittiye getiriliyor; vatandaşın kendisini birebir ilgilendiren konulara hiçbir dahli yok.

 

Yakın zamanda, vize için gereken 72 koşulla ilgili düzenlemelerden biri 7 Nisan’da yasalaştı. Adalet Bakanlığınca hazırlanan 6698 sayılı 33 maddelik yasayla Kişisel Veriler bir kurul tarafından korunacak. Adalet Bakanlığı altında çalışacak kurulun9 üyesinden 5’i meclis, 2’si hükümet 2’si de cumhurbaşkanı tarafından atanacak. Yani kurul tamamen yürütmenin kontrolünde.

 

Şimdi tuhaf olan şu: Yasa yürürlüğe girdikten tam bir hafta sonra 14 Nisan’da Avrupa Parlamentosu kişisel verileri çok geniş bir koruma altına alan, üye ülkeleri bağlayıcı ve 91 maddelik son derece ayrıntılı bir yönetmelik kabul etti.

 

www.europarl.europa.eu/news/en/news-room/20160413BKG22980/QA-new-EU-rules-on-data-protection-put-the-citizen-back-in-the-driving-seat

 

Hükümetin, vize yol haritası bağlamında uyum sağlamak adına emsal aldığı AB yönetmeliği ise 1995 tarihli ve sadece genel hatları veren bir çerçeve yönetmelik.

 

6698 sayılı yasa uyarınca özel verilerin veri tabanına işlenmesi için açık rıza gerekiyor. Pek çok başka madde arasında bu “açık rıza” maddesini ele alalım. Yasa şöyle diyor:

 

 

(1) Kişisel veriler ilgili kişinin açık rızası olmaksızın işlenemez.

 

(2) Aşağıdaki şartlardan en az birinin varlığı halinde, ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın kişisel verilerinin işlenmesi mümkündür:

 

a) Kanunlarda açıkça öngörülmesi.

 

b) Fiili imkânsızlık nedeniyle rızasını açıklayamayacak durumda bulunan veya rızasına hukuki geçerlilik tanınmayan kişinin kendisinin ya da bir başkasının hayatı veya beden bütünlüğünün korunması için zorunlu olması.

 

c) Bir sözleşmenin kurulması veya ifasıyla doğrudan doğruya ilgili olması kaydıyla, sözleşmenin taraflarına ait kişisel verilerin işlenmesinin gerekli olması.

 

ç)  Veri sorumlusunun hukukî yükümlülüğünü yerine getirebilmesi için zorunlu olması.

 

d)  İlgili kişinin kendisi tarafından alenileştirilmiş olması.

 

e)  Bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için veri işlemenin zorunlu olması.

 

f) İlgili kişinin temel hak ve özgürlüklerine zarar vermemek kaydıyla, veri sorumlusunun meşru menfaatleri için veri işlenmesinin zorunlu olması.

 

Görüldüğü gibi maddenin 2. fıkrasında sayılan istisnalar Türkiye’de geçerli temel hak ve özgürlükleri hiçe sayan yasalarla birlikte okunduğunda kişisel veri korumayı kadük kılar nitelikte. Paradigma devletin yurttaşa ve bireye önceliği, AB’de aksi…

 

Bu sadece bir örnek! Daha önceki bir makalede vize muafiyeti için belirlenen 72 koşulu yerine getirmek için yapılması gereken yasal düzenlemeler arasında yolsuzlukla mücadele ve insan haklarına saygı ağırlıklı düzenlemelerden bahsetmiştim. http://www.haberdar.com/72-kosul-ve-yolsuzluk-makale,924.html 

 

CENGİZ AKTAR / HABERDAR