• 9.02.2016 00:00
  • (1655)

 AKP’nin başkanlık dayatmasıyla lağvedilen Anayasa Uzlaşma Komisyonunda ortalık çok daha sakinken anlaşamayan dört parti neden şimdi ortalık toz duman iken anlaşsın anlamak mümkün değil.

Bu durumda AKP’nin kendi başkanlık sistemi anayasasından farklı bir metin çıkarma şansı yok. Diğer üç parti de farklı saikayla ve son tahlilde AKP’nin oyununa gelmeyecekler.

CHP/MHP’den başlayalım. Her ne kadar Davutoğlu 3 konuda CHP/MHP ile anlaştık dese de dün her iki partinin yöneticilerinden gelen demeçler oyuna uyanmakta olduklarını gösteriyor. CHP, hükümetle yaptığı “istikşafî” yani yoklama mahiyetindeki görüşmelerden sonra 12 Eylül darbesinin izlerini ayıklama misyonunu kendine yakıştırsa da bunun AKP ile olamayacağına kanaat getirmiş görünüyor. Yeniden canlandırılacak Uzlaşma Komisyonu’na vereceği üç hukukçu üyenin bu işlerden pek haberi yok. Eski üyeler Süheyl Batum, Atilla Kart ve Rıza Türmen artık vekil değil.

Kart, AKP’nin “60 madde üzerinde anlaşılmıştı zaten” iddiasına karşı esas diğer üç partinin, AKP’nin başkanlık hedefinden tamamen aksi yönde parlamenter sistemi güçlendiren 39 maddede anlaştığını hatırlatıyor. AKP parlamenter yolun yolcusu değil. Erdoğan’ın adıyla sanıyla murad ettiği “Türk tipi başkanlık sistemi”nde direten AKP ile diğer üç partinin yeni bir anayasa yazması mümkün mü?

HDP AKP tarafından muhatap bile alınmıyor. Yöneticilerinin yakında dokunulmazlıkları kaldırılabilir. Her ne kadar iktidar kalemleri aksini anlatmaya çalışsa da AKP HDP’yi gömdü bile. Kosova modelinin uygulamada olduğu ve maalesef kopuşa doğru giden Kürdistan’ı Türkiye’de muhafaza edecek ayarda radikal ilkeler içeren bir anayasal metin üzerinde mutabakat arayacak bir siyasî yaklaşım var mı iktidarda?

Geriye kalıyor AKP’nin taktiği: Her maddede oy çoğunluğu manevrasıyla dahî meclisten çıkması zor olan kendi anayasası için MHP’den vekil transferiyle doğrudan başkanlık referandumuna gitmek, referandumdan “evet” çıkarmak ve akabinde hazır olan başkanlık anayasasını meclise ve memlekete “ben referandumu kazandım millî iradeyi temsil ediyorum” diyerek dayatmak. Bu durumda referandumda sorulacak soru da şu olabilir: “Anayasamız Başkanlık Sistemini esas alacak şekilde değiştirilsin mi?”

AKP’nin derdi anayasa değil başkanlık, buradan bakınca o anayasa temel hak ve özgürlükler açısından 1982 Anayasası’nı dahî aratacak içerikte olacak. (AKP metni TBMM websitesinde mevcut bkz. AKP önerilerihttps://anayasa.tbmm.gov.tr/calismalara_iliskin_belgeler.aspx)

AB’nin 18 aylık iş planında Türkiye ile müzakere yok

Bir kez daha hükümet 2016’yı “AB yılı” ilân etti, AB kaç kez bir yılın teması ilan edildi, sayısını unuttum. Keza yeni fasılların açılması gündemde, mâlum. Ama iş fasılları müzakereye açmakla bitmiyor. AB mevzuatıyla AKP mevzuatı arasındaki kan uyuşmazlığı artık aşikâr. Dostlar alışverişte görsünden öte bir şey yapılmayacağından emin olabilirsiniz.

Yegâne somut çalışma vize muafiyetini akılları sıra sağlama almak üzere 72 koşulu yerine getirmek amacıyla meclise alelacele getirilecek torba yasa. Özellikle “kişisel veri güvenliği” konusunda ciddî eksik ve aksak noktalar olduğu dile getiriliyor. Muhalefetin, Davutoğlu’nun “anlaştık” demeçleriyle havaya girmeden yasaları incelemesi gerekiyor. Zaten olmayacak olan vize muafiyeti derken bir avuç kalan özgürlüklerden de olmayalım.

Nitekim AB’nin radarında Türkiye’nin üyeliği filan yok. Birlik’in 18 aylık iş planı 1 Ocak’ta başlayan Hollanda dönem başkanlığı münasebetiyle açıklandı. Plan Hollanda, Slovakya ve Malta dönem başkanlıklarını kapsıyor.

10 yıldır müzakere eden, 1959’dan bu yana AB ile ilişkide olan Türkiye 30 Haziran 2017’ye kadar geçerli olan planın genişlemeyle ilgili paragrafında zikredilmiyor.Yalnız gümrük birliğinin modernizasyonu münasebetiyle ve Göç Eylem Planı altında adı geçiyor.

Soykırımın sıradanlığı

Türkiye soykırımını 100 yıl önce gerçekleştirip üzerine bir bardak su içtiği ve aklı sıra böylece defteri kapattığı için soykırımla bu kadar kolay yüzgöz olabiliyor. Yahudi soykırımı konusunda bilgi, ne de olsa sıfır noktasında.

Bu yüzdendir ki fütursuzca Hitler kolaylıkla telaffuz edilebiliyor. Dil sürçmesi meselesi değil bu. Kötü örnek olarak dahî ağza alınabilecek bir isim değil Hitler.

Halk arasında güçlü lidere örnek olarak konuşulabiliyor. 

“Kavga”sı kapış kapış gidebiliyor.

Yahudilere “az bile yaptı” denebiliyor.

Nazi rejiminin propaganda beyni Göbbels’in metodları uygulanabiliyor.

20 yaşlarında oğlan Kürd meselesinin ancak soykırımla çözülebileceğini dile getirebiliyor.

İktidar kalemleri Teşkilât-ı Mahsusa’dan “bugün de çalışıyor olmalı” diye bahsedebiliyor.

Mahvedilmiş Ermeniler günlük dilde küfür olarak telaffuz edilebiliyor.

Çürümüş bünyeden kokular geldikçe geliyor…

CENGİZ AKTAR / HABERDAR

[email protected]

www.twitter.com/AktarCengiz